Ayette putlar yerine neden ısrarla veli kelimesi zikredilir?

Ayette putlar yerine neden ısrarla veli kelimesi zikredilir?

09 Kasım 2019 Cumartesi 12:13
Ayette putlar yerine neden ısrarla veli kelimesi zikredilir?
banner310

İhlas ve şirk, biri varsa diğeri yoktur

Şirk meselesini uzatmış sayılabiliriz ama değer. Çünkü mümin olarak bizden istenen şey, Allah’ın alanına başka hiç bir şeyi, ya da hiçbir kimseyi karıştırmadan ve ‘dini sadece O’na has kılarak’ kulluk etmemizdir. Din muameledir, yani imanın davranışa dönüşmesidir. Dinin O’na has kılınması demek, din adına yani ibadet kastıyla yaptığımız her davranışı sadece O’nun için yapıyor olmamız demektir. Allah’ın birliğini ve ibadetin sadece O’na yapılacağını prensipte herkes kabul eder ama uygulamaya yani muameleye gelince, ama, diye başlanır ve ibadet anlamı taşıyan davranışlarımız çatallanır, bazı davranışlara yorum ve kılıf aranır. Mesele çok önemli olduğu için; ‘dini sadece Allah’a has kılarak, duayı sadece Allah’a has kılarak’ ifadeleri Kuranıkerim’de en az yirmi kez tekrarlanır. Ayrıca bu anlama gelen başka onlarca ayeti kerime vardır. Demek ki, Allah kullarının zaafını biliyor.

Demiştik ki, Kuranıkerim dersimizde Zümer suresinin şirk ve ihlas konusunu vurgulayarak anlattığını fark ettik. Surenin inişi Mekke döneminin yarılarındadır ve müminlerin iman-şirk çizgisini artık netleştirmeleri önem kazanmıştır. Sure, bu meselenin ciddiyetine dikkat çekerek başlar:

‘Biz bu kitabı sana hakikat olarak indirdik, o halde sen de Allah’a, dini sırf O’na has kılarak ibadet et’ (2).

Allah’ın hakkı budur. Allah’a itaat ve ibadet anlamı taşıyan hareketlerinizde O’ndan başka bir şey düşünmeyin. Bunun adı ihlastır. Yani ihlas şirkin her çeşidinden arınmadır. Siz de dini sadece Allah için yaşayın denmiş gibidir.

Dikkat edin, Allah’ın istediği, katıksız/halis olan dindir. O’nun dışında veliler edinenler, biz onlara sırf bizi Allah’a daha çok yaklaştırırlar diye kulluk ediyoruz derler. Onların ihtilafa düştükleri konularda aralarındaki hükmü Allah verecektir. Allah yalancılara, katmerli kâfirlere hidayet vermez’ (3).

Buradan; bize şefaat ederler ve bu sayede biz Allah’a daha çok yaklaşırız diye Allah’ın dışında kutsallık atfedilen ve onlara gösterilen saygının ibadet anlamı taşıyacak bir şekle büründüğü her şeyin ya da her şahsın, dinin halis Allah için olmasına engel olduğu anlaşılıyor. Çünkü bu durum ibadete ve dindarlığa başkalarını dolaylı da olsa ortak kılma anlamına gelir.

Ayette putlar yerine veliler denmiş olması düşündürücüdür. Elbette Allah’ın veli kulları vardır. Biz onlardan olmaya çalışırız ama onları bir aracı olarak görmeyiz. Onların kimler olduğunu da kesin olarak bilemeyiz. Ama Allah’ın velisi olmanın şartının iman ve takva olduğunu bize bizzat Allah söylüyor. O halde bu özellikleri taşıyıp istikamet üzere gördüklerimize hüsnü zan besleriz, severiz ve sayarız. Bu ayrı bir şey.

Burada ilginç bir noktaya işaret etmeliyiz. Ne zaman Allah’tan başkasını ibadetlerimize ortak koşmayalım, O’ndan başkasından istimdad etmeyelim dense ki, bunlar Fatiha ile her gün tekrarladığımız, Allah’a ahdimizin gereğidir, bazı dervişler böyle söyleyenleri tarikat ya da tasavvuf düşmanı ilan ederek tepki gösterirler, böylece tasavvufu sanki Allah’tan başkasından imdat dileme olarak kabul etmiş olurlar. Oysa onların bu tavırları bir nebze ilmi olan insanları tasavvuftan uzaklaştırır. Dikkat edilirse böyle tavırlar sebebiyle bizde, çok azı müstesna, tarikatlara bağlı olanlar şeriatı iyi bilen insanlar değillerdir. Buna karşılık mesela Moritanya’da, Mağrib’te ve Suriye’de ilmiye sınıfı tasavvufun içindedir.

