Şevval Orucu bağlamında İmamı Azam Ebu Hanife ile İmamı Malik'e "Sünnet İnkarcısı" mı demek gerekiyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kur'an'ı Güzel Okuma Yarışması ödül töreninde "sünnet düşmanı" ilan ettiği hadis tenkitçilerinin canlı yayınlara çıkarılmasını eleştirmişti. Lakin Ebu Hanife ve İmamı Malik dahil pek çok alimin bu günkü hadis tenkitçileri gibi hadislere hassas yaklaştıkları görülür.

Şevval Orucu bağlamında İmamı Azam Ebu Hanife ile İmamı Malik'e "Sünnet İnkarcısı" mı demek gerekiyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kur'an'ı Güzel Okuma Yarışması ödül töreninde "sünnet düşmanı" ilan ettiği hadis tenkitçilerinin canlı yayınlara çıkarılmasını eleştirmişti. Lakin Ebu Hanife ve İmamı Malik dahil pek çok alimin bu günkü hadis tenkitçileri gibi hadislere hassas yaklaştıkları görülür.

09 Haziran 2019 Pazar 15:51
Şevval Orucu bağlamında İmamı Azam Ebu Hanife ile İmamı Malik'e "Sünnet İnkarcısı" mı demek gerekiyor?
banner310

Hadisler üzerinden hayatımıza sokulan pek çok bidatin yanında hiç şüphesiz en güçlü bidatlerden biri de Şevval Orucu'dur. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hadislere karşı duyarlı yaklaşanları "sünnet inkarcısı" kapsamında değerlendirmesi sonrasında içinde bulunduğumuz süreçte Şevval ayı orucu ile ilgili malumatlar, kendisine verilebilecek en güzel örneklerden...

Şevval ayı ile ilgili veriler karşısında günümüz hadis tenkitçileri gibi tavır alan Ebu Hanife ile İmamı Malik gibi pek çok alim Cumhurbaşkanının değerlendirmesine göre "sünnet düşmanı" ilan edilmiş oluyor.

Gönül ister ki Ermeni Meselesinde konuyu tarihçilere havale eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dini konularda da ahkam kesmeden, taraf tutmadan konuyu alimlere havale etmesi tutulacak en güzel yoldu. Her ne kadar tarikatçı mahallenin hedefe koydu bazı şahıslar üzerinden bu konu "hadis inkarcılığı" gibi lanse ediliyorsa da konunun inkarcılığın ötesinde İslam'ı Hristiyanlaştırma gibi bir dejenerasyonun hadisler üzerinden gerçekleştirildiği artık pek çok kişi tarafından bilinmekte ve dillendirilmektedir. Dillendirmeyenler ise hala katı gelenekselci tutumları nedeniyle bu konuyu tarihi bağlamına havale ettikleri için şimdilik geçmişi tüm varlığı ile kutsallaştıran gelenekselci taifenin yanında yer tutmaktadır. 

Cumhurbaşkanımıza buradan da bir hatırlatma bulunalım! O seferden sefere koşma Kur'an ve sünnetin yerli yerine konulduğunda mümkün olmuş, sünnet adı altında tahrif edilen hadislerle şekilciliğe dönüştürülen İslam dininin tasavvufa evrilip saray ve medreselere hakimiyeti sonrasında seferler bitmiş gerileme ve dağılma başlamıştır. Tasavvufun bu hakimiyeti sonrasında düşman tanımı harici kafir olmaktan içeride tarikata dahil olmayan Müslümanlar olup kıyasıya bir iç kargaşa, kavga ve yeniçeri isyanlarının yaşanmasına başlanmıştır. Tabi bu arada tarikatlar üzerinden mevzilenen İngilizleri de göz ardı etmemek gerek. 

İsterdik ki Kur'an ilmini tedris etmiş huzurdaki ilahiyatçı alimler ile Diyanet İşleri Başkanı olacak Ali Erbaş Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu görüşünde hata ettiğini söylesin. Lakin o alim ve o başkan nerede?!...

Cumhurbaşkanının bu çıkışını huzurdaki ilim ehlinin alkışlaması da gösteriyor ki alimlerimizin Kur'an'ı ve Sünneti anlamada katedeceği epey bir yol var...

GERÇEKTE ŞEVVAL AYI ORUCUNUN MAHİYETİ NEDİR?

Şevval ayında tutulacak orucun faziletine dair Diyanet'in de pek çok fetvası bulunuyor. Umarız Diyanet, her yıl tekrar edip mahiyetini araştırmadan aktardığı bilgileri bu yıl tetkik eder de olayın aslını kamuoyuna ilan eder.

Kendisi tutmadığı halde ümmetine Şevval orucu tutmayı tavsiye eden ilginç bir peygamber anlayışı...

