(Konunun önemine binaen yazı uzun ve ayrıntılı yazılmıştır. Sabırla ve önyargısız olarak okuyunuz. Yazıyı okuyacak İslam Hukukçularımız ve Din İşleri Yükek Kurulu Üyeleri'nin "Sonraki Şafii/Hanefi/Maliki/Hanbeli alimleri" şeklinde vasıflanan alimlerin tekke ve dergahlarda yetişen ve o günün üniversitesi olan medreselere yerleşen İngiliz ajanı ya da onların kurduğu sistem içinde neye hizmet ettiğini ve neye alet olduğunu bilmeyen tarikat alimleri olduğunu görerek fetvalarını delillendirmeleri kendileri ve ümmet açısından doğru olacaktır. Medreselerin neden hadis ve fıkıh üzerine yoğunlaşıp Kur'an Tefsirinden uzak durduğu konusu üzerinde düşünmeleri durumunda bu uyarımızın haklılığını görebileceklerdir.)

Nureddin Yıldız hocanın kadınların tek başına yapacağı yolculuğa 90 km mesafe sınırı koyması haklı olarak kamuoyunun gündeminde geniş yer buldu.

Aslında sık sık fetvalarıyla gündem olan Nureddin Yıldız gibi isimlerin yoğurdu üfleyerek yemesi lazım ama anlaşılan o sütü ateşteyken içmeye devam etmekte kararlı.

Yıldız'ın kadınların tek başına yola çıkma konusunda verdiği fetvaların tamamı, İslam'da olmayan ama dinin altında şekillenen İslam kültürü içinde var olan bir anlayış.

Tabi bu kültürün ne  ile beslendiği de belli...

Hadis külliyatı, keşfler, ilhamlar ve rüyalar...

Yoksa konuyla ilgili bir ayet bulunmadığı gibi bu sınırı belirleyen ciddi anlamda bir hadiste bulunmuyor. Üzerinde tartışılan hadislerdeki mesafe meselesi ise mezheplerin elinde kar topuna dönüşmüş durumda...

Hele olay tarikat / tasavvuf cenahına sıçramaya görsün! Kıvılcımdan yangın çıkaran bu bidat ehlinin hakikati arama adına karanlığa savrulması işin cabası...

Allah aşkına! Güvenli olmayan bir yol için illa bu akılsızlara bir ayet veya hadis mi lazım...

Allah Resulü bu konuda şunu demiş, yok efendim bunu demiş.

O gün Allah Resulü'nün güvenli ya da güvensiz yol konusunda bildiği Allah'tan gelen bir vahiy miydi?

Hayır!

Allah Resulü'nün bildiğini kendisi gibi sahabeden herkeste biliyorken bu konuda gelen rivayetler nasıl sünnet oluyor?

Soru şu: "Çıkılması gereken güvensiz bir yol var ve bu yola bir bayan tek başına gönderilir mi, gönderilmez mi?"

Dünyanın neresine giderseniz gidin... İnsan görmemiş azmanından medeniyet görmüş şehirlisine, dinlisinden dinsizine, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar tüm insanlık bu konuda ortak bir tavır sergiler. Emin olun ahmaklar dışında herkesin güvenli olmayan yol konusunda kadının tek başına yola çıkması konusunda vereceği karar aynıdır. 

Neden?

Aklın yolu bir de ondan..

Allah, Kur'an'da ayrıntılara dalan Yahudilerden örnek vermesine rağmen bizim Yahudileşmiş Müslümanlar kadının çıkacağı yola kadar fetva basmaktan geri durmamışlardır. 

Diyelim fetvayı bastınız.

"Kadının 3 günlük / 90 kmlik yola tek başına çıkması haram" dediniz.

Peki, bu kurala bu güne kadar kim uydu?

Hiç kimse..

Şimdi bu verdiğiniz fetvaya göre tüm millet haramla meşgul mü oldu?

Peki, haram ne demek?

Allah'ın yasak kıldığı / hoşlanmadığı şey demek...

Şimdi kızını, bacısını, hanımını.. 90 km değil bin, 20 bin km ötede başka şehre, ülkeye okuması için üniversiteye; çalışması için bir işe; araştırması için bir laboratuvara; iyileşmesi için hastaneye gönderen bu kadar Müslüman Allah'a kafa tutmuş mu oldu?

