Tarikatlar din mi, alternatif din mi?

Bilenlerin sustuğu yerde cahiller cüretkar çıkıp millete kendilerini alim pozunda pazarlıyor. Bu, güneşin olmadığı yerde karanlığın hüküm sürmesinden başka bir şey değildir. Aynı şekilde "Hak geldi, batıl zail oldu" (İsra, 81) ayeti de batılın/ kafirliğin/ münafıklığın/ tarikatların/ merdiven altı cemaatlerin zail olmasının hakkın sesinin çıkmasıyla mümkün olacağını buyurmaktadır. Bilenler konuşmak zorundadır. Bilenlerin suskunluğu nedeniyledir ki tarikatların anırması gür çıkmaktadır. Bu eşekler piyasaya hakim oldukları için bu gün anırmaları güçlüdür. Bilenler / İlahiyatçılar az teşkilatlanıp konuşsa bunlar aslan görmüş yaban eşeği gibi tabanı zıvazlayıp kaçacaklarına şüphe yoktur. Hamdolsun! Sonunda bir ilahiyatçının daha sesini medyada duyabildik. İşte Prof. Dr. Bilal Sambur'un kral çıplak dercesine tarikatların İslam dışı olduğunu açıklayan o yazısı:

Tarikatlar din mi, alternatif din mi?

Bilenlerin sustuğu yerde cahiller cüretkar çıkıp millete kendilerini alim pozunda pazarlıyor. Bu, güneşin olmadığı yerde karanlığın hüküm sürmesinden başka bir şey değildir. Aynı şekilde "Hak geldi, batıl zail oldu" (İsra, 81) ayeti de batılın/ kafirliğin/ münafıklığın/ tarikatların/ merdiven altı cemaatlerin zail olmasının hakkın sesinin çıkmasıyla mümkün olacağını buyurmaktadır. Bilenler konuşmak zorundadır. Bilenlerin suskunluğu nedeniyledir ki tarikatların anırması gür çıkmaktadır. Bu eşekler piyasaya hakim oldukları için bu gün anırmaları güçlüdür. Bilenler / İlahiyatçılar az teşkilatlanıp konuşsa bunlar aslan görmüş yaban eşeği gibi tabanı zıvazlayıp kaçacaklarına şüphe yoktur. Hamdolsun! Sonunda bir ilahiyatçının daha sesini medyada duyabildik. İşte Prof. Dr. Bilal Sambur'un kral çıplak dercesine tarikatların İslam dışı olduğunu açıklayan o yazısı:

11 Eylül 2020 Cuma 11:09
Tarikatlar din mi, alternatif din mi?
banner310

Prof. Dr. Bilal Sambur Independent Türkçe için yazdı

Prof. Dr. Bilal Sambur, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi 

***

Bütün dinlerde değişik zamanlarda ve yerlerde ortaya çıkan farklı tarikatlar ve cemaatler bulunmaktadır. Müslüman tarihinde de sayısız tarikat mevcuttur.  

İslam'ın kendisinden kaynaklanmayan tarikatlar, değişik zamanlarda insanların ritüellerini, hiyerarşisini, kurallarını ve liderliğini dizayn ettiği yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır.

İslam, bir tarikat değildir. Peygamber, bir şeyh olmadığı gibi, Kur'an da bir tarikat kitabı değildir. Tarikatlar, mezhepler ve cemaatlerin hiçbiri, ilahi ve kutsal bir niteliğe sahip değildirler.

Tarikatların, mezheplerin ve cemaatlerin hepsi insan icadı yapay oluşumlardır. Tarikat ve cemaatleri, insanın dizayn ettiği oluşumlar olarak konuşmak, tartışmak ve sorgulamak lazımdır.


Tarikatlar, kendilerini insan yapımı kurumlar olarak değil, ilahi ve kutsal nitelikte yapılar olarak sunmaktadırlar. Kutsal ve ilahi nitelikte olduklarını sunmak suretiyle tarikatlar, kendilerini sorgulanmaz, eleştirilmez ve dokunulmaz hale getirmektedirler.

Tarikatların hikmetinden sual olunamayacağı şeklinde tarikatları tabulaştıran ve kutsallaştıran anlayışın hiçbir dini, akli, ahlaki ve insani temeli bulunmamaktadır.

Tarikatların yaptığı her şeyden sual sorulması ve sorgulanması gerekmektedir, çünkü tarikatlar insan yapımıdır. Hiçbir insani yapının sorgulama dışı kalma şeklinde bir ayrıcalığa sahip olmadığını idrak etmeliyiz.


Tarikat olgusunu anlayabilmek için tarikatların kendilerini nasıl konumlandırdıklarının anlaşılması lazımdır. Tarikatlar, açık bir şekilde kendilerinin dinin kendisi olduğunu söylememektedirler.

Dinin kendisi olduğunu söylemeyen tarikatlar, aslında dinin içinde var olan alternatif dinlerdir. İslam açısından tarikatlara ne yer vardır, ne gerek vardır. Allah, insanlığa din olarak İslam'ı göndermiştir.

