Buhari ve Müslim'in Peygamberimize iftiraları yetmezmiş gibi diğer peygamberlerle ilgili iftiraları kendilerinin İlahi dinlere olan düşmanlıklarının bariz özelliklerindendir. Bilindiği gibi Zerdüştler İlahi dinlere düşmandır. Ve ne yazık ki hadis ravilerimizin meşhurlarının zerdüştlerin yoğun olduğu bölgede yaşamaları dikkat çekicidir. 

İslam'ın Pavlusu Buhari ve Müslim'de vahye, akla ve Allah'ın fıtrat kanunu bilime aykırı pek çok hadis bulunmaktadır. Bunlardan biri de şüphesiz İbrahim (as)'a atfedilen keser ile sünnet olma iftirası ile Ebu Davut'un rivayetiyle kadınların sünnetini peygamberimizin tavsiye ettiği iftirasıdır. 

Kadın sünneti, gerek İslami gerekse Uluslararası tıp camiasınca kesinlikle sağlığa sakıncalı görülen bir uygulama. Kadın sünnetinde amaç reklam edildiği gibi kadının hazzını arttırmak değil kadının cinsel dürtülerini evlendiğinde zevk almasıyla birlikte ortadan kaldıran iğrenç bir uygulamadır. 

Kadın sünneti videoda görüleceği üzere bazı yerel afrika ülkelerinde kızların iffetsizliğine karşı tedbir olarak klitorisini kesme ameliyesinin dine mal edilmekle kabul görmüş halidir. 

Kadın sünnetinin klitorisi az veya tamamen kesme, kadın cinsel organının dudaklarını kısmen veya tamamen kesme şeklinde farklı uygulamaları bulunuyor. 

Her ne şekilde yapılırsa yapılsın kadın sünneti olan her kadın, vajinusmus denen ağrılı psikolojik cinsel birliktelik engeli denen rahatsızlığa yaklanıyor. Sünnet olan kadınlar evlendiklerinde cinsel hiçbir haz almadıkları gibi eşine zevk vermemesi nedeniyle aldatılma ya da boşanma gibi sonuçlarla karşılaşabiliyorlar. Bunun yanısıra ölümle sonuçlanan enfeksiyon, idrar tutamama, sancılı ve düzensiz adet görme, sancılı ve ölümle sonuçlanan doğum, sezeryanla sonuçlanan doğum gibi pek çok sağlık engeli bulunuyor. 

Şimdi böylesine akıl ve bilim dışı bir sünnet, Ebu Davutça Peygamber tavsiyesi olarak sunulunuyor. Tamamen dinden nefret ettirme ve müslüman kadınlara eziyet etmeyi hedefleme kokan bu rivayet, uydurulan bir senetle de servis ediliyor. Şimdi kadın sünneti konusunda sened uydurup metin rivayet eden Ebu Davut'un diğer hadislerinin de aynı şekilde uydurma olmadığını kim garanti edebilir? 

Allah Resulüne atılan bu iftira ile o günden bu güne on milyonlarca kadın evliliğinden zevk almadığı gibi aldatılma, eşinden ayrılma, ağrılı doğum ve belki ölüme varan sonuçlarla karşılaştı.

Ve birileri hala bu zerdüştlerin uydurduğu hadisleri la'yüsel görüp Allah'ın vahyi muamelesi çekerek Allah Resulüne atılan iftiraları savunabilmektedir. 

"Efendim hadisçilerimiz Allah korkusundan dolayı o kadar hassaslardı ki acaba dine vefasızlık mı ederiz diye her duyduklarını rivayet ettiler." savunması yapanları duyar gibi oluyoruz. 

Bu iddiada olan okurlarımıza deriz ki, bu din mahalle dedikodularına alet olacak kadar basit mi ki her duyulan rivayet kitaplara hadis olarak yazılıyor. Her duyulan Allah korkusuyla rivayete konu olacaksa Buhari 575 bin hadisi neden yazıya dökmedi? Ebu Davut'un bu rivayetini diğer hadisçiler neden kitaplarına almadılar? 

Mesele şu ki Buhari, Müslim ve diğer hadisçilerin rivayet dediği şeyler ya bile bile İslam'a ve ilahi dinlere düşmanlıklarından dini dejenere için uydurulan söz dizileri ya da çok iyi niyetli bir yaklaşımla olaya bakılacak olursa rivayetler hadisçilerin yaşadığı bölgede yaşanan o anki örfi İslam anlayışıdır. 