Şevval ayında tutulması tavsiye edilen altı gün orucu hakkında hadis kitaplarında şu rivayetler bulunuyor:

“Kim Ramazan (orucunu tutar ve) bayramdan sonra altı gün oruç tutarsa, onun tutmuş olduğu oruç, yılın tamamının orucu olmuş olur. Kim iyilik işlerse, ona o iyiliğin on misli verilir.” (İbn Mace, Sıyâm, 33)

“Kim Ramazan orucunu tutar ona Şevval’den altı gün daha eklerse tüm seneyi oruçlu geçirmiş gibidir.” (Tirmizi, Sıyam, 53)  

“Her kim Ramazan orucunu tutar da sonra ona Şevval’den altı günü eklerse bütün sene oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204 (1164)  

“Bir kimse ramazanı oruçlu geçirir, sonra peşinden Şevvalden de altı gün tutarsa, tüm sene oruç tutmuş gibi olur.” (Ebu Davud, Savm, 58)  

Hadislerde görüldüğü gibi ümmete "Şevval ayı orucu tutun" diyen Peygamberin aleyhisselatu vesselamın bu orucu tuttuğuna dair tek bir rivayet bulunmamaktadır. Oysa ümmetine tavsiyede bulunan peygamberin öncelikle kendisi bu orucu tutmalıdır. Lakin rivayetler sonradan dine katıldığı için haliyle tutulmayan bir oruç, tavsiye olarak hadis kitaplarında yer bulacaktır. 

Bu hadisler karşısında her zaman olduğu gibi ikiden başlayıp yüzlere varan alim ayrışma ve gruplaşması dikkat çeker. Özetle;

İmam Şafii, Ahmed b. Hanbel, Davud-u Zahirî ve bir grup âlim, Şevval ayındaki altı gün orucunu tutmanın müstehab olduğu görüşündeler. (Yani peygamberin yaptığına dair ellerinde bir delil yok ama örfi olarak duyup şahit oldukları bu orucu tutmanın iyi olacağını belirtmişlerdir. Tabi rivayetler gerçekten kendilerine aitse...)

İmam Ebû Hanife, İmam Malik ve Ebû Yusuf ise Şevval ayında altı gün oruç tutmanın mekruh olduğu görüşündedirler.

İmam Malik bu oruçla ilgili olarak şu açıklamada bulunur:

“Ramazan bayramından sonra altı gün oruç tutan hiçbir âlim ve fakih görmedim. Seleften hiçbirinden de bu konuda bir rivayet bana gelmedi. Ancak âlimler, bazı cahillerin bu altı günü Ramazana dâhil etmelerinden ve bir bid’at uydurma­larından korkarak bunu mekruh bulmuşlardır. Şayet âlimler bu konuda ruhsat vermiş olsalardı, onların da bayramdan sonra altı gün oruç tuttuklarını görürlerdi.” (Muvatta)

Bazı Hanefî ve Malikî kitaplarında Şevval ayında altı gün oruç tutmanın mendup olduğu söylenir. Bu tür bidatlerin savunulduğu kitapların tamamı tarikat/tasavvufun kurumsal kimliği ile ortaya çıkıp dinde olmayan her bidati mezhep imamlarının ardına saklanarak dine katma tarihi olan 9. yüzyıl sonrasıdır. Tasavvufun ortaya çıkmasıyla birlikte sistematik olarak İslam'ın ana kaynakları birbir piyasadan çekilmiş bunların yerine orjinali tahrif edilmiş kitaplar sürülmüştür. Bunun en açık örneğini İmam Azam Ebu Hanifeye isnat edilen kitaplardaki çelişkilerde ve kendi devrinde olmayan konuların yer verildiği kimi başlıklardan anlayabiliriz.  

Mesela tarikatçıların el kitabı niteliğindeki Nuru’l-Îzâh ve Şerh-i Merâkı’l-Felâh‘ta mendup oruçlar sayılırken, Şevval ayında altı gün oruç tutmak da zikredilir. Oysa bu eserin müellifi olan Hasan b. Ammâr b. Alî eş-Şürünbülâlî 1586'da Mısır'da doğmuş peygamberi görme imkanı olmayan ama Peygamber (as) adına ahkam kesme cüretinde olan biridir.  

Merâku’l-Felâh‘ın haşiyesinde Tahtavî, Bahr’de “Şevval ayında altı gün oruç tutmak, İmam Ebu Hanife’ye göre ister peşi peşine, ister ayrı ayrı olsun mekruhtur. Ancak sonraki âlimler bunda bir mahzur görmemişlerdir” denildiğini nakleder. Tahtavi'de her yerde olduğu gibi o yıllarda tarikatçıların kontrolündeki Ezher'e 1767'de girmiş ve kendisi gibi tarikatçı olan Hasan b. Ammar b. Şürünbülali'nin oğlu veya torunu ile Nuru'l-İzah'a şerh yazar. Yine Tahtavi'nin de Peygamber Efendimizi görme imkanı olmadığı gibi İmam Azam Ebu Hanife'yi de görme imkanı yokken onun adına rivayetler yapması İslam ahlakı değil ancak tarikat ahlakı ile izah edilebilir. 

