Kur’an kıssalarında anlatılanların kendisi hedeflenmez, anlatılmak istenen hedeftir. Çünkü anlatılanlar, olup bitmiş olaylardır. Bu sebeple kıssaların birçoğunun sonunda “akıl sahipleri ibret alsınlar” şeklinde bir ifade geçer.

Ne yazık ki geçmişte de günümüzde de bu kıssalardan alınacak ibretler üzerinde duranlar az olmuştur.

Geçmişte daha çok olay nerede, ne zaman olmuş, olayın kahramanları kimdir gibi meseleler üzerinde durulmuştur. Kur’an kıssaları büyük çoğunluğuyla kısa hikâye türünden tek olaylı kıssalardır. Birçok müfessir, kıssa ile ilgili olaylar örgüsünü Yahudi kültüründen alarak olayları dallandırıp budaklandırmıştır. İsrailiyatın tefsire girmesinin en önemli nedeni, insanların anlatılan olaydan alınacak ibret yerine olayı sarmalayan olaylara duydukları lüzumsuz meraktan kaynaklanmıştır. Tabi olaylara ne kadar gizem ve abartı katılırsa daha çok ilgi çekmiştir. Bu nedenle de anlatılan olayın öncesi ve sonrası daha çok ilgi çekmiş; Kitap Ehlinin şifahi kültüründen de yararlanılmış ve abartılarla süslenmiştir.

İslam kültürüne girmiş yabancı unsurların çoğu İsrail oğullarından geldiğinden başka kültürlerden gelmiş olanlara da Müslüman âlimler “israiliyat” ismini vermişlerdir. Aynı isimlendirme geleneğini devam ettireceksek çağımızda İslam’a sokulan yabancı kültürlere de “çağdaş israiliyat” demek lazım.

İslam dini bütün insanlara açık ve onları bu dine davet ettiğinden yabancı kültürlerle iletişime geçmesi ve onlardan etkilenmesi bir dereceye kadar normal karşılanabilir ama nasslara aykırı şeylerin girmesi veya yabancı kültürlerden girmiş olan hususları dinin kendisiymiş gibi algılanması doğal karşılanamaz.

Modern ilmin ilerlemesi ve batı kültürünün birçok alanda baskın hale gelmesi hatta bütün insanlara dayatılması “çağdaş israiliyat”ı hayli çoğaltmıştır.

Çağdaş israiliyattan biri de peygamberlerin eli üzere cereyan etmiş olağanüstülüklerin modern ilimlerle ilişkilendirilmesi; söz konusu olayların daha sonra modern ilim keşiflerine işaret olduğu ya da bu olayların modern ilmin keşifleriyle izah edilmesidir. İsrail oğullarının Kızıldeniz’den geçişlerini gel-git olayıyla, ateşte yanmayan Hz. İbrahim’in ateşte atılırken yanmayan elbise giymiş olması, vücuduna yanmaya engel bir yağ sürmüş olması veya ateşe atılır atılmaz şiddetli bir yağmur sayesinde ateşin sönmesiyle izah edilmesi gibi.  

Bizce Belkıs’ın tahtının ışınlama yoluyla getirilmiş olduğunun iddia edilmesi yahut bu olayın hem ışınlama hem de televizyona işaret olduğunun ileri sürülmesi de çağdaş israiliyat kapsamında mütalaa edilmesi gerekir. Çünkü Kur’an-ı Kerim bunun nasıl gerçekleştiğine dair bir imada dahi bulunmamıştır.

Birileri peygamberlerin eli üzere gerçekleşmiş olağanüstülüklerden söz edilirken çağırışım yoluyla acaba modern ilim yoluyla buna benzer bir şey gerçekleşebilir mi diye düşünebilir ama nihayet bir masal okurken bile zihnine bu tür çağırışımlar gelebilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
salih 2018-09-03 15:12:37

benim anlayamadığım olaylar Allah'ın kudretini küümsemek midir yoksa mucizeleri inkar mıdır yada yahidiler hikayelr ile bunların geçek dışı olduğunu mu resmektedirlr yazının anafikrini tam anlayamadım mucizeler mucizelikten çıkartılıp normal bir doğa olayı olarak gösterilmiş herhalde bu yazıda