Yeni Akit'in tarikat alimi İhsan Şenocak bilim adamlarının çözemediği 17 Ağustos depremini çözdü

Allah'ın kevni ayetleri olan pozitif bilimlere aşina olmadan İslam'ı anlatmaya çalışan özellikle medrese mezunu tarikatçıların bilimsel izahları komik olduğu kadar konuya hakim olan gençliği de ateizme yöneltiyor. İhsan Şenocak'ın 17 Ağustos İzmit depremine dair hurafe yayınına dönen Yeni Akit'teki açıklamaları bırakın bilimsel olmayı dinen dahi sakıncalı ifadelerle doluydu.

Yeni Akit'in tarikat alimi İhsan Şenocak bilim adamlarının çözemediği 17 Ağustos depremini çözdü

Allah'ın kevni ayetleri olan pozitif bilimlere aşina olmadan İslam'ı anlatmaya çalışan özellikle medrese mezunu tarikatçıların bilimsel izahları komik olduğu kadar konuya hakim olan gençliği de ateizme yöneltiyor. İhsan Şenocak'ın 17 Ağustos İzmit depremine dair hurafe yayınına dönen Yeni Akit'teki açıklamaları bırakın bilimsel olmayı dinen dahi sakıncalı ifadelerle doluydu.

23 Ağustos 2019 Cuma 09:26
Yeni Akit'in tarikat alimi İhsan Şenocak bilim adamlarının çözemediği 17 Ağustos depremini çözdü
banner310

DİNİHABER.COM / ANALİZ

İsmailağa'nın yayın organına dönen Yeni Akit Gazetesi'nde 17 Ağustos İzmit depreminin yıldönümünde TASAVVUF ALİMİ İhsan Şenocak'ın açıklamalarına yer verildi. 

Musibetleri klasik medrese mantığı ile izah eden Şenocak'ın deprem konusunda yaptığı tespitler ise okuyanları hayli güldürdü.

Merak edenler İhsan Şenocak'ın Yeni Akit'teki, "İnsanların yeryüzünde yaptıkları ile musibetler arasında münasebet var" başlıklı yazısını okuyabilirler. Biz yazıda ilgili yerleri alıp kendisini İslam alimi olmadığı halde kendini İslam alimi olarak lanse eden İhsan Şenocak'ın gözden kaçırdığı bölümleri ele alacağız:

1- İhsan Şenocak, "Musibetler daha ziyade Mü’minlere geliyor. Neden? Mevla, onlara kendisini hatırlatarak Ona dönmelerini istiyor. Belada dahi rahmet-i ilahi var.... Şimdi onlar diyecekler ki neden Kâfirlere bu belalar ve musibetler -Alem-i İslam’da olduğu kesrette olmuyor- gelmiyor da Müslümanlara geliyor? Çünkü Allah’ın kanunu böyledir. Cenab-ı Hak Bakara Suresi’ni 15. Ayeti’nde de ifade buyurur: ‘Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karşılığı verecek ve onları azgınlıkları ile baş başa bırakacak, onlar da şaşkınca bocalamaya devam edecektir.’ Mü’minlere ise dünyada musibetler veriyor ki onlar Allah'a dönsünler. " diyor. 

Tamamıyla yanlış bir bakış açısı...

Kur'an'a ve hayatın realitesine baktığımızda Şenocak'ın yanıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 

“Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise senin kendi nefsindendi.”(Nisa, 4/79)

"Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir..." (Şura, 42/30)

"Sana gelen kötülük, kendindendir, (günahların yüzündendir)..." (Nisa, 4/79)

"...Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez..." (Rad, 13/11)

"Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını kullanmayanlara verir." (Yunus, 10/100) 

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi Allah azabı/murdarlığı/musibeti Müslümanların başına değil aklını kullanmayan tüm insanların başına göndereceğini belirtiyor. İnsanların yaptığı hataların sonucundan ibret alması adına azabın/musibetin gelmesi Şenocak'ın dediği gibi sadece Müslümanlara yönelik bir merhamet değil tüm insanlara yönelik bir merhamettir. 

