Prof. Dr. Hayrettin Karaman gerçekleri ne zaman Erdoğan'a söyleyecek?

Prof. Dr. Hayrettin Karaman bu günkü yazısında geçmiş kara günlerden günümüz kazanımlarına süreci özetledikten sonra bürokraside anlam veremediği bir çözülme ve birbirine düşmeden söz etti.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman gerçekleri ne zaman Erdoğan'a söyleyecek?

Prof. Dr. Hayrettin Karaman bu günkü yazısında geçmiş kara günlerden günümüz kazanımlarına süreci özetledikten sonra bürokraside anlam veremediği bir çözülme ve birbirine düşmeden söz etti.

12 Aralık 2019 Perşembe 20:23
Prof. Dr. Hayrettin Karaman gerçekleri ne zaman Erdoğan'a söyleyecek?
banner310

Prof. Karaman ya bilmiyor ya da her zaman ki gibi asıl sorunları görmezden geliyor. Karaman'a hatırlatmakta fayda var: Bürokrasideki kazanımlar Bedir Ehli'nin kazanımları idi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'nin Bedir ehli ve Bedir zihniyetli liyakat ehli yerine kendilerine sadakat merkezli Fetih sonrası liyakatsiz, kalitesiz, FETÖ ile geçmişi şaibeli insanları bürokrasiye atamasının hazımsızlığı ve kıyasıya çekişmesinin rahatsızlığının ayak seslerinden başka şey değil o gördüğü çirkin resim..

"Halkın beğenmediği, sevilmeyen, çalışmayan, üstten bakan, makam nüfuzunu adaletsizlikte kullananları bir saat sonra görevden alırım" diyen Erdoğan'ın dibe vuran Diyanet'teki FETÖ'cüye dahi dokunmamasının benzeri durumlar hemen hemen tüm bürokraside sorun olarak var olmaya devam ediyor.

Kaliteli insanlara herkes saygı duyar. Memnun olur. Kalitesiz, FETÖ'de ömür tüketmiş, bilgisiz, iltimasla atanan ve sevilmeyen bürokratlar olur olmaz personelce benimsenmiyor. 

Hazımsızlık haklı olarak şikayet ve serzenişleri beraberinde getiriyor. Bu defa da iltimasla atanan bürokrat kurum nüfuzunu kullanıp aleyhinde personeli susturma yönünde adaletsizliğe sapınca yangın biraz daha büyüyor.

Bir de bu "beşpara etmez, koyun sürüsü bile teslim edilmez beceriksiz atandığına göre ben dünden bu işi yaparım" diyen tiplerin dayı/torpil derdine düşüp kendine yer açma adına koltuk sahiplerini rahatsız etmesi de işin bir başka boyutu.

Yani sayın Karaman! Bürokrasideki çekişmelerin ana kaynağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti'nin liyakatsiz ama ben atadım siz de kuzu kuzu kabul edeceksiniz, itaat edeceksiniz deyip atadığı ve inadına değiştirmediği bürokratlardan kaynaklanıyor.

Bunu en iyi sen biliyorsun. Ama ilerlemiş yaşınla ne zaman gerçekleri Erdoğan'a diyeceksin onu gerçekten merak ediyoruz.

Biz çözümü de söyleyecelim Prof. Karaman'a, AK Parti hem devlete hem de paraya hakim.. Her kurum başkanı ve müdürleri hakkında tarafsız anket şirketlerince memnuniyet, verimlilik, üretkenlik, kurumu ileri götürme, yeni açılım, yeni vizyon, hoşgörü, anlayış... gibi konularda yapılacak anketle gerçek ilim/bilgi sahipleri ortaya çıkarılabilir. 

***

İslâm ülkeleri arası toplantılar yapılırken başta Kur’ân-ı Kerim tilavet ediliyordu, zamanın cumhurbaşkanı ise tilavet bittikten sonra toplantıya katılıyordu. Bir zamanın cumhurbaşkanı “Halk Kur’ân’ı anlasın da ondan soğusunlar” diye yalan yanlış tercüme edilmesini emretmişti, sonra da ibadette Kur’ân’ın Türkçe tercümesinin okunmasını istemişti. Ezan-ı Muhammedî yıllarca ulus devlet zorlamasına uydurulmuş Türkçe okutulmuştu. Hac yasaklanmış, Kur’ân kurslarında belli bir yaştan sonra olanı dışında Kur’ân öğretimi yasaklanmış, Arapça öğretimi yasaklanmış, camilerde bile İslâm’ın şeriat kısmının anlatılması yasaklanmış, Osmanlıca okuma ve yazma yasaklanmış, yasaklanmış, yasaklanmıştı.

