İngiliz siyasetçiden Trump'a 'Filistin' tepkisi!

İngiliz İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün açıkladığı sözde barış planına sert tepki gösterdi.

İngiliz siyasetçiden Trump'a 'Filistin' tepkisi!

İngiliz İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün açıkladığı sözde barış planına sert tepki gösterdi.

29 Ocak 2020 Çarşamba 13:30
İngiliz siyasetçiden Trump'a 'Filistin' tepkisi!
banner310

İngiltere'de ana muhalafetteki İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn, ABD Başkanı Donald Trump'ın sözde Orta Doğu barış planının aslında 'barış için bir tehdit olduğunu' belirterek, İngiliz hükümetinden 'bu rezalete' karşı çıkmasını istedi.

Corbyn, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Trump'ın Orta Doğu anlaşmasının bir barış planı olmadığını kaydederek, "Bu, İsrail'in yasadışı sömürgeciliğini garanti altına alma ve Filistin'in haklarını reddetme planıdır. Barış için bir tehdittir." ifadelerini kullandı.

İşçi Partisi lideri, İngiliz hükümetinin "bu rezalete karşı çıkması, gerçek bir barış anlaşması ve hakiki bir 'iki devletli çözüm' için baskı yapması gerektiğini" vurguladı.

"ABD'nin planı barışı sağlamaz"

İsrail merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan "Barış Şimdi", ABD'nin sözde barış planının "sürdürülebilir olmadığını ve bölgede istikrarı sağlamayacağını" belirtti.

Kuruluş tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Yüzyılın Anlaşması olarak bilinen plan İsrail'e, parçalanmış bir Filistin devletinin inşası karşılığında Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimlerini ilhak etmesi için yeşil ışık yakıyor." ifadesi kullanıldı.

"Bu plan sürdürülebilir değil ve istikrarı sağlayamaz" denilen açıklamada, Filistinliler için başkenti Doğu Kudüs olan iki devletli çözüm önerisinin uygulanması çağrısı yaptı.

"Barış Şimdi", iki devletli çözüm dışındaki önerilerin "tarihin çöplüğüne gömüleceğini" kaydetti.

Filistinli gruplar bir araya gelecek

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Üyesi Azzam el-Ahmed, Filistinli grupların yakın bir zamanda Gazze'de bir toplantı düzenlemeyi planladığını duyurdu.

Ahmed Ramallah'ta düzenlediği basın toplantısında, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın kendisine tüm Filistinli grupların katılacağı bir toplantıyı organize etme görevi verdiğini belirtti ancak toplantının tarihine ilişkin bilgi vermedi.

Toplantıya Hamas ve İslami Cihad'ın da katılacağını vurgulayan Ahmed, böylelikle Filistin iç siyasetinde yeniden birlik sağlanması için fiili olarak adım atılmış olacağını söyledi.

Hamas ve İslami Cihad'dan temsilciler yıllardan sonra ilk defa dün, ABD'nin sözde barış planının ele alındığı Ramallah'taki toplantıya katılmıştı.

Abbas ise toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin kendisini telefonla aradığını ve "yeni bir sayfa açma ve Gazze'de bir toplantı düzenleme konusunda anlaştıklarını" kaydetmişti.

Fetih ve Hamas arasında 2007'den bu yana devam eden siyasi bölünmüşlük, varılan pek çok anlaşmaya rağmen sona erdirilememişti.

Gazze'de grev

Gazze'deki Filistinli gruplar, ABD'nin sözde barış planına tepki amacıyla bugün greve gidileceğini duyurdu.

Tüm Filistinli grupları bünyesinde barındıran Ulusal ve İslami Güçler Komitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Gazze'de bugün Sağlık Bakanlığı hariç tüm kamu kurum ve kuruluşlarında greve gidileceği belirtildi.

Açıklamada, grevle ABD ve İsrail'e, "Yüzyılın Anlaşması" olarak adlandırılan sözde barış planının uygulanmayacağı ve Filistin halkının var gücüyle bu planın başarısız olmasına çalışacağı mesajı verileceği kaydedildi.

"Yüzyılın Anlaşması" sözde barış planının, ABD'nin, Filistin meselesini tasfiye etmeyi amaçlayan hedefinin bir parçası olduğunun vurgulandığı açıklamada, halkın öfkesinin bir göstergesi olarak resmi kurumların binalarına siyah bayrak asılması çağrısı yapıldı.

Hamas: Silah meşrudur

Hamas Hareketi, Gazze'deki Filistin direniş gruplarının elindeki silahların meşru olduğunu, bu silahlarla Filistin halkını savunduklarını belirtti.

