Hz. İbrahim kıssasındaki mesajı anladığınızda şok olacaksınız!

Toplumda bilinen şekliyle Hz İbrahim'in İsmail'i kesmesi hadisesinin Allah'ın emri olduğu hikayesi tamamen İsrailiyattır. Aslında Allah, bu hikaye ile tasavvuftaki rüya, ilham ve keşf şeklindeki bilgi kaynağına kesin ve köklü bir darbe vurmaktadır.

Hz. İbrahim kıssasındaki mesajı anladığınızda şok olacaksınız!

Toplumda bilinen şekliyle Hz İbrahim'in İsmail'i kesmesi hadisesinin Allah'ın emri olduğu hikayesi tamamen İsrailiyattır. Aslında Allah, bu hikaye ile tasavvuftaki rüya, ilham ve keşf şeklindeki bilgi kaynağına kesin ve köklü bir darbe vurmaktadır.

14 Ekim 2019 Pazartesi 10:51
Hz. İbrahim kıssasındaki mesajı anladığınızda şok olacaksınız!
banner310

Daha önce yayınladığımız ama günün önemine binaen gücelleme gereği duyduğumuz bu yazıyı tekrar okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz.

Geleneksel anlayışı EN YANLIŞ şekliyle ifade ettiği için Kerem Önder denen nurcu genci konuyu izah anlamında burada zikretmekte fayda görüyoruz. 

Tıpkı üstadı Said Nursi gibi Kerem Önder’de ilim yolunda ter dökmeden akşam cahil yatıp sabaha alim kalkanlardan. Ya da şunu diyebiliriz ki, Kerem Önder, Risalei Nur okuyarak Hak din İslam'dan çıkıp yolunu şaşıranlardan bir genç...

Önder efendi bir sohbetinde hemde Kur'an'ın en muğlak konularından biriyle Prof. Dr. Mehmet Okuyan’a haddini bildirmeye kalkıyor. 

Mehmet Okuyan ki; Kur’an ilmine oldukça hakim, yıllarını Kur’an’a adamış, ilmine ve itikadına güvenle canlı yayınlara çıkıp açıklamalar yapan, herkesin gözünün üstünde olduğu, bu güne kadar Kur’an’a aykırı bir çıkışı olmayan nadir alimlerimizden…

Kerem Önder'in anlatışına bakınca olur olmaz şu fıkra insanın hafızasında bir anda canlanıyor. Fıkra bu ya...

"Adamın biri “kurban” mevzuunu anlatıyormuş: "Çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah'a dua etmiş, 'Ya Rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim' demiş. Dua tutmuş, Davut, kızının adını Ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, Hazreti Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken Azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, 'Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et' demiş."
dinleyenlerden biri dayanamamış: 
"Yahu bunun neresini düzelteyim; Hz. Davut değil Hz. İbrahim; kız değil erkek; Ayşe değil İsmail; Azrail değil Cebrail; keçi değil, büyük bir kurban!.."

KEREM ÖNDER SATHINDA GELENEKSEL ANLAYIŞIN HZ. İBRAHİM KONUSUNDA YANLIŞLARI:

