Kasım Süleymani elbette pek çok zulme imza atmıştır ama ne olursa olsun bizim İran ve diğer İslam ülkeleriyle tüm sorunlarımızı bir şekilde bir araya gelip çözmek zorunluluğumuz bulunmaktadır.

Kan davaları, ihtilaflar, yanlış anlamalar "düşmanlıklar" ile değil bir araya gelmekle giderilir. Cübbeli Ahmet ile tarikatçıların bu günlerde yaptığı paylaşımları görünce insanın kalbi nefretle doluyor.

Hani sizin kalbiniz Allah ve insan sevgisiyle çarpıyordu.

Hani sizin yaratandan ötürü yaratılanı sevme şiarınıza ne oldu?

Allah bile ayetinde müslümanları tevhide, birliğe çağırırken tarikatların Vahhabi ve Şii yarasını kaşıması elbette boşuna değil. Bunlar birer uluslararası proje, Vatikan / İsrail merkezli komuta edilen ve müslümanların bir araya gelmesini engelleme adına kurulmuş mahfiller...

Aciz olan, bilmeyen, art niyetli olup haçlı projesi olanlar ümmeti ancak parça parça edip o parçaların bir araya gelmemesi adına gayret gösterirler.

En aptal adama sorsanız o bile iki düşmanın barışması için biraraya gelip konuşmaları gerektiğini söyler.

Birbirine sırtını dönen hangi sevgili evlenebilmiş.

Ayrı duran hangi karı koca barışabilmiş.

El sıkışmayan hangi kan davalı cinayetlere son vermiş.

Oturup konuşmayan hangi ideoloji kendinden ödün verebilmiş. 

Bu ülkede bir zamanlar sağ sol, alevi sünni çekişmesi vardı. Şu an minimize olmasının nedeni tabakalar arası geçişlerin, iletişimlerin olmasındandır. Biz ayrı durarak değil bir araya gelip konuşarak ancak sorunlarımızı çözebiliriz.

Birlik olmamızdan korkanlar veya milleti korkutanlar cahilliklerinden bu yarayı kaşımıyorlarsa ancak hainliklerinden bu ahlaksızlığı yapıyorlar demektir. 

Bazıları diyecek, "İran'ın neyiyle oturup konuşalım. Şu şu zulümleri var. Sahabeye şunu şunu deyip hakaret ediyorlar."

Doğrudur...

İran'ın günahlarını saysanız kitaplara sığmaz...

Lakin İran'a da sorsanız bir o kadar kitabı, ehli sünnet/sünni mahallenin zulümleri adına yazacaktır.

Ne kadar çabuk iletişim kurarsak o kadar çabuk sorunlarımızı hallederiz. Ne kadar iletişimi geciktirirsek o kadar sorunları öteler daha da büyümesine neden oluruz. 

"Allah kardeş olun. Ayrılmayın. Rüzgarınız gider" diyecek. Birileri de çıkacak, Allah'a rağmen aman haa! Bir araya gelirseniz ehli sünnet gidecek. Bunlar var ya bunlar ehli sünneti ortadan kaldıracak. Bunlar ehli sünnetin kadınlarına kızlarına saldıracak deyip ümmeti ayrıştıracak. 

Ülkeyi öyle bir hale getirdi ki bu tarikatçılar artık millete hoş gelen EHLİ SÜNNET sözünde dahi insanın "Sizin EHLİ SÜNNETİNİZ de siz de yerin dibine batın!" diyecek hale geldi. 

Elhamdülillah ki bu dinin adı İSLAM ve bizim de adımız MÜSLÜMAN...

Biz ne sünniyiz, ne şii, ne selefi, ne vahhabi ne de ehli sünnetiz. Rabbimizin bize vermiş olduğu MÜSLÜMAN adından memnunuz ve bu payda dışında hiçbir paydanın da ümmeti bir araya getirmeye gücünün yeteyeceğini biliyoruz. 

Düşünün bakalım! Müslüman adı dışında şu yukarıda sayılan isimlerden hangi isim altında ümmet toplanabilir.

