Bu gün (28/08/2020) Cuma hutbelerinde Diyanet, ümmete her yıl olduğu gibi İslam'da olmayan Aşura Orucu'nun faziletlerini dikte ederken bu orucun tutulmasının ehemmiyetini anlatacak.

Diyanet İşleri Başkanlığı, müslümanların Kur'an üzerinine dini işlerini yürütmek üzere kurulan anayasal bir kurumdur. Aslında Diyanet'in kuruluş amacı ile İslam dininin müslümanlardan istediği Kur'an'a uyma konusu birbirine birebir mutabıktır.

Ama ne hikmetse Diyanet, zaman içinde hızla Kur'an'dan uzaklaşırken "ehli sünnet" denilen şia ritüellerini zamanla din edinmiştir. Oysa Kur'an'da dinin adı İSLAM, İslam dinine inananın adı MÜSLÜMAN olarak vasıflanmaktadır.

Allah, Kur'an'da müslümanları kardeş ilan ederken Diyanet ve pekçok müslüman kendisini "ehli sünnet, sünni, alevi, şii, vahhabi, selefi, nurcu, süleymancı, ehli tasavvuf, tarikatçı..." gibi pekçok grup adıyla nitelemiş veya yaftalamıştır.

Müslüman denilince yukarıda sayılan tüm grup mensupları geniş yelpaze altında yer almaktadır. Zaten Allah da öyle olmalarını emir buyurmuşken; her biri kendini bir grup altında vasıflandıran fırka mensupları kendileri dışında kalan müslümanları din dışı/ mücadele edilmesi gereken sapık/ delalet ehli olarak görmektedir.

Diyanet'te maalesef son yıllarda FETÖ'nün takip ettiği/ tarikatların dayattığı İslam'ın dejenere edilmiş hali "ehli sünnet" fırka içinde konumlandırmıştır.

Diyanet tıpkı tarikatlar gibi "ehli sünnet dışı" ilan ettiği müslümanları dışlarken, "ehli sünnet" adı altında Kur'an'a rağmen din uyduran hadisçilerin sınırlarını çizdiği bir dini, görüş olarak benimsemiştir.

Sözü fazla uzatmadan İslam'a büyük bir kin ve nefretle bakan Zerdüştlerin; o günün sünni düşmanı Zerdüşt bozması Şia'nın çoğunlukta olduğu İran, Suriye ve Kuzey Irak'ta yaşayan Buhari, Müslim ve diğer hadisçilerin sözde Allah Resulü savunuculuğu altında İslam'dan intikam aldıklarını görüyoruz. 

Rivayet ettikleri hadislerin ahlaki düsturlar dışında hemen hemen tamamının Kur'an'a aykırı olduğu kadar Kur'an'a rağmen yeni bir din türetme şeklinde masabaşında yazıldığı anlaşılmaktadır.

Konumuz Aşura denen zırvalık olduğu için o konuda rivayet edilen hadisleri gelin birlikte kritize edelim:

Resulullah (as)'ın sevgisinden alnının damarı çatlamış, pek müslüman(!) ehli sünnete göre; "Peygamberimizi sahabe öyle takip ve taklit ederdi ki o bir yere tuvaletini etse sahabe tuvaleti olmasa dahi Allah Resulü'nün oturduğu yere oturur ve kalkardı. Bizim de sahabe gibi Resulullah (as)'ı takip etmemiz gerekir. Öyle ki Resulullah'ı en güzel şekilde sözde Buhari, Müslim ve kankası diğer hadisçiler anlatmaktadır. Ve onların sözlerinin üzerine söz söylemek müslümana yaraşmaz, hadisleri bırakın inkar etmeyi eleştirmek dahi peygamberi inkar ve eleştirmek bağlamında kişiyi hafizanallah dinden çıkarabilir."

Ehli Sünnet denen dinin görüşü öz olarak yukarıdaki gibi mi?

Evet...

Şimdi madem peygamberi taklit edeceksek şu hadise göre Diyanet nasıl olur da Aşura orucu denen Yahudilikten devşirme şia orucunu her yıl Muharrem ayının başında hutbelerden müslümanlara tavsiye edebilir?