Etrafımızda çalışan onlarca bayan vekil ve bürokrat yurt dışında lisans, doktora yapıp  gelmiş haram işleyen günahkarlar sürüsü mü oldu bu zevata göre.

MESAFE HESABI YAPANLAR MASRAFIN DA HESABINI YAPSINLAR

Bu bizim aklı evveller hep kilometre ile 3-5 günlük mesafenin hesabını yapıyorda paranın hesabını yapmıyor. 

Şöyle bir düşünsün şimdi bizim bu fakihler...

Doğudan batıya, batıdan doğuya giden bir kız öğrencinin dönemde iki defa gelip gitmesi durumunda her defasında yanında gidecek velisi ile katlanacak masrafı ödeyecek dünyada kaç veli vardır?

Ya da bu fetvayı verenler, yurtdışı eğitim hakkı kazanan bir kız öğrencinin uçak biletlerinin bin kilometre ötesi için 4 bin ile 10 bin lira arasında değiştiği, yanında veli olması durumunda ikiye katlayan bu fiyatı kaç tane velinin karşılayacağını hiç hesaba katıyorlar mı?

Yoksa İsmailağa cemaati gibi kestirmeden gidip "Biz zaten kızlarınızı okutmayın" demiştik mi diyecekler?

Başta bizim tarikatçıların sonra da şu bizim İslam Hukukçularımızın atalar dini haline gelmiş fıkhı silbaştan elden geçirmesi zorunlu.. Daha doğrusu akıllarını gözden geçirmeleri zorunlu...

Gerçi iyi ki bunların akılsızlıkları var da çağlar üstü olan Kur'an'ın yüceliği tekrar tekrar ortaya çıkmış oluyor. Dikkat edin bizim müslümanların tartıştığı ne kadar boş konu varsa Kur'an o konularda sükut etmiş durumdadır.

TARİKATLARA GÖRE BÜTÜN KADINLAR NAMUSSUZ

Bir diğer konu ise bu tasavvuf / tarikat ehlinin yol takıntısı...

Örneğin İhsan Şenocak'a göre; "Efendim! Kadın tek başına hac/umre için yola çıkarsa yolda bayılabilirmiş, düşebilirmiş de yanında kimse yokken kim kaldıracakmış..."

Allah aşkına İhsan Şenocak! Bu düşecek kadın Kabe'nin dibinde evi olan ama yanında kocası, mahremi olmayan bir kadın da olabilir. Yani tüm mesele düşmek ise Mekke'de evi olan da düşebilir. Kadının düşmesini hesaba katıp haccını umresini yasaklamak yerine neden düşen kadına yardımcı olunması konusunda müslüman kadın ve erkekleri bilinçlendirmeyi düşünmüyorsun?!

Zekat verilecek altının nisap miktarı ile yolculuk mesafesini karıştıran cübbelinin rezilliği ise bambaşka...

Cübbeli Ahmet'e göre ise, "Yok efendim! Kadının seferi şehir sınırından başlarmış da ondan sonra 81 km ise yalnız gitmemeliymiş..."

Aman kadına ne olur ne olmazmışmış da mış mış...

Yahu! Cübbeli Ahmet... Milletin karısına, kızına senin o güvenli gördüğün şehirde saldırıyorlar. Yolda değil...

Yolda kadının yanında velisi diyelim gitti..

Ya sonrası!

Eğitim için giden kız ailesinden uzakta şehirde 4-6 yıl yalnız kalıyor. 

Çalışan kadın sabah çıkıyor evden akşam 7'ye kadar dışarda..

Yurtdışına giden bir kadın yıllarca orada yalnız ve kendinden başka kimsesi yok yanında.

Gelin şu konuyu fetvaya boğmaktan ziyade aklı başında, sorumluluk sahibi, namusunu, iffetini bilen ve koruyan kadınlar yetiştirme ile kadınlara da sahip çıkan erkek nesil yetiştirme üzerinde çalışalım. 

Kimse yolda gidip da birilerinin kucağına atlamıyor. Herkesin kızı, hanımı şehirler arası yolculuk yapıp aylarca, yıllarca eğitim ve iş icabı başka ilde, ülkede tek başına yaşıyor. 

Diğer taraftan eşi gidip evinde yalnız kalan kadınlarda yok değil.