  1. Mehmet Okuyan’ın Kur’an’da olan bir olayı Kur’an’a uygun olarak anlatması, reformistlik değil Müslümanın olması ve yapması gereken en güzel tavırdır.
  2. Kerem Önder’in akıl aldığı Said Nursi, Kur’an’ı işaret ederek Müslüman olabiliyor lakin Prof. Dr. Mehmet Okuyan Kur’an’ı işaret ederken nedense  reformistlik yapmış oluyor?
  3. Kerem efendi Peygamberlerin rüyasının vahiy olduğunu söylüyor. Oysa Peygamberlerin rüyası, rüyayı sadıkadır (doğru rüyadır) ama vahiy değildir. Peygamberlerin rüyası peygamberin şahsını bağlar, ümmeti değil. Görülen rüya, uyanıkken gelen vahiyle desteklenmedikçe vahiy olarak değerlendirilemez. Buna örnekle Kur'an'ın hiçbir ayeti de rüyada gelmiş değildir. 
  4. Kerem efendi, Allah’ın Hz. Eyüp (as)’ın on çocuğunu elinden almakla sınava tabi ettiğinden söz ediyor. Oysa Kur’an’da Eyüp (as)'ın peygamberliği, başına gelen hastalık ve lütuf olarak iyileşmesi dışında hiçbir bilgi verilmez. Bunun dışında piyasada dolaşan bilgilerin tamamı Yahudi kaynaklıdır, İsrailiyattır.
  5. Kerem efendi diyor ki, “Hz. İbrahim’in çocuğu olmuyormuş da, ‘Allah’ım bana bir çocuk ver, onu sana adayacağım. Allah’da çocuk vermiş sonra haklı olarak hadi bu adağını yerine getir demiş.” Bu Allah’a ve Hz. İbrahim’e yapılacak en büyük iftiradır. Hiçbir elçi vahye aykırı adakta bulunmaz/bulunamaz. Kendi çocuğunu kurban etmeyi adayacak bir peygamber tasavvuru, tahrif olmuş tevrat sistematiğine daha uygun düşmektedir. Kur’an, böyle bir adaktan söz etmez. İşin tuhafı tasavvuf yoluyla inancımıza bulaşan bu saçma sapan efsane, İncil ve Tevrat’ta da geçmez. 
  6. Kerem efendi yine diyor ki, “Hz. İbrahim, Allah’a; “Yarabbi bana bir erkek oğul ver de ben onunla Kabe’yi yapayım. Ve ben erkek evlat verirsen sana söz veriyorum. Onu sana kurban edeceğim.” Ve Kerem efendi bunu tefsirlere dayandırıyor ve hepsinin böyle yazdığını söylüyor. Oysa Hz. İbrahim’in böyle bir temennisi Kur’an başta olmak üzere hiçbir kaynakta geçmez. Hz. İbrahim asla “Allah’tan bana bir çocuk ver de ben de onla Kabe’yi inşa edeyim” dememiştir.
  7. Kerem efendi Saffat 102.ayeti okurken ayete ilaveler yapıyor. “Üçüncü seferinde ses gelmiş ve Allah, İbrahim’e; “Adağını yerine getir” demiş.” Kur’an’ın hiçbir yerinde bu şekilde bir seslenişten söz edilmez.
  8. Kerem efendi, çocuğun İsmail olduğunu söylüyor. Oysa Saffat suresinde kurban konusu olan çocuğun adı verilmez.
  9. Kerem efendi Saffat 103.ayette diyor ki, “Oğlunu şakağı üzere yatırdı” Şakak olarak alnın iki yanını gösteren Kerem Önder, oğlun yan yatırılmış bir şekilde Kıbleye çevrildiğini söylüyor. Oysa bir önceki ayette çocuğun koşma çağı olarak 6 yaş çağını söyleyen Kerem Önder, bir önceki ayette de çocuğun Kabe’yi yapmak üzere Allah’tan istendiğini söylüyor. Daha altı yaşında olan bir çocukla yapılmayan bir Kabe'ye (Kıble'ye) doğru yatırılan ve kesilmek istenen çocuk ilginç bir tasvir doğrusu...
  10. “Fedeyna” kelimesi zorlama bir yorumla adağa hamledip “oğul kurban edilecekti de Allah fidye olarak kurban gönderdi” diyen Kerem Önder buradaki “fedeyna” kelimesinin “oğlun boğazlanmasına bedel olarak, engellemek adına verilen kurban” olduğunu anlamayacak kadar cahil olunca Hac ve Oruç’ta bir ibadetin yerine getirilememesi durumunda verilen bedele hamlediyor. Oruç ve Hac'da verilen bir emrin yerine ödenen maddi bir bedele "fidye" denir. Oysa Hz. İbrahim'in oğlunu kesme emri ortada olmadığına göre olmayan bir ibadete bedel de verilmez. Yani buradaki "fedayna" fıkıhta kullanılan "fidye" kavramı ile değil "vermek" fiilinin karşılığı olarak kullanılmıştır.
  11. Gelen Kurban’ı pek Nurlu Kerem, “Hz. Adem’in oğlu Habil’in kurbanı olduğunu ve o gün göğe çekilen kurbanın Hz. İbrahim’e gönderildiğini” iddia ediyor. Hristiyanlardan Hz. İsa’nın göğe çekildiğini duymuştuk ama sağolsun nurculardan da böylece Habil’in kurbanının göğe çekildiğini de öğrenmiş olduk. Oysa ne Kur'an'da ne sünnette Habil'in kurbanının göğe çekildiği gibi bir bilgi bulunmamaktadır. Zaten Habil de Kabil'de kurbanlarını sunmuşlar ve sunulan kurbandan sonra her ikisinin kurbanı değerlendirilerek birinin ki kabul edilmiş diğerinin kabul edilmemiştir.