Hadisçilerimiz, yaşadıkları bölgenin kültürünün tesiri altındadır. Şia'nın Kütüb-i Erbaası ile Ehli Sünnet'in Kütüb-i Sittesi'nin peygamberden rivayetle taban tabana zıt meselelere yer vermeleri kültür ve siyasetin hadislere etkisinden başka bir şey değildir. 

Yani hadisçilerimiz Rusya, Çin, Hindistan, Amerika, İspanya, Afrika... da yaşamış olsalar veya her biri mürcie, harici, rafızi, cebri... gibi ekol mensubu olsalardı emin olun ki karşılaştığımız hadislerden çok çok daha farklı hadislerle karşılaşacaktık. 

Rivayetlerdeki bir diğer çelişki de yüksek ihtimal şurada çıkacaktı. Kutüb-i Sitte ravileri dikkat edilecek olursa birbirinin arkadaşı,  akranı, hoca öğrenci ilişkisi içinde olan kimseler. Acaba diyoruz, şu raviler hiçbirbirini görmeyen insanlardan oluşsaydı rivayet senetleri yine aynı şekilde uyum sağlayacak mıydı?

Anlayın artık! Birileri oturmuş ve Kur'an'ı boşa çıkarma adına hadisler üzerinden yeni bir din oluşturmuş. 

***

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İbrahim (aleyhisselâm) Kaddûm nâm-bazısıda şeddesiz olarak Kadûm demiştir- mevkide seksen yaşında olduğu halde sünnet oldu." (K.S. 2150 C.7 S.531 Akçağ 1988 alıntıları, Buhari, İsti’zân 51, Enbiya 8; Müslim, Fedâil 151,(2370))

Yukarıda ki, metinde de her ne kadar, Kadûm nam mevkide İbrahim peygamber sünnet oldu falan diyorsa da, Metnin aslında, İbrahim peygamber seksen yaşında keserle sünnet oldu şeklindedir. Kaddum, keser demektir, “bil kaddum“, keser ile manasınadır.

***

Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Müslüman oldum! der. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm; “Üstünden küfür saçını at!"der ve tıraş olmasını söyler. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabe)nin bildirdiğine göre Aleyhissalâtu vesselâm, beraberinde olan bir diğerine de; “Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!"buyurmuştu." (K.S. 3817 C.11 S.33 Akçağ 1991 alıntısı, Ebû Dâvud, Tahâret 131,(356) )

Bu uydurma rivayetleriyle de, Müslümanların sünnet olması gerektiğini rivayet ettiler. Rivayetlerine delil olarakta peygambere isnat ettikleri hadiste İbrahim peygamberin seksen yaşında keserle sünnet olduğu rivayeti ile Müslüman olan bir kimsenin derhal sünnet olması gerektiği rivayetidir. İbrahim peygamber için söyledikleri alay etmekten başka bir şey değildir. Sünnet olayının yaygın bir şekilde uygulandığı toplumlarda dahi, bir kimseye baban seksen yaşında balta veya keserle sünnet oldu deseler bunu hoş karşılamaz alay olarak kabul eder. Böyle bir iddiayı İbrahim peygambere yakıştırdılar. bununla da yetinmediler, kızlarında sünnet olması gerektiği yolunda iddia ve rivayetlerde bulundular. Ayrıca sünnetin kendilerince ne kadar iyi bir şey olduğu konusunda şu tür izahlarda bulundular:

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak." (K.S. 2147 C.7 S.523 Akçağ 1988 alıntısı, Buhâri, Libas 63, 64, İsti’zan 51; Müslim, Taharet 39,(257); Muvatta Sıfatu’n Nebiyy 3,(2,921); Tirmizi, Edeb 14,(2757), Ebû Dâvud, Tereccül 16, (4198); Nesai, Taharet 10,11, (1,14,15,))

Böylece sünnet olmayı fıtrattan saydılar.

Kızların sünneti için ise:

Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın Medine de kızları sünnet ederdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) kendisine: "Derin kesme. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir, koca için daha makbuldür" diye talimat verdi." (Ebû Dâvud, Edeb 179, (5271)) Rezin rivayetinde Resûlullah şöyle buyurur: “Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir." (K.S.2153 C.7 S.534 Akçağ 1988)

