Yazımızın başında öncelikle şunu belirtelim ki, Ergün Yıldırım'da görültüğü gibi Müslümanlar nedense İslam deyince illa tarikatların olması gerektiğine dair yanlış bir inanca sahip... Sanki tarikatlar olmasa İslam olmayacak... Oysa Türkiye'de ve İslam ülkelerine bakıldığında tarikat/tasavvuf örgütlenmesi dışında binlerce cemaat gayet bu işi güzel yürütüyor. Cemaatlerin tamamı ümmet bilinciyle birbirini kucaklar, birbirine engel olmazken tarikatlar kendilerinden başka cemaatin varlığına asla tahammül göstermezler. Diğer cemaatler terakki ederken tarikatlar daima bidat ve hurafe üzeredirler. Diğer cemaatler devletiyle barışık, mevcut kanunları düzeltip ıslah etme yolunda iken tarikatlar devlet olma yolundadır. 

***

Ergün Yıldırım, Yeni Şafak'taki köşesinde "Oğlancı-lezbiyen gösterisinden tarikatları karalama kumpanyasına" başlığı ile verdiği yazıda Tekke ve Zaviyeler Kanunun yumuşatılmasından söz etti. 

Gerekçesi de başlıkta da zikrettiği gibi oğlancı ve lezbiyenlerin gösterisinden sonra tarikatları karalama kampanyası hoş değilmiş ve sayın Ergün kendince kanı kanla yıkamaya çalışıyor. 

Yani bir noktada siz ibneleri savunursanız biz de karşılığında tarikatları savunuruz. 

Siz ibneleri piyasaya sürerseniz biz  de tarikatları piyasaya süreriz, demeye getiriyor.

Ergün Yıldırım'ın tarikatları savunmadaki ölçüsü ise Hüdai Vakfı..

"Hüdai Vakfı'nı ben tanıyorum. Şu şu yardımları yapıyor. Şöyle böyle güzel çalışmaları. Hem de tarikatçılar. Hüdai Vakfı iyi ise tüm tarikatlar da iyidir" gibi bir mantık yürütme ne derece tutarlı bir akıl ürünüdür bilemiyorum.

Ergün Yıldırım'ın örneğinden yola çıkarsak, "AK Parti'yi ben tanıyorum. Kendileri namazlı abdestli insanlardan oluşur. Dindarları da severler. Genelde inanç ve kalkınmaya öncelik verirler. AK Parti iyi ise bu ülkenin tüm partileri de iyidir. CHP'de bizimdir. HDP'de..." şeklinde bir önerme gayet yerinde bir önerme olur. 

***

TEKKE VE ZAVİYELER KANUNU KİMİN HANGİ ÇALIŞMASINA ENGEL?

Önce şu Ergün Yıldırım'ın yumuşatılmasını istediği 677 sayılı kanuna bakmak gerekiyor. 

Kanunun tam adı, "TEKKE VE ZAVİYELERLE TÜRBELERİN SEDDİNE VE TÜRBEDARLIKLAR İLE BİR TAKIM UNVANLARIN MEN VE İLGASINA DAİR KANUN"

Kanunun ayrıntılarına bakıldığında ise;

Madde 1 – "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhının tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilümum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük ve tasarrufları baki kalmak üzere kamilen seddedilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescit olarak istimal edilenler ipka edilir. Alelümum tarikatlerle şehlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası memnudur. Türkiye Cumhuriyeti dahilinde salatine ait veya bir tarika veyahut cerri menfaate müstenit olanlarla bilümum sair türbeler mesdut ve türbedarlıklar mülgadır. Seddedilmiş olan tekke veya zaviyeleri veya türbeleri açanlar veyahut bunları yeniden ihdas edenler veya ayını tarikat icrasına mahsus olarak velev muvakkaten olsa bile yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hidematı ifa veya kıyafet iktisa eyleyen kimseler üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere cezayı nakdiile cezalandırılır. Şeyhlik, Babalık ve Halifelik gibi mensupları arasında baş mevkiinde bulunanlar altı aydan az olmamak üzere hapis ve 500 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasından başka bir yıldan aşağı olmamak üzere sürgün cezası ile cezalandırılırlar. Türbelerden Türk büyüklerine ait olanlarla büyük sanat değeri bulunanlar Kültür Bakanlığınca umuma açılabilir. Bunlara bakım için gerekli memur ve hizmetliler tayin edilir"

