Ehli Sünnet İnancının Geldiği Yer

Allah'ın belirlediği İSLAM ortak şemsiyesi varken birileri Allah'ın dininden rahatsız olduğu veya kurulan tuzağın farkına varmayarak kendine yeni yeni sığınılacak limanlar ihdas etti. Şia'ya kızıp sünniliğe, tarikatlara kızıp vahhabiliğe, vahhabiliğe kızıp tasavvufa, ehli sünnete kızıp selefiliğe, selefiliğe kızıp ehli sünnete... savruldu.

Ehli Sünnet İnancının Geldiği Yer

Allah'ın belirlediği İSLAM ortak şemsiyesi varken birileri Allah'ın dininden rahatsız olduğu veya kurulan tuzağın farkına varmayarak kendine yeni yeni sığınılacak limanlar ihdas etti. Şia'ya kızıp sünniliğe, tarikatlara kızıp vahhabiliğe, vahhabiliğe kızıp tasavvufa, ehli sünnete kızıp selefiliğe, selefiliğe kızıp ehli sünnete... savruldu.

12 Eylül 2020 Cumartesi 17:00
Ehli Sünnet İnancının Geldiği Yer
banner310

(Yazı boyunca ehli sünnet denildiğinde internette karşımıza gelen resimler dikkatle incelendiğinde ehli sünnet'in bir mezhepten ziyade müslüman bloğu kendi içinde tekrar tekrar kamplaştırma adına kurulmuş yeni bir din olduğu görülecektir.

Aşağıda ibda c'nin yayın organı olan bir derginin manşeti üzerinde okurlarımızın özellikle Diyanet'in hassaten düşünmesini istiyoruz. Resimde Allah'ın vahyettiği, Resulü'nün ömrünü vakfettiği "Kur'an'ı esas alın" diyenler Amerikancı yaftasıyla sözde kendi uydurdukları ehli sünnet dinin düşmanları olarak lanse ediliyor.

Oysa gerçek şu ki Amerika bu güne kadar hep ehli sünnet diyenlerin ardında durdu. Golston İngiliz kamarasında ehli sünnet cemaatlerin desteklenmesini, tarikatların kurulmasını direktif vermiş ve "Kur'an'dan müslümanları koparmadıkça topla tüfekle bunları yenemeyiz" demiştir. İşte derginin düşündürücü başlığı ve kullandığı resim. Resim öylesine güzel kurgulanmış ki ehli sünnet FETÖ üzerinden müslüman görülen, eğitim hizmetleri hayranlık uyandıran, laikçi sisteme karşı olduğu düşünüldüğünden çağrıldığı toplantılara katılanlar doğrudan FETÖ'cü ilan ediliyor. FETÖ ile birlikte FETÖ'nün davetine katılanlar FETÖ'cü olarak lanse edilmekle algı operasyonu yapılıyor.

İşin ilginç olan tarafı şu ki tarikatlar ve cemaatler ibda c'yi asla ehli sünnetten saymazken ilginç bir şekilde dergi ehli sünnet müdafaası altında tarikat ve cemaatlere Amerika'nın operasyon çektiğini vurgulayarak Kur'an diyenleri Amerikancı olarak deklere etmektedir. Resimdeki şahısların elbette doğru ve yanlışları olabilir. Vardır muhakkak. Ama resimde verilen mesaj, Kur'an ile mevcut geleneği sorgular yapıların Amerikancı ilan edilmesi uyanıklığıdır.

Ehli sünnet öylesine çirkindir ki Ebu Hanife'ye kafir der ama Ebu Hanife ismi üzerinden kendi reklamını yapar. İhanet evi açar ama ihanet evine tek laf etmeden oraya davet ettikleri herkesi hain ilan eder.

***

Gelinen noktada İslam soslu siyasi görüşü temsil eden cemaat/ fırka şablonları içinde her bir görüş kendisi dışındaki görüşleri batıl addedip kıyasıya savaş açmakla Müslümanların güç kaybetmesine neden oldu.