Ehli sünnetçe, Kelime-i Şehadet te olduğu gibi, Müslüman ile kâfiri birbirinden ayıran âlamet olarak kabul edilen sünnet ameliyesi, bazı Sünni önderlerce vacip ve hatta farz denecek kadar mühim bir emir kabûl edilmiştir. Şafiiler. “Buluğ yaşına ermezden önce çocuğu sünnet etmek velisine vâciptir."derler. Bir kısım önderleri de, sünnet olmadıkça, mühtedinin Müslümanlığının noksan olacağına, sünnetsizin namazının câiz olmayacağına, kestiğinin yenilemeyeceğine, Kabe’yi tavaf edemeyeceğine hükmetmiştir. Hadiste bu hususta “İslama girince küfür tüyünü at, sonra sünnet ol" diye emreder iddiasındadırlar. Hülâsa bazı alim kabul ettikleri kimselere göre: “Hayatına mâl olacak dahi olsa."yaşlı kişinin bile sünnet olması gerektiği hükmünü verecek kadar bu meseleye ehemmiyet verilmiştir. Muhtar olan zamanda doğumun yedinci günüdür derler.

KIZLARIN SÜNNETİ: Kızlarında sünnetinden bahseden bir hadiste: “Hıtân, erkekler için sünnet, kadınlar için mekrüme (şeref verici)‘dir." denmektedir. Ebu Hanife'ye atfedilen bir rivayette, hadisin zahirine bakarak, sünnet erkekler için mendûb, Şafii ise her ikisi için de vacip hükmünü çıkarmıştır. Her hâl’u kârda sünnet mevzûunda kadınlarla ilgili olarak da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bir kısım kimseler, bu meyânda, Maşrık kadınları ile Mağrib kadınlarının fizyolojik bakımından farklı olduklarını kâbul ederek, Maşrık kadınlarındaki yaratılıştan gelen fazlalık sebebiyle sünnetle yükümlü olduklarına hükmetmişlerdir. Kızların sünnet edilmesi hakkında, Aliyyu’l Kâri şöyle der: “Kadının yüzünü taze kılar ve güzelliğini arttırır. Şehveti teskin eder, cimayı lezzetli ve câzip kılar, kocanın karısına karşı sevgisini arttırır." Ebû Dâvud’un da bu konuda söylediği rivayette: “Medine’de bir kadın(ki ismi ümmü Atiye’dir) kızları sünnet ediyordu, Peygamber ona. “Fazla derin kesme, böyle yapman hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesilesi) hem de kocası için daha hoştur” der." ifadesinde bulunuyorlar.

Sünnet olayına o kadar ehemmiyet veriyorlar ki, onu Kelime’i Şehadet’le özleştirerek, müslümanla kafiri birbirinden ayırma ölçüsü âlameti olduğunu, hatta hayatına mal alacaksa dahi bir kimsenin sünnet olması gerektiği şeklinde ısrar etmeleri ve sünnetin çok iyi bir şey olduğu yolunda övgüler ileri sürmelerine asıl temel neden ise İslam Dininde bu tür ameliyelerin şiddetle yasaklanmış olmasından dolayıdır. Zira bu tür ameliye, Allah’ın yarattığını değiştirme manasındadır. Allah’ın yarattığını değiştirenler ise Kur’an’da şeytanın payı olarak nitelendirilmişlerdir. Bu konuda Kur’an’dan mealen:

- Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah’ın yaratışını değiştirecekler! Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyâna uğramıştır. 4/119

- (Şeytan) onlara söz verir, ümit verir, fakat şeytanın onlara va’di, aldatmadan başka bir şey değildir. 4/120

Görüldüğü gibi, bu konuda şeytanın kendisine, Allah’ın yarattıklarından pay alma tanımlaması; metodu, Allah’ın yarattığını değiştirme yolunda vereceği emirlerdir. Kim şeytanın bu emrini yerine getirirse şeytana pay olmuş olur. İsterse yaptığı değişiklik hayvanların kulaklarını yarma şeklinde olsun fark etmez.

Allah, yaratılışı değiştirme olayı çerçevesinde hayvanların kulaklarının yarılmasına müsaade etmiyor. Nasıl olurda sünnet veya başka bir şekilde insanlar üzerinde değişiklik yapılmasına müsaade etmiş olsun.

Yaratılışı değiştirme olayı, hiçbir ihtiyaç, hastalık gibi zaruretler olmadan, yaratılış üzerine yapılacak değişiklikleri kapsar. Zira, bir koyun kesilip yenile bilir bu yaratılışı değiştirme manasında değildir. Veya bir kimsenin çürümüş dişi çekile bilir; çürümüş böbreği alına bilir, bütün bunlar zaruret veya tedavi amaçlı ameliyelerdir.

