Sufilerin temel kitapları kendi şeyhlerinin yazdığı kitaplardır. Bu kitaplar birinci kaynaktır ve tartışılmazdır. Bu kiatpların en önemli özelliği, kitabı kendileri yazmış olmalarına rağmen onlara yazdırıldığı, ‘Allah katından’ gönderildiği söylemleridir.

Bu durum, tarikat yapılanalarının en üstte gördükleri kimselere ait her kitap için söz kousudur. Muhitiin Arabi’den Mevlana’ya, Said Nursi’den Evrenesoğlu’na kadar bu iş böyle...

Konuıyu şöyle örneklendirebiliriz:

Muhittin Arabi’ye İNDİRİLEN Kitap

Allah tarafından yazdırıldığı ifade edilen meşhur kitapların başında bütün tasavvufi yapılanmaların hürmette kusur etmediği “şeyhul ekber” Muhittin Arabi’nin kitabı gelir.

Şöyle diyor Arabi;

            Benim, Fütühat-i Mekkiye’de yazdıklarımın tamamı, benim ihtiyarımla yazılmadı ve kendi müktesebatım değildi; bu kitapta yazılanların hepsi, ilham meleği tarafından bana yazdırıldı. Öyle ki, kendisinden önceki ve sonraki konularla ilgisiz gibi görünen bölümler de, tertipleri değiştirilmeden aynen yazıldı. Tıpkı Kur’an’da Namazla ilgili olan Bakara: 238. Ayetinin, evlenme – boşanma ayetleri arasında zikredilmesi gibi. (İbni Arabi – Fütühat bölüm: 48)

"Futuhat'ın hiçbir bölümünü irademe ve aklıma dayanarak yazmış değilim. Allah İlham Meleği ile ne şekilde imla ettirdiyse o tarzda kaleme aldım."

O, Fütuhat isimli kitabında;

“Allah'ın sözlerini harfli ve harfsiz olarak işittiğini ve ilahi bir telkinle kendisine bildirilmemiş hiç bir bilgiyi yazmadığını ileri sürmüştür.(Ahmed ATEŞ, MuhyiddinArabî, İslam Ans. (MEB), C.8,  s. 548)

"Fütuhatül Mekkiyye Fî Ma'rifeti'l Esrari'l Malikiyye vel-Mülkiyye" adını verdiği ve bütün tasavvufi düşüncelerini ihtiva eden kitabın, kendisine gelen vahiyleri olduğunu, bu kitabın Kur'andan farkı bulunmayan bir kitap olduğunu söylüyor. Aynen Kur'an'da olduğu gibi kitabıda tutarlılık aranmaması gerektiğini söylüyor. Çünkü Kur'anda da birbirleri ile alakalı olmayan sözler arasına, onlarla alakalı olmayan bir başka söz girebilmektedir” diyor. (İbni Arabi- Fetühat bölüm:48) (Ahmet Ateş, age, s.543)

İbnül Arabi'nin, "Allah tarafından kendisine yazdırılan" bir başka kitabı da, "bütün düşüncelerinin hulasası olan en olgun eseri" sayılan Füsüsül-hîkem adlı kitabıdır.

Füsûs el hikem İbn-i Arabî’nin yazdığı bir kitaptır. Kitabın beşinci sayfasından bu inançlar başlıyor yazılmaya… “bu kitap nefis arzularından münezzeh, ve içine fesat karışmamış en kutsî makamdan indirilmiştir.” Diyor.

Bu görevlendirme karşısında Ibnül Arabî "işitmek ve itaat etmek gerekir" der ve "hiç bir ziyade ve noksanlık yapmadan niyetini gerçekleştirdiğini" söyler. (Muhyiddin İbnü’l-ARABl, FüsusülHikem, vet-Tahkîkatu, Ebul Ala el-Afifî, Beyrut, 48)

Füsus'u yazmada kendisi sadece "mütercim" olduğunu söyler. (Füsus, 48.)

            “Futûhât’da dikkatimizi çeken bir motif de, Arabi’nin eser yazmak için dâimaAllah’dan bilgi hatta izin beklediğini söylemesidir. “Allah Teâlâ’ya yemin ederim ki, buradaki her harfi ilâhi bir imlâ ve rabbâni bir ilkâ (ulaştırma) ile yazdım..” (El - Futûhât El - Mekkiyye, Muhyiddinİbn’ül Arabi, çeviri. Prof Dr. Nihat Keklik, Kültür Bakanlığı Yayınları - 1990 sayfa 93)

              Bir başka yerde kendisine gelen ayetten şöyle bahseder;

             “İşte bu 586 yılında İşbiliye kabristanında bir Cuma günü namazdan sonra bize gelen âyet’dir. Bu sırada sarhoş (gibi) kaldım: Üç yıl müddetle namazda veyâ uyanıkken yahut uykuda, ancak bunu okuyabiliyordum..” (El -Futûhât El - Mekkiyye, Muhyiddinİbn’ül Arabi, sayfa 99.)

Böylece “Fütühat”ından bahisle kitaplarının beşeri değil, “ilahi” kitap olduğunu, kendi istek ve iradesiyle değil, Allah'ın iradesi ve isteğiyle yazdığını belirtirler. Yani “vahiy” ürünü olduğunun üstü kapalı olmayan bir biçimde ifade eder.” (Fütuhat, 2/B-455) (Süleyman Ateş, İşarî Tefsir Okulu, S. 169.)

İbnül Arabi'nin Füsus'u için: “Peygamberlere gelen vahyin aynısıdır ve fakat bu hakikatleri akıl erbabı bilemez, anlayamaz!” Bu gibi sözlerle, normal boyda 7000 sayfa tutan Futûhat’ın her harfini dahi kendisine Allah’ın dikte ettiğini iddia ediyordu.” (Prof Dr. Nihat Keklik, El - Futûhât El - Mekkiyye, Muhyiddinİbn’ül Arabi, çeviri, Kültür Bakanlığı Yayınları - 1990 sayfa 93)

Bu anlatılanlara inanarak, gavslara iman derecesinde bağlı olanlar sanıldığı gibi hep cahil, cühela kimseler de olmayabiliyor; mesela Ahmet Avni Konuk gibi!

Bu bir iman meselesidir ve aksi ise inkardır. Şu apaçık sözler de bunu söylüyor:   

Füsuskitabı, "Velayet-i hassa-i Muhammediye"denİbnülArabi'yeverilmiş, o da noksansızveziyadesizbirşekildetebliğetmişolduğuiçin, Füsus'aitirazdoğrudanvetamamen "hatem-i enbiya"yaitirazetmekolur.“ (Ahmed Avni KONUK, FüsusülHikemTercümeveŞerhi, Dergah Y. lst-1987 s.98-99)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.