Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu'na sert çıkış: "İslam’ı protestanlaştırma kurulu"

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, “Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından uygulanan Sosyal Konut Projesinin dini hükmü nedir?” sorusuna yanıt vermesine sert tepkiler gelmeye devam ediyor. Son tepki Prof. Dr. Mete Gündoğan'dan

Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu'na sert çıkış: "İslam’ı protestanlaştırma kurulu"

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, “Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından uygulanan Sosyal Konut Projesinin dini hükmü nedir?” sorusuna yanıt vermesine sert tepkiler gelmeye devam ediyor. Son tepki Prof. Dr. Mete Gündoğan'dan

15 Ocak 2020 Çarşamba 11:28
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu'na sert çıkış: "İslam’ı protestanlaştırma kurulu"
banner310

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, “Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından uygulanan Sosyal Konut Projesinin dini hükmü nedir?” sorusuna verdiği yanıt beraberinde pek çok tepkiyi getirdi.

“Kurul”un konuyla ilgili fetvası şu şekilde:

"İslam’da faiz, kesin olarak haram kılınmıştır. Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir. İş kurmak veya genişletmek; ev, araba satın almak üzere kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de bu kapsamdadır ve caiz değildir. TOKİ aracılığıyla devreye alınan son uygulama ise devletin, alt veya orta gelirli vatandaşlarına yönelik olarak ürettiği bir sosyal konut projesidir. Bu projede, peşinat haricindeki tutar, kamu bankaları vasıtasıyla kredilendirilmekte olup devletin söz konusu borçlandırmadaki amacı, faiz geliri elde etmek değil, aksine ödeme güçlüğü içindeki vatandaşlarının ev sahibi olmalarına yardımcı olmaktır. Bu itibarla, devlet TOKİ’nin bu uygulamasında başka bir yolla konut alma imkânı tanımadığından, belirtilen niyet ve amaçlar doğrultusunda söz konusu projeden yararlanmak caizdir."

Fetvanın haber sitelerine düşmesiyle birlikte tepkiler de gelmeye başladı.

Konuyla ilgili kişisel sosyal medya hesabı üzerinden uzun bir açıklama yapan Prof. Dr. Mete Gündoğan, DİYK'ye "Sizler İslam’ı protestanlaştırma kurulu değilsiniz. Elde kalmış evlerin satış temsilcileri ise hiç değilsiniz" diyerek kararı sert bir dille eleştirdi.

Uzun süre Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcılığı ve Prof Dr. Necmettin Erbakan'ın baş danışmanlığını yapan Gündoğan'ın açıklamaları şu şekilde:

“Ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) bağlı olarak çalışan ancak bağımsız olarak hareket eden Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK) var. DİB Teşkilat Kanununa göre DİYK, Başkanlığın dinî konularda en yüksek karar ve danışma organıdır.

DİYK, devlet kurumları, mahkemeler, yurtiçinde ve yurtdışında, kırsalda ve şehirde yaşayanlar, gençler, yaşlılar gibi toplumun farklı kesitlerine sahih dinî bilgi sunmaktadır.

DİYK üyeleri beş yıllığına seçimle belirlenirler. Bir kişi en fazla iki kez üye seçilebilir. Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve mevcudun salt çoğunluğu ile karar alır.

DİYK işlerinde dirayetlidir. Örneğin 28 Şubat Süreci’nde başörtüsü ile ilgili çok büyük baskılara maruz kalmalarına rağmen dik durmuş ve ‘başörtüsü Allah’ın emridir’ ifadesinden asla şaşmamıştır. Zaten olması gereken de budur. O zamanki DİYK üyeleri bu fazileti göstermişlerdir

DİYK sayfasında, ‘TOKİ’nin sosyal projesi’ üzerinden faize ilişkin bir fetva yayınlandı. Buradan fetvayı resim olarak ekliyorum. Sizler web sitesinden görebilirsiniz. Bu fetvanın oy çokluğu ile mi yoksa oy birliği ile mi çıktığı hakkında bir bilgim yok.

Onun için hitap ederken bu fetvaya onay verenlerin tamamı adına DİYK Başkanı Dr. Ekrem Keleş’e hitap ederek yazacağım. Ancak yazacaklarımın muhatabı tek bir şahıs değil bu fetvaya onay veren üyelerin tamamıdır.

