Medreseli Prof.Dr. Bedri Gencer kabak sevmeyenleri dinden çıkardı

Elazığ depreminin ardından sosyal medya hesabı üzerinden çocuk evliliklerinin yasaklanması yüzünden depremlerin arttığına yönelik paylaşım yapan ve eleştirilerin hedefi haline gelen Yıldız Teknik Üniversitesi’nde görevli MEDRESELİ/EHLİ SÜNNET/TASAVVUFÇU/TARİKATÇI Prof.Dr. Bedri Gencer’den akıllara zarar bir paylaşım daha yapıldı.

Medreseli Prof.Dr. Bedri Gencer kabak sevmeyenleri dinden çıkardı

Elazığ depreminin ardından sosyal medya hesabı üzerinden çocuk evliliklerinin yasaklanması yüzünden depremlerin arttığına yönelik paylaşım yapan ve eleştirilerin hedefi haline gelen Yıldız Teknik Üniversitesi’nde görevli MEDRESELİ/EHLİ SÜNNET/TASAVVUFÇU/TARİKATÇI Prof.Dr. Bedri Gencer’den akıllara zarar bir paylaşım daha yapıldı.

16 Şubat 2020 Pazar 01:02
Medreseli Prof.Dr. Bedri Gencer kabak sevmeyenleri dinden çıkardı
banner310

DİNİHABER.COM / ANALİZ

Elazığ depreminde tüm Türkiye yas tutarken sosyal medya hesabı üzerinden, “Allah’ın helal kıldığı yaşta evliliği tecavüz sayarak, mutlu yuvaları bozarak, gayretullaha dokunmayalım. Az kaldı” paylaşımı yaparak Allah'ın alelade gerçekleşen sünnetullahını adeta vahiy almışçasına çocuk yaşta evliliklere konan yasağa bağlayan Prof.Dr. Bedri Gencer'in 2017 yılında yaptığı "kabak" paylaşımı gündeme geldi.

Gencer, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "sakal, sarık, cübbe ve misvak"ın sünnet olduğuna delil olarak getirdiği absürt örnek Medreselerin dini anlamaktan ne kadar uzak olduğunu gösterdi. Gencer tweetinde, “Kabak sevmeyen dinden çıkar” ifadelerini paylaştı.

İşin ilginç tarafı ise Amerikan kökenli olan kabağın daha Amerika'nın da keşfedilmediği bir dönemde nasıl olup da Peygamberimizin yediği yiyecekler arasına girdiği...

Gencer’in bu paylaşımına elbette tepkiler gecikmedi.

ali erbaş AKADEMİ MEDRESEDEN FAYDALANSIN DEMİŞTİ

Hatırlanacağı üzere kendisini EHLİ SÜNNET olarak niteleyen Diyanet Başkanı ali erbaş, Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Rektörü Prof. Dr. Erdal Necip Yardım'a bulunduğu ziyarette üniversiteleri medreselere göre yetersiz görmüş olmalı ki, "Bilgiye ulaşmak ve aralarında yakınlaşmak, birbirlerinden istifade etmeleri çok faydalı olur. Yani medrese akademiden, akademi de medreseden istifade etsin" diyebilmişti.

TASAVVUFTA RAB, MÜRŞİTLER VE EHLİ SÜNNETİN ALİMLERİDİR

Bedri Gencer'in bu paylaşımı aslında tasavvufun müslümanları nasıl dejenere ettiğine en güzel örneklerden...

Tasavvuf, Allah'ı rab, peygamberi elçisi olarak görmez. Aksine Allah ve Resulünü maske olarak kullanan tasavvuf, EHLİ SÜNNET adını verdiği bir dini yaşar. Ve bu dinde Allah'ın özelliklerine sahip mürşitler GAVS ve KUTUP adı altında ilahlaştırılırlar. EHLİ SÜNNET ALİMİ DE OLAN BU GAVS VE KUTUPLAR bu batıl dinin aynı zamanda peygamberleri mesabesinde İslam'ın klonlanmış sahte halini yeniden şekillendirip tarikat üzerinden topluma enjekte ederler.