Yaşanılan trafik kazaları, yıkılan binalar, sel baskınları, taşan nehirler, patlayan Challenger Mekiği, patlayan Çernobil Nükleer Santrali, Japonya'yı vuran tsunami, yapılan savaşlar, ekonomi ve tarım politikaları gibi yararlı veya zararlı her tür atılan adımın olumlu veya olumsuz sonuçları tüm insanlık için aynıdır. Ve insanlık olumsuz sonuçlara bakarak dünyanın her tarafında tedbirlerini alır. 

Müslümanların başına gelen depremler konusunda İhsan Şenocak Müslüman bir coğrafyada bulunup haliyle TV ve Radyoların İslam beldesindeki felaketleri sıralamasına bakarak sanıyor ki tüm depremler ve gelen musibetler Müslümanın başında...

Oysa hemen her gün her saniye dünyanın bir taraflarında depremler olur. Depremlerin insanların işlediği musibetten öte bulunulan coğrafi alanın kara yapısıyla alakası var. 

Vatandaş istediği kadar günahsız olsun isterse başlarında peygamber bulunsun, bulunulan yer tektonik, volkanik veya çöküntü alanı ise Allah'ın sünnetullahı gerçekleşir ve olması gereken deprem olur. 

İhsan Şenocak haritadan anlarsa kendisine dünya deprem alanlarını gösteren bir resim verelim ki depremleri getirip getirip günahlara bağlamasın. Unuttu ise hatırlatalım. Peygamberimiz zamanında da kıtlık, kuraklıklar olmuş, Hz. Ömer döneminde de deprem meydana gelmişti. 

Nihayetinde dünya Arabistan'dan, İnsanlık Mekke ve Medine'den ibaret değil...

İhsan Şenocak'ın iddiasının aksine büyük depremlerin yaklaşık yüzde 80'i İslam beldeleri dışında Pasifik Deprem Kuşağında gerçekleşir. Bu kuşak;

  • Şili'den Yeni Zelanda'ya...
  • Kuzey Amerika. ...
  • Güney Amerika ve Asya. ...
  • Avrupa ve Afrika. ...
  • Avustralya, Yeni Zelanda ve Antarktika'ya kadar uzanıyor.

2- İhsan Şenocak, "Büyük patlama ile dünyanın oluşması bizi Allah-u Teala’ya, O’nun varlığına ve kudretine götürür." diyor. 

Büyük patlama (Big Bang) evrenin yaratılışına dair sadece bir teoridir. Teoriye adı verilen Big Bang, teoriyi ortaya koyanların değil dalga geçenlerin verdiği bir isimdir. İhsan Şenocak merak ediyorsa bu teorinin saçmalığını konuyla ilgili yazılmış "BİR DELİ SAÇMASI BİG BANG" başlıklı makalemizden öğrenebilir.

3- İhsan Şenocak, “17 Ağustos depreminden birkaç gün önce de Güneş tutulması olmuştu. Daha öncesinde 28 Şubat süreci vardı. O an millet tefekküre, tezekküre, ibadete değil de eğlence faslına çağrıldı. Halbuki Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam, ‘Bunlar olduğu zaman hemen Allah'a koşarak iltica edin.’ buyurmuştu. Depremin nasıl oluştuğunu henüz bilim adamları keşfedemediler. Güneşten gelen ışınlarla yeryüzü arasında bir münasebet var. Belki de bu münasebetin muvazenede devam etmesi için günün her bir saatinde güneşten gelen ışınların yeraltına ulaşması lazım. Güneş dünya ile bu noktada bir münasebet kurmalı ama güneş tutulması olduğu zaman o an o ışınlar dünyaya gelmesi gerektiği gibi ulaşmadı. Mesela arabayı düşünün. Hareket halindeyken bir anda kontağı kapatırsanız elektrik sistemi devre dışı kalır, arabayı kumanda edemezsiniz.... Güneş tutulmasından birkaç gün sonra 17 Ağustos depremi yaşandı. Ama hala rasathanelerin, bu hususla iştigal eden bilim çevrelerinin kayda değer bir ifadesi yok. Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam'ın Hadis-i Şerifleri ile 17 Ağustos’tan önceki ay tutulmasını yan yana koyarak düşündüğümüz zaman bilim de bugün bu noktada nihai bir cümle söyleyemiyorsaBiz Mü’minler olarak demeliyiz ki ‘deprem ile bazı hadiselerin, insanların isyanlarının, yaptıklarının, sağlam binalar inşa etmek gibi yapması gerekirken yapmadıklarının alakası var." diyor.