ALLAH RESULÜNE RAĞMEN TUTULAN AŞURA ORUCU

Diyanet'in uyduğu tarikatların dini olan Ehli sünnet'in tamamı nasıl olur da Aşura orucu denen oruca kitaplarında yer verir ve ümmete de bu orucu tutmalarını tavsiye edebilir?

Buyrun, İslam'ın pavlusu, ehli sünnet denen dinin mimarı hadisçi zevatın meşhurlarının rivayet ettiği tapu gibi hadis:

Aişe şöyle dedi: Cahiliyede Kureyş, Âşure günü oruç tutardı. Rasulullah (as)’de Âşure orucunu tutardı. Rasulullah (as) Medine’ye geldiğinde de Âşure orucunu tuttu ve ashabına da Âşure orucunun tutulmasını emretti. Ramazan orucu farz kılınınca, Rasulullah (as) Âşure günü oruç tutmayı terk etti. Bundan sonra dileyen Âşure orucunu tuttu, dileyen de tutmadı.” (Buhari 1859, Müslim 1125/113, Malik 1/299, Ebu Davud 2442, Tirmizi 753, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/162)

Demek ki neymiş?!...

Ramazan Orucu farz kılındıktan sonra Allah Resulü (as) Aşura orucunu terk etmiş.

Efendim neymiş?! O günden sonra dileyen tutmuş da dileyen tutmamışmış.

Hani sahabe ve siz, Allah Resulü'nü körü körüne takip ve taklit ederdiniz. Bu iş pek bir onurlu ve şerefli bir işti?

Neden Allah Resulü'nün tutmayıp terkettiği orucu millete tavsiye edersiniz ki..

Şimdi sizin bu yaptığınız Peygamber inkarcılığı, peygambere rağmen din uydurmak, peygambere rağmen oruç tutmak değil mi?

Devam edelim...

YAHUDİLERDEN İBADET DEVŞİREN PEYGAMBER

Ayetler, Allah’ın hükmüne kimseyi ortak etmeyeceği yönündedir.

“Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40)

“O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (18:26)

“Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hüküm koyucu mu arayayım?” (6:114)

Ne acıdır ki tevhidin esası olan ibadetler konusunda birileri Allah’a rağmen peygamberimizi ibadet koymada yetkili kılmıştır.

Aslında peygamberin Allah’a rağmen yaptığı tek bir ibadet yoktur. O, Allah’ın emrettiği, var olan ibadetler üzerinden nafilelerle ibadetini yerine getirmiştir. Peygamberimiz Allah’a rağmen asla yeni ibadetler türetip ümmetine tavsiye etmemiştir.

Lakin “Kale Resulullah…” deyip birileri Allah Resulü’nün yapmadığı/ söylemediği işleri ona izafe edip tamamlanan dine, din katmaya kalkışabilmiştir.

Hepi topu İslam’ın pavlusu hadisçilerin rivayet ettikleri hadis sayısı tekrarları düşüldüğünde 4 bini bile geçmemektedir. Ferdi olarak yaptıkları rivayetler ise taş çatlasın 2 bin 500’ü bulmuyor.

Hal bu iken bir konuda birbiriyle çelişik yüzlerce hadisi karşınızda bulabiliyorsunuz.

İşte o çelişkilerden bir demette Aşura orucu denen şia zırvası oruçtur. Yahudilerin sistemleştirip ümmetin başına bela ettiği Şia'ya göre Hz.Hüseyin Kerbela'da şehit edilmiştir. O günün anısına, Hüseyin'in acılarını bir nebze olsun hissedebilme adına Yahudiliğin Keffaret gününe denk gelen bu gün Aşura Orucu olarak şia arasında kendine yer bulabilmiştir.

Şia zırvası diyoruz. Çünkü şianın pekçok uydurmasını o bölgede yaşayan hadisçilerimiz içselleştirmiş ve ustaca bu zırvalıkları hadis rivayeti altında İslam'a katarak dini dejenere edebilmişlerdir. Ne mutlu bize ki dejenere edilen dinin adı bu gün "İSLAM" değil, "EHLİ SÜNNET"tir. 

