Ülke Tv ile Nevzat Çiçek'in güzide alimi İhsan Şenocak, "Meal okumayın! İmanınız sarsılır..." sözlerine sahip çıktı

Ülke Tv ile Nevzat Çiçek'in katkılarıyla Müslüman mahallede ekranlara çıkıp "Kur'an okumanın imansızlığa neden olacağına" dair salyangoz satan İhsan Şenocak'ın açıklamalarını haberleştirmemiz sonrasında kendisinden özür dilemesini beklerken beyfendiden bir tekzip metni geldi. İhsan Şenocak gönderdiği tekzip metninde sözlerinin arkasında dururken hatasını ortaya koyan dinihaber'i ise sapık ilan etti.

Ülke Tv ile Nevzat Çiçek'in güzide alimi İhsan Şenocak, "Meal okumayın! İmanınız sarsılır..." sözlerine sahip çıktı

Ülke Tv ile Nevzat Çiçek'in katkılarıyla Müslüman mahallede ekranlara çıkıp "Kur'an okumanın imansızlığa neden olacağına" dair salyangoz satan İhsan Şenocak'ın açıklamalarını haberleştirmemiz sonrasında kendisinden özür dilemesini beklerken beyfendiden bir tekzip metni geldi. İhsan Şenocak gönderdiği tekzip metninde sözlerinin arkasında dururken hatasını ortaya koyan dinihaber'i ise sapık ilan etti.

11 Haziran 2019 Salı 22:56
Ülke Tv ile Nevzat Çiçek'in güzide alimi İhsan Şenocak, "Meal okumayın! İmanınız sarsılır..." sözlerine sahip çıktı
banner310

Nevzat Çiçek'in konuğu olarak katıldığı Ülke TV'de, "Kur'an'ı meali okumayın imanınız sarsılır" diyen İhsan Şenocak bu açıklamasını yeni meclise, Osmanlı, Selçuklu ve Karahanlılara attığı "Kur'an meali kullanmadıkları" iftirası ile de destekledi.

Bununla da yetinmeyen İhsan Şenocak, "İlk meal çalışmasını Suriyeli Zeki Megamiz isimli bir Hristiyanın yaptığını" söyleyip tercüme/meal çalışmasının aklınca ne kadar zararlı olduğunu anlatmaya çalıştı. 

İhsan Şenocak'ın aksine haberimizde Peygamberimizden itibaren tercüme ve meal çalışmalarının eksiksiz bir şekilde günümüze kadar geldiğini göreceksiniz. Türklerde ilk meal çalışmaları Karahanlılardan itibaren her dönemde olmuştur.

Suriyeli Zeki Megamiz isimli Hristiyanın meal çalışması olmuş lakin Şer'iyye ve Dahiliye Vekaletinin girişimiyle bu çalışmanın basımı engellenir. Tarikatçılar Kur'an'ın anlaşılmaması için Hristiyan Suriyeli Megamiz örneğini çarpıttıkları gibi bu isimler dışında hadis bile uydurdukları vakıadır. 

İhsan Şenocak, diyor ki, “..Çok ilginçtir Osmanlı da meal yok. Selçuklu’da yok. Müslüman Kürtlerin mealleri yoktu. Neden yoktu… Kendilerince yazdıkları mevlitleri vardı. Ama mealleri yoktu. İlk meali Suriyeli Zeki Megamiz adında bir Hristiyan yazıyor. Neden? Kur’an’ın bir icazı var. Alıyorsunuz şimdi. Onun dünyasına giriyorsunuz. Osmanlı döneminin son yıllarında yazıyor bu tercümeyi. Siz şimdi dünya çapında bir mimar düşünün. O mimarın projesini alıyor. Bir acemi taşerona veriyorlar. Gecekondu çıkarıyor projeden. Ve o binanın önünde de o proje resmi varsa mühendis mimarı onu dava eder. Hayır der. Siz benim kariyerimle oynuyorsunuz, der. Dantenin ilahi komedyasını Türkçeye çeviriyorsunuz. Neden burada İtalya’daki kadar okunmuyor. Neden Goethe Almanya’daki kadar Türkiye’de okunmuyor… Siz Kur’an’ı başka dile aktardığınız zaman siz o Kur’an’ın belagatını fesahatını yok ediyorsunuz… Hacda bir doktor yanıma geldi. Ben hacca gelirken bir meal okumuştum. Hem de o meal hem de en etkili meal yani… dedi ki imanım sarsıldı. Kur’an bu muydu dedi? Neden imanı sarsılıyor. “Vedduha, velleyli iza seca ma veddeake rabbuke ve ma kala…” kuşluk vaktine yemin olsun karanlık yorgan gibi o geceye yemin olsun. Rabbin seni terk etmedi sana buğzetmedi. Peki ne alaka var. Bir metin içinde önce ve sonrası ile alaka kuracaksınız. Okuyor o kardeşimiz. Bir ayetle sonraki arasındaki irtibatı kuramıyorum. Bunu hiçbir mealde bulamazsınız. Yokk.. Tefsirden çektiler. Kur’an’ın derinliğinden çektiler. Şimdi 20 yıl önceden daha çok meal okunuyor. 20 yıl önce İslam’ın kızları sokağa çıkınca dibe kadar giyiniyorlardı. Tek parça elbiseleri vardı. Şimdi ellerinde meal okuyanlar onlar Kur’an okuyorlar. Cilbab kelimesi onlara diyor ki sizin kıyafetiniz tek parça olacak. Ama öyle giyinmiyorlar. Peki ne diyor bu ayet… bu ayette neyi söylüyor aslında.. Tefsire bakmış olsalardı şunu göreceklerdi. Efendimiz…”

İHSAN ŞENOCAK KONUYU ÇARPITMAKTADIR

Selçuklularda ilim dili Arapça olduğu için tercüme faaliyetlerine girişilmedi. Buna rağmen Oğuzca, Kırgızca ve Türkçe kırık anlam verilen pek çok çalışmanın varlığı kayıtlarla ortaya çıkmıştır.

Selçuklu ve Osmanlı’da tercüme faaliyetinin bugünkü kadar gelişmemiş olması İhsan Şenocak’ın kastettiği anlamda Kur’an’ın büyüsünün bozulmasını engellemekten ziyade o günkü devlet anlayışının ilim dili olarak Arapça’yı seçmesi, ilmin saray ve çevresiyle sınırlı kalması, tebliğ faaliyetinin devlet ve görevli gönüllü kuruluşlarca yürütülüyor olmasındandır.