Kanun bidat ve hurafe yuvası olmuş, aklı devreden çıkaran, Kur'an'a karşı rüya, keşf ve ilhamı önceleyip milleti saptıran, ehli sünnet adını çarpıtıp ümmeti ayrıştıran, İslam'da sorgusuz sualsiz bir şekilde gelip koltuğa oturmayı marifet gören mürşit şeklindeki liderliği kaldıran, atanan mürşidin hangi kriterle ve kimler tarafından atandığı da belli olmayan karanlık yapılar yasaklanmışken Ergün bu kanunun neyini yumuşatmak istiyor. 

Ergün Yıldırım bu kanunu yumuşatıp yoksa falcılık, büyücülük, gaypten haber verme, murada erdirme şeklinde yalancılık, üfürükçülüğün yolunu mu açmayı düşünüyor.

Tekke ve Zaviye adı altında örgütlenen tarikatlar dışında ülkede yüzlerce cemaat halinden memnunken mevcut kanunlarla tüm işlerini yürütürken mevcut kanunlar tarikatlara neden dar gelir? 

Nedenini ben söyleyeyim Ergün Yıldırım...

"Şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik.." gibi isimler tarikat için büyülü isimlerdir. Ağalar şu an sıradan Ahmet, Mehmet, Mahmut olarak işlerini yürütüyorlar. Bu ünvanlar serbest kaldığında artık rahat rahat bu ünvanları kullanabilecekler. 

Anlayacağın Ergün Yıldırım tek amaç bu ünvanların kullanımının serbestiyet kazanması... Bu ünvanlara sahip olan tarikat lideri bu gün 2 kazanıyorsa yarın otomatikman 5 kazanacak. Bu gün 7 karı avına düşüyorsa yarın 20 kadını daha rahat aldatabilecek. Bu gün o senin savunduğun o iğrenç sübyancılığın alasını yapacaklar. 

Hem İslam'da din adamı sınıfı yok ve "BİLENLER ve BİLMEYENLER" varken bu din adamı ünvanlarının peşinde tarikatlar neden koşturur? 

Hiç düşündün mü, Ergün?

Bu yazıyı yazan ben, bir ilahiyatçıyım... Kendimi bildim bileli dernek ve vakıf çalışması içinde oldum. Tefsir, Fıkıh ve Hadis sohbetleri yaptım. Ama bu güne kadar devlet bir kez olsun bana gelip de hesap sormadı. Bir kez olsun 677 sayılı kanun önümde engel olmadı. 

Kendin örnek vermişsin Hüdai Vakfı'nı...

Git, sor bakalım... Hüdai Vakfı adam gibi çalışmasına devam ederken Tekke ve Zaviyeler Kanunu'nun hangi maddesine takıldılar. Çalıştılar da bu kanunun hangi maddesi kendilerini engelledi.

Denetime gelince...

Bak, istendiğinde mevcut kanunlarla İskender Evrenesoğlu ve Adnan Oktar'ın çalışmaları denetlenebiliyor hatta engellenebiliyormuş değil mi? 
Şimdi 677 sayılı kanunun hangi maddesi Evrenesoğlu ile Oktar'ın çalışmasına dur dedi ya da onları durduranların elini kolunu bağladı. 

Bu arada Alparslan Kuytul ile Hanzala lakaplı şahsın yargılanması da 677 sayılı kanun nedeniyle değil.   

Mali yönden mi denetlemek istedin Ergün?!..

Kendi kendini kandırma.. Sizin derdiniz tarikatların mali yönden denetlenmesi değil. Derdiniz kanundan mal kaçırmak. Zaten mevcut cemaatlerin tamamının millete açık yüzü olan levhanın asılı olduğu dernek ile vakıf binaları dışında ara ki üzerlerine kayıtlı bir mal bulasın. Tamamı şahısların üzerinde özel mülkiyet...