Muhterem Dr. Ekrem Keleş, faiz (riba) haramdır. Faiz alışveriş gibi değildir. Faiz ile iştigal edenler, Allah ve resulü ile harp halindedirler. Bu konu, kurulda ele aldığınız diğer hiçbir konuya benzemez.

Faiz, zamanın fiyatıdır. Aslında faiz işlemi ile yapılan şey, belli bir vadeden dolayı zamanı fiyatlandırmaktır. 100 liranın belli bir vade/zaman sonra 120 lira olması gibi. Bu duruma bizler, faizle ödünç para vermek/almak diyoruz.

Diyelim ki bir evin fiyatı 240bin lira. Bunu peşin olarak veya ödemede kolaylık sağlayan birinden 60 ayda ve her ay 4bin lira ödeyerek alabilirsiniz. Ancak kalan parayı her ay %0.49 oranında (veya farklı bir oranda) artırarak alırım derseniz bu artış faiz olur.

Çünkü evin fiyatı toplamda yaklaşık 300bin liraya gelir ki aradaki fark yani artış sadece ve sadece zamanın fiyatıdır. Yani faizdir. (Burada rakamlarda farklılıklar olabilir. Her zaman farklı adlar altında eklemeler/çıkarmalar yapılır.)

Bu alışverişte, ‘İki kişi fiyatta aralarında anlaştıktan sonra istedikleri gibi taksit uygulayabilirler! Arka plandaki hesap onlara aittir’ gibi bir yaklaşım hile-i şeriyye olur. Sırf kendinizi kandırmış olursunuz. Faiz konusu zaten kişilere zorla dayatılan bir konu değildir.

İki kişi zaten aralarında anlaşarak faiz uygulaması yapar. Dolayısıyla alıcı ile satıcının anlaşmış olmaları, faizli işlem olma vasfını ortadan kaldırmaz. Adına ne derseniz deyin, işlem faiz işlemi olmuş olur.

Bu şekilde hareket edilirse, bu durumda bir malın iki fiyatı olmuş olur. Biri peşin ödemedeki fiyatı. Diğeri ise zamana yayılmış fiyatı. Bu iki fiyat arasındaki fark, zamanın fiyatıdır ki faizdir.

Dönemdeki %0.49’luk (veya farklı bir oranda) artışın faizden başka bir açıklaması yoktur. Fiyat artışı belki malın niteliğinin değişmesi karşılığı olabilir ki burada böyle bir durum söz konusu değildir. Faiz alışveriş gibi değildir, zamanın karşısında fiyatın artmasıdır.

Muhterem Dr. E. Keleş, Fetvanızdaki ‘Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir’ ifadesi yanlıştır. Çünkü ‘zaruret’ şartı faiz için geçerli değildir. Faiz bir tercih işlevidir. Bir tercih varsa zaruret yok olur.

Kuran-ı Kerim’de şarap ve domuz eti ile ilgili olarak ifade edilen zaruretler ölüm tehlikesinden doğar. Bir insan susuzluğa üç gün, açlığa ise üç hafta dayanabilir. Ötesi ölümdür. Zaruret buradan doğar. Haddi aşmamak şartıyla yemek, ‘ölmeyecek kadar yemek’ demektir.

Faize yönlendirilen şahısların hangi hayati tehlikesi var olabilir? Bu şahısların başta proje bedelinin %10’unu peşin olarak ödeyecek paraları var. 240 ay boyunca kendi masrafları dışında her ay en az 894TL taksit ödeyebilecek gelirleri de var. Buradan zaruretler doğmaz.

Fetvayı verenlere göre, ev almadaki zaruri koşullar nelerdir? Burada 2+1 (75 – 85 m2) ve 3+1 (100 m2) olmak üzere en az iki ev türü var. Ayrıca, bunların dışında ev alabilecekleri farklı satıcılar da var. Şimdi buradan zaruret nasıl doğuyor? 

Muhterem Dr. E. Keleş ‘İş kurmak veya genişletmek; ev, araba satın almak üzere kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de bu kapsamdadır ve caiz değildir’ dedikten sonra kamunun sosyal politikalarına referans verince, fetvanın niteliği nasıl değişebilir?

Dr. Ekrem Keleş Hiç bir mazeret, sizi Allah’ın verdiği hükmün üstüne çıkaramaz! Heyetinizin böyle bir yaklaşımı olabilir mi? Bu tür yaklaşımlar sizi ilmi bir heyet olmaktan çıkarır. Saygınlığınıza gölge düşürür. Bunun farkına varın lütfen.