Tanzimat sonrası başlayan milliyetçilik akımlarının etkisi ile tercüme faaliyetleri hız kazanırken latin alfabesine geçiş çalışmaları ile birlikte latince baskılı Kur’an ve tercüme ile meal çalışmaları hız kazandı.

Osmanlı’nın çöküşü ile birlikte başlayan sorgulama farklı görüşleri ortaya çıkarırken, “Kur’an’dan uzaklaşmanın çöküşte etkili olduğu ve bir an önce Kur’an’a/İslam’a dönüş yapılmasını gerekli gören İslamcı akımların varlığı” haklı olarak Kur’an ve sünnete dönüşü hızlandırmış bu da Kur’an’ı anlamaya olan talebi arttırmıştır. Oluşan pazarı fırsat bilen kimi yayınevleri Kur’an tercüme ve meal çalışmalarına ağırlık vermiş. Oluşan bu pazarda talebe cevap verme adına kimi Hristiyan ve Yahudi tercümanlar da bu ortamdan faydalanmak istemişlerdir.

Kimi gayri müslim kimi eksik bilgisi ile yapılan bu çevirilerin piyasada artması üzerine gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet döneminde etkin mücadele edilmiş, hatalı olan mealler devlet eliyle ifşa edilirken, ifşa ile de yetinilmeyerek hatalı mealler toplatılmış ve imha edilmiştir.

İhsan Şenocak’ın kendine pay çıkartırcasına ilk tercüme/meal çalışmasını Suriyeli bir Hristiyan Zeki Megamiz’in yaptığı iddiası boş ve art niyetli bir aktarımdır. O dönemde yapılan meal çalışmaları İhsan Şenocak’ın çarpıttığı anlamda dinin ve doğal olarak Kur’an’ın dejenere edilmesi amacıyla değil ticari endişeden kaynaklanmaktadır.  

Hem Cumhuriyet döneminde ilan edilen Harf inkılabı ile sadece Kur’an konusunda değil tüm ilim kitaplarında boşluk oluşmuş ve hızla tercüme faaliyetleri peşi sıra gelmiştir.

HATA YAPTIĞINI SÖYLEYEMEDİ

İhsan Şenocak'ın gerçekleri çarpıtmasını yayınlamamızla birlikte mahkemede soluğunu alması bir oldu. Müslümanları aldatan, tarihimize iftira atan Şenocak'ın gerçek yüzünü ortaya çıkaran biz, yaptığımız haberle beyfendinin kişilik haklarına saldırmışız.

Şenocak'ın ötesinde İhsan sever tarikatçıların küfür ve hakaretleriyle birlikte "Ne var bunda canım! Adam meal değil Kur'an okumak için tefsire de bakın diyor" yorumlarına tanık olduk.

Kendilerine saflık yapmamalarını daha dün Diyanet'e saldıran İsmailağa cemaati mensubu İhsan'ın "Meal okumayı imansızlık" olarak değerlendirmesi karşısında operasyonun diğer ayağında yer alan diğer tarikatçı grubun fetvacısı Osman Ünlü'nün de "Tefsir okumak sapıklıktır" dediğini hatırlatıp bunun danışıklı bir döğüş olduğunu belirtmiştik.

Bazı tarikatçıların da İhsan Şenocak'ı kurtarma adına, "Ben kaç kez şahit oldum. İhsan Kur'an'ı anlamak için tefsir okuyun, diyor" sözlerine şahit oluyoruz. Bu güruha hatırlatırız ki Mekke'nin cahil müşriği tefsire mi bakıyordu Kur'an'ı anlamak için.

Veya yeni müslüman olan biri tefsir okuduğu için mi müslüman oluyor. 

Elbette insan anlamadığı yerler için tefsirlere bakacaktır lakin peygamberimizden sonra 200 yıl boyunca ciddi bir tefsir çalışması olmadığı gibi olan tefsiri de okuyan sınırlı sayıda müslümanın varlığı göz önüne alındığında "Anlayasınız diye size bu kitabı Arapça indirdik" diyen Allah, her  dile çok rahat tercüme edilebilir kitabını herkesin kendi çapında İslamı yaşayacak şekilde anlaşılır kıldığı vakıadır. 

İhsan Şenocak'ın tefsirden kastı yüksek ihtimal Cübbeli Ahmet ile Mahmut Ustaosmanoğlu'nun hazırladığı İsmailağa tefsiri ise zaten o tefsiri okuyanın cennetin yolunu değil kokusunu bulması imkansız gibi. 

TEFSİR OKUMAYI SAPIKLIK GÖREN TARİKATÇI İÇİN RESMİ TIKLAYINIZ

Türkiye Gazetesi'nden skandal yazı! Tefsir okumak sapıklıktır...

HABERİMİZDE İSABET ETTİK

Yanılmadık...

Mahkemeden ikinci haberimizde eli boş dönen İhsan bize bir tekzip metni göndererek yayınlamamızı rica etmişler.

Ama ne rica...

İhsan Şenocak'ı biz de tanımıyorduk. Kendisi meğer, "Kur'an ve sünneti seniyyeden fışkıran hakikatin mütercimi" imiş. 

Dahası "doğru yolun sapık kolları" varmış tarihte ve dinihaber.com da o kollardan biri imiş. Sapıklığımızı da İmamı Rabbani denen hurafeciden örnekle delillerdirmeye çalışıyor İhsan Şenocak...

Aşağıdaki tekzip metninden sonra sadece 8 mektubundan örnekle İmamı Rabbani'nin kaç ayar tarikatçı sözde alim olduğunu, bu kadar hurafeye rağmen İmamı Rabbani'nin peşinden koşan İhsan Şenocak'ın ilmi kariyerinin hangi mesabede olduğunu okurlarımızın takdirine bırakıyoruz:

İhsan Şenocak'ın yayınlamamızı istediği sözde tekzip metni (İhsan'ı kırmadık, yayınladık)

İHSAN ŞENOCAK'IN TEZİNE GETİRDİĞİ DELİLLER İLMİLİKTEN UZAKTIR

1. Şenocak'ın meal çalışmasının tehlikesine dair getirdiği örneklerden biri, bir mimarın çizdiği projeyi bir taşeronun kötü bir temsil ile bina etmesi ve mimarın itibarını sarsmasıdır. En cahil adam bile bilir ki hiçbir tercüme/meal Kur'an'ın kendisi değildir. Kur'an'ın kendi anlayışına indirgemek adına ilgili çeviriyi yapanın bilgisi dahilinde yapılan bir tercümedir. Tercüme edilmiş Kur'an'a bakıp kimse Allah'ın varlığından en ufak bir kuşku duymaz. Dilleri bir ayet olarak yarattığı söyleyen Allah da kendi kitabını anlama adına Arapça'dan kendi diline çevrilmiş Kur'an'ın anlamını okuyan birine sitem edeceğine dair tek bir ayet ve hadiste bulunmamaktadır.