Bir de dikkat çekici olan şudur ki Tasavvuf ekolünün ortaya çıkması sonrasında alim diye adı zikredilen kimselerin tamamının uğraşı alanı hadis ve fıkıhtır. Bunda bazı okuyucularımız "ne var" diye sorabilir. Cevabı şu: Hadis ve fıkıh adı altında İslam'ın ruhu öldürülürken tasavvuf öncülüğünde ağır ağır şekilci müslümanlar ortaya çıkarılmıştır. 

İbn Abidin de eserinde sonra gelen Hanefi âlimlerinin bu altı günün orucunda bir sakınca görmediklerini söyler. Dikkat edilirse İbni Abidin, "SONRA GELEN HANEFİ ALİMLERİ" diyerek açıklamaktadır. Sonra gelen hanefi alimlerinin tamamı incelendiğinde inandırıcılığı ve hanif dini savunuculuğu altında nam salmış İmam Azam Ebu Hanife üzerinden dini dejene eden Tasavvuf alimleridir. 

HADİS YOK AMA ATALAR DİNİNDEN ÖDÜN VERMEK DE YOK!

Nuru'l-İzah müellifi ile takipçisi şarihi Tahtavi gibi pek çok alim konuyla ilgili Peygamberimizin uygulaması olmamasına ama bir şekilde atalar dini haline dönüştürülen dinden ödün vermeme adına yorum üzerine yorum yapmışlardır. 

Mesela; Merğinani bu orucu ispat etme sadedinde "Ebu Hanife’nin bu orucu mekruh sayması oruç tutan kişinin tuttuğu bu orucu Ramazan gibi farz telakki etmesi durumundadır. Bu durumda kişi bu hareketiyle Hristiyanlara benzemiş olacaktır. Ancak bu mahzur bu gün itibarıyla artık kalmadığı için günümüzde Ebu Hanife adına böyle bir kerahetten bahsedilemez." demiştir.

Yani Merginani diyor ki; (Haşa) Allah Resulü Şevval orucunun Hristiyana benzeme durumu olup olmadığını düşünemeyecek, akledemeyecek derecede akıl fakiri idi ve bu rağmen bu ibadeti ümmetine buyurdu. Lakin Ebu Hanife Peygamberin burada hata ettiğini görüp o gün için bu mahzuru farkederek bu orucun mekruh olduğunu belirtip yasakladı. Bu gün için Ebu Hanife'nin sözünü ettiği böyle bir karışıklıktan söz etme imkanı kalmadığına göre artık bu oruç tutulabilir. Bu görüşüyle Merginani, Ebu Hanife'yi dinde Allah ve Resulünden sonra kanun koyucu veya kaldırıcı ilan etmektedir. Bu kafaya sahip Merginani'nin büyük ihtimalle tasavvuf erbabı veya tasavvuftan etkilendiği anlaşılıyor. 

Kasani de "İmam Ebu Hanife’nin bu orucu mekruh sayması işin içine bayram gününün de dâhil edilmesi durumundadır. Eğer kişi bayram gününde oruç tutmayıp Şevval’in sonraki günlerinde altı gün tutacak olursa bu mekruh sayılamayacaktır." deyip kendince bu orucu ümmete dikte etmek isteyecektir. 

Kasani'nin bu görüşüyle ümmeti ve Ebu Hanife'yi ahmak yerine koyduğu açıkça görülecektir. Çünkü Hz. Peygamber (as), fıtır günü ile teşrik günlerinin yeme, içme ve Allah’ı anma günleri olduğunu belirtmiş (Buhârî, Savm, 66-67; Ebû Dâvûd, Savm, 49) ve bu durumdan en iyi de Ebu Hanife haberdar iken Ebu Hanife'yi böyle bir düşüncede olduğunu iddia etmek kendisini ahmak yerine koymaktan başka bir anlam ifade etmeyecektir.

Kasani'nin bu düşüncesine Merginani'nin iddiasına verdiğimiz cevapta uygundur. Kasani'ye göre Peygamberimiz ne buyurduğunu bilmeyen haşa bir akılsız, peygamberin tavsiye buyurduğu ümmette o kadar aptaldır ki Ramazan ayında tutulması ayetle emredilen bir oruca Şevval'de tavsiye edilen 6 günlük orucu arada yeyin için emri olan bayram olmasına rağmen ilave edip birleştirebilecektir. 

ŞEVVAL ORUCU TUTSAK NE OLUR? SEVAP DEĞİL Mİ?

Elbette Ramazan orucu dışında oruç tutmak sevaptır, güzeldir. Ramazan orucu dışında tutulan her oruç nafile bir oruçtur. 

Lakin "Bu orucu/ibadeti Allah Resulü buyurdu" denirse burada bakılır. Gerçekten Allah Resulü böyle bir oruç tutmuş ve emretmiş mi? 