Devlet, şahısları bilerek bankalara yönlendirmiş ve bankalar da faizsiz işlem yapamazlar. Buna rağmen, ‘devletin bunu faiz geliri elde etmek amacıyla yapmadığını’ ifade etmişsiniz. Zaten faiz geliri alacak olan devlet değil vatandaşın sözleşme yapacağı bankalardır.

Yani sözleşme banka ile yapılmaktadır. Banka da faiz tahakkuk ettirecektir. Bugün ekonomide negatif faizden ve ev fiyatlarının düşmesinden bahsediliyor. Bu durumda bankaların uygulayacağı aylık %0.49 faiz (yaklaşık yıllık bileşik %8) oldukça yüksek bir faiz olmuş olur.

Muhterem Dr. E. Keleş ‘Bu itibarla, devlet TOKİ’nin bu uygulamasında başka bir yolla konut alma imkânı tanımadığından, belirtilen niyet ve amaçlar doğrultusunda söz konusu projeden yararlanmak caizdir’ cümleniz ilmi bir sonuç değildir.

Bu fetvanın muhatabı kredi kullanacak şahıslardır. TOKİ’nin bu uygulaması ile diğer müteahhitlerin uygulamaları arasında fark yoktur. Bir müteahhit aynı şeyi yapınca caiz olmuyorsa, kamunun bir kurumu yapınca da caiz olmaz.

Devletin bu projesindeki faiz, devlet desteklerinden dolayı, nispeten düşüktür. Eğer heyet bu düşüklükten dolayı caiz diyorsa o zaman faizin haram olduğu ifadeleri mesnetsiz kalmış olur. Allah faizin her çeşidini haram kılmıştır. Bunu nitelemek heyetin haddine değildir.

TOKİ alıcıları bankaya yönlendirmektedir. Bankaların faizsiz/kâr paysız işlem yapmaları mümkün değildir. Sözleşmelerde yazılmasa bile bankacılık mevzuatı bütün sözleşmelerin üzerindedir. Geçmişte yapılan birçok sözleşmelere rağmen, ödenen faizler bilinen gerçeklerdendir.

Kur’anı Kerim’de borçlu alacaklı ilişkisi, kişiler üzerinden anlatılır. Kişilerin vicdanı vardır. İmtihan şuuru içerisindedirler. Borçlu birkaç gün gecikse, ona mühlet verilerek rahatlatılır. Borçlu borcunu ödeyemeyecek durumda ise Allah alacaklıya karzı hasen teklif eder. 

Lakin bankalar için bu durum söz konusu bile değildir. Bankaların vicdanı değil katı kuralları vardır. Bir gün bile gecikse, gecikme faizi alır. Ödeyemezseniz teminatınıza veya mülke el koyar. Sizi hapse götürecek kadar ileri bir sürece sokabilir.

Ayrıca, Bankalar kimin parasını veriyor? Bu meçhuldür. Dahası, bankalar kendilerinde var olmayan parayı kredi adı altında verirler.

Sevgili Dr. E. Keleş Böyle bir durumda borçlu-alacaklı ilişkisi doğmaz. Böyle bir durumda bir nevi kölelik ilişkisi doğar. Böyle bir ilişkiyi İslam’ın borçlu-alacaklı muamelatında çözmek mümkün değildir.

Devletin vatandaşa yardım etmesi ile ilgili ifadelerin, işlemi vasıflandırma süreçlerine nitelikli bir etkisi yoktur. Devlet vatandaşın ev sahibi olması için yardım edecekse, hesaplamaları itibari paralar üzerinden değil mal paralar (altın, gümüş) üzerinden yapabilir. 

Altın gümüş gibi mal paraları da tedavül ettirebilir. Diyelim ki bir evin bedeli 24 ayar 600 gram külçe altın olsun. Alıcı, her ay 10 gram altını 60 ay boyunca getirip Devlet’e ödemesini yapsın. Böyle bir durum bütün sorunu çözer. 

Sevgili Dr. E. Keleş, Merak ediyorum. Bu mevzuya niçin girdiniz? Hiçbir şekilde müdahil olmamanız, bu yanlışa vesile olmanızdan daha iyi idi. Kişileri Allah ve resulüne karşı harbe yönlendirdiniz. Bunun vebali omuzlarınızdadır.