Burada İngiliz misyonerleri/ajanları ile İslam coğrafyası üzerinde bir zamanlar yaşayan Yahudi, Hristiyan, Mecusi halkların haham, papaz, büyücü, kahin rolündeki din adamları görev alırlar. Ermeni ve Rum azınlıklarda kendilerini müslüman kimliği ile gizleyip tasavvuf üzerinden İslam dinini dejenere etmekle müslümanlardan intikamlarını bir şekilde almanın gayreti içindedirler.

Tasavvufta EHLİ SÜNNETİN ALİMLERİ, Tevbe Suresi 31. ayetin aksine "haham ve rahiplerini rab edinme" kapsamında Allah ve Resulünün önüne konularak verdikleri hükümleriyle rab edinilir.

EHLİ SÜNNETİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

Bedri Gencer ve ehli sünnet yandaşlarına göre "sarık, sakal, cübbe ve misvak sünnet"tir. 

Uygulamaya bakacak olursanız tasavvufun bütün iki yüzlülüğünü bu dört kavram üzerinden dahi net olarak görürsünüz. EHLİ SÜNNET müdafii Menzil, Uşşakiler, İsmailağa Bedri Gencer ile aynı görüşü paylaşır ve görüntülerini bu minvalde gerçekeştirmektedirler.

Ne ilginçtir ki aynı EHLİ SÜNNET GÖRÜŞE/KAYNAĞA/ALİMLERE sahip Süleymancı, Fetullahçı, Nurcu, İhlasçı grup ise sinek kaydı tıraş, takım elbise ve kravatlı halleriyle asla "sarık, sakal, cübbe ve misvak" kullanmazlar.

Ama her nasılsa her iki grup Peygamber aşığıdır. Hadisleri ayetlerden üstün veya denk görürler. Aralarında en ufak fikir ayrılığı bulunmaz. Ve kendileri gibi düşünmeyen herkesi "modernist, vahhabi, selefi, şii, kader ve hadis inkarcısı.." yaftalarıyla dindışı ilan etmekten geri durmaz. 

Bunların birbirine aykırı ama dost görünen bu halleri bile burada bir haçlı/yahudi elinin olduğunu göstermeye yetiyor da artıyor bile... 

TASAVVUF, EHLİ SÜNNET ALİMLERİ ALLAH VE RESULÜNÜN ÖNÜNE KOYAR

Medresede aldığı eğitimle kendini İslam alimi görüp ahkam kesen Bedri Gencer'de tarikat güzergahında, aklın ve mantığın nasıl devre dışı bırakıldığını daha net görebiliyoruz. 

Peygamberimizin kabak sevmesini dahi kuru taklitçilikle dinden çıkma gören bu zihniyet, peygamberimizin beşer özelliğini görmek istemez.  Peygamberin sevdiği ve nefret ettikleriyle sahabenin sevdiği ve nefret ettiği şeyler aynı olmayabilir. Peygamber ve sahabe vahiy dışında aynı konular üzerinde mutabık olmayabilir. Karşı karşıya gelebilirler. Farklılıkların olduğu yerde mühim olan bu durumda Peygambere karşı sesini yükseltmemek, hüküm vermişse kabullenmek, konuyla ilgili vahiy varsa orada sükut edip tabi olmak esastır.

Kabak sevdi diye zoraki kabak sevmek peygambere tabiiyyet değil aksine peygamberi anlamama nedeniyle onun getirdiği dini durağanlaştırmakla ona ihanettir.

Aşağıda sayılanlar Bedri Gencer'e farklı düşünce ve davranışlarda bulunan peygamber karşısındaki sahabenin dinden çıkmayacağına en açık örnektir. Tabi Bedri Gencer ve tarikatçı medreseli dostlarının derdinin vefat etmiş peygamberle bir işi olduğunu da düşünmüyoruz. Tüm kitaplarının başında mürşitte fena bulup, mürşidin tevhidinde birleşmeyi esas alan tasavvufun asıl amacı mürşide karşı itirazsız köleler oluşturmaktır. Yoksa aşağıda verilen örneklerden Bedri Gencer'in habersiz olduğu düşünülebilir mi?

Elbette düşünelemez.

Ama Bedri Gencer'in derdi başka...

Ebu Yusuf'un fetvası, Peygambere aykırı olmasına rağmen Gencer efendinin işine gelmektedir.