KUR'AN'DA HZ. İBRAHİM VE OĞLU KISSASINDA VERİLMEK İSTENEN MESAJ NEDİR?

Toplumu Kur’an’dan uzak tutma adına Risalelere yapışan Kerem Önder isimli alim müsveddesinin Allah'a, Hz. İbrahim'e, Hz. Eyyup (as) ile Mehmet Okuyan'a attığı iftiralardan hareketle Hz. İbrahim ve kurban edilmek istenen oğul'u ayetlerin ışığında hep birlikte değerlendirelim:

1. KURBAN İBRAHİM (AS)'DAN ÖNCE DE VARDI:
Kurban, Hz. İbrahim ile başlamaz. Maide 27. ayette anlatıldığı şekliyle Hz. Adem’in iki oğlunun Allah’a sunduğu kurbanlar düşünüldüğünde Kurban, Hz. Adem’den itibaren var olan bir ameliyedir.

2. HZ. İBRAHİM ASLA KURBAN ADAMADI:
Hz. İbrahim’in çocuğunun olmadığı ve olması adına “En sevdiği şeyi kurban edeceğine…” dair bir vaadi ayetlerde yoktur. Konuyu buraya temellendirenler görülen rüyayı haklı olarak Allah’a verilen sözün yerine getirilmesi adına Hz. İbrahim’e bunu hatırlattığını düşünüyorlar. Oysa Kur’an’da çocuğun olması adına herhangi bir adaktan söz edilmez:

"Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla." Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.” (Saffat, 100-101)

3. PEYGAMBERLERİN VAHİY OLARAK ALGILANAN RÜYALARI:
Peygamberlerin rüyasının sadık olması ile Peygamberlerin rüyasının da vahiy olması farklı şeylerdi. Peygamberlerin rüyalarının vahiy olabilmesi için rüyalarda görülenlerin uyanma sonrasında vahiyle desteklenmesi gerekir.

“Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.” (Saffat, 105) ayetinden rüyanın bir vahiy olup rüyanın hükmünü yerine getirmekle de İbrahim (as)'ın vahye tabi olduğu ve Allah'ın İbrahim'den oğlunu kesmesini istediği, bu istediği yerine getiren İbrahim'in muhsin olarak taltif edilmesinden yola çıkarak "oğlunu kesmesinin Allah'ın bir emri olduğu" şeklinde bir anlam çıkaranlar olabilmektedir.

Zaten hikayede verilmek istenen mesaj burada gizlidir. 

Rüyada kurbanın kesilmesi Allah'ın bir emri olaydı, bu emir kesinlikle gerçekleştirilirdi. 

"Allahvaadinden dönmez." (Ali İmran, 9) ayetince Alllah bir konuda vaad/emir/istek/tavsiyede bulunmuşsa bundan geri dönmesinin imkansız olduğunu belirtmektedir.

Rüyalarıyla, keşf, ilham ve kerametleriyle dine, din katanlara Allah burada en büyük mesajı İbrahim üzerinden vermekle, mü'minlere sadece vahye tabi olmaları konusunda ikazen tavsiyede bulunmaktadır. Gerçekte "oğlunu kurban et" şeklinde bir emir olmamasına rağmen rüyasıyla amel etmekte teslimiyet gösteren İbrahim teslimiyeti nedeniyle övülmekte ama rüyasını yerine getirmesine bu nedenle müsade edilmemektedir.

4. HZ. İBRAHİM'E "OĞLUNU KES" EMRİ VERİLMEMİŞTİR:
“Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.” (Saffat, 102)

Allah, Hz. İbrahim’e rüyasında, “Oğlunu kes” diye bir emir vermiş değildir.