Bu konunun yanı sıra, toplumumuzu habis bir ur gibi saran konular var. Rüşvet, gasp, emeğin karşılığı, haksızlıklar, İstanbul sözleşmesi, lutilik vb. gibi toplumumuzu hızla çürüten konular. Bunlara karşı sizden daha net ve güçlü bir duruş beklemek hakkımızdır. Bekliyoruz.

Sizler İslam’ı protestanlaştırma kurulu değilsiniz. Elde kalmış evlerin satış temsilcileri ise hiç değilsiniz. Bulunduğunuz makama liyakatinizi ben takdir edecek değilim. Ancak bu yanlışlıklar birikerek, yüzlerce yıllık İslam anlayışımızda eksen kaymasına sebep olur.

Tabi bir çift lafım da en küçük meselede kıyameti koparan cemaatlere olacak. Yoksa sizler de (ey cemaatler) bu çarkın bir parçası oldunuz da onun için mi sessiz kalıyorsunuz?

Saygıdeğer Hocamız, Prof. Dr. Eli Erbaş! Sigara yasağına gösterdiğiniz hassasiyeti faiz konusuna da gösterseydiniz, bu kuruldan böyle çelişkili bir fetva çıkmazdı. Bu fetvanın masum insanları neticede ateşe sürüklediğini görmüyor musunuz?

Faiz yasağı iman ile ilgilidir. (2: 278) Dr. E. Keleş, sizlere en samimi duygularımla hatırlatırım çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir. (51:55) Ey İman edenler, Allah’a, Peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. (4:136)”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vaiz 2020-01-16 08:38:43

bu yazı her şeyi net bir şekilde açıklıyor, diyanet tamamen siyasetin güdümünde fetva verdiğinin açık bir göstergesidir bu,
cumhurbaşkanı, yalama cemaatleride arkasına alarak , islamı türkiyeden silmenin peşinde heralde

Avatar
nazmi can 2020-01-15 11:56:25

ali erbaş nasıl gidiyor başkanlık. güven endeksin yerlerde sürünüyor. haydar bekiroğluna sırtını dayarsan olacağı bu idi. sizi savunan tek bir medyada yok. bol bol anadolu ajansına, ve diğer ajanslara para verip gündeme gelmek için işte böyle kırk takla atar ama yere çakılırsınız.

Misafir Avatar
eşref ziya 2020-01-15 12:00:41 @nazmi can

bu daha ne ki, gündemde kalmak için tv haber programcılarına beleş hac ile verilen hediyeleri bir göreceksiniz. hacca gitmek 30 bin lira ve kurrada çıkmak oldukça zor. bir basın mensubunun 30 bin lira hac parasını bulması ise imkansız. 30 bin liralık haccı garantileyen erbaşı ekrana çıkarıyor. tabi program reytingi 0 (sıfır)

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ube 2020-01-16 10:45:38

Diyanet
Tefecilik faizcilik herşeye yol veriyor ne kaldı geriye fuhuş zina....
Kanunu onaylasa yeter, söylesin kurtulsun....
Millet de bu kadar tantana yapmasına gerek kalmaz...
Bol hafız bol ketçap dök dök ye....

Avatar
hasan 2020-01-17 16:06:31

sa,diyanet haber yetkilileri diyanetin fetvasiyle mete gündoğanın yazısını koymuşsunuz yazı tamamen siyasi ideolojik ve ilimilikden uzaktır. işinize gelirse faruk beşer hocanın görüşlerini haber yapıyorsuzun vadeli borçlanma olan bu toki̇ kredilerinde % 0.49 fark bu sebeple faiz değildir. bu fetva, zarurete binaen değil, işlemin tabiatına binaen verilmiş bir fetvadır. dolayısıyla birilerinin bunda zaruret araması da anlamsızdır. bu bir tersinden faiz de değildir. çünkü devlet düşük gelirli vatandaşlarına çeşitli yollarla atiyye, bağış gibi yollarla karşılıksız transferde bulunabilir.

kaldı ki, devlet bu uygulama ile parayı bir kurumundan diğerine aktarmaktadır ve bu farkın alım satımlardaki vade farkı olarak görülmesi de mümkündür.

durum bundan ibarettir ve bugünkü kompleks haliyle faiz bizim gibi küşe-i uzletinde mülteka okuyup duran fıkıhçıların tek başına halledebilecekleri bir mesele değildir. i̇şinsunuz oysaki bu fetva ile ilgili yazının bir kısmını alıntı ile buraya koyuyorum

banner312

banner298