Unutmayınız ki İslam her ne zaman dejenere edilmeye/ içine bir şeyler katılmaya veya eksiltilmeye çalışılmışsa Allah kendi dinini oradan çekip alır ve geri de kalan dine bir isim vermekle kendi dinini katılmış/ bozulmuş/ tahrif edilmiş dinden ayırmış, korumuş olur.

Konuyla ilgili yukarıda Hz. Aişe’den rivayet edilen hadiste ne deniyordu? “Aşura orucu cahiliyyede Kureyş’in tuttuğu ve Peygamberimizin de devam ettirdiği bir oruçtur. Ta ki Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar Allah Resulü bu oruca devam etmiştir.”

Oysa aşağıda gelen iki hadiste Aşura Orucu denen zırvalıktan Allah Resulü’nün haberi yok ve ilk kez Medine’ye geldiğinde Yahudilerin böyle bir orucu tutması üzerine haberdar olmaktadır.

Şimdi bizim balık hafızalı hadisçilerin konuyla ilgili rivayetlerine bir bakalım:

Abdullah ibni Abbas şöyle dedi:

“Nebi (as) Medine’ye geldiğinde oradaki Yahudileri oruçlu olarak buldu ve onlara:

−‘Bu ne orucu?’ diye sordu.

Yahudiler:

−Bu salih bir gündür. Allah-u Teâlâ İsrâiloğullarını düşmanlarından bu gün kurtardı. Bu sebeple Musa (as) bu gün oruç tutmuştur, dediler.

Nebi (as):

−‘Biz Musa’ya sizden daha yakınız!’ dedi.

Abdullah ibni Abbas dedi ki:

Nebi (as) o gün oruç tuttu ve insanlara da oruç tutmalarını emretti!”

İbni Mace’de ki hadiste ise Yahudiler şöyle demişlerdir:

“Bu gün, Allah-u Teâlâ’nın Musa (as)’ı kurtardığı ve Firavun’u (denizde) boğduğu gündür. Musa (as)’da bu gün, şükür olarak oruç tutmuştur.”

Ebu Davud’da ki hadis ise Yahudiler şöyle demişlerdir:

“Bu gün, Allah-u Teâlâ’nın Musa (as)’ı Firavun’a üstün kıldığı gündür.” (Buhari Fethu’l-Bâri 2004, İbni Mace 1734, Ebu Davud 2444, Darimi 1766)

"ALLAH RESULÜ AŞURA ORUCU TUTMADI" DİYEN RİVAYET

Aşağıda zikredilen hadise göre ise Peygamberimiz asla Aşura orucu tutmuş değildi. Öyle ki Medine’de kaldığı 10 yıla rağmen Yahudilerin orucunu son yıl/ vefat edeceği yıl farkeden Allah Resulü ümmetine bu orucu tutmayı emretmişse de ertesi yıl bu oruca kavuşamadan dünyadan irtihal etmiştir.

Buyrun birbiriyle çelişkili bir diğer rivayeti hep birlikte okuyalım:

Abdullah ibni Abbas şöyle dedi:

Rasulullah (as), Âşure günü oruç tutup bize de oruç tutmamızı emrettiği zaman kendisine:

−Ya Rasulallah! Bu gün, Yahudilerle Hristiyanların tazim ettikleri bir gündür! dediler.

Bunun üzerine Rasulullah (as) şöyle buyurdu:

−“Öyleyse biz de gelecek sene (Muharrem’in) dokuzunda oruç tutarız!”

Abdullah ibni Abbas (as) şöyle dedi:

“Fakat ertesi yıl gelmeden Rasulullah (as) vefat etti.” (Müslim 1134/133, Ebu Davud 2445)

YAHUDİLER AŞURA GÜNÜ DEĞİL ÖNCESİNDE 10 GÜN ORUÇ TUTAR

İlginç olan diğer konu ise Yahudilerin hadiste rivayet edildiği şeklinde bir oruçlarının olmamasıdır.

Muharref kitabın Tanah'ında geçen bir ayette, Yom Kippur'da tanrının inananları affedeceği, temizleyeceği ve inananların tanrı huzuruna çıkmadan önce tüm günahlarından arınacağı buyrulur.

