İlahiyatçılara sataşmak prim mi yapıyor?

Türkiye’de ve aslında tüm dünya ülkelerinde gündemin ilk sıralarını meşgul eden konulardan önde geleni hiç kuşkusuz dindir. Her kesimden, her meslekten, farklı eğitim ve ekonomik düzeyden insanlar, din merkezli tartışmaları bir boyutuyla sürekli katılmaktadırlar. Din üzerine tartışmalarda hiç şüphesiz iki kesim anılır. İlkin, ilahiyatçılar (ilahiyat fakültesi hocaları), diğeri de cemaatler ve liderleridir. İlahiyatçılar bu tür tartışmalarda daha çok suçlanan kesimi oluşturmaktadırlar.

İlahiyatçılara sataşmak prim mi yapıyor?

Türkiye’de ve aslında tüm dünya ülkelerinde gündemin ilk sıralarını meşgul eden konulardan önde geleni hiç kuşkusuz dindir. Her kesimden, her meslekten, farklı eğitim ve ekonomik düzeyden insanlar, din merkezli tartışmaları bir boyutuyla sürekli katılmaktadırlar. Din üzerine tartışmalarda hiç şüphesiz iki kesim anılır. İlkin, ilahiyatçılar (ilahiyat fakültesi hocaları), diğeri de cemaatler ve liderleridir. İlahiyatçılar bu tür tartışmalarda daha çok suçlanan kesimi oluşturmaktadırlar.

14 Ekim 2019 Pazartesi 15:10
İlahiyatçılara sataşmak prim mi yapıyor?
banner310

“ilahiyatçılar uyuyor mu?”, “ilahiyatçılar bu memlekette ne iş görür?”, “sapık görüşlü ilahiyatçılar”, “herkes konuşuyor, ilahiyatçılar niye susuyor?”, Hatta bazıları ilahiyatçıların ilahiyatçı olmaktan utandıklarını farklı bir dille ifade ediyor.” Cemaatler de, ilahiyatı yetersizlik ve sapkınlıkla suçluyorlar. Aslında ifadeleri çoğaltmak mümkün. Peki gerçekten durum böyle midir?

Ben hemen belirteceğim: Farklı kesimlerin ilahiyatçılara sataşmalarının önemli oranda iki sebepten kaynaklandığını düşünüyorum. Birincisi, İlahiyatçılara sataşmak bu arkadaşlara prim kazandırıyor. Zira insanların merak ettiği sorunlar konusunda ne kadar ilgili ve bilgili olduklarını göstermeye çalışıyorlar. İkincisi de, kendi yetersizliklerini ilahiyatı eleştirerek kapatmaya çalışıyorlar.

Bir ilahiyatçı olarak bu tür durumlara hep muhatap olduğumdan çözümlemelerimde de tecrübelerim önemli malzemeleri bana veriyor. Şimdi öncelikle şu kabulle başlayalım. İlahiyat alanında sorunlar var mı? Evet vardır. Hatta birçok sorunlu ilahiyatçıdan da bahsedilebilir. Ancak ilahiyatla ilgili konuşanların dürüstçe şu soruyu kendilerine sormaları gerekir: Memleketin tek sorumlusu ilahiyat ve ilahiyatçılar da, mühendislik, iktisat, şehircilik, tarih, sosyoloji, felsefe alanları sorunsuz mu? Hatta bu alanlarda birçok atılımlar oldu da bizim mi haberimiz yok? Herkesin dürüstçe önce kendi alanıyla ilgili sorunlarını dile getirmesi lazımdır.

Halktan insanların bu konudaki eleştirilerini tolere edebiliriz. Ama Türkiye’nin bütün dini hayatındaki problemlerinin hesabını ilahiyata ve ilahiyatçıya soran arkadaşlara bizim de sorularımız bulunmaktadır. Söz gelimi; iktisatçıya Türkiye’de euronun niçin bu kadar arttığını sormak istiyorum. Şehirciye, şehirleri betonlar haline niçin getirdiklerini soracağım. İnşaat mühendisine, niçin depremlerde evlerin tuzla buz olduğunu; makine mühendisine niçin teknoloji üretimini gerçekleştiremediklerini soracağım.

