Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için berbere gider.
 

Berber, gelen misafirini karşılar ve onunla ilgilenir. Berber adamı, adam da berberi sevmiş olmalı ki aralarında koyu bir sohbet başlar.
 

Değişik konular üzerinde konuşurlarken birden bire Allah ile ilgili konu açılır.
 

Berber: ” Bak adamım! Ben, senin söylediğin gibi Allah’ın varlığına inanmıyorum.”
 

Adam, hayretle: ” Peki, neden böyle diyorsun?”
 

Berber: ”Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu? Sokaklarda terk edilmiş, sahipsiz, biçare çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi.”
 

Adam, bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi.
 

Berber, işini bitirdikten sonra adam, dışarıya çıktı evine doğru giderken tam o esnada caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.
 

Adam, bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki traş olmayalı uzun süre geçmişti.
 

Adam, berberin dükkânına geri döner ve berbere hitaben: ”Biliyor musun? Bence berber diye bir şey yok.”
 

Berber: ”Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim işte.”
 

Adam: ” Hayır, yok. Eğer berber olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.” Diye cevap verir.
 

Berber, bir an duraklar: ”Hımmm. Berber diye bir şey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?” der.
 

Adam: ”Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu ya! Kesinlikle unutma! Allah var. Ancak insanlar Allah’a gitmiyorsa Allah ne yapsın. İşte şimdi anladın mı dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedenini.”
 

Hiç şüphe yok ki maddî olsun manevî olsun insanoğlunun yaşadıkları sıkıntı ve ızdıraplarının altındaki asıl neden, asıl problem bu. Sahibi ile yüzleşemeyen insan, çaresizlik içerisinde kıvranıp duruyor. Kula kulluğun, çıkara kulluğun, menfaate kulluğun hüküm sürdüğü bir dünyada kalabalıklar içerisinde yapayalnız çaresiz kalmış vaziyette.
 

Yüce Rabbimiz, bizi yaratmakla kalmamış dünya ve ahiret mutluluğumuz için de kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Dünya hayatında kimselerle dalmadan, dolaşmadan, kavgalar, gürültüler çıkarmadan yaşayabilmek için bizlere yol göstermiştir. Dahası dünyaya bir ayar, dünyaya bir kanun koymuştur. Bu gün insan, fabrika ayarları ile oynamasından ve fabrika ayarlarını bozmuş olmasından sadece kendi dünyasını değil, bütün varlığın dünyasını da yaşanmaz hale getirmiştir. Unutmayalım millete değer veren, milletleri yükselten ahlaktır. Sadece insan değil,  paramız da ahlaklı olacak, malımız da ahlaklı olacak, bilgimiz de ahlaklı olacak. Kazancımız da ahlaklı olacak. Sofralarımız da ahlaklı olacak. Yataklarımız da ahlaklı olacak.
 

Milletin sonunu, servet yoksulluğu değil ahlak yoksulluğu getirir. Allah’tan korkmayan, ahirete inanmayan insanı siz, nasıl engelleyebilirsiniz? Böyle bir adamın kötülüklerine nasıl mani olabilirsiniz?
 

Ne de güzel söylemiş söz ustadı Akif:
 

Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, Ne vicdandır.
 

Fazilet hissi insanlar da Allah korkusundandır.
 

Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfı Yezdan'ın.
 

Ne irfanın kalır tesiri katiyen, ne vicdanın.
 

Bir kere daha vicdan ehli insanlara sesleniyorum. Dünya ekmeksiz olur ama ahlaksız olmaz. Bu millet her şeyini kaybetsin ama ahlakını ise asla…
 

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN
Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.