Laik/despot sisteme karşı mücadele geliştiren müslümanların ne yazık ki 2004'ten sonra kendilerinden olan iktidarın yönetimi altındaki halleri hiç iç açıcı değil..

Düşmanını egalize ettiğini düşünen müslümanlar birlikte mücadele ettikleri kardeşlerinin belki de ilk kez yanlış ve eksikliklerini görüp birbirleriyle kıyasıya bir mücadele içine girdiler. 

Bu mücadelenin bir çok alt konuları/grupları var ise de ana başlık Kur'an ve Kur'an karşıtı olmakla birlikte kendini tasavvuf/tarikat/ehli sünnet gibi maskelerle kamufle eden ehli bidat/hurafe arasında gerçekleşti/gerçekleşiyor.

Bu mücadele de Kur'an merkezli düşünce sahiplerinin gerek liderleri gerekse kullandıkları enstrümanlar çok çok güçlü.. Çağlar içinde oluşan İsrail/Vatikan destekli İngiliz projesi hurafe yapıların temellerinin sarsıldığı günleri nihayet görebildik.

15 Temmuz darbe girişimine kadar herşey yolunda gidiyor, ehli hurafe tarihte görmediği darbeleri yiyordu.

FETÖ'nün deşifre olmasının hemen akabinde haçlı/siyonist üst akıl diğer hurafi grupları ehli sünnet bağlamında kanalize edip Kur'an ehlini düşman belirlemekle tabanını tez zamanda toparlayıp moralize etti.

Lakin Kur'an ehli yaşadığı teşkilat sorunları nedeniyle olayın vehametini kavrasa da karşı koyacak birlik gücünü kendinde bir türlü bulamadı.

Teşkilatlanma ve yönetim sorunu yaşayan Kur'an merkezli düşünce sahiplerinin etkinliğinin minimize olmasının en büyük nedeni, tabi ki temsil edilebilirlik ve şeffaflık.

Kur'an merkezli düşünce sahiplerinin ehli bidate göre daha özgürlükçü yapıları dikkate alındığında kitlenin varlığını devam ettirmesi Allah'ın da emrettiği şekilde istişare mekanizmasının adil çalıştırılmasına bağlı.

İstişarenin terkedildiği, bilgi ve beceriden yoksun yönetimlerin iş başı yaptığı şubelerde tüm teşkilatın enerjisinin sıfırlandığını anlamak için kahin olmaya gerek yok.

Ehli bidat ve hurafenin harıl harıl çalıştığı, aktif bir şekilde sosyal medyayı kullandığı, kendi anlayışlarına aykırı gördükleri en ufak paylaşıma bile topluca tepki verdiği yerde Kur'an merkezli düşünce sahipleri cennetle müjdelenmişçesine yan gelip yatıyor.

Sosyal medyada bir-iki muvahhid Müslüman’ın paylaşımları ise yetim ve öksüz… Sosyal medyada sörf yapan muvahhidler beğen butonuna basmaya bile tenezzül etmiyor… Paylaşım yapmamaları ise zaten işin cabası…

Ehli Kur'an şu an hurafe ehlinin hata, eksik, yanlış ve sapkınlıklarını eleştirmekle meşgul.

3-5 kişiyi geçmeyen haftalık sohbetlerde Kur'an'ın anlamı üzerine en şaşırtıcı yorumu yapmak cihat derecesinde çok büyük bir marifet.

Hurafe ehline bıyık altından gülen Kur'an ehli, uçarı yorumlar sonucunda bağlamından kopardığı ayetlerle hurafecilerin uzağının uzağına düştüğünün farkında bile değil.

Münazara ve münakaşada mangalda kül bırakmayan ehli Kur'an'ın yaşantısında kitabın esamesi dahi okunmuyor. Taşrada Ehli Kur'an gruplarından uzaklaşan insanların ortak kanaati şu:

  • "Ben bunları Kur'an ehli sanırdım. Allah bunları bildiği gibi yapsın. Bunların Kur'anla falan alakası yok" lafını neredeyse demeyen yok.
  • Ehli Kur'an deyip gelen, ortamı görüp yeri geldiğinde lanet edip terkedenlerin sayısı dernek ile vakfın yönetimine oturmuş beceriksizlerin yüz katı dense abartmış olmayız. Gidenler lanet ederken yerinde oturanların meşhur sözü, "Bize ayak uyduramadı. Bize ayak uydurmak iman ister tabi ki..."  
  • Verilen emeğe bağlı oluşturulan yersiz vefa duygusu kurumsallaşmayı engelliyor. 
  • Değişim ve yeni yüzlere karşı aşırı koruma kalkanı geliştirilmekle hurafecilerin geleneksel değişmez anlayışı dikkat çekiyor.
  • Kur'an'ın edebiyatı yapılıyor, lakin yaşantıya dökülmüyor.
  • Tamamı munzevi köşelerinden İslamoğlu, Okuyan, Bayındır ile son dönemde Görmez hoca acaba ne der diye bekliyorlar. Konuşmaya gelince de "Helal olsun! Ne de laf çaktı! İşte bu be! Duydun mu kız ne demiş..." amigoluğu, ehli Kur'an'ın hala devam eden ideal müslümanlık modeli.
  • Hiçbir iş yapmaksızın merakla liderlerinin ne yapacağını beklerler. Milleti kendi görüşlerine çekecek ne bir çalışmaları, ne bir yazıları ne de bir icraatlarını asla göremezsiniz. Birilerinden sadaka alıp ayaklarına bağ olmayacağını düşündükleri birilerine ulaştırmak hala tek ve en büyük marifet.
  • İşadamı ve itibarlı kişiler karşılarında bilgi yüklü, gündemi analiz etme becerisinde bir lider ile organize bir teşkilat göremediğinden Kur'an ehlinin ne sohbetlerine ne de çalışmalarına iştirak etmez. Uzaktan muhabbet duymak ve maddi yardımla yetinir.
  • Herbirinin hertür sosyal medya hesabı vardır. Ama Kur'an'i paylaşım yapmazlar. Başkasının yaptığı Kur'ani paylaşımı beğenme ve paylaşmayı dahi kibirlerine yediremezler. 
  • Gerek sosyal medyada gerekse sosyal hayatta inancından dolayı zulme uğrayanı gördüklerinde bir cümle ile dahi destek vermek Kur'an ehline lüks gelir. 
  • Kurdukları vakıf ve derneklere ekabir takımın devam etmesi göstermeliktir. Kendi çocuklarını dahi devam ettikleri kuruluşa getirmemelerinin nedeni içlerinden geçen bu duygunun davranışa yansımasından başka bir şey değildir.  
  • Fikirler açıklıkla konuşulmuyor. Açıkça dillendirilmese de üstü örtülü bir cemaat anayasası fikirlerin önünde demir perde gibi duruyor. 
  • İktidardan rant kapma derdinde olduklarından aleyhlerine gelişebilecek her türlü iş, söz ve paylaşımdan uzak duruyorlar.
  • Kendi masraflarını yaptıktan sonra milletten topladıkları sadakayı fakir fukaraya verme dışında bir Allah'ın kuluna adli, idari, ekonomik, moralmen tek bir desteklerini göremezsiniz. Başınız belaya girdiğinde alacağınız cevap gayet Kur'anidir(!): Bize mi güvenip başını belaya soktun. Kör mü bütçeni zamanında ayarlasaydın...
  • Kendilerini dinlerseniz Allah Resulü ile hicret eden muhacir ile muhacirleri karşılayan ensar içine düştüğünüzü zannedebilirsiniz. Aman ehli Kur'an'ın yanında düşmeye görün. Tamamı sırtını döner kaçar. Kaçmalarını istemiyorsanız karnınız aç, borcunuz çok, işiniz yoksa da tok numarası yapmaya devam edin. Çünkü Kur'an ehli iyi gün dostu, tatlı su balığıdır.