Tarikatçılardan istirhamımız şu: Müslüman kadınları artık namussuz olarak görmekten vazgeçin!..

FETVADA ZAMAN, MEKAN, AKIL VE HİKMET BİR ARADA OLMAZSA..  

Kadın aldatacaksa her halükarda aldatır. Saldırıya uğrayacaksa yolda değil ailesi yanında olsa da arabada, otobüste, iş yerinde, parkta her yerde saldırıya uğraması muhtemel...

Her yerde saldırıya uğrayan kadını herkes duymuştur ama yol esnasında otobüste, trende, gemide, uçakta saldırıya uğrayan kadına tarikatçıların da rastlamadığına eminiz. Münferid kaçırılan, saldırıya uğrayan bir kaç istisna olaydan yola çıkarak kimse yolculuğa hüküm koymaya kalkmasın! Yolculuk dışında saldırı olayları göz önüne alındığında kimsenin tek başına çıkmaması gerektiğine dair hüküm koymakta fakihlerin zorlanacağına şüphemiz yoktur.

Tarikatların ve mezhep takıntısı olanların biraz hayatın gerçeklerine dönmeleri İslam toplumunun geleceği açısından önem arzediyor.

Biraz etraflarına bakmaları durumunda kadının; Allah Resulü'nün yaşadığı dönem göz önüne alındığında uçsuz bucaksız çöl şartlarında; kumdan bir vahada bağırsa kimsenin imdadına yetişmeyeceği bir ortamda saldırıya uğrayan kadının durumu erkeğe göre gerçekten zordur.

Aynı şekilde yukarıdaki sıcak güneş ve sıcak çöl kumu, ilaveten yolu kaybetme riski ile susuz ve aç kalma durumu, olaki altındaki binit hayvansa kaçması araba ise bozulması, herhangi bir haşeratın sokması durumunda geçirilecek baygınlık durumunda kadının erkeğe göre bedenen ve psikolojik olarak ayakta kalması zor bir durumdur.

Kadının naif yapısına aykırı olduğu için her hal ve şartta tüm sağlık ve güvenlik tedbirlerini almadan böyle bir yola çıkması aklen doğru değildir. Böyle bir yola kadının tek başına çıkmaması konusunda insanlığın ortak aklı vardır.

Aynı şartlar sert kutup iklimi, yağışlı ve sert geçen kış bölgeleri, balta girmeyen orman ve bataklık gibi coğrafi olarak güven vermeyen her yer için geçerli olduğu gibi savaş, terör, kıtlık, kaos gibi toplumsal kargaşanın hüküm sürdüğü yerlerde değil 90 km, 1 km dahi kadını bırakın erkeğin bile tek başına gitmesi doğru değildir. Yani bunu tespit etmek ve düşünmek için illa bir ayet ve hadise de ihtiyaç olmadığı malumdur.

Allah Müslümanlardan akıl sahibi olarak bahseder. Az aklı olan müslüman kadın şartların el vermediği yerde tek başına yolculuk yapmadığı gibi erkeklerin de aynı şartlar müvacehesince tedbir almadan yola çıkmaları doğru değildir.

Bu kurala sadece kadınlar değil yol yordam bilmeyen erkekler dahil olduğu gibi yol ne kadar emniyetli olursa olsun hesap kitap bilmeyen, yol şehir bilmeyen erkek-kadın herkes dahildir.

Elbette kadının erkeğe göre savunmasız hali ile birlikte nezih yapısı bu tür fetvalarda etkilidir. Lakin kimin hangi yola, nasıl çıkacağını bileceği düşüncesiyle birilerinin herşeyi fetvaya bağlayıp müslümanı aptal yerinde koymaktan vazgeçmesinin zamanı gelmiştir kanaatimizce..

Hamdolsun ki kitabımız Kur'an böyle tartışmalardan uzak!

Kur'an bu konuya girmediği insan aklına havale ettiği için rahat konuşuyoruz.

Kadına yol mesafesi tayin eden zihniyetin herşeye fetva basma mantığı ile düşünecek olursak; kadının saldırıya uğrama durumu ne kadar risk ise erkeğin de yolculukta başka kadınlara saldırma, meyletme riski olduğu için yalnız yolculuk yapması aynı şekilde yasak olmalı.