Medreseden mezun olup Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik, Mantık ve Felsefe almadan İlahiyatı da dışardan bitirince İhsan, depremin nedenlerini, oluşunu, sonuçlarını, insanlar ve deprem arasındaki ilişkiyi çözmekte yetersiz kalıyor.

Şu deprem tanımına bakar mısınız?

Güneş tutulduğunda yeryüzüne güneş ışınları gelmiyormuş da ışık kesilince bir şekilde ışıkla yeryüzünün bir alakası varmış da bu nedenle deprem oluyormuş.

İhsan Şenocak bulmuş bir hadis ve o hadisle de deprem arasında olmayan illiyet bağı kurup tüm bilimsel çalışmaları göz ardı edince kafasına göre bir deprem tarifi ortaya çıkarıyor. 

Bir defa Güneş ve Ay tutulmasında Peygamberimizin namaz kılması, namazı tavsiye etmesi ardından gelecek musibet/azap için değil Allah'ın yaratma sıfatının mükemmelliğine dair bir şükrün ifadesidir.

Bununla da yetinmiyor İhsan efendi... Bilim adamları bu konuda hala nihai bir cümle söyleyemiyormuş...

Allah'tan kork İhsan!

Bilim adamları depremin tomografisini çekmiş durumda...

Sadece ne zaman olacağını saptama konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Tıpkı kalbin ne zaman duracağının, arabanın fren tertibatının ne zaman bozulacağının, yapılan bir binanın/barajın ne zaman yıkılacağının bilinmediği gibi...

Resimde yarı gölge alanlar kısmi kısmi tutulmanın olduğu alanlar...

Tam tutulmanın olduğu alan ise hepitopu 100 km karelik bir alan ya var ya yok...

İhsan'ın mantığıyla hareket edecek olursak Ay tutulmasında tamamen karanlığa gömülen AY'ın başını depremden kaldırmaması gerekir. Çünkü dünyanın etrafında dönen ay her gün bir şekilde dünyanın arkasını dolanırken illa ki bir şekilde karanlıkta kalır. 

Ay'ın yörünge düzlemi ile Dünya'nınki arasında yaklaşık 5° 9' lık bir açı vardır. Bu açı farklılığı nedeniyle her ay bir Güneş tutulması oluşmaz. Güneş tutulması bir yılda en az iki kez, en çok beş kez; Ay tutulması ise yılda iki kez gerçekleşir. Ayın sabit bir yörüngesi olmayıp farklı yerlerde görünmesinden dolayı Güneş tutulması insanların bulunduğu yerlerden uzakta olunca gündeme gelmez. 

Ay tutulması Güneş tutulmasından farklı olarak dünyanın karanlığında kalan herkesçe görülebilir. 

Ay tamamen karanlığa gömüldüğü halde neden hiç deprem olmaz biliyor musun İhsan efendi?

Ay 3/4 sönmüş bir uydu/toprak parçası olduğu için... 

Dünya gibi içinde yüzde 95 erimiş toprak (mağma) olmadığı için...

Japonya deprem ülkesidir. Olan her deprem öncesinde Güneş falan da tutulmuş değildir. Apaydınlık veya kapkaranlıkken bir anda Japonyada deprem olabilir. 

Neden?

Yukarıdaki haritaya bakılacak olursa Japonya tektonik deprem kuşağında olması nedeniyle en güçlü/enerji dolu/kırılgan fay hatlarına sahiptir. 

Hadi seni kırmayalım İhsan!

