Yeni Şafak'tan şaşırtıcı Fatih Nurullah yorumu!

Fatih Nurullah'ın 12 yaşındaki kız çocuğunu taciz etmesi haberi gündeme bomba gibi düştü. Olay karşısında tepki vermesi beklenen İslamcı medyanın tuhaf bir şekilde konuyu laik-antilaik paralelinde değerlendirip Fatih Nurullah'ı kendi mahallelerinden olmadığı savunmasına geçmeleri şaşırtıcıydı. Yeni Şafak'ın Fatih Nurullah'ın tarikat sürecini kaleme aldığı yazısı desti kırıldıktan sonra kırana ceza vermek gibiydi.

Yeni Şafak'tan şaşırtıcı Fatih Nurullah yorumu!

Fatih Nurullah'ın 12 yaşındaki kız çocuğunu taciz etmesi haberi gündeme bomba gibi düştü. Olay karşısında tepki vermesi beklenen İslamcı medyanın tuhaf bir şekilde konuyu laik-antilaik paralelinde değerlendirip Fatih Nurullah'ı kendi mahallelerinden olmadığı savunmasına geçmeleri şaşırtıcıydı. Yeni Şafak'ın Fatih Nurullah'ın tarikat sürecini kaleme aldığı yazısı desti kırıldıktan sonra kırana ceza vermek gibiydi.

07 Eylül 2020 Pazartesi 22:59
Yeni Şafak'tan şaşırtıcı Fatih Nurullah yorumu!
banner310

Yeni Şafak'ın haberi masabaşında sipariş üzerine yazılmış gibiydi.

Dinihaber.com'un Fatih Nurullah'ı defaatle haber yaptığı dönemde Yeni Şafak dahil İslamcı medya tarikatlare sessiz kalmakla meşguldü. 

Geldiğimiz noktada dinihaber.com'un ne kadar isabetli haber yaptığı ve yer olarak doğru yerde durduğu ortaya çıktı. 

Bu yazımızda Yeni Şafak'ın haberindeki hataları okurlarımızın dikkatine sunmak istedik. Haber tenkidimizden önce Yeni Şafak'a haber içerisindeki iki videoyu hassaten dinlemesini tavsiye ediyoruz. 

Yeni Şafak'ın haberinde tashih edilmesi gereken yerler:

1- Sahte şeyh iddiası:

İslam'da din adamı sınıfı olmadığını Yeni Şafak'ın editörleri bilmiyor olsa gerek ki Fatih Nurullah'tan için "sahte şeyh" tabirini kullanabilmektedirler. Yeni Şafak'a hatırlatalım ki İslam'da din adamı sınıfı yoktur. "Bilenler ve bilmeyenler" vardır.

Günümüzdeki imam, müftü, hoca şeklinde devletin maaş verip istihdam ettiği din adamı sınıfı ilk kez Hz. Ömer döneminde uygulama imkanı bulmuştur. Devletin dışında kendini alim pozunda sunan "şeyh, halife, kutup, gavs..." gibi türedilerin İslam ve müslümanlar nazarında hiç bir ehemmiyeti ve geçerliliği yoktur. Yani şeyhin gerçeği olmaz ki sahtesi olsun.

2- Tarikatlarda icazet olduğu iddiası:

Gazetenin iddiasına göre Fatih Nurullah icazetli olsa hiçbir sorun yoktu. Tüm mesele icazet almamasında veya icazet almadığı halde bu yola koyulup olmaması gereken yerde bulunması nedeniyle sözde gerçek şeyhler ile tarikatların bu elim olaydan mesul tutulmaması gerektiği gibi bir yorum yapıldığı görülüyor. Fakat haberde şurası gözardı edilmiş durumda: İcazetler adeta Allah'dan onaylı geliyor olmalı ki icazet verilen ölene kadar Allah'ın özel korumasında masum/günahsız bir şekilde hayatına devam ediyor. Oysa kalplerde geçeni Allah'ın bildiği yerde bir şahse icazetin verilmesi veya verilmemesi o kimsenin ebediyyen günah işlemeyeceğine kefil olmaz.

