Diyanet safını seçti

Diyanetin geçtiğimiz hafta yayınladığı “Kur’an Ve Sünnet Bir Bütündür” başlıklı hutbesi, dinin siyasal bir söylem olarak üretilip, inşa edildiğini göstermesi açısından oldukça önemlidir.

Diyanet safını seçti

Diyanetin geçtiğimiz hafta yayınladığı “Kur’an Ve Sünnet Bir Bütündür” başlıklı hutbesi, dinin siyasal bir söylem olarak üretilip, inşa edildiğini göstermesi açısından oldukça önemlidir.

30 Mart 2019 Cumartesi 13:41
Diyanet safını seçti
banner310

Diyanetin geçtiğimiz hafta yayınladığı “Kur’an Ve Sünnet Bir Bütündür” başlıklı hutbesi, dinin siyasal bir söylem olarak üretilip, inşa edildiğini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Birazdan ayrıntıları ile ele alacağımız bu hutbeye geçmeden önce şunu ifade edelim ki; Diyanet bu yorumuyla safını seçmiş vemezkur hutbe ile selefi, ortodoks din yorumcularına sağlam bir selam göndermiştir.

Neden mi?

Başlayalım o halde.

Bakınız şu satırlar o hutbeden “Kur’an ile sünnet arasına mesafe koymak, “Kur’an bize yeter” diyerek sünnetin dindeki yerini hafife almak, Peygamberimizden bize ulaşan sahih bilgi hakkında şüphe uyandırmak, iyi niyetten uzak büyük bir vebaldir.”Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere Ali Erbaş şahsında Diyanet bu sözleri ile açıktan bir yorumu hedef almakta ve ona itiraz etmekte. Dahası bu yorumu dile getirenleri de “Kur’an ile Sünnet arasına mesafe koymakla”suçlamakta.!

Yine şu ifadelerde o hutbeden: “Kur’an ve sünneti birbirinden ayırarak din istismarına kapı aralayanlara, şöhret ve çıkar devşirmeye çalışanlara karşı uyanık olalım. Sünneti bugünlere taşıyan hadis külliyatımızın güvenilir olmadığını iddia eden bir zihniyete asla itibar etmeyelim.” Demek birileri Kur’an ve sünneti birbirinden ayırıyor ve dahası buradan kendine bir şöhret ve rant alanı yaratıyor! Diyanetin bu itham dolu söylemine geçeceğiz ancak merak ediyorum Diyanet “yanmaz kefen satanlara, bir kadınla erkek kahve içerse aile dağılır diyenlere, kadın ve erkek asansöre birlikte binemez diye fetva verenlere” de şöhret ve çıkar peşindeler diye açıklama yaptı mı? Yoksa onlar Diyanet’e göre dinin asıl temsilcileri ve bir lokma bir hırka ile yaşamını sürdüren sufi dervişleri mi?

Gelelim şöhret ve çıkar iddiasına. Bir defa şunu hatırlatmak gerekiyor: İslam dünyasındaki ehli hadis ve ehli rey ayrışması ve hatta kavgası bugünle sınırlı değildir. Bu kavganın tarihi yüzyıllar öncesine gitmektedir. Dolayısıyla meselenin tarihselliğini yok sayıp, hadiseyi salt “çıkar ve şöhret” söylemi ile açıklamak açıkçası maksatlı bir durumdur. Söz konusu fetvayı hazırlayanların bu gerçeklikten bihaber olması mümkün değildir. Yok, hala haberdar değillerse, hutbe sahiplerinin geçmiş dönemde Diyanet İşleri Başkan yardımcılığı görevinde de bulunan Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar’ın “Kültür Tarihimizdeki Rey Eser Çatışması” başlıklı makalesini bir an önce okumalarını tavsiye ederim. Baksınlar bakalım, mesele şöhret ve çıkar meselesi mi; yoksa dini anlamaya içkin kadim bir tartışma mı bu? Elbette şöhret meselesi değil. Şöyle ki dini anlamaya, yaşamaya ve aktarmaya içkin kuramsal bir tartışmadan bahsediyoruz. Bu ayrışma noktasında, sünnet ve özelde hadisler konusunu egemen ehli sünnet yorumundan farklı okuyanlar pek tabi olarak sünneti küçümsemiyor yalnızca metodolojik olarak dinin ruhuna ve hükümlerine dair özgün bir yol izliyor. Zaten asgari bir mantıkla düşünür isek, bir Müslümanın hele hele din alanında çalışma yürüten kimselerin böyle bir tasarrufta bulunması mümkün de değildir.

