Vaizler siyasi gündemin tesirinde kalınca...

Siyasi gündeme kendini kaptıran kimi imam ve vaizlerin vaazlarında isim vermeden gönlünde yatan partiye destekle "beka" meselesine dalıp birlik ve beraberlikten dem vurduğuna şahit oluyoruz. Bu tür popülist yaklaşımlar belki siyasetçilere yakışabilir lakin bir din görevlisinin ortamda savaş yok ve teröründe dibinin kazındığı bir ortamda bu tür konuları kürsiye taşıması kürside asıl anlatılması gereken konuları ıskalamaktan başka bir işe yaramıyor.

Vaizler siyasi gündemin tesirinde kalınca...

Siyasi gündeme kendini kaptıran kimi imam ve vaizlerin vaazlarında isim vermeden gönlünde yatan partiye destekle "beka" meselesine dalıp birlik ve beraberlikten dem vurduğuna şahit oluyoruz. Bu tür popülist yaklaşımlar belki siyasetçilere yakışabilir lakin bir din görevlisinin ortamda savaş yok ve teröründe dibinin kazındığı bir ortamda bu tür konuları kürsiye taşıması kürside asıl anlatılması gereken konuları ıskalamaktan başka bir işe yaramıyor.

06 Eylül 2019 Cuma 16:45
Vaizler siyasi gündemin tesirinde kalınca...
banner310

DİNİHABER.COM / ANALİZ

Müslümanların şu "beka"dan ziyade Kur'an'ı anlama ve yaşantıya dökme sorunu bulunuyor. Din görevlilerinin özellikle tasavvufun etkisinde Kur'an'dan uzak bir şekilde yaşanılan savrulamaya dikkatle Kur'an'ın hükümlerine müracaat etmeleri gerekiyor.

Bu gün iktidarda A partisi olur yarın B partisi olur. Din görevlilerinin her hal ve şartta Allah'a kulluğunu tavizsiz yerine getiren Müslüman modeli üzerine yoğunlaşması gerekir. Din görevlisi öyle bir din anlatmalı ki ortaya çıkan Müslüman partiler, devletler üstü olup her şartta kulluğunu yerine getirebilmeli ve dininden ödün vermemelidir. 

Son günlerde başlayan hadis merkezli tartışmaların da amacı Peygamberi övmek falan değil... Bu enstrümanı kullanan sözde ehli sünnet takımının bu girişimi kendi gemilerini yürütme, saltanatlarını muhkemleştirme ve Müslümanları hadis savunuculuğu altında Kur'an'dan uzaklaştırma amacına matuf... Özellikle Diyanet ve İlahiyat camiasının bu kirli oyuna dikkatle İslam dinini sahabe döneminde olduğu gibi her tür görüşün tesirinden uzak Kur'an'ın rehberliğinde dini anlama ve anlatma zarureti bulunuyor. 

Öylesine kirli bir mazi devralmış durumdayız ki son bir kaç yüzyüz yılda yazılan eserler dışında geçmişe dair elimizde var olan neredeyse çoğunluk eserlerin sahibi belirsiz. Müellife ithaf edilen eserlerin de İmamı Azam Ebu Hanife'ye atfedilen Fıkhu'l-Ekber'de görüldüğü gibi o dönemde olmayan tartışmaların ve cevapların verilmesi eserlerle oynandığının en açık alameti...

Tasavvuf üzerinden adına fakih, muhaddis, müfessir denilen adamların tamamının ilmi kariyer sahibi olmayıp geçmişin miras yedisi olarak alimlik postuna oturup görüş beyan ettiği yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Bu nedenle din görevlilerinin ellerindeki tüm bilgi külliyatını tashih ederek kendilerini güncellemeleri gerekiyor. Bu bir vebaldir. Her bilginin aksi bilginin çıktığı bir ortamda "Benim cemaatim, benim abim" diyen kimsenin ahirette işinin zor olacağı gün gibi ortadadır. Akıl sahibi her insanın bilgisini Allah'a (Kur'an'a) göre tashih etmesi zaten ilahi bir emirdir.

Buradan hareketle vaizlerimizin bilgilerini gözden geçirmelerine salık verdiğimiz Karar'dan Mehmet Ocak'tan beka meselesini gündemine alan bir vaizi konu edindiği yazısını okurlarımızın dikkatine sunuyoruz:

***

Ümmeti Bölenler Firavun'un Adamları...

Camiler Müslüman dünyada, dini duyguların en temiz haliyle yaşandığı, dini ve aynı zamanda sosyal bir merkez olmak durumundadır. Daha açık ifade etmek gerekirse, camiler Müslümanların kalbi niteliğindedir.

Camilerin bu hayati önemini merkeze alarak baktığımda, son yıllarda camilere giderken bir takım tereddütler ve endişeler içinde kaldığımı ifade etmem gerekiyor. Kuşkusuz bu endişeler, bizzat camilerin kendisinden kaynaklanmıyor. Çünkü ilk dönem Müslümanlarından bu yana camiler hem İslam’ın evrensel mesajının verildiği, hem de Müslümanların her türlü problemlerinin konuşulduğu, tartışıldığı merkezler olmuştur.

