Prof. Dr. Hayrettin Karaman'dan beklenmeyen tasavvuf çıkışı

Prof. Dr. Hayrettin Karaman bir İslam Hukukçusu... Bir hukukçunun zahiri delillerle hareket etmesi esas iken batıniyyenin en önemli temsilcilerinden İmamı rabbani üzerinden Prof. Karaman'ın kendisini tasavvufsever ilan etmesi gerçekten İlahiyat , Diyanet camiasını ve Müslümanları üzdü.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman'dan beklenmeyen tasavvuf çıkışı

Prof. Dr. Hayrettin Karaman bir İslam Hukukçusu... Bir hukukçunun zahiri delillerle hareket etmesi esas iken batıniyyenin en önemli temsilcilerinden İmamı rabbani üzerinden Prof. Karaman'ın kendisini tasavvufsever ilan etmesi gerçekten İlahiyat , Diyanet camiasını ve Müslümanları üzdü.

29 Kasım 2018 Perşembe 13:19
Prof. Dr. Hayrettin Karaman'dan beklenmeyen tasavvuf çıkışı
banner310

Gelen eleştiriler karşısında bunalan Prof. Dr. Hayrettin Karaman bugünkü yazısında bir açıklama ile kendini savundu. Milli Görüş aleyhinde asla olmadığını belirten Karaman'ın tasavvuf savunuculuğu ise dikkat çekiciydi.

Karaman Hoca'ya son yıllarda yapılan yalan ve iftira içerikli saldırılan tamamının tasavvufçulardan olduğu su götürmez bir gerçek. Karaman hocanın kendisinin yanısıra İmam Hatip ve İlahiyatlara karşı yapılan kara propaganda da tasavvufçular her zaman olduğu gibi en safta. İslam ülkelerinde "Ehli sünnet, vahhabi, selefi, modernist..." gibi kutuplaşmaların da merkezinde tasavvufçular bulunuyor.

Haçlı batının İslam ülkelerini işgal etmesinde işbirlikçi olarak tasavvuf ekollerini seçmesi de boşuna değil. Hepsinden öte dini tahrif etmede tasavvufçular her zaman başrolde. İlmi tartışmalarda bağnaz görüşleri ile tasavvufçular açık ara birinci iken Prof. Karaman'ın "İyi tasavvufçu-Kötü Tasavvufçu" ayrımı yapması gerçekten okurlarını üzdü. 

Hele kendini savunma sadedinde tasavvufun herkesi olduğu gibi İlahiyatçıları da etkisi altına aldığı ortamda yazdığı "İmamı Rabbani ve İslam Tasavvufu" isimli eserinden örnekle "Ben tasavvuf karşıtı değilim. Ne olur beni kabullenin!" türünden yaklaşımı sevdiğimiz, saydığımız ve ilmine itimat ettiğimiz Prof. Karaman'a hiç yakışmadı.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman'a hatırlatmak açısından İmamı Rabbani (Ahmet Sirhindi)’nin mektuplarında neler olduğuna şöyle bir değinelim. Kitabın her tarafı kanalizasyon gibi pislik saçıyor ama biz sadece 8 mektubunu ele alalım ki Prof. Karaman yazdığı ve yazdığı eser üzerinden kendini savunma adına girdiği halden inşallah tevbe eder ve yazdığı eseri de bir daha yayımlanmamak üzere piyasadan toplatır:

- Allah, Kur’an’da, “Hiçbir varlığa benzemediğini” söylerken Ahmet Sirhindi denen şahıs; “Allah’ın (zahir ismi) kadın suretinde ve kadının cinsel aletlerinde gördüğünü” söylüyor ve kadınlar karşısında hayretten ağzının açık kaldığını belirtiyor. Tarikatlardaki tecavüz ve kadın düşkünlüğü ile mürşitlerin beyaz atlarla yatak odalarına girip zina yapan genci anlatması bir noktada tarikatlardaki bu tür telkinlere dayanır. İmamı Rabbani ilk mektubunda takipçilerinin hayalinde kadını ve kadının vücudunu canlandırarak bu kitabı her ellerine alışlarında subliminal olarak kadınların cinselliğine dikkat çekmektedir. Yatak odasından ayrılmayan kadın düşkünü veliler; nedense hırsızı, iftiracıyı, yalancıyı, vergi kaçıranı, gümrükten mal kaçıranı, savaşta ihanet edeni, devlete isyan edeni, haçlı batının İslam ülkeleri üzerindeki emellerini, FETÖ ve PKK’yı hiç görmezler. 