Hz. İbrahim bir rüya görüyor ve rüyasının ne anlama geleceğini de bilmez bir şekilde bunu oğlu ile “Düşün bakalım, ne dersin?” deyip istişare ediyor. Allah’ın burada var olan bir emri olsaydı bir peygamber asla istişare etme isyanında bulunmayacağını hepimiz biliyoruz. Emir varsa başta peygamber bunu uygulamakla yükümlüdür. Yine, “Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de (beşerî arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Hacc, 52) ayetinde belirtildiği şekilde Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etme şeklinde rüya ve yorumu Allah tarafından sonra tashih edilecektir. Buradan hareketle şunlar denilebilir:

a) Kurban kesme konusunda Allah’ın bir emri olsa idi, kesinlikle o emir yerine getirilirdi. Çünkü Allah’ın verdiği emirden dönmeyeceği şu ayetle kayıtlanmıştır: “Allah vaadinden dönmez.” (Rum, 6; Zümer, 20)

b) Anlaşıldığı kadarıyla Hz. İbrahim içinde bulunduğu toplumda insan kesme, çocukların kurban edilmesi gibi bir uygulama vardır. Haliyle ilerleyen yaşında çocuk sahibi olan Hz. İbrahim oğlunu kaybetme endişesiyle böyle rüyalar görüyor olabilir. Peygamberler de nihayetinde bir insandır ve bulunduğu toplumdan etkilenebilmektedirler. Bununla ilgili Peygamberimizin hayatında toplumun kararlarından etkilenerek aldığı, kimi zaman Allah kimi zaman sahabelerce düzeltilen hatalı ictihatları bulunmaktadır. Peygamberimizin Ümmi Mektum’dan yüz çevirmesi ve Abese Suresi'nin nüzulu, hurmalarla ilgili verdiği bilgi sonrası verimi düşen hurmalar, Beni Müstalik Kabilesi esirlerine verdiği hüküm bu kabildendir.

c) Allah, sebepsiz yere peygamberi de olsa bir insanı kesmesini/öldürmesini emretmez.

“Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.” (Maide, 32) ile Musa (as)’ın tabi olduğu kul’un bir çocuğu öldürmesi üzerine yaptığı;

“Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!” (Kehf, 74) itirazı Allah’ın sebepsiz can alma emri vermeyeceğini anlatmaya kafidir.

d) Çocuğun cevap olarak, “Sana emredileni yap!” sözü çocuğun verilecek emre teslimiyetine delildir; “Kesme” emrinin varlığına delil değildir. Çocuk babasının bir peygamber olduğunu bilerek iman etmekte ve “Gelen emrin Allah’tan olabileceği zannıyla…” itaat etmektedir. Çünkü, böyle bir emrin var olup olmadığı bilgisi, çocukta değil sadece babadadır.

ALLAH NEDEN KESME ANINDA OLAYA MÜDAHİL OLDU?

“Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim! Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu kurtardık.” (Saffat, 103-107)

a) Burada görülen rüyada “Allah’ın çocuğun kurban edilmesini isteme” şeklinde anlaşılan ve yorumlanan kısmıyla ilgili olarak son radde de olaya müdahale ettiği anlaşılıyor.  Allah, adeta Hz. İbrahim’e şöyle sesleniyor: “Ey İbrahim, bizim senden çocuğunu kurban etmeni istemek gibi bir emrimiz olmadı. Ama sen, bizim böyle bir emrimiz olduğunu düşünerek en sevdiğin varlığı dahi bize kurban etmek istedin. Bu kadarı yeterli… Çocuğunu kurban etmene gerek yok…”  

b) Tarihçilerin anlatımına ve eski yazıtlardan edinilen bilgilere göre bazı dönemlerde kafir toplulukların çocuklarını taptıkları varlıklara adamak gibi bir anlayışları vardı. Ki Allah onların taptıkları varlıklara saygı ve sevgiden daha münezzeh ve onların sevgi ve saygılarından daha iyisine layık olduğu bir gerçektir.Hz. İbrahim’in içinde yaşadığı toplumda kafirlerin en sevdiği varlıkları olan çocuklarını ilahlarına adama fiili karşısında İbrahim (as)’ın en sevdiği varlığı Allah’a adamaya kalkışması olağan bir haldir. Çünkü üst üste görülen rüyalar sonrasında açıktan gelmeyen vahiyle Hz. İbrahim böyle bir düşünceye kapılmış olabilir.