2. Bir doktor gelmiş Duha suresinin birbiriyle alakasız anlamına bakmış ve imanının sarsıldığını söylemiş. Hangi aklını kullanamayan doktorsa bu şahıs, nasıl oldu ise Hacca kadar gidiyor ama elinin altındaki internetten Duha suresinin tefsirine bakmak hatırına gelmiyor. Çevresinde eskiden olduğu gibi az da değil her camide her okulda görevli yüzlerce İmam Hatip ve İlahiyat mezunu hocaya sormayı akledemiyor. İşin tuhafı Duha Suresi tercüme edildiğinde o akılsız doktorun imanı sarsılıyor da Arapça haliyle kaldığında imanı yerinde duruyor. Arapça kaldığında da tercüme edildiğinde de nihayetinde kelimenin neyi kastettiği ortada iken akılsız doktorun bu halini tercümeye indirgemek tam bir art niyettir. Anlamazsan sorun yok, imanlısın, anlarsan aman haa imanın yandı gitti. Tam bir tasavvuf rezilliği...

3. 20 yıl önce daha az meal okunuyormuş da millet cilbap giyormuş da 20 yıl sonra meal okunmuş da millet tek parça giymiyormuş. Vatandaşın giyim değişikliği, İbni Haldun'un ifade ettiği, "Geri milletler, ileri milletleri zorunlu olarak taklid eder" tezinden başka bir şey değildir. İhsan Şenocak'ın bu tezinin doğruluğunu ispat etme adına elinde bir araştırma sonucu da yokken böyle bir yargıya varması kendisinin İsmailağa fıkhının tesirinde kalmaktan başka bir şeyle açıklanamaz. 

Kur'an meali okumayan İsmailağa cemaatinin kızları ve gelinlerinin de artık cilbap giymemesini Şenocak nasıl yorumlayacaktır gerçekten merak ediyoruz. İnsan globalleşen dünyada, her cebe giren internet ortamında, sosyal medyanın dibine kadar kullanılıp iletişimin geliştiği, pembe dizilerle toplumların narkoz edilmesinin sonucunda değişen kıyafet şekli ve giyim tarzını İhsan Şenocak'ın  hiç alakası olmayan Kur'an mealine yorumlanması hangi ilim ahlakı ile bağdaşabilir. 

4. Almanya'da Gothe, İtalya'da Dante çok okunuyormuş da tercüme edildiğinde neden okunmuyormuş. İhsan Şenocak, her milletin kendi şarkıcısı, sanatçısı, siyasetçisi ve bilim adamının kendine güzel görünüp dinlendiğini düşünemeyecek kadar akıl tutulması yaşadığını elbette düşünmüyoruz. Ama milletin Kur'an'a gitmesini engelleme adına getirdiği bu komik örnekler niyetini ortaya koyması bakımından gerçekten önemli. 

Diyanet İslam Ansiklopedisi’nden "İslam değil tasavvuf/tarikat alimi" İhsan Şenocak’a delilleriyle cevap verelim:

İLAHİ HİKMET TERCÜMEYİ ZORUNLU KILAR

Kur’ân-ı Kerîm, Araplar arasından seçilmiş bir peygambere nâzil olduğuna ve öncelikle onlara hitap ettiğine göre dilinin Arapça olması tabiidir. Ancak onun muhatapları yalnız Araplar değil bütün insanlardır. Zira Kur’an kendisini insanlar için hidayet kaynağı, şifa ve rahmet, öğüt, uyarıcı ve müjdeleyici olarak tanıtır (meselâ bk. Yûnus 10/57; el-İsrâ 17/82). Şu halde Kur’an’ı sadece Araplar’a hasretmek diğer insanların onun şifa, rahmet ve hidayetinden faydalanmasına engel olmak Allah’ın her şeyi kuşatan rahmetini (el-A‘râf 7/156) daraltmak demektir. Bütün bunlar Kur’an’ın diğer dillere çevrilmesini gerektirir.

Kur’an’ın evvelkilerin kitabında geçtiğini (eş-Şuarâ 26/196; el-A‘lâ 87/18-19), her millete mutlaka kendi dillerini bilen bir elçinin gönderildiğini (İbrâhîm 14/4; el-İsrâ 17/15; eş-Şuarâ 26/208; el-Kasas 28/59) belirten âyetler de onun tercüme edilmesinin lüzumunu ifade etmektedir.

Evrensel bir özellik taşıyan her mesajın yaygınlaşmasının tek yolu budur. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’in tebliği vâcip hükmünde olup onu Araplar’ın dışındaki insanlara ulaştırmanın en pratik yolu tercüme olduğundan çeşitli dillere çevrilmesi gereklidir. (Reşîd Rızâ, IX, 322).

SELMANI FARİSİ'NİN FATİHA'YI FARSÇA'YA ÇEVİRMESİNİ PEYGAMBERİMİZ ENGELLEMEDİ

Hz. Peygamber pek çok hadisinde kendisinden öğrenilenlerin başkalarına ulaştırılmasını istemiştir (Müsned, II, 159, 214, 606; Buhârî, “Enbiyâʾ”, 50); ayrıca bazı davranış ve uygulamalarıyla Kur’an’ı tercüme etmenin gerekli olduğunu göstermiştir. Nitekim Bizans, İran, Habeşistan gibi ülkelerin hükümdarlarına tercüme edileceğini bilerek içinde âyetler bulunan mektuplar göndermiştir. (Buhârî, “Aḫbâr”, 4; İbn Sa‘d, I, 258-291) Onun hayatından da ilâhî emirleri bütün insanlara bildirmenin gereğine işaret eden hususlar tesbit etmek mümkündür. Zeyd b. Sâbit’e yabancı dil öğrenmesini emretmesi (İbn Sa‘d, II, 358-359), Kur’an’ın yedi harf üzerine indiğini belirterek onu öğrenip okumayı ümmeti için kolaylaştırması, Selmân-ı Fârisî’nin Fâtiha sûresini Farsça’ya çevirmesi ve bu çeviriyi Hz. Peygamber’in menetmemiş olması yönündeki haberler (Serahsî, I, 37) bunlardan bazılarıdır.