Hangisini kendinize şemsiye yapsanız otamatikman diğerlerini düşman ilan edip dışlamakla zaten en büyük bölücülüğü yapmış oluyorsunuz. 

İşte kalbi ümmet için çarpan rahmetli Prof. Esad Coşan 1996'da bakın, İran hakkında ne diyordu:


"İran ile birçok müşterek yanlarımız, dostluk ve iş birliği kurma imkânlarımız var. İran'ın yarıya yakın ahalisi Türk. Tarihte birlikte yaşamış, beraber devlet kurmuş ve yönetmişiz. Türkçemizde pek çok Farsça kelime var. Eski edebiyatımız İran dil ve edebiyatıyla çok içli dışlı. Birçok Türk yazar ve şair o dil ile eser yazmış, o dili konuşmuş. Arşiv vesikaları, kütüphanelerimizdeki yazma eserler o dilden... Farsça'yı bilmeden eski muhteşem kültürümüzü anlamamız ve kavramamız mümkün değil!


İran bizi Orta Asya'ya, Türk halklarına, Güneydoğu Asya Müslüman ülkelerine bağlayan kilit ülke. Kalkınma, ulaşım, ticaret, sanayi, eğitim, kültür, savunma, korunma bakımlarından iş birliği yapmak zorundayız. O bize muhtaç, biz ona!


Batılılar korkuyor, çekiniyor, istemiyor, sevmiyor diye niçin İran'ı dışlayalım, defterden silelim? Hem Batı niye İran'a düşman?


İran'ı yıllarca sömüren o, İran'a en büyük kötülüğü yapan o. Bir de kalkmış düşmanlık ediyor, karalıyor, kötülüyor! Hem suçlu, hem güçlü! Usta hırsız misali ev sahibini bastırmaya çalışıyor. Batı'nın çirkin iftiralarına aldanmayalım, iğrenç politikalarına kanmayalım, onlar bizi birbirimize düşürüp kırdırmak; sonra da bakıp gülmek, alay etmek, kendi sömürüsünü devam ettirmek istiyor.


Dış politikada anlamsız inat ve taassuba yer vermeyelim, körü körüne Batı'ya tâbi olmayalım. Biz hür, şerefli ve izzetli bir ülkeyiz. Milli ve dinî menfaatlerimizi göz ardı etmemeli, elimizdeki avantajları elden kaçırmamalıyız.


İran ve diğer Müslüman komşu ülkelerle bölgesel, özel ve daha candan ilişkiler kurmak, dünya üzerinde yepyeni ve dosdoğru bir hak düzeni tesis etmek için iş birliği yapmak konusunda canla başla çalışmaya devam edelim. Çünkü tüm insanlığın maddeten ve mânen kurtuluşu bize ve bu iş birliğine bağlı..." (Prof. Dr. M. Esad Coşan, 1996'daki bir konuşmasından.)

Peki Cübbeli Ahmet denen şahıs ve bu günkü tarikatçılar ne yapıyor İran konusunda...

Cübbeli Ahmet'in sosyal medya hesabından yaptığı açıklama gerçekten alim postuna oturmuş hele bir de insanlık sevgisi pozlarıyla tasavvufçuluk altında edilen şu sözler tarikatların hamaset alanı olduğunu göstermesi bakımından dikkate değer:

İran’a bağlı Haşdi Şabi (el-Haşdü’ş-Şa‘bî) milislerinin kurucusu ve yöneticisi, Suriye’deki savaşta milyonlarca Müslümanın katline sebep olan, çoluk-çocuk ve kadın demeden bütün Müslümanlara işkence eden, ırzlara tasallut eden Kâsım Süleymânî ve Haşdi Şabi’nin üst düzey yedi büyük komutanının gebertilmesi bütün Müslümanları sürûra gark etmiştir. Allâh-u Te‘âlâ kabirlerini ateşle doldursun. Âmîn!