İmamı Malik ve İmam Ebu Hanife'nin dinde ciddiyeti ortadadır. Peygambere yakın yaşadıkları ve müslüman toplumu da tanıdıkları göz önüne alındığında her ikisi de böyle bir oruca şahit olmadıklarını, Peygamberin de böyle bir orucu tutmayıp, tavsiye de etmediğini söylemeleri bu konuda bir tevatürün olmadığını gösterir. 

Bu durumda bu orucu peygambere isnat etmek Allah Resulü adına konuşmaktır bu apaçık bir iftiradır. Bu iftiraya karşı birileri hassas olduğunda da çıkıp birileri kendilerini "sünnet inkarcılığı" ile yaftalarsa ancak kendi nefsine zulmetmiş, hakkın ortaya çıkmasına perde olmuş olur. 

Allah Resulü'nün "emretmediği" bir ibadeti "emretti" deyip dikte etmek haram olduğu gibi bu tür bir orucun da kişiye bir sevap kazandırmadığı muhakkaktır. 

Çünkü Allah'ın sevap verdiği ameller kendisinin emir ve nehiy buyurduğu, peygamberin de uyduğu ve uyguladığı, en azından o emir ve nehiy kapsamına uygun ameller olmalıdır.

"Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz." (Furkan 25/69, Kasas 28/84, Ahzab 33/68, Mümin 40/40) bağlamındaki ayetler, Allah ve Resulünün emir ve nehiyleri olan ve bu bağlamda bu ruha uygun olan ameller içindir. Bir kimsenin Şevval ayında nafile olarak oruç tutması bu ruha uygundur. "Şevval ayında 6 gün oruç tutmayı Allah Resulü emretti" deyip sayı ile kayıtlayıp bunu bir de Peygambere dayandıran kimse, Allah Resulüne iftira attığı için bu ayet kapsamı içinde değerlendirmek pek doğru olmasa gerektir.

Sevabın aksine bu tür ibadetleri Peygaberimizin tavsiye ettiğini söyleyenler bırakın on katı sevap almayı şu ayetin tehdidi kapsamında olduklarını düşünmelerinde kendileri için büyük fayda vardır: 

"Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir." (En'am, 159. ayet)

Yani Dimyat'a 10 sevap pirinç almak için giderken evdeki bulgurdan da olma durumuna karşı Müslümanlara düşen dinlerini iyice tetkik edip iman ederek amel etmeleridir. 

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

Son Güncelleme: 10.06.2019 11:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vaiz ahmet 2019-06-09 21:14:19

gayet güzel bir yazı. etrafımdaki tarikatçılar kudurdu bu yazıyı görünce... adamlar atalar dini haline getirmiş islam dinini

Misafir Avatar
via efendi 2019-06-09 21:27:50 @Vaiz ahmet

nerede vaiz olduğunu da söyle de gelip müstefid olalım

Beğenmedim! (2)
Avatar
Cuma Abak 2019-06-09 21:22:22

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Herkim Ramazanı tutar ve peşi sıra buna Şevval’den de altı günü eklerse senenin tamamını oruçlu geçirmiş gibi olur.”[1] Bu hadis-i şerif ve yine bu ayda oruç tutulmasının fedailini ifade eden bir takım hadisler[2] den hareketle Malikiler, Hanbeliler, Şafiilerin cumhuru ve Hanefilerin müteahhirleri (sonra gelenleri) bu orucun sünnet olduğuna kail olmuşlardır. İmam Ebu Hanife’den mekruh olduğuna yönelik nakiller varsa da bu daha sonraki fakihler tarafından farklı manalara yorulmuştur. Mesela Merğinani’ye göre Ebu Hanife’nin bu orucu mekruh sayması oruç tutan kişinin tuttuğu bu orucu Ramazan gibi farz telakki etmesi durumundadır. Bu durumda kişi bu hareketiyle Hristiyanlara benzemiş olacaktır. Ancak bu mahzur bu gün itibarıyla artık kalmadığı için günümüzde Ebu Hanife adına böyle bir kerahetten bahsedilemez.

Kasani’ye göre İmam Ebu Hanife’nin bu orucu mekruh sayması işin içine bayram gününün de dâhil edilmesi durumundadır. Eğer kişi bayram gününde oruç tutmayıp Şevval’in sonraki günlerinde altı gün tutacak olursa bu mekruh sayılamayacaktır.[3]

[1] Müslim, Sıyam, No: 1164, Humeydi, Müsned, No: 380 ve başkaları farklı lafızlarla…

[2] Bu hadislerin bir kaçı için bkz. Beyhaki, Fedailu’l-Evkat, Daru’l-kütübi’l-ilmiyye, Beyrut-Lübnan, s. 87