İcazet, "diploma" anlamına gelen bir terimdir. İlk defa 9. yüzyılda kullanıldığı bilinen ve ilk akademik derece olarak kabul edilmektedir. 9. yüzyılda, Medrese, Cami ve Bimaristan (Tıbbi okul) gibi yükseköğretim kurumlarının diploması olarak kullanıldı. (Wikipedia) O günlerde medreseler devletin üniversiteleri olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. Yani bir noktada icazet, bu günkü üniversitelerin diplomasının karşılığıdır. Ve devletin yetkili organlarınca verilmektedir. 

Yeni Şafak'ın "Fatih Nurullah'ın Tarikatın şeyhi Sıddık Naci Eren Hocaefendi'den icazet almadığı" haberine bakıldığında gören de bu tarikatları ciddi bir işleve sahip, resmi statüsü olan ve ehil ellerce idare edilen yerler sanacak. Tarikatlardaki icazet, şeyhin programını en iyi devam ettirdiğine inandığı şahsa verdiği yetki devridir. Genellikle tarikatlarda şeyhin yetki verdiği kişiler aileden, parası ve gücü olan kişilerdir. Piyasada dolanan tarikat vekillerine bakıldığında İslam ile uzaktan yakından alakadar olmadıkları dikkat çekmektedir. Konuşmalarının her biri faüllü olan ekran tarikat hocalarının ilmi seviyesine bakıldığında tarikatlardaki amacın ilim olmadığı net olarak görülmektedir. Eğer ekranlardaki bidat ve hurafe ile donatılmış tarikat alimleri icazet sahibi ise bunlara icazet veren şeyhlerin de ilimden nasibinin olmadığı anlaşılmaktadır.  Ki gerçek, şeyhlerin de İslami ilme vakıf olmadıkları noktadadır. 

Şeyhlerin ilmi vukufiyetinin olmadığını anlamak için konuşmalarının ötesinde yazdıkları eserlere bakıldığında İslam'dan nasipsiz bidat ve hurafe ehli oldukları görülür. 

3- Fatih Nurullah'a icazet verilmeyip kapıdan kovulduğu iddiası:

Tarikat ve cemaatlere gitmeyen bir insan Yeni Şafak'ın masabaşı haberine inanabilir. Ama tarikat ve cemaatlerin içinde hayatı geçen biri olarak şu gerçeği açıklayalım ki özellikle tarikatlardaki mürid-şeyh zıtlaşması sonrasında işleyen süreç, Hristiyanlardaki "afaroz", alevilikteki "düşkün" ilan etme şeklinde çalışır.

Tarikat içinde bir mürid, istenmediğinde şeyh ve yakın adamları el altından o şahıs hakkında "ajanlıktan uçkur düşkünlüğüne" varıncaya kadar pek çok ahlaksız isnadla suçlamada bulunurlar. Ve o mürid anında istenmeyen adam ilan edilir. Hal bu iken Fatih Nurullah'ın falan yerden  kovulduğu, falan şeyhçe istenmediği haberleri gerçekle bağdaşmamaktadır. 

Fatih Nurullah gibi tüm tarikat liderleri ve kurdukları teşkilatlar pekçok haberde ve haber programda dile getirildiği şekliyle devlet desteği olmadan hayat bulamaz. Bu destek, devletin derin yapılarınca yapılabildiği gibi çoğunlukla ülkenin altını oyan dış istihbarat güçlerince de olabilmektedir.

Bir tarikatın kurulması üstün mühendislik çalışması ve milyonlarca liralık para desteğine ihtiyaç duyar. Ne yazık ki bunalım dönemi yaşayan İslam ülkelerinde son yüzyılda ilim geçer akçe değildir. İlim geçer akçe olsaydı Fatih Nurullah dahil bu gün tarikatların arkasında tek bir mürid olmazdı.

İslam'ın sistematiğinde tarikat/ cemaat şeklindeki her bir oluşum fırka olarak nitelenir. Bu nedenle tüm ilmine rağmen İlahiyat Fakültesinin mezunları ve değerli akademisyenleri bir tarikat ve cemaat kurmaya tevessül etmezler.

4- Fatih Nurullah'ın dergahının mescidi dırar olduğu iddiası:

Yeni Şafak, dinlediği tanıklardan edindiği bilgiye göre Fatih Nurullah'ın "elini öpenin cennete gideceği" gibi lafları üzerinden yaptığı benzer açıklamalarla "ehli sünnete" aykırı davrandığı ve bu nedenle dergahının mescidi dırar olarak nitelendiği ve nitelenmesi gerektiğini iddia etmektedir. 