Kâsım Süleymânî’nin yönettiği Haşdi Şabi, Müslümanları öldürmekle yetinmeyip ciğerlerini söken ve ağızlarında çiğneyenlerdir. İşte İran budur! Haşdi Şabi budur! Fırsat bulsalar Türkiye’deki Ehl-i Sünnet’e de aynı böyle yapacaklar!

Türkiye’de 15 Temmuz gecesi kalkışılan darbe girişimi esnâsında Fetö ve Amerika Türkiye’yi işgal edecekken Suriye’de kutlama yapanlar da, PKK’yı ve PAJAK’ı destekleyenler de bunlardır! İşte böylece Allâh-u Te‘âlâ’nın bir kânunu dahî yerini bulmuştur ki; “Şüphesiz Allah bir zâlimden intikâmını diğer zâlimle alır”. Burada da kâfir ve zâlim olan Amerika eliyle, Hamaney nezdinde “yaşayan şehit” diye adlandırılan ama bizce gebermiş bir zındık sayılan Kâsım Süleymânî ve adamlarından intikâmını almıştır."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Memet rahim 2020-01-06 23:07:01

La dini haberler sen hangi dine mensup sun. Ula senin cehennemde ki yerin hazır inşAllah.

Avatar
Garip Yolcu 2020-01-06 13:42:51

Allah Teâlâ kimi ateşe atacağını bunlara soracak değil ya.

Avatar
Ube 2020-01-06 13:45:11

https://www.star.com.tr/yazar/bu-derin-sevinc-ve-derin-dusmanlik-asil-buyuk-tehlike-yazi-1504797/

*İran askerî siyasetinin başmimârı konumunda olan Süleymanî ve bugün ona gözyaşı dökenler, evlerinden, şehirlerinden, ülkelerinden kaçmak zorunda kalıp, yazın kavurucu sıcağında veya kışta- kıyamette en zor ve çetin şartlar altında, bilmedikleri diyarlara doğru yola çıkan on milyonların acısını, ızdırabını, perişanlığını, yıkılmışlıklarının derdini de, ‘Ben Müslümanım..’ diyen herkes gibi duyabilselerdi.*

Avatar
Hakan 2020-01-06 21:41:11

ne gerek var böyle bir açıklamaya cübbeli fikirlerini içinde tut hocasın siyasetçi değil

Avatar
el aziz 2020-01-08 11:44:33

iran hangi batı ülkesiyle savaştıda biz duymadık..iran dünya kurulalı müslüman öldürdü.müslüman kesti.müslümana tecavüz etti...iran kafir bir devlettir...tıplı sizin gibi.site gibi münafık bir topluluksunuz.aynısınız...türkiyede ne kadar müslüman varsa düşman olun....irana dost olun.tavsiyesi yaparsınız...tam münafıkça.

Avatar
köroğlu 2020-01-09 19:46:40

bütün yazıyı okudum hak verdiğim tek tarafı kendisini sevmememe rağmen cübbelinin sözleriydi. yazı resmen irancılık yazısı olmuş. akıl oyunları yapmış yazar kendince okuyucuyu aptal yerine koyarak. yazıya itiraz edecek kişilerin itiraz noktaları olacak iranın pisliklerini "evet doğru bu var ama..." ifadeleriyle resmen itirazları savuşturmaya çalışmış. olayları bilmeyen örneğin bir çinli bu yazıyı okusa zenneder ki ümmet arasında tefrika çıkaran sünni dünya, bu tefrikada savunmada kalan iran. halbuki değil. halbuki mezhep çatışmasını çıkaran,ateşleyen, ayrımcılık yapan hatta ortaya çıkışı itibariyle zaten kendisi tefrika olan da şia ve özellikle iran. " evet iran suçlu da ama..." demiş. aması ne kardeşim. hangi sünni şianın hürmet ettiği büyüklerine hakaret eder, hangi sünni şii öldürmenin sevap olduğunu iddia eder, hangi sünni koyun keser gibi suriyede şii kesti ( deaş mı? deaşın müslüman olmadığını her müslüman bilir zaten). bütün pisliği yapan iran, şia ama nasihat edilen sünniler.