[3] el-Mevsuatu’l-Fıkhiyye, Daru’s-safve, 1993, B.I, XXVIII/92

Misafir Avatar
pirifani 2019-06-10 00:12:48 @Cuma Abak

burada sormak gerekir merginani ve kasanin delilleri nedir?delillerinin senedi var midir? benzer laubaliliklere ehli sunnet ve tasavvuf cevrelerinde bolca karsilandigi icin sasirmiyoruz.peygamber hz ayseyle mescidde gosteri yapan habeslileri seyreder dokuzyuz sene imami sarani cikar bu olay hicab emrinden onceydi der.delil ve sened mi dediniz?koskoca imami sarani hazretlerinin ismi yetmiyor mi? uhud savasindan sonra hanim sahabilerden bir mescidin yaninda yaralilari tedavi etmek icin cadir kurar yuzlerce sene sonra biri kalkar o sadece yakinlarini tedavi ediyordu der.bu ornekler hem kadinlarla ilgili islami alginin zaman icinde nasil degistigini gostermesi icin onemlidir hemde ulamanin nasil rablestigini gormek bakimindan onemlidir.aslinda ehli kitabla ilgili ayetler geleneksel din algisina mensub olanlara tipa tip uymaktadir.ornek olarak q 2:140 3:78 5:13 3:187 2:78-79 gibi ayetler arif olanin anlamasi icin yeterlidir de tasavvuf ehlinin arifligi ancak kendi liderlerinin ne kadar yuce

Beğenmedim! (1)
Misafir Avatar
pirifani 2019-06-09 21:47:44 @Cuma Abak

merginani gaybi pek iyi bilenlerdendir herhalde. bu tip merginaniler ehli sunnet alimlerine pek coktur. klasik literaturu okuyan herkes orneklete bolca rastlar. imami azam oyle demis ama onu degil mutlaka sunu kasdetmis olmalidir. bunun icindir ki geleneksel ehli sunnet alimleri halkin sadece kurani degil hadisleri ve muctehidlerin eserlerini de okumalarini istemezler.sectikleri hadisi millete boca ederler alimlerden istediklerini naklederler.halka ilmihalden fazlasini caiz grmezler.ornek mi lazim ahmed davudoglunun dini tamir davasinda din tahripcilerini okusun.

Beğenmedim! (3)
Misafir Avatar
cuma abak'a 2019-06-09 21:45:03 @Cuma Abak

cuma abak senin konuna yazı içinde cevap verilmiş bir daha bak istersen... ahh sizler yok musunuz? atalar dinini islam dininin önüne geçirmek için mekke müşriklerini bile geçtiniz

Beğenmedim! (3)
Avatar
Hakkın Yanında 2019-06-10 16:10:33

4 - تابع ذكر أسماء من نصَّ من العلماء أو أشار إلى ثبوت حديث صيام الست من شوال
الحديث صححه جِلةٌ من أهل العلم من المتقدمين والمتأخرين
وممن تكلم على هذا الحديث بما قد يشير إلى صحته هؤلاء:
31- الصدر المناوي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال عبد الرؤوف المناوي ـ رحمه الله ـ في كتابه فيض القدير"(6/ 161):
قال الصدر المناوي: وطعن فيه من لا علم عنده، وغره قول الترمذي حسن، والكلام في راويه وهو سعد بن سعيد، واعتنى العراقي بجمع طرقه، فأسنده عن بضعة وعشرين رجلاً رووه عن سعد بن سعيد أكثرهم حفاظ أثبات.اهـ

32- الجزري ـ رحمه الله ـ.
إذ قال علي القاري ـ رحمه الله ـ في كتابه "مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح"(4/ 545):
قال الشيخ الجزري: حديث أبي أيوب هذا لا يشك في صحته، ولا يلتفت إلى كون الترمذي جعله حسناً ولم يصححه، [ على ما في بعض النسخ ] وقوله في سعد بن سعيد راوي [عن عمر بن ثابت ] وقد جمع الحافظ أبو محمد عبد المؤمن بن خلف الدمياطي طرقه، وأسنده عن قريب ثلاثين رجلاً، رووه عن سعد بن سعيد أكثرهم ثقات حفاظ، وتابع سعداً في روايته أخواه عبد ربه ويحيى وصفوان بن سليم وغيرهم، ورواه أيضاً عن النبي صلى الله عليه وسلم: أبو هريرة وجابر وثوبان والبراء بن عازب وابن عباس وعائشة رضي الله عنهم أجمعين.اهـ

تنبيه:
ما بين القوسين زيادة من "مرعاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح"(7/ 132).