Felsefecilere, niçin bir kurucu filozof çıkaramadıklarını; sosyologların niçin bir ağzı yüzü düzgün teori üretemediklerini soracağım. Tarihçilere, niçin gençliğin bir tarih bilinci oluşmadığını, eski metinleri okuyup anlayamadığını soracağım? Hasılı Türkiye’nin mühendislik, iktisat, şehircilik, tarih, felsefe, sosyoloji vb. bir çok alanda memleketin niçin bu halde olduğunu soracağım.

Cemaat ve tarikatlar da ilahiyatla sürekli bir rekabete girme gereği duyuyorlar. Bu biraz da, resmi dini bilginin temsilcisi ilahiyat fakülteleri olduğundan; bir meşruiyet arayışını ifade ediyor ve bu sebeple ilahiyatı redde doğru gidiyor. Bir de bir çok kişi iki dini kitap okuyup kendisini allame zannediyor; hemen arkasından fetva vererek ahkam kesmeye başlıyor. Bu uzun soluklu bir emek işidir. Lütfen emeğe biraz saygı duyalım. İki kitapla allamelik olmaz. Herkes biraz da kendisine bakmalıdır. Özellikle dinle ilgilenen ve ilahiyatçılara sataşan bir takım insanlar, üniversite hocaları böylece kendilerinin ne kadar dinle ilgili ve dindar olduğunu da göstermiş oluyorlar.

Şunu belirtelim ki, samimiyetle, dürüstçe Türkiye’nin bütün sorunlarını kaprissizce tartışabilmek önem taşımaktadır. Eğer bunları tümüyle konuşmaya hazırsanız, konuşalım. Din tabi ki hepimizindir ve herkesin dinle ilgilenmeye hakkı vardır. Ancak dindar olmak başkadır, dini ilimlerde uzmanlık başkadır.

Prof. Dr. Mustafa TEKİN
Mirathaber.com

Son Güncelleme: 13.10.2019 22:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Haci yildirim. 2017-11-09 12:07:50

Agzina sağlık hocam.ilme at gözlüğüyle bakan kişiler için ibret alınması gereken enguzel cümle.

Avatar
kuddusi doğan 2017-11-09 11:15:04

din hepimizin ama bazıları kendini mülk sahibi, diğerlerini kiracı olarak görüyor. güzel bir özet yapmışsın dostum.

Avatar
Bektaş 2017-11-09 14:42:39

İki kitapla alleme olduklarını kim söyledi sizin aklınıza bile gelmeyen adını dahi duymadiginiz kitaplar medreselerde okutuluyor ben o kadar meşhur ilahiyatcilardan medrese ye gelip kuran okuyamayan okuduguna Mana veremeyip 8 yıl medrese den eğitim almış insan tanıyorum nerde sizin ilahiyatciliginiz alimliguniz.
ADMİNİN YORUMU: ARAPÇA EĞİTİM ALMIŞ OLSAN NE OLACAK. BİR ARAP KADAR MI ARAPÇA BİLECESİN? iSLAM'I ANLAMADIKTAN SONRA HER TARAFIN ARAPÇA OLSA NE YAZAR. BAK ARAPÇA ANADİLİ OLAN ARAPLARI BİLDİKLERİ ARAPÇA ABD'NİN İSRAİLİN KUKLASI OLMAKTAN KURTARMADI

Avatar
kemal 2019-10-15 01:33:10

ali fuat başgilin bir sözü var kayalik da pi̇ri̇nç bi̇tmez diye
imam hatip ve ilahiyat kim ne için kurmuş iyi bakın o yüzden ilahiyattan din adamı değil din eleştirmeni felsefeci çıkar