Bu yasaklardan bunalmış olan Müslüman halkımız Osmanlı mirası örf ve âdeti gereği ayaklanmak yerine sabırla, gemiyi batırmadan değişimi sağlamak için fırsatın elvermesini bekledi. Halkın sezgi, irfan ve firaseti iki asırda yapılan bozmanın ve değişimin kısa bir zaman içinde ıslahının mümkün olmadığını, bu azim işin adım adım gerçekleşebileceğini idrak ediyor, imkânlar buna göre kullanılıyordu. Az da olsa bir değişim vadettiği için Demokrat Parti’yi iktidara getirdi. Bu partinin lideri Menderes, “Bu halk Müslümandır ve Müslüman kalacaktır” dediği ve İmam-Hatip Okullarını açtığı, dünyayı yönetenlerin emrinden bazı konularda az da olsa sapma meyli gösterdiği için askeri darbe ile iktidardan düşürüldü ve idam edildi. Halk gözyaşlarını evlerinin içinde akıtarak bekledi, yine fırsat elverince biraz nefes aldıracak iktidarlara yol verdi. Müslüman halkın hareket edecek kadar nefes almasına razı olmayan İttihat Terakki kalıntıları zaman zaman bu iktidarları da askeri devreye sokarak düşürdüler ve Müslümanların boğazlarını sıkmaya devam ettiler…

Her şeye rağmen cesur, fedâkâr, adanmış önderler sayesinde bu millet, Müslüman kalmanın ve Müslümanca çağdaşlaşmanın yol ve imkânlarını elde etmeye çalıştı; bu imkânlar içinde görece uygun iktidarlar, okullar, kurslar, dersler, sivil toplum faaliyetleri, ekonomik imkânlar vardı. Bu imkânlar sayesinde İslâmlaşma yönünde önemli adımlar atıldı, kazanımlar elde edildi, beşeriyet icabı önemli hatalar ve kayıplar da oldu.

Derken bize bi haller oldu, halkın ümit bağladığı, bağrına bastığı, toz kondurmadığı önder insanlarımız ve iktidar kadrosu arasında bir çözülme, birbirine düşme, acımasızca birbirini harcama, sen-ben davası, nasihat yerine alenî olarak doğru-yalan ithamlar… felâket bulutları gibi üzerimize çökmeye başladı. Pazara kadar değil, mezara kadar yol arkadaşlığına ant içmiş olanlar kendilerince haklı sebeplerle yoldaşlığı terk edip karşılıklı olarak yıkıcı söylem ve faaliyetleri tercih eder oldular…

Herkes haklılık peşinde. Düşünmüyorlar ki, haklı veya haksız olmak yüzünden içine düştükleri kaostan kazançlı çıkan biz olmayacağız, kazanan ötekiler (bizi bizden koparıp başka kültür ve medeniyete yamayacak, dünyanın patronlarının emirlerine boyun eğecek iktidarlar) olacak.

Halkın sabır, sevgi ve ümidinin bir sınırı vardır, o sınır aşıldığında, ümitler suya düştüğünde darmadağın olarak nereye savrulacağını kestirmek mümkün değildir. Bu ülkeyi seven, dinine diyanetine, medeniyetine, değerlerine bağlı olan iyi yetişmiş kanaat önderlerinin yapması gereken şey, siyasi gruplar arasında dağılmak yerine mevcut imkânları kullanarak davayı tahkim etmek, dava için bir ve beraber olmaktır.

Her adım, sonucu düşünülerek atılmalıdır. Öncelikli sonuca zarar verecek adımlar savunulamaz.

Hayrettin Karaman / Yeni Şafak

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
FANİ 2019-12-12 23:37:01

HABERİ SUNUŞ TARZINIZI CAN-U GÖNÜLDEN TEBRİK EDERİM.BÜROKRASİ ÇÖKMÜŞTÜR-DEVLET KURUMLARININ VE TABİİ Kİ DİYANETİN GENLERİ BOZULMUŞTUR.HAYRETTİN HOCA DAHA NE KADAR SUSACAK , YA DA ÇÖZÜME YANAŞMAYACAK?

Avatar
pirifani 2019-12-13 00:54:56

esas sorulmasi gereken vatanlari icin her bir cephede canini vermekten cekinmeyen muslumanlar ayni hassasiyeti islam soz konusu olunca niye gostermediler gosteremediler.cezayirliler 139 yil mucadele ettikten sonra kendi iclerindeki laiklere teslim oldular bu butun islam beldeleri icin gecerli sayilabilir.irak suriye misir tunus fas turkiye pakistan banglades endonezya hic farketmez. esas bu mesele uzerinde durup dusunmeliyiz.600 kusur sene islamin koruyuculugunu yapmis bu cografya insanina turkce ezani nasil dayatabildiler?menderes degistirmeseydi belki gunumuze kadar da devam edebilirdi.ezanin turkceye cevilemesi de arabcaya cevrilmesi de diger butun meselelerde oldugu gibi inancli insanlarin inisiyatifiyle olmadi olmuyor.