Yahudi geleneğine göre, Tişri ayının 10. günü, Moşe Peygamber Sina Dağı’ndan ikinci On Emir tabletleri ile indi ve yine 10 Tişri’de İsrail halkına, Tanrı’nın, altın buzağı günahını tamamen affettiğinin müjdesini verdi. Tabletler 10 Tişri’de verildi ve ilahi affediliş ve onarım, bu günün spritüel yapısına damgasını vurdu.

Yom Kippur'dan önceki hafta 10 Gün Orucu olarak bilinir ve bu sürede dualar edilir. 10 Gün Orucu, keçi boynuzundan üretilen müzik aleti Şofar'ın, Roş Aşana'da çalınmasıyla beraber başlar. Ve hadislerdeki rivayetlerin aksine 10. gün değil 10 gün boyunca peş peşe oruç tutulmaktadır.

Dikkat edilecek olursa Yom Kippur (Keffaret Orucu)’un Hz. Musa’nın Firavun’a galebe çalmasıyla falan alakası yoktur. Yani Aşura ile ilgili tüm rivayetler Buhari, Müslim ve diğer hadisçilerin birer uydurmasından ibarettir.

NE DEDİĞİNİ VE YAPTIĞINI BİLMEYEN PEYGAMBER TASVİRİ

Pek ehli sünnet hadisçilerimiz öylesine peygamberi taklid ederlerdi ki(!) bazen haşa ne yaptığını bilmeyen Hz. Muhammed (as)'a akıl vermekten de geri durmazlardı.

Hz. Aişe rivayetinin zıttına Aşura orucunu Yahudilerden görüp birebir akılsızca(!) taklit etmeye kalkan Hz. Muhammed’i uyarıp düzeltmek sahabeye düşer. Aşağıdaki hadiste Yahudileri körü körüne taklit etmeye yeltenen Allah Resulü’nü ikaz eden sahabeler tasviri ayrıca tam bir tiyatrodur:

Abdullah ibni Abbas şöyle dedi:

Rasulullah (as), Âşure günü oruç tutup bize de oruç tutmamızı emrettiği zaman kendisine:

−Ya Rasulallah! Bu gün, Yahudilerle Hristiyanların tazim ettikleri bir gündür! dediler.

Bunun üzerine Rasulullah (as) şöyle buyurdu:

−“Öyleyse biz de gelecek sene (Muharrem’in) dokuzunda oruç tutarız!”

Abdullah ibni Abbas (as) şöyle dedi:

“Fakat ertesi yıl gelmeden Rasulullah (as) vefat etti.” (Müslim 1134/133, Ebu Davud 2445)

Hadis öylesine masabaşında yazıldığı açıktır ki bunu anlamamak için ahmak olmak gerekir. 

Düşünebiliyor musunuz?

Allah'ın elçisi kafasına göre ümmete oruç tavsiye ediyor. Allah'tan herhangi bir vahiy bekleme gereği bile duymuyor.

Emrediyor ve güya onlar 10. gün tutuyormuş da sahabenin uyarısı üzerine Peygamber hadi siz de gelecek sene 9. gün tutun bari deyip durumu kurtarıyor. 

Oysa yukarıda anlattığımız şekliyle Yahudilerde 10. gün tutulan bir oruç bulunmuyor  Yahudiler 10 gün boyunca aralıksız oruç tutuyor. Hal bu iken Allah Resulü nasıl 10. güne muhalefetle 9. ve 10. gün oruç tutun diyebilir. Gerçekten durum böyle olsa idi başta Yahudiler olmak üzere tüm müşrikler Peygambere, "Dememiş miydik bu Kur'an eskinin masalları. İşte bakın, Muhammed orucu da Yahudilerden aldı ve arkadaşlarına tavsiye etti" derlerdi.

AŞURA ORUCUNUN GÜNÜNÜ DAHİ TUTTURAMAYAN HADİSÇİLER

Aşura denen Yahudilikten devşirme Şia’nın orucunu ümmete adapte eden Buhari, Müslim ve diğer hadisçiler aşura orucunun gününü de tutturamamışlardır.