Avatar
Bilal 2019-10-15 05:43:26

Ben her zaman yazar ve söylerim bu Cemaat ve Tarikatlar ileride bizim başımıza bela ola olacak Fetö ye çok benzer yanları var Darbe yapmazlar deniliyor ancak Darbe yapmazlar fakat Mülakatlarda çok Cemaat ve Tarikatlık dönecek bu böyle biline ayrıca hep sağ partiler iktidar olacak diye bir kaide yoktur sağ partilerin de belli zaman sınra kendi yenilemeye gidemediklerinden dolayı sol partilerden birine muhtaç ve ihtiyaçtır şimdi benim evlatlarımı illerdeki Devlet Yurtlarını bulamazsam Cemaat yurtları ağzını açmış sırıtarak gel babamın kucağına diyorlar sîcak ve bol yemekler biraz da ahlaklı yurtsa kızımızın ve oğlumuzun orada yaşayıp barınmasını sağlıyoruz ve dediğim gibi Devlet tam da şimdilerde 10 ve hatta 20 yıllık bir planla Cemaat ve Tarikatlara bitirmelidir ve şimdi öyle büyük konuşuyorum ki bir bölgede Devlet Yurduna rastlamasam çoçuguma Cemaat ve Tarikat yurtlarına vermem ve okutmam farklı alan ve projelere yönlendirirm o yüzden burada Devletimiz kaynakları yetersiz ise o zaman görev Aile içerisinde Anne Babaya düşüyor kızmadan tamamıyla evladın isteklerine boyun eğmeden onu genç de olsa önüne hazırlamak faydalıdır boşverin böyle tartışmaları ara ara heo yapılacak bıkmadan usanmadan iş Siyasette bitiyor keskin Kanun ve kalın çizgiyle Cemaat ve Tarikatları yasaklamadıkça bu Ülkede Siyaset Sosyal Kültürel Ekonomi Eğitim hep bunların etkisi altında olacaktır keza şimdilerde Devlet Kadroları müthiş akın akın Cemaatleşme Tarikatleşme vardır bunu kimse inkar edemez.

Avatar
murat nergis 2019-10-21 11:04:48

büyükleri̇n yolu yolların büyüğüdür. büyük âli̇mler hangi̇ si̇stemle yetişmi̇şse o si̇stemi̇n uygulanması lazım. doğrudur nasara yansuru ve i̇ki̇ ki̇tapla âli̇m olunmaz. ama nasara yansuru bi̇lmeden de hi̇ç âli̇m olunmaz. sarf, nahv, vad', i̇sti̇are, bedi̇', maanî, belağat, tefsir usulü, hadis usulü, kelam ilmi, usulu fıkh ve furu fıkıh bilinmeden kimsenin âlimim demeye hakkı yoktur. hocam bu fikirdeyseniz size katılıyorum. cenabı Allah bizim kalblerimizi kaynaştırsın.

Avatar
Ömer asaf 2019-10-14 23:13:48

Sayın hocam, isminizin önünde Prof. Yazıyor fakat bu yazıyı yazarken bir ilahiyat ile iktisat, şehircilik, felsefe, mühendislik gibi ilimleri nasıl aynı kefeye koyuyorsunuz, nasıl kıyas yapabiliyorsunuz. İlahiyat süt gibidir leke kabul etmez. Eğer gerçekten bu memleketin dini ilimler hususunda yetkili kurumu olduğunuzu düşünüyorsanız, süt gibi lekesiz kusursuz olmanız gerekir. Zira “Yarım hoca dinden, Yarım doktor candan eder” miş.

Misafir Avatar
pirifani 2019-10-21 13:38:37 @Ömer asaf

ilahiyatlarin talihsizligi cemaatlerde oldugu gibi peslerine takilmis surulerin olmamasidir.en buyuk pisligi vardir bir hikmeti diyerek yorumlayan kalabaliklar oteki tarafta.ilahiyatcilara elbette buyuk is dusuyor.onlarin farki ezberlenmesi gerekenleri ezberleyip imtahanda istenilen cevablari vererek yuksek not alma ve meslek sahibi olmanin ustunde olmalidir.zaten cemaatlerde bu yapiliyor.ezberlenmesi gerekenleri ezberledigi kadar ilim sahibi olan suruyle cemaat hocasi var.ilahiyatin farki gerceklere ulasma gayreti icerisinde olma gerekliligidir.bir seyi hocalar soyledi diyerek veya eskiden beri boyle inanilmis diyerek kabul etme degil temel kaynaklara inerek elestirel tahlillerle daha onceki calismalarin da yardimiyla yeni hakikatlere ulasmaktir.bu noktada gelenek de en acimasiz sekilde elestirilebilmelidir.

Beğenmedim! (0)
Avatar
nasartüma 2019-10-24 21:08:26

nasarayı bilemeyen nüsira olunmaz eshap 2 kısımdır mühacirin ve ensar ensar nasara kökünden gelen büyükbir kelimedir .alimin uykusu cahilin ibadetinden daha hayırlıdır.ama uykudan kalkmak üzereyiz.