KUR'AN'IN TÜRKÇE, FARSÇA TERCÜME TARİHİ

1. Sâmânî Hükümdarı Mansûr b. Nûh’un emriyle, içinde Türk asıllı olanların da bulunduğu Horasan ve Mâverâünnehirli âlimlerden meydana gelen bir heyet, Kur’an’ın tamamını Muhammed b. Cerîr et-Taberî’nin Câmiʿu’l-beyân adlı tefsirinin özetiyle birlikte Farsça’ya çevirmiştir. (İnan, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Tercemeleri, s. 7-8) 

2. Kaynaklarda belirtildiğine göre aslında ilk tercüme Farsça’ya çok yakın olan Hûzistan diliyle yapılan, Mu‘tezile âlimi Ebû Ali el-Cübbâî’ye (ö. 303/916) ait çeviridir. 

3. Kur’ân-ı Kerîm’in tercüme edildiği en eski dillerden biri de Türkçe’dir. Eski Türkçe Kur’an tercümeleri satır arası ve tefsirî olmak üzere ikiye ayrılır. Satır arası kelime kelime Kur’an tercümesi geleneği Orta Asya’dan gelmiş, Horasanlı ve Hârizmli âlimler İranlılar’dan öğrendikleri bu metodu Anadolu’ya nakletmişlerdir. Satır arası Kur’an tercümelerinde her kelimenin altına o kelimenin tercüme edilen dildeki karşılığı yazılır. Türkler tarih boyunca Uygur ve Arap alfabeleriyle bu iki tarzda Kur’an’ı tercüme etmişler (Aydar, s. 71-73), 1928 yılında kabul edilen Latin alfabesiyle daha çok meâlen tercüme örnekleri ortaya koymuşlardır.

4. Edib Ahmed Yüknekî’nin Atebetü’l-hakāyık adlı eserinde aşağıdaki âyetlerin tercümesi bu alfabeyle yer almıştır: Âl-i İmrân 3/134, 146, 185; en-Nahl 16/96; el-Hac 22/61; ez-Zuhruf 43/32; el-İnşirâh 94/5-6 (İnan, TDAY Belleten, sy. 183 [1960], s. 79).

5. Türkler, İslâmiyet’e girdikten kısa bir süre sonra Uygur alfabesini terkederek Arap harflerini kullanmaya başlamışlar, Kur’ân-ı Kerîm tercümelerini son dönemlere kadar bu alfabeyle kaleme almışlardır. İlk Türkçe Kur’an tercümesi V. (XI.) yüzyılın başlarında, daha önce yapılmış olan Farsça çeviri esas alınarak satır arası tercüme metoduyla hazırlanmıştır (Togan, s. 19). Tercümenin dili Oğuz (Doğu) Türkçesi’dir ve ilk Farsça tercüme tarzındadır (Erdoğan, sy. 1 [1938], s. 47-48).

6. Selçuklular devrinde ilim dili olarak Arapça’nın kullanılması sebebiyle dinî eserlerin Türkçe’ye çevrilmesi konusunda kayda değer bir gelişme olmamışsa da Osmanlılar’ın ilk dönemlerinde bazı dinî eserler, bu arada Kur’ân-ı Kerîm’in Yâsîn, Mülk, Fâtiha ve İhlâs gibi daha çok kısa sûreleri Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Türkiye kütüphanelerinde bu devreye ait çeşitli tercüme ve tefsir nüshaları mevcuttur.  (bk. Süleymaniye Ktp., Türkçe Tefsirler Bölümü).

7. Anadolu’da tam Kur’an tercüme ve tefsir faaliyetlerinin XIV. yüzyılın sonlarında başladığı anlaşılmakta, gerek İstanbul gerekse Anadolu’daki kütüphanelerde bunların çeşitli nüshaları bulunmaktadır. Abdülkadir İnan, Alman şarkiyatçısı Joseph Schacht’ın yalnız İstanbul ve Bursa kütüphanelerinde yirmiden fazla nüshayı gözden geçirdiğini, kendisinin de Schacht’ın listesinde bulunmayan nüshaları gördüğünü söylemekte, bunlardan bazılarının Hamburg, Breslau ve British Museum’da mevcut olduğunu belirtmektedir (Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Tercemeleri, s. 15).

8. Arapça tefsirlerden Ebü’l-Leys es-Semerkandî’nin tefsiri tercih edilmiştir. Bu eser Ahmed-i Dâî, İbn Arabşah ve Mûsâ İznikî tarafından ayrı ayrı Türkçe’ye çevrilmiştir. Muhtemelen bunlardan kısa bir süre önce tercüme edilen ve mütercimi belli olmayan Cevâhirü’l-esdâf ise daha muhtasar bir tercüme-tefsirdir.

9. Türkiye’de resmî ve özel kitaplıklarda yüzlerle ifade edilecek kadar Türkçe Kur’an tercümesi mevcut olduğu gibi Cezayir, Dresden, Leiden, Münih, Berlin, Vatikan, Viyana, Londra gibi şehirlerdeki kütüphanelerde de yazma nüshalar halinde Türkçe tercüme ve tefsirler yer almaktadır (Hamîdullah, Kur’ân-ı Kerîm Tarihi, s. 109-119).

10. Osmanlı medreselerinde öğretim dili olarak Arapça’nın kullanılması Kur’an’ın tercümesi faaliyetlerini oldukça yavaşlatmışsa da Tanzimat’la birlikte ortaya çıkan milliyetçilik cereyanının sonucu olarak Kur’an’ın Türkçe’ye tercümesi çalışmaları ilgi görmeye başlamıştır. Şeyhülislâm Mûsâ Kâzım Efendi, Ahmed Cevdet Paşa, Bereketzâde İsmâil Hakkı gibi birçok âlim Kur’an’ın Türkçe’ye çevrilmesinin zaruri olduğunu belirtmiş, bazıları da bizzat bu işe teşebbüs etmiştir.

11. Sırrı Paşa’nın Sırr-ı Furkān adlı iki ciltlik bir tercüme ve tefsiri, Şeyhülislâm Mûsâ Kâzım Efendi’nin küçük bir ciltten ibaret Safvetü’l-beyân adında tamamlanmamış bir tercüme ve tefsiri vardır (diğerleri için bk. Hamîdullah, Kur’ân-ı Kerîm Tarihi, s. 195-200). 

12. Türkiye’de Cumhuriyet’in ilânından sonra kısa bir süre içinde birkaç tercüme neşredildi. Bunların çoğu Arapça’ya vâkıf olmayan ve yeterli derecede dinî bilgisi bulunmayan kişilerce yapılmıştı (Elmalılı, I, 8); mütercimler arasında hıristiyan olanlar da vardı. Bu durumdan rahatsızlık duyulması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin isteğiyle Diyanet İşleri Reisliği, ulemâ nezdinde tasvip görecek ve halk arasında itibar kazanacak bir tercümenin hazırlanmasını kararlaştırdı (Türkiye Maarif Tarihi, V, 1927-1931). Bunun üzerine tercüme işi, daha önce Kur’an tefsiri yazmakla görevlendirilen Elmalılı Muhammed Hamdi’ye verildi (a.g.e., II/38 [1949], s. 195). Onun tamamladığı çalışma Hak Dini Kur’an Dili adıyla bastırıldı.