Nihayetinde yaptığı yolculukta mut'a nikahı kıyanlar, geçici evlilik yapanlar, metres bulup keyfine bakanlar kadınlar değil erkekler..

Mesele kadının can, mal ve ırzını korumak noktasında sevap bir iş yapmak ise; "Yolda kadınlar mı saldırıya daha çok uğruyor yoksa erkekler mi daha çok aldatıyor diye bir araştırma yapılsa açık ara erkeklerin İslam ahlakına mugayir davrandığı ortaya çıkacağına göre acaba 90 km mesafeye mahremi olmadan gitme yasağı kimin için olmalı?" sorusunu sormadan edemiyor insan...

3 GÜNLÜK DEVE YOLU İLE 90 KM MESAFE TUTARSIZLIĞI..

Dinde hüküm koyma yetkisi Allah'a aittir. Lakin birileri kendi hükümlerini hadisler üzerinden peygambere mal edince ortaya ikinci hüküm koyan peygamber karşımıza çıkıyor.

Ayet ve hadiste hüküm bulamayan İslam Hukukçuları ile fetvacılığa soyunan cemaatlerin pek akıllı mürşitleri iki kelam etmeden duramayıp sıhhati her yönüyle şüpheli hadislerden teville kendilerince fetva çıkarmışlardır. 

Örnekler çok... Lakin biz bu konu ile sınırlı duralım..

Çünkü bu konu üzerine mal edilen yolculukta namaz ve oruç bahsi tam bir keşmekeş..

Bir kadın, Afyon'dan çıktı Uşak ilimize gidiyor.

Mesafe 109 km.

90 km hızla giden bir arabaya binse 1 saat 10 dakikada bu mesafeyi katedecek.

Şimdi bu mesafe neye göre belirlendi mezhepçilerimizce; Peygamberimiz zamanında bir deve yürüyüşü ile 3 günlük yol gelse gelse 90 km gelir. 

Eee! Deve yok şu an.. Her yerde hızla giden araçlar var. 

Deve gün karşılığı olduğuna göre biz buradan yasağı / cezayı km üzerinde keselim.

Ya bu mantığı, kurnazlığı Yahudilerden mi öğrendiniz kuzum!

Yolculuk kadın için nedir? Güvenlik gerekçesiyle alınması gereken bir tedbir.

Peki güvenlik dışında yolculuğun müslüman hayatında ilgili olduğu yerler ne?

Namaz ve oruç!

Ayet yolculuğa çıkanların oruçlarını kaza edebileceğini belirtiyor. Bir kimse evinden yolculuk niyetiyle yerleşim birimi dışında bir yere gidiyorsa bu mesafe ister 10 km, isterse 40, isterse 90 km olsun. Yolcu herhalükarda yolcudur ve dilerse orucunu tutar dilerse orucunu kaza eder. Allah'ın hüküm koymadığı bir yerde kimse km cinsinden veya gün cinsinden bir sınır koyma yetkisine sahip değildir ve olamaz da...

Ne yani?

Şimdi erkek veya kadın yola çıkarken orucunu yola çıkacağım diye o gün tutmadı ya da bozdu. Bindi arabaya ve çıktı yola..

1, 2, 3...10, 20, 30... 87, 88, 89 km de şehre vardı.

Ne olacak şimdi? Bu adam 1-2 km kaybıyla keyfi oruç mu yemiş oldu?

Prifani isimli okuyucumuzun konuyla ilgili yorumu gerçekten dikkate değer: "Şehirler arasi otobanlarda 89. km de hanefi mezhebinden olan kadinlar icin u dönüşü yapabilecekleri özel çıkışlar yapilabilir. Diger mezheblere göre de uygulama genisletilebilir. Şeriat dediklerinden bunu anliyorlar gafiller."

Namaza gelince; Kur'an'da namaz kısaltma Nisa 101-103. ayetlerde savaş ve savaş esnasında düşman korkusuyladır. Bizim alimler cinlik edip ayetteki "sefer" kelimesini "yolculuk" olarak tercüme etseler de ayetteki "sefer"; cihat için çıkılan yolculuk, askeri sevkiyat anlamınadır.