DİYANET HİÇBİR SURETTE BÖYLE DAVRANAMAZ

Konuyu biraz açalım isterseniz. Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmed b. Hanbel'in Peygamberin karpuzu ne biçimde yediğine dair kendisine bir nakil veya rivayet ulaşmadığı için ölene kadar karpuz yemediği belirtilmektedir. [1] Mezhep kurucusu böyle düşünebilir! Lakin herkes böyle mi düşünmek zorunda? Yani Peygamberden hadis gelmedi ya da var olan hadis bütün zamanlar için geçerli diye tarihi dondurmalı mı? Ahmedb.Hanbel’e göre akıl dahil olmak üzere her şey rivayete bağımlı olabilir. Fakat işte herkes bu düşünceyi benimsemek zorunda değil. Nitekim benimsememiştir de. İslam tarihine Akılcılar (Mutezile) olarak geçen ekol düşüncelerini yüksek sesle yaymaya başladıklarında takvimler 9.yüzyılı gösteriyordu. Diyanetin dikkatini çekelim 21.yüzyıldayız ve Mutezile de öyle şöhret peşinde falan değildi. Çok basit bir dille söyleyecek olursak, karpuz yemeyi bile dinen doğru kabul etmeyen bir anlayışa karşı mücadele ediyordu Mutezile. Bunda anlaşılmayacak bir durum var mı?

Öte taraftan şunu da hatırlatmak lazım: Diyanetin bugün itham ettiği düşünce 8 yüzyıldan başlayarak hedef alınmış ve bugüne kadar pek çok kimse ehli rey ekolüne mensup olduğu gerekçesiyle ağır itham ve iftiralara maruz kalmıştır. İşte bu isimlerden biri de Hanefi mezhebinin kurucusu Ebu Hanife’dir. Öyle ki, o dahi öldükten sonra küfre düşmekle itham edilmiş ve kafir olduğu da açıkça zikredilmiştir. Sebep mi? Çünkü onlara göre Ebu Hanife’de “Kur’an ve Sünneti birbirinden ayırıyordu.”Yüzyıllar sonra Hanefi mezhebini benimsediğini iddia eden bir kurum benzer biçimde insanları suçluyor, ne acı değil mi?

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi mesele bütün olarak sünnetin ve hadislerin yorumlanması ve dine içkin yerinin başka bir gözle okunması ile ilgili bir sorundur. Yoksa ortada öyle farklı niyetler ve telaşlar yoktur. Pek tabi olarak bu okuma biçimine itiraz edilebilir. Lakin bu itiraz itham ve niyetlerle yapıldığı zaman, fikri ruhunu da kaybeder. Ayrıca Diyanet hiçbir surette böyle davranamaz. Bunun dışında söz konusu okuma biçimlerinin tarihte ve bu gün neyi temsil ettiği gün gibi ortadadır. Her şeyi bir kenara bıraksak bile bugün “hadislere ve sünnete sımsıkı bağlı olduğunu” ileri süren ve bununla övünen yapılar aşırı dinci, radikal unsurlar olarak bilinmektedir. Ehli Rey ekolünü temsil edense, İslam bilginleri ile tarihe nam salan Muteziledir.Ötesini konuşmaya gerek var mı!

DİYANET’İN ALİ ERBAŞ DÖNEMİ HAYLİ TARTIŞILACAĞA BENZİYOR

Ehli hadis ekolünün meselelere nasıl baktığı ve bu durumun ortaya çıkardığı problemli durumlara dair pek çok örnek verilebilir.[2] Bununla birlikte ben şimdi tersinden bir örnek vermek istiyorum. Bilindiği üzere bu yaklaşıma göre sahih kabul edilen hadisler tartışılmaz ve yoruma da pek açık değildir, değil mi? Diyanette bahse konu hutbesinde bir nevi bunu söylemektedir. Peki, “Lâ ilâhe illallah diyen cennete girecektir”[3] hadisi ile ilgili neden meşhur hadis taraftarları aynı ilkeye bağlı kalmamışlardır. Söz gayet açık: Peygambere göre bir insan yalnızca Allah’a inansa bile cennete gidebilir! Ama söz konusu hadis hiçte öyle yorumlanmamıştır. Bu hadisin diğer hadislerle birlikte okunması gerektiğinden tutun, İslam dininin bir bütün olarak değerlendirilmesine kadar bahse konu hadisle ilgili bir yığın argüman ileri sürülmüş ve nihai olarak yalnızca Allah’a inanan kimse cennete gidemez denilmiş! E hani ne oldu sünnet ve hadis taraftarlığı? Niye Peygamberin sözünü tartışmaya açıyorsunuz!