Güneş tutulması anında Güneş-ay-dünya ardı sıra sıralandığında Güneş ve Ay'ın çekim etkisi artacağı için tutulmanın olduğu alanda meydana gelen çekim gücüyle tektonik ve çöküntü alanların hareketi tetiklenebilir. Bu da Güneş ve Ay'ın ışığıyla değil çekim alanıyla ilgili İhsan!

Sana tavsiyemiz tektonik, volkanik ve çöküntü depremler nedir? Nasıl oluşur bu konuda git bir güzel araştırma yapıver. Daha depremi bile tarif edemeyen sen çıkıp bir de millete cennetin yolunu tarif etmeye kalkınca gerçekten nahoş bir durum ortaya çıkıyor.

Bari bilmediğin konuda konuşma ki hani bir söz var ya, "Biliyorsan konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan bari sus ki adam sansınlar"

Medresede bu lafların cahillerin içinde para eder ama ortaokul, lise bir de üniversite mezunu olup hele bir de fizik ve kimyaya hakim olanlar içinde para etmek bir yana kendinle birlikte İslam'ı küçültmekten başka bir işe yaramıyor.

4- İhsan Şenocak, "17 Ağustos depreminden birkaç gün önce de Güneş tutulması olmuştu. Daha öncesinde 28 Şubat süreci vardı. O an millet tefekküre, tezekküre, ibadete değil de eğlence faslına çağrıldı." diyor.

Güya İhsan'a göre Türkiye'de başörtüsü zulmü vardı. 28 Şubat'ta da bu kararları alan komutanlar vardı. Onlar Güneş tutulduğunda İhsan'ın dediği gibi hemen secdeye kapanmak yerine eğlenmeye devam ettiler. Ve bu YER TANRISI GAYA'nın zoruna gitti. Ve sallayıverdi İzmit/Gölcük'ü... Sonrası toz duman..

İhsan Şenocak, Tasavvufla haşir neşir olup tasavvufun Yunan felsefesinden esinlendiğini de bilmeyince farkına varmadan çok tanrılı yunan dinlerinin mantığından hareketle yorumlar yapıyor.

İlkel dinlerdeki büyücüler de İhsan Şenocak ve tasavvuf erbabı gibi her olan tabiat olayında "Ahaa! Tanrıları kızdırdınız... Hadi Tanrılara kurban sunun... Tanrılara siz ulaşamazsınız. Biz büyücüler/şeyhler/hocalar ulaşırız. Bize daha çok para/güzel kız/yemeğin en güzel yerini verin ki Tanrıları durduralım." deyip milletin cahilliğinden faydalanıp sömürürlerdi. Millet uyanıp gerçeklerin farkına varmasın diye kurdukları düzende milleti cahil bırakırlardı. Sonuçta millet hep aptal, bunlar ise hep uyanık kalırdı.  

İhsan Şenocak!

Allah'tan vahiy mi aldın İzmit/Gölcük depreminin orada eğlenen komutanlardan dolayı olduğunu iddia edebiliyorsun..

Dünyanın tek zulme uğrayan insanı Türkiye'de ki başörtülüler mi ki bir tek Türkiye'de oluyor bu musibet? Aynı dünyanın başka yerinde zulüm yok mu? Allah'ın o zulüm görülen yerleri görmediğini, kayıtsız kaldığını mı iddia ediyorsun? Zulmü geçtik... 

Madem günahların karşılığında hemen felaket geliyorsa İhsan Şenocak, "İskandinav ülkelerinde ensest ilişki yüzde 75; Amerika'da her dakikada bir kadın tecavüze uğruyor; Uyuşturucu ticaretinin yönü doğudan haçlı batıya yani adamlar uyuşturucu bağımlısı; Irak, Suriye, Myanmar, Afganistan, Keşmir, Afrika'nın neredeyse tamamı zulüm işlenen günahlarla yoğrulmuşken orada neden deprem olmuyor?"

Örnekler çok İhsan! Saymakla bitmez...

Bak sana depremde ne yapman gerektiğini anlatalım İhsan!

Depremler Allah'ın sünnetullah'ınca kendi dairesinde gerçekleşir. Her doğal afet gibi...