33- علي بن سلطان القاري الحنفي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح"(4/ 545):
لأن صيام الدهر حكماً بناء على أن الحسنة بعشر أمثالها، كما بينه خبر النسائي بسند حسن: (( صيام شهر رمضان بعشرة أشهر، وصيام ستة أيام بشهرين، فذلك صيام الدهر )).اهـ

34- ابن حجر الهيتمي الشافعي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه " المنهج القويم شرح المقدمة الحضرمية"(ص:263أوص:318):
وصوم ست من شوال لمن صام رمضان للخبر الصحيح: (( من صام رمضان ثم أتبعه ستاً من شوال كان كصيام الدهر )).اهـ

35- ميرك ـ رحمه الله ـ.
إذ قال علي القاري ـ رحمه الله ـ في كتابه "مرقاة المفاتيح شرح مشكاة المصابيح"(4/ 545-546):
قال ميرك: وأما حديث أبي هريرة فرواه البزار والطبراني وإسنادهما حسن.
وقال المنذري: أحد طرقه عند البزار صحيح، وأما حديث ثوبان فرواه ابن ماجه والنسائي وابن خزيمة في "صحيحه" وابن حبان.اهـ

36- الحسين بن محمد المغربي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "البدر التمام شرح بلوغ المرام"(5/ 104) راداً على من كره صيام الست:
ويجاب عنه: بأنه قد ثبت الدليل في ذلك.اهـ

37- محمد بن إسماعيل الأمير الصنعاني ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "سبل السلام"(3/ 354 أو ص:421):
والجواب: أنه بعد ثبوت النص بذلك لا حكم لهذه التعليلات.اهـ

38- محمد بن علي الشوكاني ـ رحمه الله ـ.

إذ قال في كتابه "نيل الأوطار"(4/ 238) عن القول بكراهة صوم ست من شوال:
وقد استدل بأحاديث الباب على استحباب صوم ستة أيام من شوال، وإليه ذهب الشافعي وأحمد وداود وغيرهم وبه قالت العترة، وقال أبو حنيفة ومالك: يكره صومها، واستدلاً على ذلك بأنه ربما ظن وجوبها، وهو باطل لا يليق بعاقل، فضلاً عن عالم نصب مثله في مقابلة السنة الصحيحة الصريحة، وأيضا يلزم مثل ذلك في سائر أنواع الصوم المرغب فيها ولا قائل به.اهـ

39- شمس الحق العظيم آبادي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "عون المعبود"(3/ 62رقم:2430):
وقد استدل به وغيره من الأحاديث المذكورة في هذا الباب على استحباب صوم ستة أيام من شوال، وإليه ذهب الشافعي وأحمد وداود وغيرهم.
وقال أبو حنيفة ومالك يكره صومها، واستدل لهما على ذلك بأنه ربما ظن وجوبها، وهو باطل في مقابلة السنة الصحيحة الصريحة.اهـ

وبنحوه في "تحفة الأحوذي"(3/ 338) للمباركفوري ـ رحمه الله ـ.

40- الحسن بن أحمد الرباعي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "فتح الغفار الجامع لأحكام سنة نبينا المختار"(2/ 905 رقم: 2807) عقب حديث أبي أيوب ـ رضي الله عنه ـ:

رواه الجماعة إلا البخاري والنسائي، وهو لأحمد من حديث جابر.
وعن ثوبان عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه قال: (( من صام رمضان وستة أيام بعد الفطر كان تمام السنة { مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا } )) رواه ابن ماجه..
وله شاهد عند البزار من حديث أبي هريرة بطرق رجال بعضها رجال الصحيح، وقال المنذري في حديث ثوبان: أخرجه ابن ماجه والنسائي ولفظه: (( جعل الله الحسنة بعشرة أمثالها، شهرًا بعشرة أشهر، وستة أيام بعد الفطر تمام السنة ))وابن خزيمة في "صحيحه"، ولفظه ـ وهو رواية للنسائي ـ قال: (( صيام شهر رمضان بعشرة أشهر وصيام ستة أيام بشهرين فذلك صيام السنة )) وابن حبان في "صحيحه" ولفظه: (( من صام رمضان وستًّا من شوال فقد صام السنة )).اهـ

41- أبو الخير نور الحسن بن محمد صديق بن حسن بن علي القنوجي البخاري الهندي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "فتح العلام لشرح بلوغ المرام"(1/ 575 رقم: 699) راداَ على من كره صيام الست:
والجواب: أنه بعد ثبوت النص لا حكم بهذه التعليلات.اهـ

42- عبد الرحمن بن قاسم العاصمي النجدي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "حاشية الروض المربع"(5/ 409):
ورواه أحمد وأبو داود والترمذي من ثلاثة أوجه حتى قيل: إنه متواتر، وروى سعيد عن ثوبان مرفوعًا: (( من صام رمضان، شهر بعشرة، وصام ستة أيام بعد الفطر، وذلك سنة )) يعني أن الحسنة بعشر أمثالها، فذلك سنة كاملة، كما جاء مفسراً في رواية سندها حسن: (( صيام رمضان بعشرة أشهر، وصيام ستة أيام من شوال بشهرين، فذلك صيام السنة ))أي مثل صيامها.اهـ