Aşağıdaki örnekler mürşit/mürid ilişkisini yerle bir etmesi açısından da oldukça anlamlıdır:

1. Hz. Peygamber Bedir kuyularında almış olduğu mevzi şekli Hübap bin Münzir tarafından yanlış bulunmuş ve ikaz edilmişti. Peygamberimizde kendisini haklı görerek Hübap bin Münzir'in dediği şekilde mevzilenme talimatı vermişti.

2. Peygamberimiz Uhut Savaşı öncesi savunma harbi istemiş. Sahabenin çoğunluğu ise meydan muhaberebesi istemişti. Peygamber istişare kararına uyarak meydan muhaberebesi yapmak üzere zırhını giyip yola koyulmuştu.

3. Zeyd bin Harise peygamberimizin tavsiyesiyle halası Ümeyme'nin kızı Zeynep ile evlendirilmişti. Çok geçmeden aralarında tartışmalar başlamış ve ayrılmak için Zeyneb'i boşayacağını söylemişti. Peygamberimiz Zeyneb'i boşamamasını söylemesine rağmen Zeyd, Zeyneb'i boşadı. Olay üzerine Ahzap Suresi 37. ayetler Zeyd'i tastik eder şekilde gelmişti.

4. Hudeybiye anlaşmasının maddeleri sahabeye ağır gelmiş kabul edilemez bulmuşlardı. Peygamberimiz Ümmü Seleme'nin tavsiyesiyle başını tıraş edip kurbanını kesmek dışında sahabeye birşey diyememişti. Sahabede istemeyerek de olsa başlarını tıraş edip kurbanlarını kesmişlerdi. Bu esnada Hz. Ömer o kadar hiddetlenmişti ki, "Sen Allah'ın Resulü değil misin?" deyip çıkışabilmişti. Hz. Ali, anlaşmada "Resulullah" ifadesine itiraz eden müşriklerin "Muhammed bin Abdullah" yazılması talebine Peygamberimizin olumlu karşılık verip müşriklerin dediği gibi yazmasını istemesini yerine getirmekte tereddüt edebilmişti.

5. Ebu Mahzure Mekke'nin fethi sonrası zoraki müslüman olmuştu. Ezanın duyulmasına mani olmak için çabası düşmanlıklarından en çarpıcı olanıydı. Peygamberimiz onu yanına çağırmıştı. Cezalandırılmasını beklerken Peygamberimizce kendisine ezan okutulması Ebu Mahzure'nin şaşkınlığına yol açmıştı. 

6. “Rasûlüllah, ashâbına arka arkaya oruç tutmayınız” deyince ashâb “ O halde sen niçin arka arkaya oruç tutuyorsun? dediler. Allah Rasûlü “Ben sizin gibi değilim. Rabbim beni doyurur ve içirir” dedi. Ashâb, böyle bir açıklama karşısında bile arka arkaya oruç tutmaktan vazgeçmedi. Rasûlüllah, onlara doğru yolu göstermek için onlarla birlikte arka arkaya iki gün iki gece oruç tuttu. Daha sonra hilâli gördüler. Hz. Peygamber “Hilâlin görülmesi gecikseydi, onlara ders vermek ve yaptıkları işin yanlış olduğunu göstermek için arka arkaya oruç tutmalarını artırırdım” buyurdular.

7. Mekke'nin fetih hazırlıkları büyük bir gizlilikle yürütülürken Hatıp bin Belta bu durumu Mekkelilere bildirmek istemişti. Allah Resulü bu durumdan vahiyle haberdar edilmiş ve Hatıp bin Belta'nın gönderdiği kadın yolda yakalanmıştı. Peygamberimiz Hatıp bin Belta'nın bu davranışının ihanetten öte yakınlarını koruma güdüsüyle yapıldığı itirafı üzerine Hz. Ömer'in boynunu vurma talebine rağmen ona engel olmuş ve kendisini affetmişti. 

8. Hz. Peygamber, Huneyn Savaşı’nda ele geçirilen ganîmetlerin büyük bir bölümünü kalpleri İslâm’a ısınsın diye Arap kabilelerinin reislerine verdi. Ayrıca, Kureyş’e de büyük bir miktar verdi. Ensâr’a ise hiçbir şey vermedi. Ensâr’dan bazıları kendilerine ganîmetten pay verilmediği için üzüntülerini belirtti. Peygamberimiz kendilerinin gönlünü hoş edecek şekilde karşılıklı konuşarak onlara "Allah'ın rızasının dağıtılan ganimetten daha üstün olduğunu" belirterek teskin etti. 