  • Ehli Kur'an'a güvenip sakın kedinin boynuna zil takan fare olmayasınız. İşinizden, aşınızdan olduğunuzda sizi kedi ile başbaşa bırakıp tamamı tabanı yağlayıp kaçtığını gördüğünüzde kedinin tek dostunuz olduğunu ancak anlamış olursunuz.
  • Liderlerini önlerinden çektiğiniz takdirde hepsi çil yavrusu gibi dağılmaya aday. 
  • Bakmayın Kur'an ehli göründüklerine... Adalet, liyakat, ehliyet arayın ki bulasınız.
  • Yapılan masraflar, toplanan sadakalardan karşılandığı için harvurup harman savrulur. 
  • Gelir ve giderler kayıtsız ve kuru güven üzerine yürüyen anlayışla sevk ve idare olunduğu için kendi cebinden harcadığında dışarda içeceği çayın hesabını yapan Kur'an ehli, kuruluşun yüzbinlerce liralık emanet parasını kimseye danışma gereği duymaksızın beğendiği bir binaya, kitaba, iç dekorasyona, kimseye faydası olmayan bir panele harcayabilir.
  • Gelir ve gider kararları akil insanlardan oluşacak yönetimde alınmayınca trilyonluk dikilen binanın yanıbaşında binayı bekleyen bekçinin açlığından bayıldığını görebilirsiniz. Plansızlık, akılsızlık, başına buyrukluk, bananecilik gırla...
  • Müslümanlar içinde yaşamalarına rağmen Kur'an'ı millete anlatmak ve aktarmaktan acizler.
  • Mücadele edecek ne bilgi birikimleri ne de cesaretleri vardır. Kendileri çalıp kendileri oynamaktan başka organize tek bir işlerini göremezsiniz.
  • Cemaate bağlılığın ölçüsü Kur'ani anlayış ve yaşantıdan ziyade lidere intisap ve övgüde gizli.
  • Derebeylik hakim.
  • İstişare sıfır.
  • Farklı görüşlere tamamen kapalı bir yönetim var.
  • Temsilciler yıllanmış, çağı anlamaktan aciz ama koltuğuna da bir o kadar sahip.
  • Kemikleşmiş yönetim ve etrafındaki 3-5 kafadar dışardan sızmalara karşı kapıyı tutar. Kapıyı aralamanız durumunda her türlü çamur, hakaret, iftira ve ayak oyunu devreye alınır. 
  • Tüm haklılığına rağmen temsil edilebilirlik katsayısının düşüklüğü nedeniyle dinamizm yok.
  • Eldeki imtiyazı kaybetme korkusuyla teşkilatlanmada mahir olan kişilere reklamı olmasın diye bile bile iş yaptırılmaz.
  • Kur'an'a hizmette ayetler sayısınca yapılacak iş olmasına rağmen imtiyazı kaybetme korkusuyla yönetimler,  dar bir kadro ile hizmet verir. İş yetişmeyince sınırlı sayıda üye ile yapılan toplantılarda çok çalıştıkları, yoruldukları lakin destek göremediklerine dair göstermelik yakarışlar yapılır. 
  • Yönetimler etliye sütlüye karışmayan, kendi işi dışında yönetime ve cemaate zaman ayırmayan, halktan uzak, halkın da kendilerinden uzak durduğu kişilerden oluşturulmakla şube liderleri kendi yerlerini garantilemiş olur.  
  • Ortada teşkilat olmadığı ya da sevgili başkanca ayarlanan göstermelik teşkilat var olduğu için kimin ne görev yaptığı belli olmadığı gibi kimin ne iş yaptığı da belirsizdir.