En son sigara haramdır fetvası ile gündeme gelen Diyanet’in özellikle Ali Erbaş dönemi hayli tartışılacağa benziyor. Bu noktada Mustafa Solak tarafından kaleme alınan ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Diyanetin Fetvaları Atatürk’ten Bu Yana Diyanetin Dönüşümü” kitabı da söz konusu döneme dair çarpıcı bilgiler sunmakta. Diyeceğimiz yaşadığımız günler ne ile meşhur olacak bilmiyoruz ama hutbelerden, fetvalara kadar bir dizi dini açıklama arşivlik birer belge olarak tarihteki yerini alacak; işte bunu iyi biliyoruz. 

[1]AktrMehmet KUBAT, el-MALATÎ VE SELEFÎLİK

[2] Aydın Tonga, Derin İslam, Doğu Kitabevi.

[3]Buhârî, Îmân 33, İlim 33, Salât 46, Teheccüd 36, Et’ıme 15, Rikâk 51, Tevhîd 36, 51; Müslim, Îmân 8, 84, Mesâcid 47 vd.

Aydın Tonga

Odatv.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kemal akgün 2019-03-30 20:21:05

işimiz sola kaldı. yazık diyanet bu hale gelecek kurum muydu

Avatar
Vaiz emre 2019-03-30 20:47:54

Vallahi diyanet denilince artık vatandaş bize acaip acaip bakıyor. utanıyoruz. vatandaş dini bilgi noktasında o kadar ilerdeki biz bile bazen utanıyoruz.

Avatar
fatma keskin 2019-03-30 21:31:15

utanıyoruz artık. seçimden sonra diyanet yönetimi değişir diye bekliyoruz

Avatar
halil erdoğan 2019-03-30 21:54:23

vallahi diyaneti tanıyamıyoruz.

Avatar
ali kiriş 2019-03-30 23:37:57

yazık oldu diyanete

Avatar
ahmet koç 2019-03-31 06:56:11

güzel bir yazı. sol medya da olmasa bizim yalaka basın bu konulara değinmeyecek bile. gerçekten yazık oldu diyanete.

Avatar
mahsun 2019-03-30 16:01:21

hutbeyi okurken utandım.

Misafir Avatar
adl denen şahsa cevap 2019-04-02 16:47:45 @mahsun

adl kardeşim, şu yazıyı okurken hiçbir anlamadıysan zaten sen hutbeden de birşey anlamamışsın demektir. sen de ilim olsaydı görürdün. ilim sahibi olmadığın için görememişsin. Allahtan hakkıyla alimler korkar diye boşuna demiyor rabbim. örnek vereyim de anla. bunu da anlayacak kapsitede olmadığını biliyorum. arabadan anlamayan sadece sürer ama bu konunun uzmanı olan usta ise arabaya bindiğinde gelen ses ve titreşimlerden arabanın sorunu var mı yok mu herşeyini bilir. işte senin gibi cahil ile bu yazıyı yazan ilim sahibi adamın farkı bu...

Beğenmedim! (1)
Misafir Avatar
adl denen şahsa cevap 2019-04-02 12:08:21 @mahsun

bu nasıl mantık söyler misin. parayı alırken utanmıyoruz diye gidelim gavs ve kutuplarla ilgili uydurma hadisleri, cübbelinin uydurduğu tüm herşeyi de okuyalım n edersin. senin ki neye benziyor biliyor musun, para aldığına göre kahpelik de yapmalısın. beyfendi ben parayı sahih islam dinini almak üzere aldım. tarikatçıların kontrolüne geçmiş diyanetin hutbelerini değil

Beğenmedim! (1)
Misafir Avatar
adl 2019-04-02 11:01:06 @mahsun

hutbeyi okurken utananlar maaş alırken niye utanmıyorlar,

Beğenmedim! (0)
Avatar
çirkin kral 2019-03-31 14:20:48

keşke bu yazıyı bizim mahalleden, yandaş denilen medyadan biri yazabilseydi. ama ne yazık ki abone kaybetme korkusu hakkı söylemelerinin önüne perde oluyor