Artık tüm görüşleri sorgulayıp İSLAM şemsiyesi altında toplanmanın zamanı geldi de geçiyor desek abartmış olmayız.

Çünkü zaman içinde oluşan her siyasi görüş kendini haklı kılma adına ayetleri tevil etmek, hadisleri kalkan olarak kullanmakla diğer görüşten farklı bir fıkıh geliştirdi. 

Öyle ki kendini İslam dini bağlamında görüyor olsa da bu görüş sahiplerinin pek çoğu Kur'an'ın fersah fersah uzağına düştüğünü dahi farkedemeyecek derecede kendi uydurduğu kutsal metinlere hapsoldu. 

Şu an büyük kitleleri temsil eden ehli sünnetin kırılma noktasındayız.

Şia karşısında kendini konumlandıran ehli sünnetin tarikatlar eliyle hiç de öyle şia karşısında yer almadığı aksine hadisi/ menkıbeyi/ şeyhi/ kerameti Kur'an'dan üstün gören, peygamberi isim olarak bayraklaştırıp her yediği haltı peygambere mal eden bir siyasi görüş olduğunu görüyoruz. 

Artık müslümanların yoğurdu üfleyerek yeme dönemindeyiz.

Bilgi kirliliğinin had safhada olduğu, grupların her birinin kendini İSLAM görüp kendisi dışındakileri batıl ilan etme adına yapmadığı hokkbazlığın kalmadığı ortamda müslümanların okuyup araştırmak ve akletmek zorunluluğu ortadadır. 

Diğer grupların her birinin ne olduğunu zaten biliyoruz. Lakin müslümanlara EHLİ SÜNNET adı altında yutturulan ama İSLAM ile alakası olmayıp tasavvufun ele başlarının teorisyenliğini yaptığı EHLİ SÜNNET'i irdelemek istiyoruz.

Yapılan cafcaflı tarife göre; Ehl-i Sünnet vel cemaat, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in ve mübarek ashabı’nın yolunda bulunma mutluluğuna ermiş müslümanlardır. 

Lakin uygulamaya bakıldığında birbirini ehli sünnet adı altında tekfir eden yüzlerce sünni grubu görebiliyoruz. Ehli sünnet kim ne derse desin Kur'an'ın içinde olmadığı, Kur'an'a alternatif olarak sunulmuş bir dindir. Ve bu din üzerinden sünni blok yeniden şekillendirilmektedir. Bu konuda başta Diyanet'in gerekli araştırmaları yaparak kuruluş  felsefesine uygun olarak anayasada tanımlanan şekliyle asli görevine dönmesi gerekmektedir. 

FETÖ'nün avukatı Nurullah Albayrak ile Zaman Gazetesi yöneticisi Ekrem Dumanlı'nın 2014 yılında dinihaber.com'u tehdit edercesine Diyanet'te yapacakları ehli sünnet operasyon için atanacak FETÖ'cü zatı muhterem için destek istemesi boşuna değildi.

İşte ehli sünnet gerçeği;

Şunu bilmelisiniz ki imam Ebu Hanife, ne bir mezhep kurdu ne de kendini fetva makamına koydu.
O, Kuran’ı merkeze alarak halkın sorularına çözüm bulma gayreti ile saltanatın meşrulaştırdığı çarpık düzene muhalefet etti.
Düzeni aklamak için Rasul sözü diye uydurulan yalanları deşifre etti.

Hanifelik mezhebini asıl kuran kişi bir zamanlar Ebu Hanife’den de ders alan Ebu Yusuf’tur.

Ebu Yusuf, en zor zamanında kendisini himaye eden ilk hocası Ebu Hanife’nin ölüm fetvasını veren zalim sultana Kadı olmakta hiç bir beis görmedi.

Bu sayede büyük bir servete sahip olduğunu da belirtirsek işin aslı gayet net anlaşılacaktır.