Son Güncelleme: 16.02.2020 16:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Arkadaş 2020-02-16 09:20:18

Böylelerine profesörlük ünvanı verilmemeli. Bu makama gelmeden önü kesilmelidir.çünkü bunlar akıllarını kullanmayı düşünmeyş çoktan bırakmışlardır. Bunlar sadece etrafa yobazlık ve cahillik yayarlar.

Avatar
Safa 2020-02-16 10:40:44

i̇slam dini bu ise o zanam müslüman yok denebilir. din bumudur. senin inandığın din bu ise ben senin inandığın dinden değilim. ben Allah ın gönderdiği , kitabını ve peygamberini gönderdiği islam dinindenim. bu anlayışa sizin tarikatınızdan başkaları inanmaz boşuna yorulmayın. samimi olabilirsiniz. lakin kuran a ve Allah ın rasülünün anlayışına uymayan bu inancı lütfen terkedin.

Avatar
yıldız teknik 2020-02-16 13:15:06

üniversite bu adamı nasıl hala okulda tutuyor. bu adamın kendine hayrı yok milletin çocuklarına ne hayrı olur. görmüyor mu bunları yök. gerçi yökün başındaki yekta saraç da mehmet emin saraç denen tarikatçının oğlu al birini vur ötekine. ak parti bunları fazla şımarttı

Avatar
Safa 2020-02-16 15:16:42

kanaatim. i̇mamı azamın görüş ve düşüncelerini bozan zat imamı ebu yusuf gibileridir. saçma sapan pekçok fetva daha sonraki süreçlerde hanefi mezhebine dahil edilmiştir. mesela sakal kesmek haram vs. halbuki haramı ve helali ayetle Allah belirlerdi. bu anlayıştan sapılınca gerisi malüm. kabak sevmeyen doğru cehenneme buyrun. i̇şte size uydurulmuş din.

Avatar
arif hoca 2020-02-16 11:39:14

kardeşim devlet bunları neden takip etmez. gidin bakın bu tarikatın şeyhleri ile yanında gezinen müridleri/korumalarının tamamı ajan provakatör. bir çoğu ermeni, rum.. bunu biz biliyoruz da devlet mi bilmiyor. bir de bu diyanete ehli sünnet fetöcüyü atadılar. bunun dö neminde eermeniler iyice azıttılar

Avatar
şeytan boynuzu 2020-02-16 13:13:15

dinihabere başta çok kızıyordum. fakat zamanla tezlerine bakınca hak verip merak edip araştırdım. gerçekten haklılarmış. bu cemaatler bizim aklımızı kkullanmayı engelliyorlarmış bunu farkettim. bunların haham ve papazlar sürüsü oldudğuna da en ufak şüphem yok.

Avatar
Garip Yolcu 2020-02-16 16:24:59

Din diye sundukları şeye bak. Bunlar gündem olabilmek gündemde kalabilmek adına yapılan hareketler. İmam Ebu Yusuf'un bu sözünü nakil yaparken şöyle bir açıklama getirmiş olsa belki daha isabetli olurdu. Kabağı hz Peygamber sevdiği için ben sevmiyorum diyenler için zimnen sözün hz Peygamberin risaletini tanımıyorum demek anlamı taşıyacağı endişesi olabilir. Yine de durduk yere bayram değil seyran değil hele sahih olup olmadıkları konusunda itiraz olabilecek bu tür nakilleri yapmak doğru değil.

Avatar
Garip Yolcu 2020-02-16 14:38:47

Din diye sundukları şeye bak. Bunlar gündem olabilmek gündemde kalabilmek adına yapılan hareketler. İmam Ebu Yusuf'un bu sözünü nakil yaparken şöyle bir açıklama getirmiş olsa belki daha isabetli olurdu. Kabağı hz Peygamber sevdiği için ben sevmiyorum diyenler için zimnen sözün hz Peygamberin risaletini tanımıyorum demek anlamı taşıyacağı endişesi olabilir. Yine de durduk yere bayram değil seyran değil hele sahih olup olmadıkları konusunda itiraz olabilecek bu tür nakilleri yapmak doğru değil.

banner312

banner298