Sanma ki kanun çıktığında farklı olacak. Sanma ki kanun yumuşar, değişirse bunlar şahısların üzerindeki mallarını kendi cemaatlerinin envanterine kaydeder. Bunlar yemeye alışmışlar. Toplamaya, almaya, sadakacılığa, dilenciliğe alışmışlar. Dikkat çekmesin diye mallarını envantere yine kaydetmezler. 

***

ÜLKEDE ALİMLER SUSMUŞSA BUNUN MÜSEBBİBİ TARİKATLARDIR

Galiba Ergün Yıldırım unuttu.

Daha yeni Mustafa İslamoğlu'nu linç edip susturmaya çalışan bu tarikatlar değil miydi?

Diyanet'e operasyon çekip Prof. Dr. Mehmet Görmez'i ahlaksızca koltuğundan indirenler bu tarikatlar değil miydi?

Hadi, bunları da yaz Ergün..

Mehmet Görmez hiçbir bilgi ve delil olmaksızın FETÖ'cü ilan edilirken yerine getirdikleri adam ömrünü FETÖ'de geçirdiği halde tarikatlar neden tek laf etmezler?

Unuttunsa biz hatırlatalım Ergün Yıldırım!

Yaşayan veya vefat etmiş ilim ehlini "kafir, sapık, vahhabi, fazlurrahmancı, selefi, şii..." yaftaları yapıştırıp sosyal medyada linç eden senin gördüğün laikçiler, ibneler, lezbiyenler değil tarikatçılardı. Bak lince uğrayanlardan bazısını sana sayayım:

Prof. Dr. Mehmet Görmez, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Prof. Dr. Mustafa Karataş, Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Atasoy Müftüoğlu, Prof. Dr. Caner Taslaman, Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, Prof. Dr. Hüseyin Atay, Prof. Dr. Mehmet Okuyan, Prof. Dr. Tayyar Altıkulaç, Mehmet Akif Ersoy, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, Ahmet Hamdi Akseki, Mevdudi, Seyit Kutup...

Diyeceksin ki ama bunların şu bu hataları oldu. Hani bir hikaye anlatılır ya, İsrailoğullarından zina yapanın recm edileceği esnada insaf ehli birinin "İlk taşı içimizde hiç günah işlemeyen atsın!" teklifi karşısında bir tane taş açanın çıkmaması hesabı Allah aşkına Ergün, hata yapanı düzeltecek tarikat erbabı önce kendine baksın. Aşağıda sayacağım bir kaç örnekle yedikleri haltlar ortada iken millete ayar vermek tarikatlara mı kaldı?

Cemaat ve tarikat deyip tarikatlara pozitif ayrımcılık  yaptığını biliyoruz. Saklamana gerek yok Ergün!

Sen her zaman için tarikatları övdün. 

Gönlün tarikatlardan yana. Hangi tarikatta yetiştin bilmiyoruz ama tarikatların çaktırmadan adam yetiştirip belli gazete ve kamu kurumlarına adam yerleştirip kendilerine suyu akıttıklarını da çok iyi biliyoruz. 

Memletin anayasal kurumları olan İmam Hatipler ile İlahiyat Fakülteleri varken bu tarikat ısrarınız neden?

Şunlara iyi bak da tarikat ne imiş anla Ergün Yıldırım. Bak bakalım şu lafları edenler bırak tarikatı Müslüman olabilirler mi?

-Mahmut Ustaosmanoğlu canını almaya gelen Azrail'i kovmuştur.

-Menzil'in şeyhi meleklere saman taşıttırdı.

-Menzil'in şeyhi kalplerde geçeni bildi.

-Hace Ahrar, "Şeyhin hayalini düşünmek Allah'ı zikirden daha faziletlidir."

-Abdülkadir Geylani tavuğu diriltti.

-Şahı Nakşıbend, "Benim Allah ile sözleşmem var. Bana cemalini göstermeden, benim müridlerimi kendi ellerimle cennetine koymadan hiçbir cennet nimetinden istifade etmeyeceğim."

-Mahmut Ustaosmanoğlu, "Evladı İsmailağa medreselerinde okuyan anne babanın kabir azabı çekmediğini gördüm."

-Ultrason yanılır ama Mahmut Ustaosmanoğlu yanılmaz. Mahmut annenin karnındaki bebeğin cinsiyetini bildi.