KAFİRLERİN İBADET ŞEKİLLERİ MÜSLÜMANLARA ÖRNEK OLAMAZ:

c) Burada ayrıca kafirlerin kendi uyduruk ilahlarına karşı yaptığı sevgi ve saygı karşısında Müslümanların onlarla yarışa girmeyip Allah’ın buyurduğu sınırlar içinde sevgi ve saygılarını göstermeleri uygulamalı olarak gösterilmiştir. Bir kafir çocuğunu ilahların adama adına kesmesi karşısında bir Müslümanın, “Altta kalanın canı çıksın” babından hareket edip kendi çocuğunu Allah’a kurban etmesi yasaklanmıştır.

d) Hz. İbrahim içinde bulunduğu toplumun inancından etkilenmiş, onlar kendisine “Biz çocuğumuzu kendi ilahlarımıza kurban ederken sen kendi çocuğunu dahi kurban edemiyorsun. Gelmiş bu halinle bize peygamberlik mi tasliyorsun?” türünden itirazlar karşısında oğlunu kurban etmek istemiş olabilir. Nihayetinde Hz. İbrahim gördüğü rüyaların ardından gelmeyen vahiyle bu rüyayı Allah’ın bir emri olarak telakki etmiş ve uygulamaya geçirmek istemiştir.

RÜYA İLE AMEL EDİLMEZ:

e) Bu kıssanın belki de en önemli mesajı şudur ki, Peygamber de olsa bir kimsenin özellikle de konu can alma ise rüyalarla amel edilmemesi gerektiğidir. Hz. İbrahim rüyasının teyidini gerçekleştirecek vahyi beklemeden hareket etmiştir. Allah, Hz. İbrahim'in kendi rızasına binaen rüyasını gerçekleştirme adına yaptığı ictihadı doğru bulmayıp çocuğun kesilmesine müsade etmemiştir. Allah bu misal ile Hz. İbrahim üzerinden tüm Müslümanlara, “Rüya sonrasında Peygamberlerin ‘vahiy beklemesini’; Müslümanların da ‘akıl ve delil’ ile hareket etmelerini" öğütlemektedir.

Son Güncelleme: 13.10.2019 21:38
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2019-08-13 17:26:31

1-simdi birinci maddeden baslayalim.elbette rahlade sadece kuran okunmaz ben de kitablarimi rahlede okuyorum ama ben okudugum kitablar hakkinda nurcularin risalei nurlar hakkinda sahib oldugu sapik itikada sahib degilim.ben gayri muslumlerin yazdiklari kitablari da rahlede okuyorum.ramazan ayinda herkes camide kuran okurken arkadasin risale okumasi risalelere yuklemis oldugu islamin kabul etmeyecegi inanclarindan dolayidir.zira mezarlikta oluye kuran yerine risale okuyanlar oldugu gibi namazda da kuran yerine risale okuyanlar vardi.ayrica hic bir ilmi ozelligi olmayan bu risalelerin cesitli dillere tercume edilip yayinlanmasi ve ozel sekilde basilmasi ve okunmasi ve satilmasi icin gosterdikleri gayreti kuran icin gostermemeleri her seyi ap acik ortaya koymaktadir.bunu gizlemeye calismanin lagaluga yapmanin hic bir kiymeti harbiyesi yoktur.bu hareket ismi koyulmamis yeni bir dindir.risaleleri dikkatlice okursaniz ima edildigini gorursunuz.

Avatar
pirifani 2019-08-12 00:31:06

arkadasim vardi ramazan ayinda camiye risalei nur getirir rihleye koyar kuran okur gibi okurdu.sonra ogrendim ki mezarlikta da olulere okuyorlar.hatta iclerinde namazda kuran yerine risale okuyan bile varmis.kuran okumak sunnet risale okumak farzdir diyorlar.bunun icin tartistigim nurcular var.zaten risalelerde kendisini kitablarini ve taraftarlarini ovmesi ve bunlara kurandan ve baska kitablardan ebcedli ebcedsiz delil iddasinda bulunmasi.taraftarlarinin risalelere yapilan hic bir elesiriyi kabul etmemesi.elestirenleri bilmemek ve anlamamkla suclamalari.celcelutiye ve cevsenle ilgili iddalari.basta olmak uzere daha bircok konuda muslumanlarin kuran yolundan ayrilip bambaska bir din kurduklarinin birkac delilidir.diger cemaatler kendileri pek farkli olmasalar da nursi icin imansiz ve ehli sunnet disi gibi ifadelerle kendi taraftarlarini fitne cikmasin bahanesiyle gizlice uyarmaktadirlar.halkin kuran ve kuran bilgisinden uzak olmasi bu sahtekarlara kanmalarinin birinci sebebidir.