Hamas sözcüsü Hazim Kasım yaptığı yazılı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Gazze'nin silahsızlandırılmasıyla ilgili sözlerinin bir "kuruntu"dan ibaret olduğunu belirterek, "Direniş gruplarının elindeki silah meşrudur. Bu silahla halkımızı savunuyoruz." ifadesini kullandı.

Direnişin elindeki silahlarla kaybedilen toprakların geri alınmasına çalıştıklarını vurgulayan Kasım, hiçbir gücün bu silahları Filistinlilerin elinden alamayacağını kaydetti.

Başta ABD'nin sözde barış planı olmak üzere Filistin meselesini tasfiye projelerini akamete uğratacak gücün birlik içindeki direniş olduğunu vurgulayan Kasım, İsrail'in Filistin topraklarını işgal etmeye devam ettiği sürece "Yüzyılın Anlaşması" ya da başka vaatlerle güvenliğinin sağlayamayacağına işaret etti.

Kasım, Filistin halkının, İsrail'i tüm Filistin topraklarından çıkaracağını, Trump'ın "Yüzyılın Anlaşması" olarak nitelendirdiği kuruntusunun da direniş karşısında buharlaşacağını belirtti.

Netanyahu, ABD'de basına yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump'ın Filistinlilerden bazı taleplerde bulunduğunu söylemiş ve bu talepler arasında "Gazze'nin silahsızlandırılması, teröristlere (Filistinli tutuklu ve şehit aileleri) maaş ödemesinin durdurulması, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) şikayette bulunmaya son verilmesi, İsrail'e karşı provokasyonun durdurulması ve İsrail'in onayı olmadan uluslararası kuruluşlara üye olunmamasının" yer aldığını ifade etmişti.

Katil Netanyahu'dan Kudüs çıkışı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olması konusunda ABD'den onay aldıklarını söyledi.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşuna (Makan) göre, Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile başkent Washington'da düzenlediği ortak basın toplantısının ardından gazetecilerin söz konusu barış planıyla ilgili sorularını yanıtladı.

"Filistin Devletinin başkenti Doğu Kudüs'teki Ebu Dis beldesi olacak. İsrail ise Batı Şeria'daki tüm Yahudi yerleşim birimlerinde egemen olacak." diyen Netanyahu, "Kudüs'ün İsrail'in başkenti olması için ABD'den onay aldıklarını" vurguladı.

"ABD Filistinlilerden istekte bulundu"

ABD'nin, müzakerelere başlanması için İsraillilerden değil Filistinlilerden talepleri olduğuna işaret eden Netanyahu, "Bu talepler arasında Gazze'nin silahsızlandırılması, teröristlere (Filistinli tutuklu ve şehit aileleri) maaş ödemesinin durdurulması, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) şikayette bulunmaya son verilmesi, İsrail'e karşı provokasyonun durdurulması ve İsrail'in onayı olmadan uluslararası kuruluşlara üye olunmaması yer alıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Netanyahu, ABD'nin, müzakerelere başlanması için "ilhak edilecek yerleşim birimlerini de kapsayacak şekilde Yahudi devletini tanımak, İsrail'in Kudüs'teki egemenliğini tanımak ve geri dönüş hakkından mutlak surette feragat etmek" gibi bazı şartlar öne sürdüğünü bildirdi.

Netanyahu, bu şartlar yerine getirilmeden, Ürdün Vadisi, Yehuda ve Samira bölgelerindeki yerleşim birimlerinin ilhakı hariç Batı Şeria'daki "C bölgesi"nde değişim olmayacağını, şartlar yerine getirilse dahi İsrail'in söz konusu bölgede güvenlik alanında egemenliğini devam ettireceğini vurguladı.

Netanyahu, "C bölgesi"nde 4 yıl boyunca yeni yerleşim birimi inşa etmeme ya da inşaat faaliyetini genişletmeme sözü verdiklerini kaydetti.

İsrail'in büyük yerleşim birimleriyle bağlantısı olmayan 15 yerleşim birimini de egemenliği altına alacağına ve bu bölgelerin genişletilebileceğine değinen Netanyahu, hükümetin pazar günkü toplantısında Ürdün Vadisi ve tüm Yahudi yerleşim birimlerinin ilhakı lehine oy kullanacağını umduğunu söyledi.

İsrail'in sonuç olarak Filistinlilere "sınırlı ve şartlı" bir egemenlik vereceğini vurgulayan Netanyahu, ABD'nin sözde barış planını "Yüzyılda bir gelen ve değerlendirilmesi gereken" bir plan olarak nitelendirdi.