13. Elmalılı'nın yaptığı tercümenin yanısıra bu dönemde İzmirli İsmail Hakkı, Meânî-yi Kur’ân; Ömer Rıza Doğrul, Tanrı Buyruğu: Kur’ân-ı Kerîm Tercüme ve Tefsiri; Hasan Basri Çantay, Kur’an-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm; Ömer Nasuhi Bilmen, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsiri. Ayrıca Hüseyin Kâzım Kadri, Zekî Mugāmiz, Süleyman Tevfik, Cemil Said, Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu, Osman Nebioğlu, Murat Sertoğlu, Besim Atalay, Sadi Irmak ve Abdülbaki Gölpınarlı’ya ait tercümelerle bazı gazetelerin okuyucularına verdiği çevirileri de zikretmek mümkündür. 

İMAMI RABBANİ'Yİ TANIYALIM

İhsan Şenocak'ın yücelttiği İmamı Rabbani İslam'ı dejenere eden, ümmeti şii sünnilik dışında sünni kesimi ayrıca EHLİ SÜNNET OLAN VE OLMAYAN şeklinde yeniden bölen, Hindistan'da İngilizlere karşı Müslümanların direnişini Fetullah Gülen gibi "devir silah devri değil ilim devri" deyip peşine taktığı müslümanları kısa sürede İngiliz hayranı yapıp çıkan, Hz. Ömer'e soyu dayandırılan ama gerçekte anne babası belli olmayan bir hurafeci... Buyrun 8 mektupta özetle İmamı Rabbani'yi tanıyalım:

- Allah, Kur’an’da, “Hiçbir varlığa benzemediğini” söylerken Ahmet Sirhindi denen şahıs; “Allah’ı kadın suretinde ve kadının cinsel aletlerinde gördüğünü” söylüyor ve kadınlar karşısında hayretten ağzının açık kaldığını belirtiyor. Tarikatlardaki tecavüz ve kadın düşkünlüğü ile mürşitlerin beyaz atlarla yatak odalarına girip zina yapan genci anlatması bir noktada tarikatlardaki bu tür telkinlere dayanır. İmamı Rabbani ilk mektubunda takipçilerinin hayalinde kadını ve kadının vücudunu canlandırarak bu kitabı her ellerine alışlarında subliminal olarak kadınların cinselliğine dikkat çekmektedir. Yatak odasından ayrılmayan kadın düşkünü veliler; nedense hırsızı, iftiracıyı, yalancıyı, vergi kaçıranı, gümrükten mal kaçıranı, savaşta ihanet edeni, devlete isyan edeni, haçlı batının İslam ülkeleri üzerindeki emellerini, FETÖ ve PKK’yı hiç görmezler. 

-İslam dininde abdest suyu dahil insan bedeninden dökülen tüm sular necistir/pistir ve bu suyu yeme ve içmede kullanmak haramdır. Ahmet Sirhindi denen şahıs ise Belh adlı şehirde kendini ziyaret edenlere sözde “Dördüncü yıkamada uzuvlardan dökülen suyun abdest suyu olamayacağından fetva ile” ağzının salyası, burnunun sümüğü, kulağının kiri, el/yüz/ayaktan kopan deri parçaları ile kıllarının karıştığı pis abdest suyunu müridlerine içirebilecek kadar iğrençleşebilmektedir. Tarikatlarda görülen şeyhin çorap suyunu içme; Fetullah Gülen’in sümüklü mendili ile b..klu külodunu kapmak için gösterilen çabanın dayanağı, Ahmet Sirhindi’nin alime hürmetle samimiyetin göstergesi  olarak şeyhin/hocanın abdest suyunun dahi içilebileceğine dair anlattığı bu nevi olaylardır.

-Peygamberler dahil vefat edenlerle tüm iletişimin kesildiği Kur’an’da anlatılır; Hz. Muhammed’in vefatında Hz. Ebubekir, Hz. Ömer’e “O öldü” ikazında bulunurken sözde EHLİ SÜNNETÇİ Ahmet Sirhindi denen yalancı/paranoyak, “İlyas (as) ve Hızır ile konuştuğunu” iddia etmektedir.

-İslam’da Hızır inancı yok ve Hızır denen bir varlıkta bulunmazken batıni yorumlarla Kur’an’ı tevil eden tarikatçılar, Kehf Suresi 65. ayette Hz. Musa’ya mahsus genel geçer bir görüşmede “Kullarımızdan bir kul” olarak sözü edilen varlığı ellerinde hiçbir delil olmamasına rağmen olağanüstü güçlerle donatılmış Hızır isimli bir varlığa yorumlamışlar ve hala yaşadığını iddia etmişlerdir. Ahmet Sirhindi mektuplarında “Olmayan bir varlık (Hızır) ile konuştuğunu” iddia ederek açık açık yalan söylemektedir. Tasavvufçularda görülen uçan/kaçan, yer ve zamana tabi olmadan aynı anda bir çok yerde görüldüğü iddia edilen gavs/kutup/müceddid masallarının temeli mektubatlarda geçen Hızır palavrasına dayanır.

-Allah, Kur’an’ın girişinde “Sana ve senden önce indirilenlere iman ederiz” deyip Müslümanlardan söz alırken Ahmet Sirhindi, “Olmayan Hızır ve Peygamber olan İlyas (as)’a, ‘Namazlarınızı Şafii mi Hanefi mi mezhebi üzere kılmaktasınız?’ deyip sorarak mezhep taassupçuluğu yapmaktadır.”  İmamı Şafii ile İmamı Azam Ebu Hanife’nin İlyas (as)’a bir ümmet olarak tabi olması, iman etmesi gerekirken Ahmet Sirhindi, vefat ederek amel defteri kapanmış İlyas (as)’ın kendi ümmeti/torunu olan İmam Şafii ile İmamı Azamın fetvalarına tabi kılmaktadır.

-İslam kıyamete kadar baki bir dindir. Kur’an, ayette buyrulduğu gibi korunan bir kitaptır. Dinin kaynağı Kur’an ortada dipdiri bozulmadan dururken Ahmet Sirhindi denen şahıs, “müceddid” denen bir özel din adamı sınıfından bahisle “her yüzyılda bir müceddidin geleceğini” belirtir. Daha kullandığı hadisin gerçek mi uydurma mı olduğundan bile habersiz olan İmamı Rabbani'nin Mektubat’ta geçen uydurma hadislerine dahi baksa İhsan Şenocak, İmamı Rabbani’nin İslam alimi olamayıp Fetulllah Gülen gibi bir din tüccarı olduğunu anlayabilirdi. 