Diğer mezhep imamı Ahmet Hanbel ise eğitiminin önemli bir kısmını İmam Malik’ten ders alan Ebu Yusuf’tan aldı.
Onun da Ebu Hanife karşıtlığı bilenen bir gerçektir.

‘’Ebu Hanife iki kez düştüğü küfürden tövbeye davet edildi’’ sözü Ahmet Hanbel’e aittir.

Oğlu ise Ebu Hanife’nin ‘sapık bir mürcie’ olduğunu kolaylıkla söyleyebilmiştir.

Silsile devam eder.

Hanbel, Ebu Davut’u ve Buhari’yi,
Buhari de hem Müslim’i hem de Hâkim Tirmizi’yi yetiştirir.
Ebu Davut ise Nesai’ye hocalık yapar.

Aradan yıllar geçmiş olsa da Ebu Hanife’ye olan düşmanlık hiç bitmez.

Buhari, ‘’sapık, mürci, güvenilmez adam’’ gibi lakaplarla Ebu Hanife’ye ve akla olan düşmanlığını öğrencilerine de aşılar.

Tirmizi, Ahmet Hanbel’in, Ebu Hanife’ye ‘yalancı’ dediğini söyler.

Hadis âlimi Ebu Davut, ‘’İmam Malik, Ahmet Hanbel ve İmam Şafi’nin Ebu Hanife’nin sapıklık içinde olduğuna dair ittifak içinde olduklarına dair’’ şahitlikte bulunur.

Sünni İslam, Kuran’ı açıklayan Kuran’dan üstün kitabı Kutubi Sitte ve Kuran’dan fazla yetkisi olan sorgulanamayan mezhep hükümlerinden oluşan bir ekoldür.

İşte bu ekol, saray destekli Ebu Yusuf’un bayraktarlığını yaptığı bu 10 kişi ile yaklaşık 100 senelik bir dönemde inşa edilmiştir.

ve bu inanca göre Hadis Ayeti nesh edebilir.
Yani bir ayetin aksi bir hadis varsa, ulama içtihat ettikten sonra ayetin hükmü kalkar ve hadisin hükmü uygulanır.

Zina da uygulanan recim cezası, bu kurala dayanan en bariz örneklerdendir.

Keza namaz kılmayanın katli, çocuk evlikleri ve daha bir çok hadsiz hükme bu kural yol verir.

Onun için derler ki ''Bana ayet okuma 500 ayet okusan da nafile...''

Konudan uzak olanlar için kısa bir açıklama yapmalıyız. 6 kitap anlamına gelen Kutubi Sitte, Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, İbni Mace ve Nesai’nin kitaplarının birleştirilmesidir.

4 mezhep ise İmam Malik, Ahmet Hanbel, İmam Şafi ve Ebu Yusuf’un görüş ve kitapları etrafında şekillenen otoriter kurallardır.

Burada oldukça garip bir durum var.

İmam Ebu Hanife, Sünni dünyanın tamamınca İmam-ı Azam (imamların en büyüğü) olarak bilinir.

Ama nedense Sünniliğin, onu sapık ilan edenlerin kitaplarından oluşuyor olmasını, kimse merak edip sorgulamaz.

Son Güncelleme: 13.09.2020 14:15
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murtaza Kurt 2020-09-15 18:55:45

ehli̇ sunnetci̇ cübbeli̇ni̇n şi̇rketi̇nde at eti̇ çikmiş , 'cübbeli ahmet'in şirketinin ürettiği sucuklardan at eti çıktı!
'cübbeli ahmet hoca' olarak bilinen ahmet mahmut ünlü'nün sahibi olduğu lalegül tekstil tarım ve gıda i̇nşaat sanayi ticaret ve limited şirketinin ürettiği sucuklardan at eti çıktığı belirtildi .

Avatar
cengiz 2020-09-17 11:49:26

elhamdülillah müslümanım. ne ehli sünnet ne selefi ne şu ne bu