-İslam dininde abdest suyu dahil insan bedeninden dökülen tüm sular necistir/pistir ve bu suyu yeme ve içmede kullanmak haramdır. Ahmet Sirhindi denen şahıs ise Belh adlı şehirde kendini ziyaret edenlere sözde “Dördüncü yıkamada uzuvlardan dökülen suyun abdest suyu olamayacağından fetva ile” ağzının salyası, burnunun sümüğü, kulağının kiri, el/yüz/ayaktan kopan deri parçaları ile kıllarının karıştığı pis abdest suyunu müridlerine içirebilecek kadar iğrençleşebilmektedir. Tarikatlarda görülen şeyhin çorap suyunu içme; Fetullah Gülen’in sümüklü mendili ile b..klu külodunu kapmak için gösterilen çabanın dayanağı, Ahmet Sirhindi’nin alime hürmetle samimiyetin göstergesi  olarak şeyhin/hocanın abdest suyunun dahi içilebileceğine dair anlattığı bu nevi olaylardır.

-Peygamberler dahil vefat edenlerle tüm iletişimin kesildiği Kur’an’da defaetle anlatılır. Hz. Muhammed’in vefatında Hz. Ebubekir, Hz. Ömer’e “O öldü” ikazında bulunurken sözde EHLİ SÜNNETÇİ Ahmet Sirhindi denen yalancı/paranoyak, “İlyas (as) ve Hızır ile konuştuğunu” iddia etmektedir.

-İslam’da Hızır inancı yok ve Hızır denen bir varlıkta bulunmazken batıni yorumlarla Kur’an’ı tevil eden tarikatçılar, Kehf Suresi 65. ayette Hz. Musa’ya mahsus genel geçer bir görüşmede “Kullarımızdan bir kul” olarak sözü edilen varlığı ellerinde hiçbir delil olmamasına rağmen olağanüstü güçlerle donatılmış Hızır isimli bir varlığa yorumlamışlar ve hala yaşadığını iddia etmişlerdir. Ahmet Sirhindi mektuplarında “Olmayan bir varlık (Hızır) ile konuştuğunu” iddia ederek açık açık yalan söylemektedir. Tasavvufçularda görülen uçan/kaçan, yer ve zamana tabi olmadan aynı anda bir çok yerde görüldüğü iddia edilen gavs/kutup/müceddid masallarının temeli mektubatlarda geçen Hızır palavrasına dayanır.

-Allah, Kur’an’ın girişinde “Sana ve senden önce indirilenlere iman ederiz” deyip Müslümanlardan söz alırken Ahmet Sirhindi, “Olmayan Hızır ile Peygamber olan İlyas (as)’a, ‘Namazlarınızı Şafii mi Hanefi mi mezhebi üzere kılmaktasınız?’ deyip sorarak mezhep taassupçuluğu yapmaktadır.”  İmamı Şafii ile İmamı Azam Ebu Hanife’nin İlyas (as)’a bir ümmet olarak tabi olması, iman etmesi gerekirken Ahmet Sirhindi, vefat ederek amel defteri kapanmış İlyas (as)’ı ibadetle mükellef tuttuğu yetmezmiş gibi kendi ümmeti/torunu olan İmam Şafii ile İmamı Azamın fetvalarına tabi kılmaktadır.

-İslam kıyamete kadar baki bir dindir. Kur’an, ayette buyrulduğu gibi korunan bir kitaptır. Dinin kaynağı Kur’an ortada dipdiri bozulmadan dururken Ahmet Sirhindi denen şahıs, “müceddid” denen bir özel din adamı sınıfından bahisle “her yüzyılda bir müceddidin geleceğini” belirtir. Daha kullandığı hadisin gerçek mi uydurma mı olduğundan bile habersiz olan İmamı Rabbani, İlahiyat Fakültesi mezunu, İslam Hukuku gibi hem de zahiri delillere göre fetva vermesi gereken Prof. Dr. Hayrettin Karaman'a göre alimdir ve kendisinin İslam hakkında görüşleri alınacak kadar kayda değer biridir. Prof. Dr. Hayrettin Karaman Mektubat’ta geçen uydurma hadislere dahi baksa İmamı Rabbani’nin İslam alimi olamayıp Fetulllah Gülen gibi zamanının bir din tüccarı olduğunu anlayabilirdi.

-Allah kendi kitabından bahisle Kur’an’ın pek çok yerinde bu kitap “muhkem bir kitap’tır” şeklinde söz ederken Ahmet Sirhindi, yazdığı eseri Kur’an’a denk olduğunu iddia ile “Peygamberimizin eserini öptüğünü ve bunu ‘Git herkese duyur!” deyip kendi kitabının insanlara tebliğ edilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Aynı meyanda tarikatçıların tüm ileri gelenleri Said Nursi ile Fetullah Gülen’de de görüleceği şekilde kendi eserlerini “Allah’ın yazdırdığını, kendilerinin yazmadığını” iddia ile müridlerin gözünde güç devşirmektedirler.