Bunun dışında bir ibadeti bu konuda hadis var diye kısaltanın durumu şüphelidir. Bu konuda dahi mezheplerin bazısı 4 rekatlı farzların tam kılınmasını söylerken bazısının kısaltılması yönünde görüş belirtmeleri ortada şüphenin olduğunu gösteriyor. Şüphe ile ibadet yapılamayacağına göre burada anlaşmazlık durumunda Allah'ın kitabına müracaat etmek zorunludur. 

Mevcut hadis kitaplarının orjinalleri ortada olmadığına, var olan hadis kitaplarının içindeki mevzu hadislerin varlığı göz önüne alınıp, hadis toplayan ravilerin psikolojik hal ve hadis toplama niyetlerinin de o günün İsmailağa cemaati türü bir yaklaşımla ehli rey'i bastırma amacına matuf hadis topladıkları göz önüne alındığında hadisler her yönüyle zann ifade ederler. 

Zann üzerine hüküm bina edilemeyeceğine göre şahsen zanni bir delille Allah'ın emrinden eksiltme yapma, hüküm kurma, ictihat etme gibi tutumların pek de akıllıca olmadığı ortadadır.

Yani namazın kısaltılacağına dair ortada ayet yokken zanni delil olan hadislerle namaz kısaltma cüreti gerçekten Allah'a karşı büyük bir cürettir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2019-09-21 18:33:20

sehirler arasi otobanlarda 89. km de hanefi mezhebinden olan kadinlar icin u donusu yapabilecekleri ozel cikislar yapilabilir.diger mezheblere gore de uygulama genisletilebilir.seriat dediklerinden bunu anliyorlar gafiller.

Misafir Avatar
pirifani 2019-09-25 10:19:20 @pirifani

mizah bazilarina gore yuksek zekanin bir tezahurudur.turan dursun icin de uztun zeka sahibi oldugunu soyleyebilirim.ancak hidayetten mahrumdu.almis oldugu geleneksemedrese egitimi onu da alim degil daha da cahil yapmisti.onun butun kitablarini okumus birisi olarak geleneksel din anlayisinin insana verdigi zarari apacik ortaya koyan bir ornek oldugunu soyleyebilirim. onun dogerlerinden farki daha namuslu daha vicdanli olmasidir.zira medreselerde ve tarikatlarda islam diye ogretilenleri kabul edenlerde bu her ikisi de yoktur.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
abdülhamit 2019-09-23 09:48:10 @pirifani

turan dursunda sizin gibi mizah yapardı

Beğenmedim! (0)
Avatar
DiniErk haber 2019-09-22 11:31:13

yazarın gerçekte kim olduğu merak konusu.. yalnız kuran deyip hadisleri de kaale almaması ve her fırsatta dinin asırlarca gelen kurallarını yok sayarak şöyle olsun böyle olsun seri yazıları cek cakla dolu... doyurucu ya da ispatlı, kaynaklı hiç bir dayanağı yok.yapmayın, dinle oynamayın. yoksa oynadığınız din bir gün çığ olup altına alabilir.
ADMİNİN YORUMU: TAM DA ATALAR DİNİNİ TANIMLAMIŞSIN DİNİERK HABER. YOLA ÇIKTIN. AYET ORTADA... SEFERE/SAVAŞA ÇIKTIĞINIZ DA NAMAZI KISALTIN. GELİYORUM HADİSLERE VE MEZHEPLERE. HER YOLCULUKTA KISALTILAN NAMAZA DAİR HADİSLER. KISALTILIR KISALTILMAZ DİYEN MEZHEPLER. BEN AHİRETİMİ ZANN ÜZERİNE BİNA EDİLEN HADİSLERLE KENDİ ARALARINDA ANLAŞAMAYAN MEZHEPLERE Mİ BİNA EDECEĞİM. ALLAHIN HUZURUNA VARDIĞIMDA HADİSLERLE MEZHEPLER BÖYLE DEDİ. BEN DE İŞİME GELENİ YAPTIM MI DİCEM. BUYUR HOCAM CEVAP VER. BU BENİM DEDİĞİMİ İMAMI ŞAFİ DEDİĞİNDE GEÇMİŞ KÜLLİYATI SİLMİŞ OLMUYOR BİZ DEYİNCE SİLMİŞ OLUYORUZ ÖYLE Mİ. BİRAZ MANTIK ALLAH RIZASI İÇİN ŞU AKLINIZI KULLANIN ARTIK. HADİSLERİ ALAYIM. İYİ GÜZEL DE ALLAH RESULÜNDEN OLDUĞUNU NE BİLİYORSUNUZ.