Öfke ve grev günü

Lübnan'daki Filistinli mülteciler, ABD'nin "Yüzyılın Anlaşması" olarak nitelendirdiği sözde barış planına karşı bugünü "öfke ve grev günü" ilan etti.

Lübnan'daki Filistinli mülteciler, ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistin ve İsrail arasındaki sözde barış planı açıklamasına karşı gösteri ve yürüyüşler yaptı.

Söz konusu planı kabul etmeyeceklerini ifade eden Filistinli mülteciler, "öfke ve grev günü" olarak duyurdukları bugün de protesto eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

Kudüs, bu halkın inancının bir parçasıdır

Hamas'ın Lübnan'daki yetkililerinden Abdulmecid Avad, ABD'nin sözde barış planının Filistin davasına karşı ilk olmadığı gibi sonuncu komplo da olmayacağını söyledi.

Filistin halkının tüm kesimleriyle sözde planla mücadele için tek ses olduklarını aktaran Avad, Müslümanlar başta olmak üzere dünyadaki tüm özgür insanların, Filistin halkı ve adil davasından yana tutum sergilemesi gerektiğini vurguladı.

Mülteci kamplarındaki gösteri ve yürüyüşleri hatırlatan Avad, "Bugün de Lübnan'daki Filistinlilerin kaldığı kamp ve mahallelerde öfke ve grev günü olacak. Bu bağlamda düzenlenecek öfke yürüyüşlerinde, Filistinliler içeride ve dışarıda tek millet olduklarını ve 1948 yılında zorla çıkarıldıkları vatanlarına dönüş haklarından vazgeçmeyeceklerini dillendirecekler." diye konuştu.

Trump'ın "Yüzyılın Anlaşması" olarak adlandırdığı sözde barış planıyla Filistin halkının topraklarına geri dönüş hakkının ellerinden alınmaya çalışıldığını belirten Avad, Filistinli mültecilerin gerçekleştireceği yürüyüşlerde, Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aldığı kararların hiçbir değeri olmadığını ve kendi topraklarına dönme haklarına dair güçlü bir mesaj verileceğini kaydetti.

Avad, "Filistin ve Kudüs, bu halkın inancının bir parçasıdır. Her türlü bedele rağmen direneceğiz." ifadelerini kullandı.

Plan hayata geçirilemeyecek

İslami Cihad Hareketi Lübnan Sorumlusu İhsan Ataya ise Filistin davasını bitirme girişimi olarak nitelendirdiği sözde Orta Doğu barış planın açıklanmasının ardından, Lübnan'daki Filistin mülteci kamplarında başlayan protestoların süreceğini belirtti.

Ataya, İslami Cihad Hareketi'nin bahsi geçen sözde barış planına yaklaşımıyla ilgili, "Bu plan hayata geçirilmeyecek, geçirilmesine hiçbir şekilde izin vermeyeceğiz." dedi.

Lübnan'daki Filistin mülteci kamplarının tümünde bugün "öfke ve grev günü" olacağını dile getiren Ataya, Trump ve müttefiki Netanyahu'nun planına karşı tepkilerini ortaya koymak üzere Filistinli grupların yetkilileri olarak bir araya gelecekleri bilgisini de paylaştı.

Trump'ın sözde barış planı

ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray'da düzenlediği ortak basın toplantısında tek taraflı sözde Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıklamıştı.

Sözde barış planı kapsamında Kudüs'ün, İsrail'in "bölünmez" başkenti olarak kabul edileceğini ifade eden Trump, planın bağımsız bir Filistin devleti ve Filistinliler için "son şans" olduğunu iddia etmişti.

Netanyahu ise planı "İsrail için çok büyük ve tarihi bir kazanım" şeklinde nitelendirmişti.

C bölgesi

Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995'te imzalanan "İkinci Oslo Anlaşması" çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı.

Batı Şeria'nın yüzde 18'ini kapsayan "A bölgesi"nin idaresi ve güvenlik işleri Filistin'e, yüzde 21'lik "B bölgesi"nin yönetimi Filistin'e, güvenliği ise İsrail'e devredilirken, yüzde 61'ini kapsayan "C bölgesi"nin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.

Yerel kaynaklar, İsrail güçlerinin sadece geçen yıl Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da Filistinlilere ait 521 evi "ruhsatsız" olduğu veya "C bölgesi"nde inşa edildiği gerekçesiyle yıktığını belirtiyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner312

banner298