-Allah kendi kitabından bahisle Kur’an’ın pek çok yerinde bu kitap “muhkem bir kitap’tır” şeklinde söz ederken Ahmet Sirhindi, yazdığı eseri Kur’an’a denk olduğunu iddia ile “Peygamberimizin eserini öptüğünü ve bunu ‘Git herkese duyur!” deyip kendi kitabının insanlara tebliğ edilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Aynı meyanda tarikatçıların tüm ileri gelenleri Said Nursi ile Fetullah Gülen’de de görüleceği şekilde kendi eserlerini “Allah’ın yazdırdığını, kendilerinin yazmadığını” iddia ile müridlerin gözünde güç devşirmektedirler.

-Kur’an’da kıyametten sonra dirilmenin gerçekleşeceği, mahşer yerine tüm insanların toplanacağı, mizan sonrası cennet ve cehenneme insanların gideceği belirtilmiş; vefat eden birilerine cennet yakıştırası yapanlara Allah Resulü, “Öyle demeyin! Ben bile ahirette bana nasıl muamele edileceğini bilmiyorum” deyip ikaz ederken Ahmet Sirhindi daha kendisi bile ölmemişken, “Arşı alada gezinip kendisi ile birlikte peygamberlerin, sahabelerin, şeyhlerin, müritlerin makamlarını gördüğünü” iddia etmektedir. Sirhindi’nin millete biçtiği makam ve makamların dizilişi de ilginçtir. Rivayetlerle bildirilen ve ümmetin alışageldiği derecelendirme şekli Sirhindi’nin cennet derecelenmesinde kendini aynen gösterir.

-Kur’an’da nefis tezkiyesi ve cennetin yolu açık açık kitaba uymakla anlatılmışken Ahmet Sirhindi, “İbni Arabi’nin teorisyenliğini yapıp veli denen sahtekarların zamanla geliştirdikleri Tasavvuf makamlarını Allah’ın kitabına alternatif görerek müritlerine uygulattırdıkları nefis tezkiyesi ile cennet yolu tarif etme” bahtsızlığında bulunmuşlardır.

-Allah Kur’an’da dünya hayatında olan insanlara görülmediği ve görülemeyeceğini Hz. Musa ve İbrahim (as) örneği ile örneklendirir; Peygamberimiz dahi iddia edildiği gibi miraca çıkıp Allah ile görüşmemiş; Hz. Aişe, “Kim Muhammed Allah’ı gördü derse yalan söylemiştir” hadisi orta iken Ahmet Sirhindi,  “Allah ile iletişimsiz bir şekilde dünyada görüştüğünü” iddia etmektedir.

-İslam’da ve evrensel hukukta suç, gözün ve kulağın şahitliği ile tespit edilir. Kur’an’da Yunus (as)’ın kendi başına buyruk bulunduğu yeri terki, Hz. Musa’nın adam öldürmesi, Hz. Muhammed’in kör Ümmi Mektum’dan yüz çevirmesi üzerine azarlanması, Hz. Adem’in yasak meyveyi yemesi gibi hata ve günahları anlatılırken İmamı Rabbani’nin akıldanesi Abdülkadir Geylani, tarikat şeyhlerini masum ilan ederek var olan günahlarının görmezden gelinmesini tavsiye ederek, “Mürşidin yaptığı haram bir fiilin görülmesi durumunda müridin dönüp gitmesini, aynı halin tekrarında müridin kendi gözü ve kalbinden şüphe duymasını, üçüncü kez tekrarı durumunda tövbe istiğfar ile mürşidine dua edip suçunu/günahını görmezden gelmesini” tavsiye ederek tıpkı şia’da olduğu gibi mürşitleri masum ilan etmektedir. İmamı Rabbani’nin avukatı kesilen İhsan Şenocak'a ve tarikatçılara buradan soruyoruz: “Başkasının malı ve namusunu tarla gören bu ırz düşmanı mürşitlerinizi kendi kızınızın, karınızın veya annenizin yatağında da gördüğünüzde Abdülkadir Geylani aşığı İmamı Rabbani’nin bu tavsiyelerine uyarak aynı şekilde gözlerinizden şüphe edip ırzınıza musallat olmuş mürşidinize hayır dua edecek misiniz?”

İşte, İhsan Şenocak'ın millete “alim” diye sunduğu İmamı Rabbani böyle hurafeci bir varlık. İslam ile uzaktan yakından alakası olmayan hurafeci şahsı İhsan Şenocak ve içinde bulunduğu tarikatlar “alim” diye pazarladı diye biz de “alim” mi diyeceğiz?

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

Son Güncelleme: 24.06.2019 12:41
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2019-05-29 02:20:35

utanmadan bidatlarla mucadele ettikleri izlenimi vermeye calisiyorlar. kendilerinin her tarafi bidat ve hurafe israilyat ve menkibe uydurma ve zayif hadisler icinde oldugu halde bu kadar piskinlik ancak dolandirici uyusturucu ve kadin tuccarlarinda bulunur.yaziklar olsun bunlarin arkasinda gidenlere.

Misafir Avatar
pirifani 2019-06-01 15:47:19 @pirifani

muhammed esittir Allah diyen kisinin adini bilmiyor misiniz? hangi cemaatin tv kanalizasyonunda konusmalarinin yayinlandigini bilmiyor misiniz? senocakin da ayni kanalizasyonda cekinmeden konustugunu bilmiyor misin? senocakinda ayni cemaate uye oldugu hatta elebaslarindan oldugunu bilmiyormisiniz? bizim bunlari soylememize iftira diyebiliyor misiniz? simdiye kadar bir aciklama getirebildiniz mi? diyorum ki malum cemat olsun diger tarikatlar olsun girtlaklarina kadar kufur sirk ve nifak icinde olduklarini soylelemiz insanlarin bilmedikleri gormedikleri seyler mi ki bizim kim oldugumuzu soruyorsun? iftira mi yapiyoruz?muhammed esittir Allah demedi mi? ete kemige burundum mahmut olarak gorundum demedi mi? vahyi cebraile perde arkasindan verenin Allah degil resul oldugunu soyleyen ben miyim? bunlar sadece birkac ornek,sende biliyorsin ki bunlari soyleyenler ve arkalrindan gidenler katiksiz musrik kafir fasik ve munafiklardir.kimligimi aciklamam gerekiyor mi be kardesim?t musluman ol!!!!!!

