‘Kur’an bize yeter’ mi, onu anlamadan okumanın faydası var mıdır?

‘Kur’an bize yeter’ mi, onu anlamadan okumanın faydası var mıdır?

22 Mayıs 2020 Cuma 02:56
‘Kur’an bize yeter’ mi, onu anlamadan okumanın faydası var mıdır?
banner310

Daha önce de duyurduğumuz gibi, Ramazan akşamları saat 18.00 de twitter üzerinden ‘Ayetler Işığında’ başlığı ile bir sohbet yapıyoruz, sonunda da gelen soruları cevaplıyoruz. Çok seviyeli soruların geliyor olması bizi sevindirdi. Bu soruların herkesi ilgilendirenlerine verdiğimiz cevapları yazılarımızda sizlerle de paylaşmak istiyorum.

‘Kuran bize yeter’ söylemini nasıl anlamalıyız?

Bu söz, kast edilen manaya göre doğru da yanlış da olabilir.

Bizim dinimizin aslı ve esası Kuranıkerim’dir, başka dinlerin kitaplarından alınacak bilgilere ihtiyacımız yoktur. Bizim doğru ve yanlış ölçümüz odur, ona uymayan, onunla zıtlaşan hiçbir sözü, fikri ya da görüşü kabul etmeyiz gibi bir anlam kast ediliyorsa bu tabii ki, doğrudur.

Kur’an bize yeter, bu sebeple biz Sünneti, sahabe icmaını, ümmetin manevi ittifakı/icmaı ile gelen bütün kabulleri, ehlinden sadır olmuş içtihatları kabul etmeyiz anlamında söyleniyorsa bu zaten kendi içinde çelişkili bir söz olmuş olur. Çünkü bu da bir anlamadır, en nihayet bir içtihattır.

Şimdi hadi biz de ‘Kuran bize yeter’ diyelim ve Kuranıkerim’i okumaya başlayalım. Yüzün üzerinde ayeti kerimenin bizi Resulüllah’a uymaya, ona itaat etmeye, onu örnek almaya çağırdığını göreceğiz. O zaman ya bu ayetler bize hitap etmiyor, bunlar Kuranıkerim’in ilk muhataplarına söylenmiştir, bunların günü geçti, yani bunlar tarihseldirler diyeceğiz ve ‘Kuran bize yeter’ değil, fazlalığı bile var, onları atmalıyız’ demiş olacağız. Ya da o ayetleri kendi anlayışımıza göre yorumlayacağız, yani tevil edeceğiz, onlara lafzî anlamlarından başka manalar yükleyeceğiz. O zaman da kendi tevillerimizi sünnetin, icmaın ya da ehlinden sadır olmuş, usulüne uygun içtihatların yerine koymuş olacağız.

İkinci olarak yine Kuranıkerim’in bizi ‘ulü’l-emr’e itaat etmeye, ilimde rusuh bulmuş ulemayı izlemeye, onun derin manalarını istinbat edecek âlimlere sormaya yönlendirdiğini göreceğiz. Ulü’-emr, ulemanın onayıyla şeriatı tatbik eden yöneticilerdir, bu yoksa ulema heyetidir. Bundan da şunu anlayacağız; Kuranıkerim tek başına yeterlidir ama onu anlamak en azından her seviyedeki insanlar için mümkün değildir. Yani birinci anlamda Kuranıkerim bize yeter olsa da onu doğru anlayabilmemiz için Resulüllah’a ve onun sünnetine, ümmetin ittifakına, onu bilen âlimlere sormaya da ihtiyacımız vardır. Bunu da bize Kuranıkerim söylüyor. Demek ki, bunlar olmadan onu yine doğru anlayamayız. Kuranıkerim kendisinin çok kolay olduğunu söylüyor denirse, elbette çok kolaydır ama onun kendi gösterdiği anlama yolunda olursanız, o yoldan giderseniz öyledir deriz.

Üçüncü olarak, bu anlama araçlarına da ihtiyacımız yok, tek başına Kuranıkerim bize yeter denmek isteniyorsa o halde bu iddianın sahipleri neden onu anlayıp anlatabilmek için bunca efor sarf ediyor, konuşmalar yapıyor ve onlarca kitap yazıyorlar? Oysa onlara da ihtiyacımızın olmaması gerekmez miydi?

Demek ki, Kuranıkerim bize yeter, ama onu doğru anlayıp doğru yaşayabilmemiz için onu ilk ve en doğru anlayıp uygulayan Resulüllah’a, onun uygulama biçimine/sünnetine, bu doğru anlamayı sevad-ı azam olarak sürdüren ulemanın dediklerine, yani geçmişin ayıklanmış ana damarına, ittifakına, ya da ittifaka yakın söylediklerine ihtiyacımız vardır. O halde bunlara aykırı münferit bir anlamanın doğru olmayacağını da anlamış oluruz. İşte bu iddia da böyle münferit bir iddiadır.

Anlamını bilmeden Kuran okumanın bir faydası olur mu?