Oysa şu an tüm tarikatlar ve liderlerinin konuşmaları/ kitapları İslam'a aykırı sözlerle doluyken gazete neden Fatih Nurullah'ı bu hurafecilerin içinden istisna edip diğerlerini temize çıkardığı anlaşılamamaktadır. 

Yeni Şafak, dinihaber.com'un cemaatler bölümüne girecek olursa diğer tarikatların liderleriyle birlikte vekillerinin İslam ile alakasının olmadığına dair yaptığı onlarca haberi görecektir. Bu haberleri gördükten sonra Yeni Şafak iddiasında samimi ise tüm tarikatları manşetten mescidi dırar diye ilan etmelidir.

5- Fatih Nurullah'ın pekçok ilde milyonluk arazilere sahip olduğu iddiası:

Yeni Şafak, Fatih Nurullah'ın sahip olduğu millyonların kaynağını merak ediyorsa öncelikle "İsrail'in 70 tarikatı desteklediği" haberlerinden yola çıkarak devleti tarikatların dışardan aldığı fonlar konusunda uyarabilir. Ve araştırılması konusunda millete öncelik edebilir. Tarikatlar dahil yurt dışından resmi yolla 2017 yılında 9 milyar avronun Türkiye'deki çeşitli STK'lara yardım / destek adı altında girdiğini Yeni Şafak'ın bilmemesi mümkün değil. Gayri resmi yolla yapılan desteklerin 9 milyarın on belki yüz katı olduğunu en iyi Yeni Şafak'ın bildiğini düşünüyoruz.

Tarikatların diğer gelir kaleminin milletten toplanan bağış, zekat, kurban ve deri gelirleri olduğunu Yeni Şafak'a hatırlatmaya gerek olmadığı kanaatindeyiz. Yine Yeni Şafak, hükümete yakın haliyle yetkilileri göreve çağırırsa toplanan zekat, kurban ve deri paralarının ancak yüzde 1'inin fakir fukaraya gittiğini gerisinin iç edildiğini çok rahat görecektir.

Diyeceğimiz o ki, Yeni Şafak gibi İslami camia, devletin İmam Hatip ve İlahiyatlarına rağmen kendini alternatif dini yapılar olarak sunan bu yapılara olan müsamahakar tutumu devam ettiği sürece bu millet daha çok badeciler, Fatih Nurullahlar görür ve görmeye de devam eder.

Daha bir kaç yıl önce İsmailağa'nın ekran vaizi cübbeli adıyla maruf şahsın zina görüntüleri sosyal medyada dolaşırken cemaatin bir hocası çıkmış, "Mahmut Ustaosmanoğlu Allah ile bizim zampara hakkında görüştü. Allah, Ustaosmanoğlu'na o zamparayı bana bırakın. Onunla ben ilgileneceğim" dedi deyip zinakarın Allah'ın koruması altında olduğunu iddia etmeleri karşısında Yeni Şafak'ın neden sustuğunu gerçekten merak ediyoruz. 

Fatih Nurullah 12 yaşındaki masum bir çocuğa karşı şahsi/ adi/ yüz kızartıcı/ lanetlik bir suç işlemiştir. Peki hem zina yapıp hem de zinasına Allah'ı kefil kılıp peygamberler dahi Allah ile Cebrail aracılığı ile görüşürken Mahmut Ustaosmanoğlu'nun Allah ile doğrudan görüştüğü iddiası karşısında Yeni Şafak  o gün neden sustuğu merakımızdır.

İşte Yeni Şafak'ın tarikatları temize çıkarmaya çalıştığı intibaı veren o haberi:

12 yaşındaki kız çocuğuna taciz ettiği ortaya çıkan “Fatih Nurullah” takma adlı sahte şeyh Eyüp Fatih Şağban’ın karanlık yüzü ile ilgili yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor. Sahte Şeyh Sağban’ın en az 30 yıllık tarikat serüvenini bilen isimler Yeni Şafak’a konuştu. Tanıkların iddiasına göre, girdiği ilk tarikattan kovulduktan sonra Uşşaki Tarikatı’na intisab eden Şağban, daha yola ilk girdiği günlerde şeyhliği gözüne kestirdi.