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Edepsiz piri fani 2019-05-31 14:20:35

Adam isen bilmem bir yerin yiyorsa yazdıklarında savundukların da doğru isen kim olduğunu açık açık söyler sin. Erkek isen söyler sin . Hadi koçum
ADMİNİN YORUMU: BURASI ER MEYDANI DEĞİL. FİKİR MEYDANI. FİKİRLERİ TARTIŞIRKEN İSİM VE KİMLİKLER ÜZERİNDEN DEĞİL BİLGİ ÜZERİNDEN TARTIŞALIM. GERÇİ BU MEYDAN OKUMAYI YAZAN TARİKATÇI ZATA GÖRE BİLGİ DEĞİL BİLGİNİN ALINDIĞI KAYNAK ÖNEMLİ OLUNCA HALİYLE ZATI MUHTEREM KİMLİK DERDİNE DÜŞÜYOR. KİMLİĞİ ÖĞRENECEK Kİ KÖPEK GİBİ SALDIRACAK ŞEREFİNİ YERLE BİR ETMEK İÇİN. BAK TARİKATÇI KARDEŞİM ÖNCE KELİMEİ ŞEHADET GETİR VE İSLAMA GİR. SONRA DA BU MAHALLEDE HAKKIN TARAFTARLARININ CENNETTE OLDUĞU GİBİ KİMLİK ÜZERİNDEN DEĞİL BİRBİRLERİNE SELAM DEDİKLERİNİ İŞİTİRSİN. İSLAM MAHALLESİNDE SARIK TAKIP CÜBBE GİYMEK BİR KARIŞ SAKAL BIRAKMAKLA KİMSE ADAM YERİNE KONULMAZ. BİZ DOĞRUYU SARIKLIDAN DA ALIRIZ BAŞI KABAK GİBİ KELDEN DE, KÖRDEN DE ALIRIZ, SAĞIRDAN DA. HAK BELLİDİR BATIL BELLİDİR. SÖZÜ ALIR KUR'AN'A VURUR SONRA AMENNA DERİZ.

Beğenmedim! (4)
Avatar
Türkoğlu 2019-05-29 22:38:07

ihsan şenocak denen şirkperest. türk düşmanı tarikatçı cemaatci pislik herif, şeytanın babasıdır. nokta

Avatar
Abdullah 2019-05-29 03:32:02

Yahu be insan diyanet işleri ni kötülersin ihsan şenocak ı kötülersin imamı rabbani yi kötülersin kabul ettiğin gerçekten bu dini güzel bilen ve yaşayan senin alimini bildir de bir bilelim bakalım
ADMİNİN YORUMU: ÖNCE BİR YANLIŞINI DÜZELTELİM. DİYANET İLE FETÖCÜYÜ BİR TUTMAYASIN. BİZ KURUMU DEĞİL FETÖCÜYÜ ELEŞTİRDİK. GEÇELİM SORUNA: 1- DİNDE KAYNAK KUR'AN'DIR. 2- KUR'AN'A AYKIRI OLMAMAK KAYDIYLA YAZILI VE YAŞAYARAK GELEN SÜNNET DE DİKKATE ALINIR. SENİN BİR DEFA ŞENOCAK VE RABBANİ'Yİ ALİMDEN SAYMAN BİLE BİR ALİMİ BİR İNSANI TARTACAK DERECEDE KUR'AN'A VAKIFOLMADIĞINI GÖSTERİYOR. TERAZİN DOĞRU DEĞİLKEN SEN KİMİ NASIL TARTMAYI DÜŞÜNÜYORSUN. ŞU YAZIDA BİLE ADAMLARIN NİYETİ ORTADA HATALARI ORTADA İKEN ALİM DEYİP SAHİPLENMEN SENİN MÜSLÜMANLIĞINA DAHİ GÖLGE DÜŞÜRÜR. DİNİ PAZARDAN ALDIĞIN DOMATESLERLE KARIŞTIRMADA GİT DİNİNİ ALLAH'IN KENDİSİNDEN ÖĞREN. YARIN AHİRETTE HESAP VERMEZSİN. BU ALİMLER SENİ ORTADA OT GİBİ BIRAKIR KAÇARLAR. BAKARA 166'YA BAKIVER

Misafir Avatar
pirifani 2019-05-31 15:32:23 @Abdullah

imami rabbani niye kurani en guzel anlayan kisidir? neye dayanarak boyle diyebiliyorsiniz? islam aleminde imami rabbaninin referans olmadigini naqsiler didsinda kimsenin adam yerine koymadigini bilmiyortsiniz her halde. bunun bir sebebi olmali herhalde degil mi?

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Abdullah 2019-05-31 03:23:58

Bana gore imamı rabbani hazretleri kuranı en güzel anlayan yasayan büyük bir alimdir usulu fıkıhı okumayan kuranı doğru anlayamaz size ben usulu fıkıhı okumayı tavsiye ediyorum

Beğenmedim! (4)
Avatar
Müftü 2019-05-29 05:20:47

Pirifani İbrahim Oruç sana ne oluyor.
Ulan dini haberler inşAllah beter olur sun. Kapatın şu siteyi.

Misafir Avatar
pirifani 2019-06-13 05:20:53 @Müftü

nedense birileri pirifaniye hep kafayi takiyor. daha oce de niklerim taklid edilerek defalarca satastilar kimi zaman hristiyan misyonerler kimi zaman ateistler kimi zaman kendini kuranci zannedenler ayni taktikleri uyguladilar.varsa fikriniz yazin yok ibrahim orucmus yok omer nasuhi bilmenmis yok zahid el kevseriymis size ne be arkadas! pirifani olarak yaziyorum kim is kimim varsa bir cevabiniz hakaret iftira demagoji manupilasyon yapmadan cevablarsiniz.kim oldugum hic onemli degil aynen nursinin fetonun tunahanin cubbelinin kim olduklarinin onemli olmadigi gibi. yazdiklarindan ve soylediklerinden ve ogrettiklerinden ne olduklari apacik ortadayken kim olduklarindan bize ne! yok ingiliz ajaniymis yok kardinalmis yok masonmus yok sabatayciymis ne yazar?adam kalkmis ete kemige burundum mamut olarak gorundum diyor.mason,ajan,kardinal veya sabatayci olmayip ta seyyid olsa ne yazar?