Avatar
pirifani 2019-08-12 22:17:30

1-yukardaki yazidan iyice anlasiliyor ki gelenekci muslumanlar dini tahrif etmede yahudi ve hristiyanlari kat be kat gecmistir zira islami bir dayanagi olmadigi icin israiliyat diyerek kesip attigimiz rivayetlerin pek cogu israiliyat bile degil dogrudan dogruya uydurmadir.bu konuda klasik tasavvuf kitablari kisasi enbiyalar envarul asikin tipi kitaplar ve rivayet tefsirleri bol ornek barindirirlar.m.asim koksalin peygamberler tarihi buna guzel bir ornektir.tarif khalidinin ingilizce olarak yazdigi hemen ardindan sicagi sicagina turkceye tercume edilip fetocu ali unalin genis bir giris boumuyle turkceye kazandirilan musluman hz isa isimli kitab da bu tip uydurmalara guzel bir ornektir.ali unalin kitabdaki uydurma rivayetlerle ilgili hic bir tenkidi olmamasi gelenekci cevrlerin din algilarinin ne kadar sapik oldugunu gosteriyor.benzer bir giris bolumunu de uyduruk barnabas inciline yazmis olmasi ve ciddi bir arastirmacidan beklenen bir elestiride bulunmamasi oldukca anlamlidir.

Avatar
Safa 2019-10-14 12:18:17

kerem önder efendi sen mehmet okuyan ın eline su bile dökemezsin. hocaya reformist falan diyerek iftira etme ve tevbe et. kuranı mehmet hoca kadar bilen ve vakıf olan kaç hoca var dünyada. evet hafız çok, arapça okuyan milyonlar var lakin içeriğini bilen çok az. tefsirler yorumdur. öyle ittifak falan etmezler böyle konularda. sen kaç tefsir okudun. okumuşsan mensubu olduğun kütlenin kitabını okumuşundur. yapma böyle saçma sapan laflarının iftira olmamasına dikkat et. bu mesele çocukluğumdan beri benim kafamı kurcaladı. okuyan hocanın izahıyla taşlar yerine oturdu. olmayan şeyleri olmuş gibi anlatmayın derim.

Avatar
Nur 2019-08-13 10:53:40

Selamün aleyküm öncelikle rahleye konulup okunan şey sadece Kur ‘an değil ilmi kitaplarda okunabilir. 2. Kur’an ı namaz dışında okumak sünnet namazda okumak farzdır. Kur’anın Manasına göre amel etmekte farzdır. Risale de ilim olduğu için marufetullah ilmi farzdır diye söylemiştir arkadaş. 3. Namazda Kuran okumak farzdır bunun ispatı yani namazda Arapça Kuran okumanın gerektiği risalede de ispat edilmiş aksini yapana Allah. hidayet versin.
4. Övgülerin çoğunu kitapları okuyanlar yazmış ve takriz nevinden risalede bulunuyor. İnternetten bakacağına 2 kere baştan sona okusaydın sorduğun ve eleştirdiğin herşeyin cevabını alırdın. Kuran dan işaretlerin ve takrizlerin neden yazıldığı mukni bir şekilde ispat ediliyor. Kur’an da ‘Yaş ve kuru ne varsa, hepsi Kitabı Mübinde vardır‘ ayeti İman ve islam için bu kadar dehşetli bir asırdan haber vereceğini gösteriyor.
ADMİNİN YORUMU: AYNI MAYIS BÖCEKLERİ GİBİSİNİZ. İKİ LAF KENDİLİDERİNİZDEN ETMEZSENİ RAHATINIZ GELMİYOR DEĞİL Mİ? ŞİMDİ BU DEDİKLERİNİN BU YAZI İLEALAKASI NE

Misafir Avatar
pirifani 2019-08-13 17:45:45 @Nur

ovgulerin cogu konusunda bos laflar etme. madem rislelerin hepsini okudun bir de benim tavsiye edecegim kitablari oku. 1-risalei nur kulliyatina elestirle bir yaklasim mustafa gok. 2-risaleinur elestirisi adem tutal 3-bediuzzaman saidi nursinin hadis anlayisi mustafa oztoprak bu eserleri al ve oku ama kimseye gosterme sonra elinden alirlar ve seni haslarlar.gizlice oku ve alintilari risalerdeki yerleriyle karsilastir degistirme yapilmis mi? ve alintilari baglami icinde oku saptirma yapilmis mi? vicdanina ve aklina dayanarak duygusal olmadan karar ver.karar verirken acele etme.nursi icin tasavvuf elestirisi kitablarinda da bolumler var ancak bu ucu sana yeter.tembellik etme ukalalik da etme sabirla arastir ve kendini kurtar.bil ki kuran son kitabdir.ne cevsen ne celcelutiye ne risaleinur ne de baska bir kitabin hukmu yoktur.