-Kur’an’da kıyametten sonra dirilmenin gerçekleşeceği, mahşer yerine tüm insanların toplanacağı, mizan sonrası cennet ve cehenneme insanların gideceği belirtilmiş; vefat eden birilerine cennet yakıştırası yapanlara Allah Resulü, “Öyle demeyin! Ben bile ahirette bana nasıl muamele edileceğini bilmiyorum” deyip ikaz ederken Ahmet Sirhindi daha kendisi bile ölmemişken, “Arşı alada gezinip kendisi ile birlikte peygamberlerin, sahabelerin, şeyhlerin, müritlerin makamlarını gördüğünü” iddia etmektedir. Sirhindi’nin millete biçtiği makam ve makamların dizilişi de ilginçtir. Rivayetlerle bildirilen ve ümmetin alışageldiği derecelendirme şekli Sirhindi’nin cennet derecelenmesinde kendini aynen gösterir.

-Kur’an’da nefis tezkiyesi ve cennetin yolu açık açık kitaba uymakla anlatılmışken Ahmet Sirhindi, “İbni Arabi’nin teorisyenliğini yapıp veli denen sahtekarların zamanla geliştirdikleri Tasavvuf makamlarını Allah’ın kitabına alternatif görerek müritlerine uygulattırdıkları nefis tezkiyesi ile cennet yolu tarif etme” bahtsızlığında bulunmuşlardır.

-Allah Kur’an’da dünya hayatında olan insanlara görülmediği ve görülemeyeceğini Hz. Musa ve İbrahim (as) örneği ile örneklendirir; Peygamberimiz dahi iddia edildiği gibi miraca çıkıp Allah ile görüşmemiş; Hz. Aişe, “Kim Muhammed Allah’ı gördü derse yalan söylemiştir” hadisi orta iken Ahmet Sirhindi,  “Allah ile iletişimsiz bir şekilde dünyada görüştüğünü” iddia etmektedir.

-İslam’da ve evrensel hukukta suç, gözün ve kulağın şahitliği ile tespit edilir. Kur’an’da Yunus (as)’ın kendi başına buyruk bulunduğu yeri terki, Hz. Musa’nın adam öldürmesi, Hz. Muhammed’in kör Ümmi Mektum’dan yüz çevirmesi üzerine azarlanması, Hz. Adem’in yasak meyveyi yemesi gibi hata ve günahları anlatılırken Ahmet Sirhindi'nin tabi olduğu Abdülkadir Geylani, tarikat şeyhlerini masum ilan ederek var olan günahlarının görmezden gelinmesini tavsiye ederek, “Mürşidin yaptığı haram bir fiilin görülmesi durumunda müridin dönüp gitmesini, aynı halin tekrarında müridin kendi gözü ve kalbinden şüphe duymasını, üçüncü kez tekrarı durumunda tövbe istiğfar ile mürşidine dua edip suçunu/günahını görmezden gelmesini” tavsiye ederek tıpkı şia’da olduğu gibi mürşitleri masum ilan etmektedir. İmamı Rabbani’nin İslam alimi olduğunu savunan Prof. Karaman bir İslam Hukukçusu olarak: “Başkasının malı ve namusunu tarla gören bu ırz düşmanı mürşitleri kendi kızının, karısının veya annesinin yatağında da görüp şaki olan birine İmamı Rabbani’nin bu tavsiyelerine uyarak aynı şekilde gözlerinizden şüphe edip ırzınıza musallat olmuş mürşidinize hayır dua edin diyebilecek mi?”

İşte, Prof. Dr. Hayrettin Karaman'ın millete “alim” diye sunduğu İmamı Rabbani böyle pespaye bir varlık. İslam ile uzaktan yakından alakası olmayan pespaye varlığı Prof. Karaman ve kendini kabul ettirmek için çırpındığı tarikatlar “alim” diye pazarlama bahtsızlığında bulunabiliyor.

İslam Hukukçusu delillerle hareket eder. Zann ve tahminlerle, keşf ve kerametlerle değil. Daha annesinin kim olduğu, babasının dahi 200 yıl sonra kendisine nispet edildiği, mektupları kadar mektupların muhataplarının da zır cahil olduğu bir insanın islam hakkındaki görüşlerini kaleme alarak yüceltmek gerçekten Prof. Dr. Hayrettin Karaman için büyük bir bahtsızlık...