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Pirifani 2019-06-12 09:55:08

Evet adım ibrahim oruç şuan diyanette ankarada hac umrede arapça tercümanlık kısmında çalışıyorum süleymancılarda yetiştim.ama yediğim kabı pisliyorum

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
pirifani 2019-05-30 01:49:58 @Müftü

site kapatmaktan baska caresi olmayacak kadar zavallisiniz. soylediklerinize kendiniz bile inanmayan samimiyetsiz kisiliklersiniz.yoksa oturur inandiginiz fikirleri savunursiniz.dil kesmek site kapatmak ne oluyorsunuz yahu?siz kendinizi ne zannediyorsiniz.agizlarinizin muhurlenecegi gun ne halt yiyeceksiniz?

Beğenmedim! (0)
Avatar
Türkoğlu 2019-06-12 07:08:03

başta diyanet, imamlar olmak üzere, sifiller, zübbeliler, ihsan-ı şeytanlar , beşergiller,silimaniler, nurcu şeytanlar, said-i kürdiler, cemaatler ve tarikatlar islamı istismar ederek veya kullanarak( ben bunlara ajan diyorum çünkü bunlar gerçek yüzünü saklamakta insanlara dindar imajı vermekte çok ustalar) sülük gibi milletin kanını emmekte dini afyon, esrar haline getirerek insanları zehirlemekte, insanların beynini uyuşturmaktadırlar. arabın örfünü adetini sapıklığını fantazisini,islam diye türk milletine yutturmaya çalışmak, türk milletini araplaştırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar

Avatar
pirifani 2019-05-29 04:40:10

argumana bak argumana! osmanlida selcuklarda kurtlerde meal yokmus.peki sen soyleyebilecek misin Allah kelamiyla mealle olsun tanismamis kisilerinin durumunu? ilk defa meal okuyan dindar bir kisinin beklentilerinden cok uzak bir mesajla karsilasmasini nasil aciklayacaksin?ona ogretilenler mealdekine uygun olsaydi tepkileri ayni olur miydi?

Misafir Avatar
pirifani 2019-06-15 03:02:42 @pirifani

sayin enver hic bir kuruma hic bir sekilde bagli degilim.monitor arkasindan gayb taslamayi birakmakla vakit harcamazsaniz iyi olur.meal asli gibidir veya aslindan daha iyidir demedim.hayatin bir gercegi olarak herkesin arabcayi kurani dogru anlayacak seviyede ogrenmesi mumkun degildir.insanlarin once arabca ogrenmesi gerektigi fikri ise insanlari kurandan uzak tutmanin hilelerinden sadece biridir.bunun propagandasini yapanlar insanlarin buyuk cogunlugunun isteseler bile kurani anlayacak kadar arabca ogrenemeyeceklerini cok iyi biliyorlar.ayrica kurani anlamak icin arabca yeterli olsaydi mamut sherocak ve jubbeli de azicik olsa kurani anlamis olurlardi.ayrica kuran mealine karsi olanlarin ana dili arabca olanlar hakkinda neler dusunduklerini cok iyi biliyoruz.kaldi ki kendilerinin sapik dedigi bircok alim arabcayi en az kendileri kadar biliyor olmasi da isin diger bir yonu.bugun turkiyede geleneksel cevrelerde okuyup hoca olanlarin pek cogunun kurandan bi haber olmasi meselenin icyuzunu

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Enver 2019-06-13 08:31:26 @pirifani

sayın pirifani;öncelikle bağlı olduğunuz kurum ve göreviniz icabımealin nasıl olduğunu biliyorsunuzdur.aynen türkçede olduğu gibi arapcada da birçok çekim ve cümlelerin farklı anlamları var. şimdi bizler dinimizi türkçeden mi öğreneceğiz yoksa güzel arapca öğrenip sonra kendi özünden mi öğrenmemiz doğru olacak.?sen bu kafa ile yıllarca dedelerimizin,büyüklerimizin chp den gördüğü zulmü savunur olmuyormusunuz.? eğer öyle olsaydı senin gibi birine de diyanetin ihtiyacı olmazdı.ne yapacak diyanet tercumanı.?biz de anamızdan ve birçok imamdan benzer vaizler dinledik.islam asla tam olarak hiç bir dine tam çeviri yapılamaz.aslı arapcadan öğrenilir ve aslına göre öğrenen kendi diline kendi çevirir birileri değil.?çeviriyi yapanın kimliği,ne amaç güttüğü,arapca olan anlamını nasıl alğılayıp ve vermek iştediği de önemli değil mi.?herkes sebep olduğu yanlışın vebali boynuna.?

Beğenmedim! (0)
Avatar
Piri fani yi diyanet atın şu adamı 2019-05-30 13:31:21

İbrahim Oruç adam ol süleymancılar da yetişip tarikatları mi beğenmiyor sun

Misafir Avatar
pirifani 2019-05-31 03:09:39 @Piri fani yi diyanet atın şu adamı

komik ve acinacak oluyorsun. ne ibrahim orucum ne de ne sulocularda ne de baska bir yerde yetismis degilim. tarikatlari begensem ne olur? zarari bana olur? ayagini denk al olum mgelmaden tarikatlarin ne oldugunu anlamaya calis.

Beğenmedim! (1)
Avatar
veysel atıcı 2019-06-01 02:57:54

haberi kim yapmış diye bakayım dedim ismini bile verememiş karaktersiz dinihaber.c0m / özel i̇çerik
ADMİNİN YORUMU: HAYIRDIR, EVİNİN YANDIĞINI, BİR YAKININ SUDA BOĞULMAKTA OLDUĞUNU, ANNENİN ARABANIN ALTINDA KALDIĞINI BİRİ SÖYLESE SÖZLE Mİ YOKSA HABER GETİRENE GÖRE İ İLGİLENİRSİN. TARİKATTA İYİCE AHMAKLAŞMIŞSINIZ. KÖR MÜSÜN TAPU GİBİ VİDEO VE GÖNDERDİĞİ TEKZİP METNİ. HABERİ YAPANA BİLE GEREK YOK. SEN DE AZ AKIL OLSA VİDEOYU DİNLER TEKZİP METNİN DE DE "BEN BÖYLE BİR ŞEY DEMEDİM" GİBİ BİR İBAREDE OLMADIĞINA GÖRE BU ADAM KUR'AN ANLAŞILMASIN DİYE UĞRAŞAN BİRİ DER HÜKMÜNÜ VERİRSİN. AHMAK ADAM, YALAN, İFTİRA, SALDIRGANLIK, BİDAT, HURAFE NE ARARSAN BUNLARDA HALA GÖZÜNÜ AÇMAMAK İÇİN BU DİRENÇ NİYE

Misafir Avatar
Mustafa 2019-06-12 08:25:17

O din tüccarına sorun bakalım bu millet kuranı nasıl anlayıp yaşayacak tabi millet anlarsa onların ekmeği kesilir sizi gidi dilenciler sizi

Beğenmedim! (0)