-Kıllı şeytanın zinası için Mahmut Ustaosmanoğlu -Cebrail'e gerek kalmadan bir peygamber olarak- Allah ile görüşüp Allah'ın 'Kıllı Şeytan'ı bana bırakın' dediğini aktardı.

-Menzilcilerin Minah adlı kitabından, "Şeyhe tabi iki mürid (alim) konuşuyordu: 'Şeyhimiz sana namazı kılma, dese ne yaparsın.' Alim olan mürid: 'İstemeyerek de olsa terkederim.' Diğer alim mürid, "Ben gönül hoşluğu ile namazı terkederdim."

-İmamı Rabbani, "Allah'ı kadının cinsel organlarında gördüm."

-Cübbeli Ahmet'ten 130 liraya Hz. Muhammed'i rüyada gösteren terlik..

-Cübbeli Ahmet'ten kabir ateşinden koruyan yanmaz kefen...

-Cübbeli Ahmet, "Peygamberin sümüğü pis olur mu? Sümüki şeriftir o.." Sonra başka programda döner ve "Ben ne zaman sümiki şerif dedim. Sümük şerif olur mu? Mustafa İslamoğlu'nun iftirası bu..."

-Cübbeli Ahmet'ten kalkmayan penisler için "Ayetlerden derleme penis kaldırma duası"

-Kur'an'dan habersiz Cübbeli Ahmet Hz. Adem'in yaratılışını İncil ve Tevrat'tan alıntılarla anlatıyor.

-Said Nursi dahil tüm tarikat erbabı, "Yetiş ya Abdelkadir Geylani" deyip ölüden yardım diliyor.

-İhsan Şenocak, "Kur'an meali okumak imansızlıktır."

-İhsan Şenocak, "(ölmüş) Allah Resulü'nün ruhaniyatından yardım istenebilir."

-İhlasın fetvacısı Osman Ünlü, "Tefsir okumak sapıklıktır."

-Osman Ünlü, "Çocuklarla camileri kerhaneye döndürdüler."

-Osman Ünlü, "Allah'ın ipi fıkıhtır."

-Osman Ünlü, "Mehmet Akif Ersoy, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, Ahmet Hamdi Akseki sapıktır."

-Şeyh Abdülhakim el-Huseyni, "İbrahim Ethem kendinden genç ve güzel bir kadın isteyen mürşidine karısını getirir ve sunar. Şeyhi de ona halifelik verir. İbrahim ethem bunun üzerine zamanın evliyası olur."

-İmamı Rabbani, "Allah ile rüyada ve doğrudan görüştüm."

-İmamı Rabbani, "Hızır ve İlyas ile görüştüm"

-İmamı Rabbani Belh şehrinde abdest suyumuzu verdik müridler içtiler.

-Abdülkadir Geylani, "Mürşidin yaptığı haram bir fiilin görülmesi durumunda müridin dönüp gitmesini, aynı halin tekrarında müridin kendi gözü ve kalbinden şüphe duymasını, üçüncü kez tekrarı durumunda tövbe istiğfar ile mürşidine dua edip suçunu/günahını görmezden gelmesini” tavsiye etti. Yani bu ifadeyi güncelleştirecek olursak; "Mürşidinizi karınızın veya kızınızın üstünde görürseniz dönün gidin. Yine görürseniz gözlerinizden şüphelenin. Üçüncü kez görürseniz şeyhinize tövbe istiğfar ile dua edin."

Evet, Ergün!

Bunların mı önünü açmak niyetin...

Gel, sen de bunların önünü kapamak için uğraş. Bunlara karşı ilim ehli olan İmam Hatip, İlahiyat ve Diyanet'in daha donanımlı, fedakar ve vefakar olması için mücadele edelim. 

Bak! AK Parti'nin 17. yılı geçti. 

Senin gibiler köşelerden yazım kaç tık aldı deyip hesap yaparken memlekette ahlaksızlık zirve yaptı.

Peki,  ne oldu da dindar bir iktidara rağmen ahlaksızlık arttı?

İşte, 17 yıldır kim konuştuysa senin savunduğun o tarikatçılarca lince uğradı. 

Başını kaldıran İlahiyatçı'nın başına balyoz olurken, dilini çıkaran Diyanet görevlisinin dilini kestiler.. Sosyal medyadan yalan, iftira ne buldularsa saldırdılar.