İşte Hayrettin Karaman'ın bu günkü köşesinde tasavvuf ile ilgili görüşlerini yansıtan o cümleler:

Ağızdan çıkan her sözün hesabının sorulacağına iman eden insanların yalan ve iftiradan uzak durmaları şarttır.

Evet, ortada bir fikir ve hizmet anlayışı ihtilâfı vardı, ama bu ihtilâf hiçbir zaman birbirimizi İslâm’dan, Ehl-i Sünnet’ten ve bütünlükten dışlama noktasına varmadı.

Benim tasavvuf aleyhinde bulunduğumu söyleyen bir kişinin birden fazla ilmî ve ahlâkî problemi/arızası var demektir.

Hayatımın hiçbir döneminde sahih İslâm tasavvufuna karşı çıkmadım, tam aksine ondan istifade etmeye çalıştım. Benim ve ekibimin mücadele ettiği sözde tasavvuf ve tarikat faaliyeti, sahte, şeriat dışı, dini istismara yönelik olanlardır. Tasavvuf ilim ve amel olarak ortaya çıktığı günden beri de onun gerçek mürşitleri, sahte tasavvuf çıkışları ile mücadele etmiş, insanları onların saptırmalarına karşı uyarmışlardır.

Özellikle benim tasavvufla alakamı doğru olarak anlamak isteyenler sitemdeki tasavvufla ilgili yazılarıma ve şu iki kitabıma bakabilirler: “İmam-ı Rabbanî ve İslâm Tasavvufu”, “Tasavvuf Şeriatsız Olmaz”. Her iki kitap İZ Yayınları arasında basılmıştır.

Yazının başındaki sözü söyleyen zat bu kitaplarımı görmedi mi? Görmediyse yazık, gördü de yine iftira ettiyse daha yazık!

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

Son Güncelleme: 29.11.2018 13:30
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Harun çelebi 2018-11-29 20:14:24

Mubarekler siz sizin gibi düşünmeyen her kese çamur atiyorsunuz bu haliniz de hiç müslüman hali değil

Avatar
Özgür 2018-11-29 16:01:24

gerçek tasavvufla, tasavvuf adıyla ortaya çıkan şarlatanların batıl yolunu birbirinden ayırt edemeyecek kadar cahil ve bir o kadar da cehaletinden dolayı düşman olan sizin gibilerin anlayacağı birşey değildir. O yüzden siz hiç kafanızı bu işlere yormayin

Avatar
Abdullah 2018-11-29 19:28:32

kurumların adını ve islamın deyerlerini kullanarak bazen gizli bazen sinsi bazende açıkca islam ve müslün düşmanlığı yaptığınız zannetmeyinki anlaşılmıyor siz ya gizli fetö'cü yada siyonizmle gizli anlaşması olan povlus zihniyetinde şahsiyetlersiniz gerçek yüzünüzü insanlardan saklayabilirsiniz ya rabbimizden?

Avatar
Karaman 2018-11-29 16:01:25

Batıl bir düşünceye sahip olduğunuz için, Hakikatlerin sizi üzmesine şaşırmadık.
Imamı Rabbani Hz. Lerine iftira atan sizin gibi nasipsizler, Ingiliz zihniyetine hizmet ettiğinizi hatırlatır, ingiliz ajanlık faaliyetlerinize son vermenizi tavsiye ederiz.

Avatar
DEDO 2018-11-29 21:00:01

ehehe si̇teni̇n ne kadar da zoruna gi̇tmi̇ş hayretti̇n hoca bi̇le 24 saatte 2 kere doğruyu gösteri̇yor ama bu si̇te o kadar gelenek düşmani ki̇ 1 kere bi̇le doğruyu göremi̇yor

Avatar
mehmet 2018-11-29 13:52:50

korkuyor hoca ne yapsın?

Avatar
mahihaber 2018-11-29 14:36:51

karamanın koyunu her gün çıkar oyunu

Avatar
İlahiyat 2018-11-29 21:29:18

Siz kendinizi allâme mi zannediyorsunuz Abdülkadir Geylani hazretleri ne söz söylüyorsunuz gerçi siz kendinizi peygamber efendilerimiz in daha üstünde görüyor gibi bir haliniz var İslam'ı bir tek siz ama siz biliyorsunuz sizler âlim diğer insanlar ümmi yada zır cahil mi zannediyorsunuz sizin övdukleriniz acaba nasıl birde onları araştırın Hayrettin Karaman bile sizin soylemlerinize katılmadığı ni sizlerin itiraf etmesi çok isabetli oldu yani sizin yanlış yaptığınızı açıklamış olduğu ve herkesi aynı kefeye koymanın doğru olmadığını bildirmiş oldu

banner312