Beğenmedim! (2)
Misafir Avatar
pirifani 2019-08-13 17:35:57 @Nur

kuran okumak sadece namazda farz degil her musluman icin anlamak niyetiyle okumak farzidir.ancak kuranin mesajini begenmeyenler veya kurulu duzeninin yikilacagindan korkanlar kuran okumayi ibadetler ve teberruken okumaya hasredip halk tarafindan anlasilmasina mani olmaya calismaktadirlar.bunun icin de araya adina hadis denileninden tutun da risale denilenlerine kadar kitablar koyup insnalarla kuran arasina sokup insanlari kurandan uzak tutmayi basarmaktadirlar.kuranin manasile amel etmenin farziyetine gelince once bununla ne demek istediginizi aciklamaniz lazim.6236 ayetin buyuk kismi klasik manada ahkama ait degildir.ahkama ait olanlarin da bir kismi da miras ve orucda oldugu gibi sadece belli sartlara mahsustur.bu noktada kuran nedir ve gayesi nedir sorusunu kendinize sormaniz ve Allahin tam mukkemmel ve yeterli ve anlasilir dedigi kitabinin ahlaki ile ahlaklanmaniz gerkmektedir.tefsir olmadigi halde tefsir zannedilen risalelerin size verecegi hic bir sey yoktur.

Beğenmedim! (3)
Misafir Avatar
pirifani 2019-08-13 12:45:13 @Nur

sayin nur mesleleri carpitmayin risaleler hakkindaki itikadinizi biliyoruz ve sadece bu dahi sizin islam disina cikmis oldugunuza hukmetmek icin yeterlidir.Allahin birligi ve risaletin son bulmus olmasi islamda sabit oldugu icin sahte peygamberler farkli isimlerle ortaya cikmis ve zehirlerini muslumanlar arasinda yaymaya calismis ve halkin kuran kulturunun yetersizligi sebebiyle de kismen basarili olmuslardir.nursi bunlarin ne ilki ne de sonuncusudur.nursinin bu haliyle ilim adami ve fikir adami bile sayilmasi insanimizin kurani hakikatlerden ke kadar hbersiz oldugunu gosterir. cevab olarak yazdiklarinla iyice sacmalamis ve koseye sikismisligini ortaya koymussun.risalelerin hepsini okuyup elestirnelrin hepsini niye okumuyorsiniz.daha once birkac kitab tavsiye etmistim gerektikce yine edecegim.

Beğenmedim! (2)
Avatar
Enver 2019-08-15 15:02:02

bir batıl dangalak daha,bugüne kadar dinlediğimiz hocalar,alimler hem h.z ibrahim bir peygamber olduğunu,keyfi iş veya insan kesilmeyeceğini bilmeleri gerekir.rüya da ayet de sahih olduğuna göre kimsenin dengesizliğine gerek de yoktur.hep toplumu,insanları şirke yönlendirecek aptalca açıklamalarla beyinleri sulandıranların vebali boynuna. görsel medya olarak da böyle batıl tiplerin yazılarını yayınlamak da ayrı bir vebaldir.

Avatar
Ben 2019-10-14 11:08:23

Çapsız insanların âlimleri eleştirmesi kabul edilemez ve vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Hadsizler. Sen kimsin ki mehmet okuyan hocayı hedef alıyon bide saygısız Mehmet! Diyor hepinizin canı cehenneme Nurcusu Turşusu Sülocusu sülükcüsü hepiniz aynı boksunuz.

Avatar
adem 2019-10-14 23:03:55

kur'anı çarpıtan gördüm... ama bu kadar saçmala yanını ilk defa....kur'ana ayar vermeye kalkmayın....o derin fikirlerinize alet ettiğiniz kitap sizden davacı olur....

banner312

banner298