Vicdan-cüzdan, dünya-ahiret, rejim-din, cemaat-kanun ve gerçek bilgi ile fırkalar gibi birçok etki alanı altında görev yapmak kolay değil elbette…
 
Özellikle iş bulmanın zor olduğu günümüz şartlarında bir şekilde hayata tutunma niyetiyle din görevliliğini meslek olarak seçenler için bu zorluk kat be kat daha fazla.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı, Başkanı’ndan Müezzine doğru tabana yayılan 140 binin üzerinde çalışanıyla büyük bir camia.
 
Diyanet, büyüklüğünün yanında manevi olarak da sorumluluğu ağır basan bir kurum. Türkiye ve çevresinde bulunan devletler ile özellikle içerde İslam’ı kendi emellerine alet etmek isteyen her tür güce karşı “sahih İslam”ı en iyi temsil eden güçlü bir kurum.
 
Batıl İslam anlayışına sahip mezhebi hareketler ve Kemalist rejimin baskıcı, yönlendirici tutumuna rağmen yerine göre Diyanet pasif kalmakla eleştirildi. Ama asla Kur’an ve Sünnete uygunluğundan taviz vermedi.
İslami noktada güvenirlilik sıralamasında Diyanet; piyasanın medyatik, şovmen, gelenekçi, mezhepçi, mealci, solcu, liberal, antikapitalist isimleriyle şöhret olmuş bir çok din adamının karşısında açık ara en güvenilir kurum olma özelliğini korumaya devam etti.
 
Diyanet’in gündemdeki konular karşısında ani müdahil olmayışı eleştirilse de Osmanlı Saray terbiyesine uygun, ağır ve kararlı tutumu güvenirliliğine güven kattı.
 
Kurum olarak Diyanet, son on üç yılda ciddi mesafeler katetti. Protokol sırasının değişmesine ilave olarak kurumun ağırlığına yakışır başkanlar ve yapılan çalışmalar takdir edilmeyecek gibi değil.
 
Büyüyen Türkiye’de devlet hiyerarşisi içinde çalışkanlık, atılım ve güncelleme de Diyanet’in MİT, TSK, TÜBİTAK, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı ile at başı gittiği söylenebilir. Diğer kurumların doğrudan halk ile muhatap olmaması ve kalifeye elaman seçimindeki özgürlükleri, motive olmada sorun yaşamamalarının en önemli faktörü.
 
Lakin rejimin Müslümanlara ilaveten Diyanet kurumuna çektiği zenci muamelesi, kurumun özverili-istekli personel istihdamında aşması gereken en büyük engel olarak varlığını devam ettiriyor.
 
Sosyal ağların aktif olarak kullanıldığı, iletişimin zirve yaptığı, akılcı yaklaşımların ön plana çıktığı, kaynak sorgulaması bilincinin yaygınlık kazandığı, İslami geleneğin kıyasıya eleştiriye tabi tutulduğu, cemaat ve fırka kavramlarının konuşulmaya başlandığı, ideolojilerin film ve reklam seanslarına gizlenerek sinsice ava çıktığı, branşlaşmaya bağlı piyasaya çıkan onlarca meslek ve mesleklere göre doğan yeni anlayışlar karşısında Din Görevlilerinin kendilerini yeterince geliştirdiği elbette söylenemez.
 
Oysa halkla doğrudan muhatap olan İmam, Vaiz ve Müzzinlerin bilgi yönünden Diyanet, Talim ve Terbiye Kurulu personeli kadar yeterli bilgi düzeyinde olmaları; ilaveten anlama, kavrama, örneklik, tutarlılık, şecaat, hazır cevap ve ikna edebilirlik yönüyle de melekelerini geliştirmeleri kendilerinden beklenir.
 
Din görevlisinin gündelik bir sorun karşısında doyurucu bilgi verememesi, her hangi bir cemaatin üyesi olarak tanınması, Kur’an ve Sünnetten ziyade şahsi tercihlerine bağlı aidiyet duygusuyla olaylara yaklaşımı mesleğin tıkanma noktası…
 
Her hangi bir ideolojinin, cemaatin, gündelik yaşam şartlarının tesirinde kalmadan, dünyevileşme tuzağına düşmeksizin Kur’an ve Sünnet’e kendini adayan “ümmi din görevlisi” ihtiyacı Diyanet ve toplumun beklentisi…
 
Belki bu yazıyı okuyan bazı din görevlileri çektikleri sıkıntıları, aldıkları maaşın azlığını, müftülerin kendilerine gerekli değeri vermediği, bu yazıyı yazıp akıl vermenin kolay olduğu, uygulamanın dışardan göründüğü gibi olmadığı konularını gündeme getirip kendilerini savunmak durumunda kalacaklardır. Sahip ve talip oldukları mesleğin dünyanın en zor mesleklerinden “Peygamber varisliği” olduğunu şuur ederlerse bahanelerinin yersizliğini görmeleri daha kolay olacaktır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.