Misafir Avatar
pirifani 2019-09-22 12:37:11 @DiniErk haber

dinierk dinle mezhebi dinle fikhi birbirine karistiriyorsun.diger bir hadisle celismeyen hadisler var midir varsa kac tanedir.varyanti olmayan sahih hadis varmidir varsa kac tanedir?dort mezhebin dordununde ittifak ettigi meselevar midir?kac tanedir? mezheblerin kendi iclerinde ihtilaf etmedikleri mesle var midir ve nelerdir kac tanedir? din bu kadar ucuz mi? siz mezhebi fikhi ve hadisleri kurana karsi kalkan olarak kullanip sonra da karsinizdakileri sizin gibi olmamakla sucluyorsiniz.unutmayin olum var hesab da var.

Beğenmedim! (3)
Avatar
44aslan 2019-09-23 07:41:58

Bu yazıyı yazan zat neden kendisi Kur'ana uymamış. Kime yaranmak istemiş acaba...

Avatar
Bekir akcan 2019-09-21 22:16:58

Kusura bakmayin bu gun tarikatlar ne diyor ne yapiyor nereye gidiyordan once diyanet kindisine bi bakmasilazim fireni patlamis kamiyon gibi bunyesindeki alim gecinen ilahiyatcilerin sozlerini galve hareketlerine bi bakin icler acisi kusura bakmayin ben diyanetden hic ama hic memun degilim

Misafir Avatar
pirifani 2019-09-22 09:28:15 @Bekir akcan

diyanetten kimse memnun degil hele ki icine tarikatci munafiklarin sizdigi diyanetten. diyanetten memnun olabilmek icin diyanetin oncelikle bidat hurafe israiliyat uydurma rivayetler ve tasavvufla cok sert mucadele etmesi gerekiyor. insanimizin tasavvuf ve tarikat batakliginda girtlagina kadar sirk ve kufur pisliklerini islam zannederek yasayip ve oylece de olmasinde elbette ki diyanetin hiyaneti sozkonusudur.tarikatlarin her biri yayinlariyla takib edilip desifre edilmelidir.buna da feto ismailaga menzil ihlas sulo nursi yunus emre mevlana geylani gazali gibilerden baslamalidir.

Beğenmedim! (0)
Avatar
müftü haşim 2019-09-24 10:44:14

gayet güzel bir yazı olmuş, keşke şu vatanı asli, vatani sükna falan uydurmalarına da gireydiniz

Misafir Avatar
pirifani 2019-09-25 10:23:32 @müftü haşim

fikhi kavramlarin pek cogu kuran ve hadislerde olmadigi gibi muslumnalrin ilk uc dort nesillerinde de yoktur.bunlar zamanla yavas yavas ortaya cikmis.yine zaman icerisinde anlam kaymalariyla mezheblere gore de cesitlenerek kesin hukum olarak kuran ve hadir uzerine belirleyici olmuslardir.mesela darul harb darul islam kavrami bunlardan en onemlisidir.

Beğenmedim! (0)
Avatar
memduh 2019-09-24 11:22:35

çok güzel bir yazı olmuş, gerçekten anlamlı bir soru. allahın emrettiği bir fiili hangi sünnet, mezhep veya kıyas icma ile yarıya kim indirebilir. hiçböyle düşünmemiştim. sanki bunlar icma etse allah tamam sizin icmanızı onayladım mı dicek. düşünmemizi sağladınız. sağolun

Misafir Avatar
pirifani 2019-09-25 10:27:52 @memduh

aynen dediginiz gibidir geleneksel anlayista kuran sadece teberruken okunan bir alet arac durumuna dusurulmustur.kuran terkedilmis arkaya atilmis ama mezarliklarda konferanslarda camilerde ozel toplantilarda guzel sesli ve talimli kislere okutularak sanki onem veriliyormus gibi yapilip insanlar kandirlimaktadir.kuran bilginiz varsa geleneksel dini literaturu okudukca kuran hukumlerinin nasil goz ardi edildigini ama ayni zamnada hic ilgisi olmayan yerlerde kuran ayetlerini parcalayip kendilerine delil buldukarini bolca gorebilirsiniz.Allaha emanet olun

Beğenmedim! (0)