43- محمد الأمين الشنقيطي ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "أضواء البيان"(7/ 562-563 ـ سورة محمد):
وصيام الستة المذكورة، وترغيب النبي صلى الله عليه وسلم فيه ثابت عنه، قال مسلم بن الحجاج رحمه الله في "صحيحه": حدثنا يحيى بن أيوب ...
والحديث المذكور رواه أحمد وأصحاب "السنن" إلا النسائي، وصوم الستة المذكور رواه أيضاً عن النبي صلى الله عليه وسلم جماعة من أصحابه، منهم: ثوبان وجابر وابن عباس وأبو هريرة والبراء بن عازب كما بينه صاحب "نيل الأوطار".
وعلى كل حال فالحديث صحيح ويكفي في ذلك إسناد مسلم المذكور, ولا عبرة بكلام من تكلم في سعد بن سعيد لتوثيق بعض أهل العلم له واعتماد مسلم عليه في صحيحه.اهـ

44- محمد ناصر الدين الألباني ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "صحيح أبي داود"(2102- الأم) عن حديث أبي أيوب الأنصاري:
إسناده صحيح على شرط مسلم، وقد أخرجه في "صحيحه " وصححه الترمذي وابن خزيمة وابن القيم.اهـ

وقال في كتابه "إرواء الغليل"(950) بعد تصحيح حديث أبي أيوب الأنصاري:
ويزداد الحديث قوة بشواهده، وهي كثيرة، فمنها عن ثوبان مولى رسول الله صلى الله عليه وسلم مرفوعاً به نحوه، ... أخرجه ابن ماجه والدارمي والطحاوي وابن حبان والبيهقي وأحمد والخطيب من طرق عن يحيى بن الحارث الذماري عن أبى أسماء الرحبي عنه، ... وهكذا أخرجه ابن خزيمة في "صحيحه" كما في "الترغيب" وإسنادهم جميعا صحيح.اهـ

45- عبد العزيز بن عبد الله بن باز ـ رحمه الله ـ.
إذ قال كما في "مجموع فتاويه"(15/ 389-390):
وحديث أبي أيوب صحيح، وله شواهد تقويه وتدل على معناه.اهـ

وقال كما في " المفيد في مجالس شهر رمضان من كلام الإمام ابن باز"(ص:142):
صيام الست من شوال سنة ثابتة عن رسول الله صلى الله عليه وسلم، ثبت عن رسول الله صلى الله عليه وسلم انه قال: (( من صام رمضان ثم اتبعه ستاً من شوال كان كصيام الدهر )) خرجه الإمام مسلم في "الصحيح".اهـ

وبنحوه في "مجموع فتاويه"(15/ 390و391).

46- عبيد الله بن محمد عبد السلام المباركفوري ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "مرعاة المفاتيح"(7/ 131):
وأجيب بأنه لا معنى لهذا التعليل، بعد ثبوت النص بذلك، وورود السنة الصحيحة الصريحة فيه.اهـ

وقال أيضاً (7/ 132):
الحديث صحيح جداً.اهـ

47- محمد بن صالح بن عثيمين ـ رحمه الله ـ.
إذ قال في شرح "منظومة أصول الفقه وقواعده"(ص:101):
ومن ذلك أيضاً: أي مما ورد فيه الفضل دون الأمر: صيام ستة أيام من شوال بعد رمضان، فقد ثبت عن النبي صلى الله عليه وسلم أن: (( من صام رمضان ثم أتبعه بست من شوال كان كصيام الدهر )).اهـ

وقال في كتابه "مصطلح الحديث"(ص:8):
فإن كانت العلة غير قادحة لم تمنع من صحة الحديث أو حسنه.
مثاله: حديث أبي أيوب الأنصاري رضي الله عنه أن النبي صلّى الله عليه وسلّم قال: (( من صام رمضان ثم أتبعه ستًّا من شوال كان كصيام الدهر )) فقد رواه مسلم من طريق سعد بن سعيد، وأُعلَّ الحديث به، لأن الإمام أحمد ضعفه، وهذه العلة غير قادحة؛ لأن بعض الأئمة وثّقه، ولأن له متابعاً، وإيراد مسلم له في "صحيحه" يدل على صحته عنده، وأن العلة غير قادحة.اهـ

48- زيد بن محمد بن هادي المدخلي ـ سلمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "الأفنان الندية شرح منظومة السبل السوية لفقه السنن المروية"(3/ 202-203):
أخرجه مسلم وأبو داود والترمذي وابن ماجه كلهم من حديث سعد بن سعيد عمر بن ثابت الأنصاري عن أبي أيوب، وسعد بن سعيد هذا هو أخو يحيى بن سعيد ضعيف لسوء حفظه، لكن تابعه صفوان بن سليم عند أبي داود والدارمي وإسناده قوي، وكذا روي الحديث في "المسند من حديث جابر بن عبد الله.اهـ
ثم ساق لفظه من حديث ثوبان وقال:
رواه ابن ماجه، وإسناده صحيح، وصححه ابن حبان.اهـ

49- عبد المحسن بن حمد العباد ـ سلمه الله ـ
إذ قال في أثناء شرحه لــ"سنن أبي داود":
وستة أيام من شوال صيامها ثابت عن رسول الله صلى الله عليه وسلم.اهـ