***

Emeğe değer verme yok!

İşi bilene ortamı bırakmak yok!

Yaraya merhem olmak yok, uygulama yok...

Neredeyse bir çoğu yıllanmış yönetimlerle ne üye sayılarında ne de sosyal medya hesaplarında yaprak dahi kımıldamıyor.

Yılların birikimine rağmen Whatsapp grupları 50-60 kişiyi geçmiyor. Var olan bu cılız grupların lider ve yanındaki saz ekibinin kendi otoritelerini korumaktan başka bir kaygılarının olmadığı dikkat çekiyor.

Bunların yıllar içinde edindikleri deneyimle İslam'a daha iyi hizmet edeceklerini düşünmek hoş bir hayal...

Kur'an, bu insanlar için yönetimlerini koruma adına oltanın ucuna takdıkları yemden başka bir anlam ifade etmiyor.

Kuruluştaki otoritelerini koruma amacıyla kurum içi muhalefeti ekarte etmek bu insanlar için maalesef normalmiş gibi algılanıyor.  Peşlerine taktıkları 3-5 kafadar ile kuruluşta bilgi, görgü ile donanımlı insanlara yapmayacakları entrika, çevirmedikleri tiyatro kalmadığını görmek mümkün...

Müslümanları bırakın kendi sahip oldukları kuruluşun etkinliğini arttırma adına tek bir plan ve projeleri olmadığı gibi öneri getirenlerin kendilerini kapı önünde bulmaları an meselesi.

Gelen yeni üyeler, bu işlevsiz yönetimlerin katında işlerine karışmadığı, öneri getirmediği, eleştirmediği sürece kullanışlı aptal olmaktan başka bir anlam ifade etmiyor.

Eskiden ehli Kur'an hurafecileri eleştirirdi.

Artık bu zevat o kadar kibarı kelam sahibi ki mücadele edenleri dahi, "Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler." (En'am, 108) ayetiyle eleştirip hatırlatma/ ikaz/ nasihat/ tebliğ faaliyetini "sövme" olarak değerlendirmekle kendi tembelliklerini yüzsüzce kamufle edebiliyorlar.

Al yöneticisini, vur yanındaki kafadarlarına...

Maalesef! Çaputun boruyu tıkadığı gibi hükmetme budalası /koltuk sevdalısı bu insanlar şu an teşkilatları tıkamış durumda.

Çaput, ne tıkadığı borudan haberdardır. Ne akan suya engel olduğundan.. Ne de kendinin çaput olduğundan...

Bunlar hadi çaput da bunların çaput olduğunu bilen müslümanlar ne diye bu tıkanmışlığa seyirci kalır.

Anlaşılır gibi değil...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2020-05-03 20:49:40

kuranı hayatının ve inancının merkezine alan veya almaya calısanlar iki farklı kökenden gelmekteler.ya benim gibi hurafeci gelenekten gelenler ki vay anasına bu adam zannettiklerimiz bize dini yanlış ogretmisler biz de kendimizi musluman zannediyordık diyenler veya laik ve sol kesimlerden gelenler ki bunlar da din bize söylendiği kadar kotu değilmiş yaklaşımıyla başladılar.geleneksel kesimden gelenlerbir bakıma sahabe neslini andırırken lik sol kesimden gelenler sahbelerin mekke fethi sonrasında doğan çocuk ve torunlarını andırıyor ve toplumda verilmesi gereken mücadelenin ciddiyetini kavrayamıyorlar.isla üzerinde asıl bozucu ve yıldırıcı etki din karşıtı sol ve laık kesimlerden zıyade sözde geleneksel kesimden geliyor ki bunlar da cahil mekke müşriklerinden ziyade hz isa zamanındaki yahudi din alimlerini temsil ediyorlar.her iki kökenden gelen muslumanların ise formal eğitimlisi oldukça az.

Avatar
Murtaza 2020-05-06 12:33:37

kitap olarak piramidin tepesine kuranı koymadığımız sürece ilerleme olmaz , diğer yazılan kitapları kurandaki ayetlere vurarak anlamaya çalışırsak onların kime hizmet ettiklerini görürüz ,

Avatar
Celiski 2020-05-03 20:27:26

Acaba ihlas eksikligi salih amel yoksunlugu kibir ve tekfir yerine merhamet ve dua da olsa biseyler degisirmi?

Avatar
dr 2020-05-04 23:55:50

tespitler doğru..

Avatar
Abdullah 2020-05-14 15:05:44

Bu ehli KUR'ÂN Kesimi önce,Mü'min sıfatı ile hareket etmeleri,salih Amelli olmalari, samimi ve olduğu gibi olmaari, Yardimsever olmaları,her şeyi DOĞRU Konuşmalari gerekir. Ve TAĞUT Devete karşı Risk'ten Kaçmamaları gerekir...VESSELAM

Avatar
Hakan 2020-05-16 10:48:02

İnsaflı bir değerlendirme olmamış. Yönetim ve icraatları ile alakalı söylenenleri çoğu doğru. Ancak insanları kandıran, hiçbir şey yapmayan gibi nitelemeler doğru değil. Asıl gözden kaçırılan bir nokta da bu yapıların tepesinde bulunan hocaların bunu istemesi. Bu konuya ise hiç değinilmemiş. Elbette yönetimler yerinde sayıyor, üst idare kadroları yetersiz ama bunu göremeyenlere ne demeli

banner312

banner298