Rivayetlere bakılırsa Aşura orucu iki farklı şekilde Muharrem’in 10. günü; 9 ve 10. günü; 9-10-11. günü şeklindedir.

Buyrun, masabaşında yazılan konuyla ilgili rivayetleri bir bir inceleyelim:

Aşura orucu Muharrem’in 9 ile 10. Günü diyen rivayet:

El-Hakem bin A’rec şöyle dedi:

“Abdullah ibni Abbas ridasını yastık yapmış, zemzemin yanında ona yaslanmış bir halde iken onun yanına vardım ve:

−Bana Âşure orucunu haber ver, dedim.

Abdullah ibni Abbas:

−Muharrem Ayının hilalini gördüğünde saymaya başla ve dokuzuncu gün oruçlu ol! dedi.

Ben:

−Rasulullah (as) Âşure orucunu böyle mi tutardı? dedim.

Abdullah ibni Abbas:

−Evet, dedi.” (Müslim 1133/132, Beyhaki 4/287)

Abdullah ibni Abbas şöyle dedi:

“Muharrem’in dokuzuncu ve onuncu günü oruç tutun! Bu şekilde Yahudilere muhalefet edin!” (Abdurrezzak 7839, Beyhakî Sünenü’l-Kübra 4/287, Sahihu İbni Huzeyme 2/1006, Tirmizi 2/55)

Aşura orucu Muharrem’in 10. Günü diyen rivayetler:

  1. Nebi (as)’ın eşlerinden bazısından rivayet edildiğine göre:

“Rasulullah (as) Zilhicce’nin dokuz günü, Aşure günü, her aydan üç gün ve ayın ilk Pazartesi ve Perşembesi oruç tutardı.” (Ebu Davud 2437, Nesei 2410)

Okuyucularımıza hatırlatmış olalım, hadiste rivayet edilen oruçların hiçbirinin İslam’da yeri yoktur. Tamamı hadisçilerin dine din katma şeklinde uydurduğu oruçlardır.

  1. Abdullah ibni Abbas şöyle dedi:

“Nebi (as) Medine’ye geldiğinde oradaki Yahudileri oruçlu olarak buldu ve onlara:

−‘Bu ne orucu?’ diye sordu.

Yahudiler:

−Bu salih bir gündür. Allah-u Teâlâ İsrâiloğullarını düşmanlarından bu gün kurtardı. Bu sebeple Musa (as) bu gün oruç tutmuştur, dediler.

Nebi (as):

−‘Biz Musa’ya sizden daha yakınız!’ dedi.

Abdullah ibni Abbas (as) dedi ki:

Nebi (as) o gün (Muharrem'in 10. gün) oruç tuttu ve insanlara da oruç tutmalarını emretti!”

(Buhari Fethu’l-Bâri 2004, İbni Mace 1734, Ebu Davud 2444, Darimi 1766)

Aşura orucu Muharrem’in 9-10-11. Günü diyen rivayetler:

Aşura orucunun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret eden Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 52; Abdürrezzâk, el-Musannef, IV, 287 ayrıca bazı rivayetlerde bulunurlar.

Görüldüğü gibi Ramazan Orucu dışında hadislerde tavsiye edilen tüm oruçlar hadisçilerin bir uydurması olduğu gibi Aşura denilen orucun da diğer tavsiye edilen oruçlar gibi tutarlı bir tarafı yoktur.

Bu kadar çelişkili rivayet karşısında Diyanet'in çıkıp gerçekleri ümmete anlatması gerekirken gırtlağına kadar bidat ve hurafeye boğulmuş, şia taklidi tarikatların edindiği ehli sünnet dininin ritüellerini Diyanet'in hem de hutbelerinde millete tavsiye ediyor olması gerçekten hazindir. 