Kuranıkerim kendi ifadesiyle, ‘hayatta olanları uyarmak için’ gelmiştir. O halde esas olan onun anlaşılıp yaşanmasıdır. Okunması da, hatta düşüne düşüne okunması da bunun içindir. Okunmasının sevap olması, okumanın böyle bir maksadı gerçekleştirme aracı olmasındandır. Yine bu sebeple onu dinleyen, bazen okuyandan daha çok sevap alır. Çünkü okuyan dikkatini ikiye bölmek zorundadır; birisini okuyabilmeye, diğerini anlamaya harcar. Oysa dinleyen, dikkatini sadece anlamaya harcadığı için maksada daha çabuk erişir, daha iyi anlar.

Ama bu esası bilip bunu gerçekleştirme gayretinde olmakla beraber, Kuranıkerim’in Kelamullah olması itibariyle sadece okunması bile bir ibadettir. O sıradan bir söz değildir. Resulüllah Efendimiz (sa) ‘Kuran’ı okuyan onun her harfine on sevap alır; ben size, elif-lam-mim bir harftir demiyorum, aksine elif bir harftir, lam bir harftir, mim de bir harftir diyorum’ buyurmuştur. Demek ki, biz okurken bu harflerden de bu sevabı alırız. Oysa bunların bizim bildiğimiz bir anlamı yoktur.

Son Güncelleme: 22.05.2020 03:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2020-05-10 22:16:33

faruk beseri sevmek istiyorum ama bir turlu beceremiyor.illa ki !!!!!

Misafir Avatar
pirifani 2020-05-11 13:14:12 @pirifani

her ne kadar o kitabi okumadimsa da katalog ve kitapci raflarinda gormuslugum vardi ve birkac defa da onunla ilgili yazdim.ancak insanlar hata yapabilirler ve hatalarindan donebilirler.feto deneyimi aslinda hepimiz icin cok guzel bir ders ve firsat oldu.turkiyede bugun kuran merkezli muslumanlarin cogu belkide tamami tasavvufi cemaatlerden geliyorlar.uyanis bir anda gerceklesmiyor.faruk beser hayrettin karman suleyman ates hatta yasar nuri ozturk bile meseleyi tam olarak cozuebilmis degiller.faruk beserinde tam olarak oturmus dusunceleri oldugunu zannetmemekle beraber eskiye nazaran oldukca yok katetti.tabi insanlarin samimiyeti ve gizledikleri nifaki bilemeyiz.en azindan gerektigince tanimadan.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
imam 2020-05-11 00:03:28 @pirifani

kardeş bir tüyo vereyim sana, faruk beşerin ," hocaefendinin (muhteremide var) fıkhını anlamak" kitabını okursan ,çok seveceksin onu :))))
rabbim iki yüzlülerden muhafaza etsin bizi

Beğenmedim! (0)
Avatar
Safa 2020-05-11 16:55:46

Mahalle baskısı altında olduğunu düşünüyorum. Mesela Rasüle itaatin Peygamberimizin şahsına olmadığını kesinlikle biliyordur. Burda Rasülden maksat vahiydir ve O nunda görevi vahyi insanlara anlatmak ünal tebliğ edip yaşamaktır. Bunu bilmemesi mümkin değil. Ama pek çok akademisyen aynı durumda mahalle baskısı nedeniyle gerçekleri söylemiyor.

Misafir Avatar
pirifani 2020-05-13 15:49:12 @Safa

ilahiyatçıların hazırladıkları tezlerde söylediğiniz meseleyi görmek alışık olduğumuz birseydir.ellerinden geldiğince yumuşatmak için kıvranıyorlar.yoksa onları orada bir an yasatmazlar.kibar ve nazik ifadelerle ben az söyledim siz cok anlayın misali faydalı olmaya calısan cok ilahiyatçı var.tarihcilerin durumu da farklı değil.bir tarafta chp nin resmi tarih teziyle çelişmeyeceksiniz diğer taraftan gelenekçilerin şimdilik gayrı resmi ratıh tezleriyle çelişmeyeceksiniz.hele ki bu iki güruhun anlastıgı meselerde farklı bir çıkarıma ulaşırsanız ve savunursanız yandınız.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Murtaza 2020-05-24 21:03:04

önceleri hep derdim , müslümanlar kalleştir müminler kardeştir diye , korkarım yine aynı çizgiye gelecem , bu söylemin ayetide var , bana kızmayın ,

Avatar
Vatandaş 2020-05-10 21:17:20

Güzel bir bilgilendirme olmuş.işin ehil olan üstatlar anlam yönünden de bizlere bilgi vermektedir.Tek başımıza anlasakta yanlış yorumlayabiliriz.

Avatar
Safa 2020-05-22 03:24:42

Peygambere uymakta aslında yine Kurana uymaktır. Elbet yöneticilik yönü ile uyulmasına önemli lakin şimdi bu mümkün değil. Şimdi herkes Kurana uymalı artık.

Avatar
Murtaza Kurt 2020-05-25 08:41:19

demek istiyorlar ki Allah muhammedin vucut bulmuş halidir , yani Allah eşittir muhammed , yalnız bunu doğrulayan ayet ve hadislerde var , bence ister Allah de ister muhammed de , aynı yere gidersin , ikisini birden dersen , daha iyi olur ,

banner312

banner298