Saç sakal veya tırnağı kesmekte öyledir, yaratılışı değiştirme manasında değillerdir. Zira tırnağı kesmekle, parmağı kesmek arasında belli bir fark vardır, biri ihtiyaç içerikli ve geçici, diğeri sakatlayıcı ve kalıcıdır.

Bu zamanda sağlıklı genler üzerinde meydana getirilen veya getirilmesine çalışılan değişiklikler yaratılışı değiştirme olayı kapsamına giren işlemlerdir. Ayrıca, nasıl ki bir kimse tipi değişsin diye hayvanların kulaklarını yararsa veya sağlıklı dişini çeker veya törpülerse, vücudunun her hangi bir yerinden sağlıklı bir organı daha güzel olur diye keser veya vücudunun her hangi bir yerinden bu bağlamda bir parça et veya deri keserse, kısırlaştırma veya hadım yaparsa, deriyi tahrip ederek döğme yaparsa, küpe için kulak delerek kulağın yapısını değiştirmek v.s. gibi ameliyelerde bulunursa, bütün bu tür şeyler yaratılışa müdahale etmek suretiyle, Allah’ın yarattığını değiştirmedir.

Bütün bunlar, Allah’a ortak koşmayla eş anlamlıdır. Bunları yapan şeytana pay olduğu gibi, asla cehennemden ebediyen kurtuluş imkanı bulamaz. Sünnet olmak yaratılışa müdahale etmenin onu değiştirmenin tipik bir örneğidir.

ERKEKLERİN SÜNNETİ, sağlık açısından uygun olduğu için yaratılışa müdahale anlamına gelmez. "Sünnetle alınan deri penis ucunu ve idrar deliğini örtmektedir. Ve bu derinin altında havasız kalmaya bağlı pislik ve salgı birikirken, idrarla temas halinde bir alan oluşmaktadır. Bu sebeple düzenli temizlenmezse infeksiyon oluşumu için uygun bir zemin oluşturur. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için taşıyıcılık aracı olabilir. Özellikle çocuklarda sünnet derisi yapışabilir, ucu daralabilir. İdrar çıkışını engelleyebilir. Penis abselerine neden olabilir. Parafimozis dediğimiz sünnet derisi sıkışarak peniste kan akımını bozabilir. Bu derinin sünnetle alınması bahsettiğimiz problemlere karşı korunma sağlar." (Medicalpark.com)

Bu itibarla sünnet konusunda uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.

(Kahve renkli yazılar konunun daha iyi anlaşılması adına editör tarafından ilave edilmiştir)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ebu hureyre 2020-09-17 11:34:54

Siz nerden biliyonuz yuzlerce sunnet olmus kadinlarin cinsel haz almadiklarini hayirdir bu kadinlar sizemi gelip soyluyolar bu yatak fantazilerini yada dunyada kac kadin sunnet olmus
Ha sahi sunnet kuranda yok siz erkekler sunnet oldunuzmuki olduysaniz yillarca sovdugunuz dinden cikarttiginiz o hadis rivayet eden sahabeye inanmis olmuyonuzmu yok olmadiysanizda nicin olmadigini buraya yazinda bilelim soylediklerinizin hangisi dogru

Avatar
Yeloğlu 2020-09-13 22:45:07

erkeklerin sünnet olması ameliyesinin de yahudilerden geçme bir adet olduğuna dai̇r çok güçlü iddialar var.sünnetsi̇zli̇ği̇n enfeksi̇yona yol açtiği i̇ddi̇asi da havada kalan bi̇r i̇ddi̇a.eğer öyle olsaydı gayri müslimlerin de bu nedenle zarureten sünnet olmaları gerekirdi.üstelik sünneti̇n, erkeğin daha erken boşalmasina yol açtiğina dai̇r ci̇ddi̇ tıbbi̇ açiklamalar ve iddialar var..

Misafir Avatar
birisi 2020-09-14 14:48:34 @Yeloğlu

kısmen katılıyorum. gayri müslimlerde de sağlık gerekçesiyle sünnet olma elbette var inkar etmek saflık olur. demek ki sağlık noktasında durum değişkenlik gösteriyor ve tıpkı bir elin beş parmağının birbirine benzemediği gibi her erkekte sünnet derisi enfeksiyon yapacak diye bir şey olmuyor. ama yazıya ve konusuna gelince her zaman ki gibi iddialarını ve gerekçelerini gayet açık bir şekilde açıklamış. teşekkür ederiz.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Buhari 2020-09-15 21:19:00

Bunu yazan tam cahil
ADMİNİN YORUMU: ÇOK ALİMSEN SIRNAŞMA DA İLMİ CEVAP VER.