İCAZET ALMADAN DERGAH KURDU

Tarikatın şeyhi Sıddık Naci Eren Hocaefendi’nin yakınlarında bulunarak kendini göstermeye çalıştı. Tarikat içerisinde kendine yakın bir grup kurmaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Tarikat adabına uygun olmayan davranışlar sergilediği için zaman zaman uyarılar aldı. Şeyh olmayı kafaya koyan Şağban, ilk dergahını Uşşaki Tarikatı içerisindeyken kurdu. İcazet alma gereği duymadan dergah kurup Eren Hocaefendi’nin karşısına çıkan Şağban ‘hilafet’ istedi.

BİR TEK ŞAHİDİ YOK

  • Eren Hoca ise Şağban’ı “Evladım biz her yer açana hilafet vermiyoruz. Bakarız kısmetinde varsa olur. Yoksa kimin kısmetinde varsa o posta oturur’ diyerek reddetti. Burada aradığını bulamayan Şağban, edep dışı davranışlarda bulununca uzaklaştırıldı. Şağban’ın sonraki rotası Uşşakilerin İnegöl Kolu oldu. Ancak burada da Mezarcı Mehmet Hocaefendi tarafından “Kardeşimizin kovduğu adama bizde yer yok” denilerek kapıdan çevrildi.

SAHTE İMZALI İCAZET BELGESİ

Şağban’ın son durağı Çorum oldu. Entrikalarına devam eden Sağban, buradaki Uşşaki Şeyhi İbrahim İpek Hoca hayatta iken cemaat içinde gruplaşma çabalarına girmiş. Hocanın vefatının ardından da “İcazet aldım” diyerek şeyhliğini ilan etmiş. İbrahim İpek’in Şağban’a icazet verdiğine, işaret ettiğine şahit olan kimse yok. Cemaati inandırmak için sahte imzalı icazet belgesi hazırladığını öne sürenler bile var.

HOCANIN AİLESİNE TECRİT

Çakma şeyhin bir diğer hamlesi de makamını sağlamlaştırmak oldu. Yerini sağlamlaştırmak için ‘icazetin yok’ diyen herkesi tarikattan uzaklaştırdı. İslam dışı davranışları nedeniyle kendisine karşı çıkan İpek Hoca’nın ailesi, taciz ve tecride maruz bırakıldı. İddialara göre 2015 ve 2018 yılında açıklamalar yayınlayarak Fatih Nurullah takma adlı Şağban’a karşı çıktıkları için İpek’in ailesine selam vermek bile neredeyse yasaklandı.

Dergah değil Mescid-i Dırar

  • Çakma şeyhe karşı büyük mücadele veren Uşşaki Tarikatı’nın 2018’in mart ayında hazırladığı ve tarikatın tüm kolları tarafından imzalanan açıklamaya Yeni Şafak ulaştı. Eyüp Fatih Şağban’ın kurduğu dergah, Peygamber Efendimiz döneminde Müslümanlar arasına nifak sokmak için kurulan ve bizzat Efendimiz tarafından yıkılan Mescid-i Dırar’a benzetildi.
  • SÖZ VE EHLİYETİ YOK
  • Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Son günlerde bâzı şahıslar, Uşşâkileri ve Uşşâkiliği temsil ediyormuş gibi Şeriata ve tarikat âdâbına uymayan birtakım konuşmalarla gündeme gelmiştir. İşgal etmeye çalıştığı makamın ehli-yetkilisi olmayan, “Elimi öpen cennete gider” vs. gibi Şeriat’a ve tarikata aykırı saçma sapan beyanlarda bulunan bir şahıs, hiçbir şekilde Uşşâkileri temsil etmediği gibi Uşşâkîlik’te söz sâhibi de değildir. (..) Beyanları Ehli Sünnet itikâdına aykırıdır. (..) medyatiklik ve şöhret uğruna yapılan bu saçmalıklar zâten kişinin Uşşâkîlik’le uzak yakın bir ilgisinin olmadığını göstermektedir. Uşşâkî geleneği, silsilesi içinde yer almayan tutum ve davranışlar, Uşşâkîlik ve Uşşâkilerle uzak yakın bir bağlantısı bulunmamaktadır. (..) Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi karşısında yer açarak ve “Biz Kasımpaşa’daki Uşşâkîleriz” söylemi ile kendisini başkalarının (500 yıllık Uşşâkî Âsitânesi’ni yönetenlerin) makamında göstermeye çalışan zavallılar, güneşi balçıkla sıvayacaklarını sanmaktadırlar. Nitekim bu davranış, Asr-ı Saadet’te de benzer olaylarla yaşanmış olan, Mescid-i Dırar hâdisesi ile aynı olup, aynı amaçlara hizmet etmektedir. Bizler bu şahsın Uşşâkîlik ve Uşşâkîlerle bir ilgisi olmadığını sayın kamuoyuna arz ederiz.