50- محمد علي آدم الإتيوبي ـ سلمه الله ـ.
إذ قال في كتابه "البحر المحيط الثجاج في شرح صحيح مسلم بن الحجاج"(21/ 533 رقم:1164):
قد تبين بما ذكر أن حديث الباب صحيح لا كلام فيه، لأن سعد بن سعيد راويه عن عمر بن ثابت وإن تكلم فيه بعضهم فقد قواه آخرون، كما أسلفناه آنفاً، وأيضاً لم ينفرد به، بل تابعه جمع من الثقات، كما أسلفناه أيضاً، وأيضاً له شواهد، وهي الأحاديث المذكورة، ولا سيما حديث ثوبان، فإنه صحيح.
والحاصل أن الحديث صحيح بلا شك، ولذا أخرجه الإمام مسلم ـ رحمه الله ـ هنا في "صحيحه" محتجاً به، فتبصر بالإنصاف.اهـ

51- اللجنة الدائمة للبحوث العلمية والإفتاء بالمملكة العربية السعودية.
إذ قالت في "الفتاوى"(10/ 390):
ثبت عن أبي أيوب ـ رضي الله عنه ـ أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: (( من صام رمضان ثم أتبعه ستا من شوال فذاك صيام الدهر )) رواه أحمد ومسلم وأبو داود والترمذي، فهذا حديث صحيح يدل على أن صيام ستة أيام من شوال سنة.اهـ

ووقع على هذه الفتوى:
عبد العزيز بن عبد الله بن باز، وعبد الرزاق عفيفي، وعبد الله بن غديان، وعبد الله بن قعود.
*****************************
وكتبه طويلب العلم وناقله: محمد بن فاروق بن علي منسي
جمهورية مصر العربية محافظة بورسعيد
ت م / 01004746033
*****************************
والله سبحانه وتعالى أعلم بالصواب، وإليه المرجع والمآب.
وختاماً أسأل الله العليّ القدير أن يتقبَّل منِّي عملي هذا
وأن ينفعني به وينفع به إخواني من طلبة العلم
وصلى الله وسلّم على نبينا محمَّدٍ وعلى آله.
{إِنْ أُرِيدُ إِلَّا الْإِصْلَاحَ مَا اسْتَطَعْتُ وَمَا تَوْفِيقِي إِلَّا بِاللَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ}
سبحانك اللهم وبحمدك أشهد أن لا إله إلا أنت وحدك لا شريك لك أستغفرك وأتوب إليك.
(سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ).

Misafir Avatar
pirifani 2019-06-10 19:22:33 @Hakkın Yanında

bu suna benzer kuranda peygambere kevni mucize verilmedigi hakkinda ayetler oldugu halde ucbin hadis var hatta onucbin hadis var.kuranda seffatle ilgili salavatla ilgili olum sonrasiyla ilgili hukumler bildirilmisken birilerinin binlerce hatta onbinlerce rivayetle kuranla mucadeleetmesi gibidir.ayette yok diyor kardesim sen istedigin kadar cirpin.kuranla celismek sadece kuranin sediginin tersini soylemek degil ayni zamanda kuranin soylemedigini soylemektir.kuranda oruc ramazan ayiyla ilgilidir. yok sevval yok uc aylar yok muharrem gec bunlari.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
dinihaber.com'dan cevap 2019-06-10 17:34:12 @Hakkın Yanında

hakkın yanında duran kardeş, sen hakkın değil sana atalar dini olarak sunulan ve bunu sana damıtıp veren kişilerin yanındasın. gönderdiğin rivayetlerin tamamını yazımızın içinde açıkladık. islamda birileri var dedi diye bir ibadet var olmaz, yok dedi diye de yok olmaz. gönderdiğin kişilerin tamamının çırpınışı şevval orucuna dair rivayetin var olup olmadığına göre kendi tahminleri. bir deli kuyuya taş atmış diğer akıllılar da o taşı çıkarmanın derdine düşmüş. her şey bir tarafa şevval orucunu kabul etmeyen bir adamın durumu küfür değildir. bu rivayetler nihayetinde zanndır ve zannla da hüküm verilmez.

Beğenmedim! (1)
Avatar
turnagül 2019-06-09 23:35:36

tebrik ederim, olay gayet açık ve diyanete kıpırdayacak yer de bırakmamışsınız. dinihaber her zaman olduğu gibi diyanetin önünü açmış. bu açıklamayı diyanet yapsaydı tarikatçıların saldırılarına maruz kalır soluğu erdoğanın yanında alırlardı

Avatar
vaizler cemiyeti 2019-06-10 08:51:51

biz müslümanız kitabımız kuran kerim ve liderimiz rasul as. dır, bir siyasi partinin liderinin sözleriyle inancımızı değiştirecek değiliz, yoldan çıkmış umera ve şakşakçıları cehenneme kadar yolunuz var....