Yerde yatan Mehmet Görmez'i, Tayyar Altıkulaç'ı, Ali Bardakoğlu'nu... yaralı Mehmet Okuyan'ı gören diğer zevat sesini çıkarmaz oldu. 

Alimler tarikatlarca susturulunca ortalıkta ahlaksızlık arttı. 

Ahlaksızlık artınca da senin o tarikatçılar Yeni Akit Gazetesi'nin de aldığı paralar karşılığında çıktığı destekle başladılar "Yaa.. Bu kadar İmam Hatip ve İlahiyat açıldı. Ahlaksızlık diz boyu... Ne işe yarıyor bunlar... Kapatın gitsin.." demeye...

Sanki İmam Hatip ve İlahiyat açılırken tarikatlara susun denilmiş gibi arkadaşlar kendini sütten çıkmış ak kaşık yaptılar. 

Madem İmam Hatip ve İlahiyatlar iş görmedi sizin elinizi tutan yoktu tarikatlar..

AK Parti iktidarında holdingleştiniz... Malınıza mal, şirketinize onlarca şirket kattınız. Devletin bütün yolları önünüze serildi..

Hastanelerinizi Cumhurbaşkanı Erdoğan törenle açtı. 

İhaleler damatlarınıza, gelinlerinize peşkeş çekilirken siz ne yaptınız ahlaksızlık karşısında...

Anladın mı Ergün Yıldırım meseleyi...

Gaza gelme!

Bunlar seni böyle ikna eder konuşturur.

İLİTAM'da yaptıkları gibi Diyanet mensuplarına mahsus olması gereken İlahiyat dışardan bitirmeyi bir açtılar tüm millete, bir de baktık ki tarikatların yol güzergahı oluvermiş.

Yarın bu kanun gelsin. Senin bile aklının şaştığı yere savruluverir de yarın bu yazıyı yazacak cesareti bile tarikatların korkusuyla yazamazsın.

Akıllı ol!

Tarikatların önünü açarsan Türkiye en fazla 20 yıl içinde Afganistan'a döner.

30. yılda da Irak ve Suriye olur, bilesin...

Unutma Ergün! Nerede tasavvuf ve tarikat varsa orada Amerika ve İsrail'in olması, terörün olması, açlığın ve fakirliğin olması sence tesadüf olabilir mi?

Son söz Ergün! Senin o aşağıladığın, dışladığın oğlancılarla lezbiyenler neden arttı biliyor musun? Az önce değindiğim gibi.. Tarikatların cahil ve ikna etme kabiliyetlerinin olmamasının yanısıra itici olmaları... Kendilerinin toplumca kabul görmemesine ilave bir de alimleri susturmalarına bağlı ortalığın boş kalması... 

Ergün Yıldırım yazısını okumak için TIKLAYINIZ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Türkoğlu 2019-09-04 16:04:58

yeni şafak tarikatcı, cemaatci zamanında fetöcü, şirki seven şeyhleri gavsları menzil putperestini öven yayın organıdır

Avatar
lale çeken 2019-09-04 21:44:52

güzel bir haber olmuş. gerçekten haklısınız

Avatar
algı operasyonuna dikkat 2019-09-06 02:14:08

"alelümum tarikatlerle şehlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık..." gözden kaçan veya kaçırılan bir nokta var. şu an bu ünvanları kanunda yasak olmasına rağmen bilhassa alevi-bektaşi tarikatı mensupları rahatça kullanıyor. alevi "dedelerinin" devletten maaş alması, bir tarikat dergahı olan cem evlerinin yasal statüye kavuşması gibi şeylerin gündemde olduğu bir dönemde sünni kökenli tarikatlara yönelik ise tam tersine denetleme hatta yasaklama gibi şeylerin gündemde olması neyin nesidir? sizce bu işleri kaşıyanlar tarikatların içine battığı şirkin, bidat ve hurafelerin önünü kesmek (!) derdinde mi yoksa 28 şubat dönemlerinde olduğu gibi devletteki sünni muhafazakar kesimleri tasfiye edip alevi bektaşi mason vs batini örgütlere yer açma derdinde mi?