Allah'ın gönderdiği hiçbir tarikat olmadığı gibi, görevlendirdiği hiçbir şeyh de yoktur. Tarikatlar, İslam içinde olduklarını iddia ederek İslam'ın dışında kendilerine özgü ritüeller, kurallar, hiyerarşiler, müritlik ve şeyhlik pozisyonlarını icat etmişlerdir.

Tarikatlar, kendilerini din yerine koyan alternatif dinler şeklinde varlıklarını konumlandıran ve işlevselleştiren insani kurgulardır.


Allah, tevhit mesajını merkeze alan İslam'ı, insanlığa fıtrat dini olarak göndermiştir. Fıtrat dini olan İslam'da dini bir kurum, kilise, ruhban sınıfı, tarikat, mezhep, şeyh, mürit, kutup, gavs, müceddit gibi kurguların hiçbiri bulunmamaktadır.

Bütün tarikatlar, şeyhleriyle, ritüelleriyle ve ilişkileriyle din içinde uydurulmuş alternatif dinlerdir. Tarikatlar konusunda gerçek tarikat-sahte tarikat şeklinde bir ayırıma gerek olmadığı gibi, şeyhleri de sahte ve gerçek şeklinde ayırmaya gerek yoktur.

İstisnasız bir şekilde bütün tarikatlar, gerçek olmadığı gibi, bütün şeyhlerde gerçek değildirler. Bütün tarikatlar ve şeyhler, insan yapımı uydurmalardır.

Bütün tarikatların ve şeyhlerin, uydurmalar olduğu gerçeğinden hareketle onların yapıp ettiklerinin akıl, ahlak ve bilgi ışığında değerlendirilmesi ve sorgulanması gerekmektedir.


Bütün tarikatların insani kurgular olarak anlaşılması büyük önem taşımaktadır. İnsani kurgular olarak olan tarikatların hiçbiri, hakikatin temsilcisi, Allah'ın ve İslam'ın temsilcisi değildir.

Gerçek ve sahte tarikat ayırımında esas alınacak temel ölçü burada bulunmaktadır. Gerçek hakikatin, dinin ve Allah'ın temsilcisi ve sözcüsü olduğunu söyleyen bütün tarikatlar, sahte tarikatlardır.

Hakikatin ve İslam'ın mutlak temsilcisi olmadıklarını söyleyen, ancak bir grup insan tarafından hakikat hakkında yapılan bir kurgu olduklarının farkında olan ve bunu kabullenen tarikatlar, gerçek tarikatlardır.

Bir grup insanın kurgusu olduğunu kabul eden tarikatlar, her türlü yozlaşmaya, istismara ve çürümeye karşı kendilerini insanların sorgusuna açabilirler, insani aklın ve gelişimin önünde engel oluşturamayabilirler. 

Allah, hiçbir insanı bir diğerinin kurtuluşunu dünyada ve ahirette sağlayacak kurtarıcı olarak tayin etmemiştir. Hiçbir tarikat ve şeyh, insanları dünyada ve ahirette kurtuluşa götürecek yapı ve otorite konumunda değildirler.

Tarikatların insani yapılar olarak görülmesi, tarikatları ve şeyhleri insanlar üstü ilahi kurtarıcılar şeklinde tehlikeli bir yanılsamaya ve yanılgıya kişilerin düşmesine engel olmaktadır.

Şeyh, müridini kurtaracak hiçbir güce ve ayrıcalığa sahip değildir. İnsanlar, tarikatları ve şeyhleri kurtarıcılar olarak değil,  bir azınlık grubunun kendi ihtiyaçlarına göre icat ettikleri yapay bir yol olarak değerlendirmelidirler.

Allah'ın huzurunda bir şeyhe mürit olmanın hiçbir değeri olmadığını, Allah'ın insanları bir şeyhe mürit yapmak şeklinde bir sorumluluk yüklemediğini hiçbir şekilde unutmamak lazımdır.


Allah, hiçbir insanın bir şeyhe mürit olmasını istememesine rağmen, tarikatlar, insanları şeyhe mürit yapmak için her türlü yolu ve formülü dizayn etmişlerdir.

Tarikat kurgusunda kişinin şeyhe bağlılığı, gassalın elindeki meyyit düzeyinde olmalıdır. Mürit, şeyhe mutlak bir şekilde teslim olmalıdır.

Şeyhin müridin aklına ve ruhuna hükmetmesi için rabıta denilen yol uydurulmuştur. Mürit, şeyhe mutlak olarak teslim olduğu düzeyde onun olgunlaştığı kabul edilmektedir.

İslam, Allah'a teslimiyeti ve kulluğu esas almaktadır. İslam, Allah dışında hiçbir insana gerekçesi ne olursa olsun teslim olmayı ve kulluk etmeyi, insanın ve Allah'ın inkarı olarak değerlendirmektedir.