Meseleye ilimle bakacak olsak şunu kolaylıkla anlayabiliriz: Var sayalım ki, ölü ya da diri, bazı maneviyatı yüksek insanlardan istimdad eylemenin bir faydası olsun. Öncelikle bu bir varsayımdır ve delilsiz bir inançtan ibarettir. Delil deyince de dinimizin bize delil olarak sunduğu bilgileri kast ediyoruz. İkinci olarak bunun aksini gösteren, başta ‘iyyâke nestaîn’ olmak üzere sayısız delil ve uyarılar vardır. Üçüncü olarak, siz böyle bir hataya düşmeyiz deseniz bile, bu inancın kulları ilahlaştırdığına dair her gün sayısız örnekler görüyoruz. O halde bunca açık olumsuzluklar karşısında öyle bir varsayımla hareket etmek ne aklın, ne de İslam’ın kabul edeceği bir şeydir. Kaldı ki, Allah bize ‘yaşayan da bir delille yaşasın, ölen de bir delille ölsün, doğru söylüyorsanız delilinizi getirin’ diyor. Hıristiyanlar da önce Hz. İsa’yı yüceltmede aşırı gittiler, arkasından papazları Allah’tan esinlenen, yani bir nevi vahiy alan yanılmaz insanlar olarak gördüler ve yoldan çıktılar. Şia da imamlarını, tam da onların papazları bildikleri gibi bildi, onlar masumdur, söyledikleri Allah’tandır dediler. Peki, biz ne yapıyoruz?

Faruk Beşer / Yeni Şafak

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2019-11-09 14:29:04

tamam da simdi biri kalkip bu ayetleri elini ayagini opturup onunde el pence divan durdugumuz falanca bilmiyor mi?derse sacimizi mi yolacagiz? bizimkisi kurani dort yasinda hatmetmis alti yasinda hifzetmis on yasinda arabcayi ogrenmis oniki yasinda vaaz etmis 14 yasinda alimlerle tartisip hepsin maglup etmis vs vs vs derse ve boyle inanirsa bu ayetlerin varligi ve yoklugu onun icin ne ifade eder?

Avatar
Somalı 2019-11-10 21:30:06

Tabiki Rabbim cümlemizi şirk belasından korusun.ancak efendiz(a.s)ın alimler varislerimdir sözü ne anlama geliyor.o zaman cemat olmayalımmı sadıklarla oturmayalımmı iyi bir kul olmak için akşemseddinler,yunuslar,...aramayalımmı.

Misafir Avatar
pirifani 2019-11-10 22:17:01 @Somalı

2-aslinda halkimizin islam buyugu Allah dostu gibi sifat ve yakistirmalarla andigi kisiler hakkindaki bilgiis de menkibe ve anektod seviyesindedir ki cogunun asli olup olmadigi bile belli degildir.siz salih ve sadik olursaniz zaten salih ve sadiklarla berabersiniz demektir.belli bir cemaate katilip onlarin kuran ve sunnet disi ibadet dedikleri uygulamarini yapmak ve onlarin istedigi sekilde giyinmek tras olmak degildir sadiklarla ve salihlerle beraber olmak.oruc tutanlarla beraber oruc tut dedigimde ne anliyorsiniz.veya su falan kisi zina edenlerle beraber zina ediyor denilince ne anlarsiniz?kurani ister bildiginiz dilde okuyun ancak uslubunu kavramaya gayret edin.kuranin uslubunun anahtari yine kurandadir.tabi arabca metni de ihmal etmeyin.size iki kitab tavsiye edeyim.1-ferahi ve nazm yazar hayrettin ozturk 2-meryem suresi tefsiri bilal gokkir 3-kuranda sembolik anlatimlar necmettin sahinler...bagli bulundugunuz guruba olan guveniniz sakin sizi okumaktan mustagni etmesin.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
pirifani 2019-11-10 22:04:05 @Somalı

sayin somali kuran muslumanin yol haritasidir.kissalr ve misallerle gereken ornekler kuranda eksiksiz olarak verilmistir.aksemseddin ise kendinden mesuldur dogrulari da hatalari da olabilecek bir kuldur.akibeti hakkinda da bizim hic bir bilgimiz yoktir.kurani anladigimiz dilde defaatle okuyup rabbimiz tarafindan bize verilen mesaji anlamak gibi bir vazifemiz varken bazilarinin bize dayattigi iyi alimler kotu alimler listeleriyle ugrasmakla vakit harcamazsak daha iyi olmaz mi.yunus zaten saibenin de otesinde bir durumda.aksemseddi ve diger sevdikleriniz de insan olmalari sebebiyle hata da yapabilirler dogru da.ancak sizin zihninizde onlarla ilgili olumlu tavir onlarin yaptiklari hatalari gormenizi,farketmenizi engelleyebilir,hatta onlarin hatalarini bile bile savunacak bir duruma dusebilirsiniz.bizdeki sahis merkezli din anlayisinin insanimizi getirdigi nokta budur. aksemseddinin yazdigi hangi kitabi okudunuz ya da onunla ilgili butun bilgileriniz kulaktan dolma menkibeler mi? devam ede

Beğenmedim! (0)