Değirmenin suyu nereden?

  • Eyüp Fatih Şağban’ı kime sorsak “arkasında karanlık bir güç olduğunu” söyledi. Kendisini tanıyanlar Sağban’ın Ankara, İstanbul, Çorum ve Sakarya’da milyonlarca liralık araziler alıp binalar yaptığını ve bu değirmenin suyunun nereden geldiğinin bilinmediğini ifade ettiler.

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

Son Güncelleme: 08.09.2020 18:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Garip Yolcu 2020-09-09 09:27:53

her nedense birinin veya bir grubun yamukluğu resmi makamlarca tescil edildikten sonra millet başlıyor; aslında bu adamlar şöyle adamlardı böyle adamlardı felan filan. yahu birazda tescil edilmeden söyleyin. şeyhin sahtesi gerçeği olmaz islami olarak uyduruk unvanlar türetilmiş onu millete yedirmeye çalışıyorlar. insanlar arasında Allah tarafından verilen unvan peygamberlik var. bunun yanında kalben bilinecek ve bizzat Allah tarafından tescil edilecek mümin, münafık ve kafir gibi insanlar konum alırlar. bunların dışındakiler fasa fiso. bazı kimselere Allah dostu demek ona paye vermektir. her mümin Allah dostudur.

Avatar
Murtaza Kurt 2020-09-08 09:10:43

şeytanın en büyük hilesi görünmez oluşudur , göründüğü an şeytanlıktan atılırmış ,

Avatar
Murtaza Kurt 2020-09-10 10:14:01

bunların asıl destekcileri esnaflardır , köylülerdir , zekat vb altında topladıkları para veya mallardır , destekcileri dışarıda aramayın içeridedir , artı sistemde göz yummaktadır , bunlar aynı işi çinde yapsalar çin devleti bunlardan köpek maması yapar , biz çocuklarımızı kucaklarına oturtuyoruz ,

Avatar
Murtaza Kurt 2020-09-08 08:46:50

köylerdeki , küçük yerlerdeki islam bunların elinde , inkar etsekte etmesekte olan bu , okumayan ve okuduğunu anlamayan milletin evlatları bunların kulu ve kölesi olmuştur , atatürkün tek hatası iskilipli gibi bunların kökünü astıracaktı , yapmadı şimdi torunları başımıza bela oldu ,

Avatar
Murtaza Kurt 2020-09-08 09:07:13

bunlar her yerde konuşulmadığı gibi tavsiye edildi , okullardaki öğretmenlerin çoğu bu şeytanlara inanıyor , bunların pisliklerini yazanlarda ya hapiste yada dışlanmış , sistem bunlara bilerek isteyerek destek veriyor ,

Avatar
Murtaza Kurt 2020-09-08 09:21:20

kendimizi kandırmayalım islamda yok dediğimiz her şey islam kültür kaynaklarında vardır , insanların aklı ile alay etmeyelim ,

Avatar
Hakikat 2020-09-08 11:53:12

Ben bu yeni safakin demecini , bir sahte tarikati ve bunun güya baśa zorla grlmis bir śarlatani anlatmasini çok ayib verici buluyorum. Simdiye kadar nerdeydiniz . Adam akp hep yanindaydi . Onlarla oturup ve beraber yiyip ,içiyorlardi. Bunlarin amavi kaç yapayim derken höz çikarmaya benziyor.

Avatar
Enver 2020-09-09 08:53:16

ülkemiz gibi her konuda batılın,şer,yıkımcı haçlı sömürgecilerden 70 tarikat fonlanırken bunu yazanların aynı zaman da yüzlerce medyanın da aynı şer çephesi tarafından nasıl beslendiğini de neden yazmaz, ayrıca gizli mason,lions külüp ve ayrı aracı kurumlar olduğu da unutulmamalı.Allah erteler ama mahserde asla kimsenin yaptığını yanına kalmayacağını bilmesi gerekir.