Allah, insanları mürit olsunlar diye yaratmamıştır. İnsan, her işini akılla, ahlakla ve adaletle yapmalıdır. İnsan aklını körelten ve insanı şuursuzlaştıran her türlü yapı ve kişi, insanı şerre, şiddete, fanatizme ve çürümeye sevk etmektedir.

İnsana müritliğin dayatılması, bütün kötülüklerin kaynağıdır. Tarikatlar, şeyhi olmayanın şeyhinin şeytan olacağı iddiasıyla insanları tehdit etmektedirler.

Şeytani olan şey, bu kurgunun aksidir. Bir kişinin mürit, diğer bir kişinin ise şeyh olarak konumlandığı durum, rahmani ve insani bir durum değil, şeytani bir kötülüktür.

Tarikatların ve şeyhlerin en tehlikeli tarafı, bilinci, aklı ve kişiliği uyutan, körelten ve köleleştiren kötülük güçlerine dönüşebilmeleridir.

Kişi, hiçbir şeyhe aklını ve iradesini teslim ederek ve köleleşerek olgunlaşamaz, gelişemez ve yol alamaz. Kişiyi olgunlaştıracak, geliştirecek ve yol aldıracak şey, tevhit, akıl, bilgi ve çalışmadır.


İslam, insanı başkalarına mürit, köle ve kul yapan bütün yolları ve yapıları iptal etmiş ve kapatmıştır. İnsanın mürit olmaya ihtiyacı olmadığı gibi, şeyhlere ve tarikatlara gereksinimi de yoktur.

Hepimizin önünde aklını kullanan, ahlaklı yaşayan ve adaletten ayrılmayan olgun insanlar olmak için neler yapmamız gerektiği şeklinde büyük bir meydan okuma bulunmaktadır.

Tarikat problemini kısır polemiklerden uzak bir şekilde ahlaklı, akıllı ve adil insanlar olma bağlamında yeniden değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murtaza Kurt 2020-09-11 13:17:28

yemezler , her mahallede bunların şubeleri var , sen kimi kandırıyorsun , özelliklede akape bunlara destek veriyor her türlü kolaylığı sağlıyor , bizi salak yerine koymayın ,

Avatar
Nefretle yazılmış bir yazı 2020-09-12 12:15:51

Allaha giden yolları ifade eder tarikat. Siz zaten yolda olmadığınız yola çıkmayacağınız için sizin için gerçeği sahtesi gibi bir ayrıma herek yok. Mümin 38 ayette yer alan bana tabi olunki sizi irşad yoluna ulaştırayım diyen kimse gibi tüm gelmiş geçmiş resulü veliyi inkar ededurursunuz. Adınıza da müslüman dersiniz. Tabiiyet farzdır. Bütün peygamberlere tabi olundu. Son peygamber Muhammed mustafa sav ye de. Sonra bitti mi hayır sahabeye de tabi olundu.(tevbe 100 aç oku)

Avatar
Remzi 2020-09-12 00:10:54

Ilahiyetci söyledi diye gerçekmi oluyor.oda bir insan. Insan yanilabilmezmi,haśa bu ilahiyetci özel birisimide nihayet ilahiyetcide söyledi seviniyordunuz sizler varYa. Bu devrin ebu cehilleri.

Misafir Avatar
pirifani 2020-09-12 11:53:29 @Remzi

iste asıl mesele bu kadar acık bir meselenin butun muslumanlar tarafından biliniyor olmayıp da ilahiyetcıların acıklamasına ve soylemesine kalındıgıdır.ummet o hallere dusmus ki tasavvufcu ve tarikatcı musriklerin sirk ve kufurlerini bidat ve hurafelerini din diye yutar olmus da ilahiyatcılar da dillerinde tuy bitercesine anlatmaya mecbur olmuslar.yahu musluman sirkin ne oldugunu bilmiyorsa bu nasıl muslumanlıktır.muhammed esitmis Allah.kainatın tasarrufu kendisine verilmismi,cubbesinin altındaki Allahmıs,Allah ayaklarının altındaymıs,kendisne kuranın yazdırıldıgı yerden yazdırılıyormıs mıs mıs mıs yahu insanlar bunların pesine gidecek kadar gavur lasmıs sen hala kalkıp ilahiyatcılar da insandır diyorsın.anladık ilahiyatcılar insan da.bu asagıların en asagısı olan musrikler ve peslerine takılanlar ne.

Beğenmedim! (0)
Avatar
kkö selin 2020-09-12 06:56:51

tarikatlar iğrençtir, dindışıdır, şia menşelidir, sömürücüdür, ben bunların içinde kaldım, şeyhleri gündüz müslüman kesilir gece alem yaparlardı, benim şahit olduğumu görünce tehdit ettiler canımı zor kurtardım ellerinden

Avatar
Ömer Yıldız 2020-09-12 22:23:43

Bildiğim kadarıyla Bilal Hoca ilahiyatçı değil. Ancak derinliği olan ve yetkin birisi.

Avatar
Vatandaş 2020-09-17 19:33:55

Yesinler senin diplomani