Esas problem, günümüzde camileri hayatın dışına iten ve onları içi boşaltılmış taş binalara dönüştüren zihniyet yapısıdır.

Bazı insanların bu ifadelerden rahatsız olacaklarını bile bile diyorum ki; insanları camilerden uzaklaştırmayalım. Peki kim insanları camilerden uzaklaştırıyor?

***

Hemen ifade edeyim, geçtiğimiz hafta Cuma günü Yalova’daydım, zihnimdeki bütün tereddütleri bir tarafa bırakıp caminin yolunu tuttum, biraz erken gidip kendime uygun bir yer buldum ve hocanın vaazını dinlemeye başladım. İmam “ümmetin birliği”nden bahsediyordu. Müslümanların birlik ve beraberlik ruhu içinde dayanışmalarının önemine işaret eden ayetler, hadisler okudu... Hiç kuşkusuz hepimizin ihtiyacı olan güzel nasihatler bunlar...

Ancak imam tekrar tekrar aynı cümleleri kullanarak, ümmetin birliğini bozanların Allah’ın gazabına uğrayacaklarını ve bu uyarılara kulak vermemiz gerektiğinin altını çizerek, özellikle günümüz şartlarında bu mesajın iyi anlaşılması gerektiğini söyledi. Öyle ki meseleyi Firavun’a kadar götürdü ve hepimizin kulağına küpe olmasını istediği Kur’an’da da yer alan Firavun kıssasını anlattı. Kıssaya göre Firavun, Mısır’da iyice azıp zorbalaşmış, halkını çeşitli gruplara bölmüş, onlardan bir zümreyi ezmiş, erkek çocuklarını kesmiş ve zulümle saltanatını daha da güçlendirmişti. Kur’an’da bu konu şöyle anlatılıyor: “Vakti zamanında Firavun Mısır’da iyice azıp zorbalaşmış, ülke halkını (efendiler ve köleler şeklinde) sınıflara ayırmış ve halkın bir kısmını (İsrailoğullarını) ezmeye başlamıştı. Öyle ki onların erkek çocuklarını katlediyor, sağ bıraktığı kız çocuklarını/kadınlarını ise kötü amaçları için kullanıyordu. Gerçekten de Firavun ülkeyi fesada boğan biriydi.” (Kasas /4)

İmam efendi kıssadan hisse çıkarıyor ve cemaate diyor ki: Kim ki bugün ümmetin birliğini, beraberliğini parçalayacak bir tutum içine girerse, iş te o Firavun’un yaptığının aynısını yapmış olur, yani Firavun’un adamı olur...

Biraz üstü kapalı anlatmaya çalışsa da aslında hocanın siyasi bir mesaj vermek istediği açıktı, ancak bugün kimler ümmetin birliğini, beraberliğini parçalamak istiyor açıkçası bu noktanın daha somut olarak ifade edilmesini beklerdik. Zaten imam da meseleyi bütün açıklığı ile izah edemediğinin farkındaydı, bu yüzden de “Bugün birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenler var” diyerek vermek istediği esas mesajın etrafından dolaşmayı tercih etti. Her ne kadar Firavun kıssasını iki üç kez anlatarak “ne demek istediğimi anlayın artık” gibi imalarda bulunduysa da, bir türlü ümmetin birliğini kimlerin bozduğunu açıkça söyleyemedi.

İmamlara neden böylesine anlaşılması zor siyasi mesajlar verme görevi yüklenir doğrusu anlamak mümkün değil. Oysa camilerde imamlarımız İslam’ın iç zenginliğinden doğan farklı bakış açılarının, kültürel çeşitliliğin ayrışma değil, rahmet olduğunu, yaşadığımız problemleri çoğulcu bakış açılarını ve özgürlükleri genişleterek aşabileceğimizi söyleyebilseler eminim ümmetin birliği daha da güçlenecektir.

Mehmet Ocaktan / Karar

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bilal 2019-09-07 11:14:59

Sanırım Karar Ahmet Davutoğlu na destekleyen gazete Mehmet Ocaktan Akif Beki gibi kişiler Ahmet Davutoğlu na destekliyor ve konuları geriden geliyorlar çünkü Ak Partiyle sürtüşmekten tırsıyorlar şimdi herkes işine baksın sana mı kaldı Diyaneti ve Vaizleri uyarmak hadi naş Mehmet Ocaktan.

Avatar
Erdem 2019-09-07 14:21:57

Vaizler özgür hakikatı konuşa bilmeli.ve Diyanet personeline sahip çıkabilmeli.Bana kimse bir şey demesin diye sustukça gençlik toplum ne hale geldi.

Avatar
İsmail demir 2019-09-10 15:00:38

Mehmed ocaktan keşke milletvekili ikende böyle konuşsaydın.

Avatar
Sivâsi 2019-09-07 07:25:40

Âla