Bize düşen bunlardan ibret almak ve tedbir almaktır. Tabi ki Allah'ın tabiata hükmeden kudretini görüp tazim etmek hepimizin görevidir. Deprem olsun veya olmasın bizim yaratılıştan gelen bir kulluk vazifemiz var ve bunu yapmak zorundayız. Toplumu da "iktidar sahibi olduklarında ekini ve nesli yok edecek kişilerden korumalıyız." Deprem oldu. Ahaa burada 28 Şubatçılar vardı dersen İhsan, sana sorarlar: "Erzincan depreminde kim vardı da binlerce insanın başına o evler yıkıldı?"

Dünyada tüm insanlar melek gibi tertemiz de olsa yeryüzünün yapısı gereği depremler olur ve olacakta İhsan efendi... Ayetlere bakacak olursan insanlar yeryüzünde yokken yer ve göğün şekillendirildiğini, bu şekillendirmenin de 250 milyar yıl sürdüğünü ve bu arada kıtaların bile hareket edip bu günkü dünyanın şeklinin husule gelip bu husule gelmede milyarlarca depremin olup insanların da yeryüzünde dahi olmadığını anlarsın İhsan!

El yumruğu yemeyen kendini bey sanırmış. Medresede kendi kendinize çalıp oynayınca sanıyorsunuz ki dünyanın en büyük alimleri bizim medreselerde yetişir. 

İhsan efendi siz Selçuklu/Osmanlı mirasyedisi olarak medreseler üzerinden hava atmayı bırakında 2. Mahmut döneminde pozitif bilimlerin çekildiği medreselerde yetişen bir tane bilim adamı gösterin bize...

Bu güne kadar elinizde var olan servetle ne yaptınız?

Neyi icat ettiniz? 

Bari gölge etmeyin de millet bir şeyler yapsın!

Din elden gidiyor mu diyeceksin...

Merak etme İhsan!

Peygamberin vefatıyla elden gitmeyen din, medreselerin kapanmasıyla bir yere gitmez. Hem dinin sahibi Allah, medreseler değil..

Son Güncelleme: 23.08.2019 19:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Samsunlu 55 2019-08-23 12:17:04

bu ihsan çok tehlikeli bir adam bu ve bunun adamları 2.fetö yada hizbu, ışıd olursa hiç şaşırmayın

Misafir Avatar
yorumsuz 2019-08-26 14:50:42

bu haliyle ihsan bir de okul açmış. milletin çocuklarına yazı olacak. fetö gitti bunlar geldi şimdi

Beğenmedim! (0)
Avatar
türkoğlu 2019-08-23 10:40:31

gayet güzel bir çalışma olmuş, iyi ki varsın dinihaber

Misafir Avatar
pirifani 2019-08-23 12:28:29 @türkoğlu

ruhsal hastaliklarda tedavinin en onemli sarti hastanin hasta olduguna ikna edilmesidir.tarikat mensublarina da sapikliklarini anlatip sapik olduklarina ikna etmek onlarin hidayeti bulmasi icin en onemli sarttir.bir tasavuf ve tarikat mensubu zaman icerisinde hatalari anlayip kuran merkezli bir anlayisa sahib olsa bile eski halinin sapiklik ve islam disi olduguna tam kanaat getirmedikce o pisliklerden tam olarak kurtuldugunu idda edemez.satanizm ateizm hristiyanlik falan nasil algilaniyorsa tasavuf icin de aynisini dusunmedikce tam olarak kurtulmus sayilamaz.zaten tasavvufcularla olan tartismalrimizda hal ve hareketlerinin ve taktiklerinin aynen hristiyan misyonerleri ve ateistlerdeki gibi olmasi hastaligin ayni hastalik oldugunu gosterir.butun dusuncelerini pavlusla destekleyen bir misyonerle butun dusuncelerini nursiye angaje etmis bir nurcu arasinda bir fark yoktur.yukardaki gibi guruplarda da rislalerin yerini kendi adam bildiklerinin sozleri alir.

Beğenmedim! (1)