Allah, pek çok ayetinde "Akletmez misiniz?" deyip özellikle dini konularda her anlatılana inanmayıp akıl süzgecinden geçirmemizi, dini konularda önümüze gelen her rivayetin çelişkileri ve tutarsızlıklarını görmemizi bize emrederken bu günkü müslümanların masabaşında yazılmış hadisler karşısında akıllarını tatile çıkarıp akıl tutulması yaşamaları ne büyük bedbahtlıktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Öğretim görevlisi 2020-08-28 11:20:10

şok olduuuum.en iyisi siz Bi kuran yazın ona göre de kendinize göre sözler söyleyin hatta kendi adamlarını dan Bi kaç Kişi de rivayet etsin o sözleri rahat edin. Kuran okumayı doğru dürüst beceremeyen ilayihat okuduğunu zanneden tipoşlar herkesi eleştiriyor. Gerçekten bir tarafımla gülüyorum size :))))

Misafir Avatar
akademisyen 2020-08-28 21:37:40 @Öğretim görevlisi

yazı gayet güzel ve açık. gerizekalı varsa hatası söyle öğrenelim. kim kur'an'a laf ettiki kur'an yazın falan lafları ediyorsun. senin zerdüşt buhari ve müslimin uydurduğu hadislere inanmak zorunda mıyız. o zırvalıklarla kur'an'ın ne alakası var

Beğenmedim! (3)
Avatar
Buhari 2020-08-28 04:54:46

Siz nasıl bir yalancısınız. Ne kadar hadis düşmanısınız

Misafir Avatar
müslim 2020-08-28 10:04:37 @Buhari

kör müsün gerizekalı, sana kaynaklarıyla adamlar gerçekleri gözünün önüne dökmüşler. yalan olmayanı söylemektir. neeresi yalan yukarıda yazılanların. doğrusunu söyle de öğrenelim. hadi yaz doğrusunu da bilelim. ahmak gerizekalı

Beğenmedim! (3)
Avatar
pirifani 2020-08-28 07:30:31

peygamber medinede 10 yıl yasadı yahudilerin tutugu orucu medinedeki yahudiler suruldukten ve medinede yahudi kalmadıktan sonra mı farketti.gelenekcilerin tasavvufcuların dinler tarihi dalına dusman olmaları sebebsiz degildir.bir de peygamberlerin cuma gununun kendilerine verilmesi icin Allahla yaptıkları anlatan rivayetler var.bre cahiller hz isa seriatında ibadet gunu pazar degil cumartesidir. pazara donmeleri pavluscu etki altında romanın hristiyanlasması surecinde gecildi.

Avatar
admiiin 2020-08-28 23:14:19

oruç tutunca sevap değilmi

Avatar
Akademisyene cevap 2020-08-28 23:28:01

O hakaretleri Allaha havale ettim. O beğenmediğiniz ulemanın önünde hakkımı alacam senden. Tövbe et. hak dine davet ediyorum seni entel ve danteller ebeni gösterecek sana yoksa....

Avatar
Hadi 2020-08-29 05:31:34

Aşura günü Allahü Tealanın en zor zamanlarında nebilerine yardımda bulunduğu mübarek bir gündür.uydurma bazı rivayetler olması sizin bu kavramları inkarınıza neden oluyorsa zaten siz Allaha zikri,hamd ve şükrü arttıracağımız bu güzide günleri varın inkar edin.peygamber efendimizin miracını da inkar ediyorsunız müşrikler de inkar etmiş(isra 94)
Kurana aykırı bir söz sahih hadis zaten olamaz. Allahın mukaddes kıldığı günler vardır. Eyyamullah diye gecer (ibrahim 5)

Avatar
Ebu hureyre 2020-08-29 08:55:15

Ey sahabe dusmanlari biz hadis rivayet eden ve etmeyen butun ashabini seviyoruz sizin gibilerin onlara camur attilar diye sevgimizin bitip mistafa islamoglu caner taslaman mehmet okuyan bayraktar bayrakli aziz bayindir mustafa ozturk ilhami guler gibilerini sevvcegimizi zannediyonuz Allahim hepinizin serlerinden ehli sunnete inanan ummeti Muhammedi korusun

Avatar
ankaralı 2020-08-29 10:14:08

öğretim görevlisi şahıs yanlış yorumluyorsun. yazı gayet açık. oraya buraya çekmeye gerek yok. aşura denen bir oruç islamda yok ve yazara katılıyorum. buhari ve müslim müslüman olmayabilir. gerçekten pekçok hadis adeta islamdan intikam alırcasına saptırıcı