Akif Beki'den Hayrettin Karaman'ı susturan yazı...

AK Parti herkesin umudu ve hala millet umudunu kesmiş değil.. Lakin son ekonomik krizle gerilen ortama bürokrasi ve teşkilatlardaki kalitesiz insanların hakim olması haklı olarak milleti isyan ettiriyor.

Akif Beki'den Hayrettin Karaman'ı susturan yazı...

AK Parti herkesin umudu ve hala millet umudunu kesmiş değil.. Lakin son ekonomik krizle gerilen ortama bürokrasi ve teşkilatlardaki kalitesiz insanların hakim olması haklı olarak milleti isyan ettiriyor.

18 Haziran 2019 Salı 23:40
Akif Beki'den Hayrettin Karaman'ı susturan yazı...
banner310

Hayrettin Karaman var olan hataları kabul ediyor olmalı ki kendince yakın şerri göstererek millete sabır tavsiye etti.

Karaman yazılarında elbette haksız değil. Karaman'ın sağ duyulu yaklaşımını anlamakla birlikte bu tepkilere neden olan iktidara tek söz etmemesi, ediyorsa da ciddiye alınmaması ortada ciddi hataların olduğunu gösteriyor.  

Hayrettin Karaman'a duyulan tepkinin kaynağı aslında şu: Millete benimsemediği, hiçbir başarı göstermeyen bürokratlar ve bakanların hala görevde durması ve Erdoğan'ın bu bürokratları millete nispet edercesine yanında taşıması... 

Saraya alınan onlarca danışmana rağmen piyasada var olan rahatsızlıkların dikkate alınmaması kamuoyunda, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce sol mahallenin jargonu olan TEK ADAM nitelemesinin artık sağ mahallede de dile getiriliyor olmasıdır."

AK Parti'nin kendi seçmeni dahi "Madem tabanı dinlemeyecektin, danışmanlara kulak asmayacaktın da bu kadar danışmanı neden besliyorsun" demeye başladı. Hayrettin Karaman'dan milletin beklentisi işte burada başlıyor. Millet Hayrettin Karaman'dan, "Cumhurbaşkanına git söyle! Biz kendisinden ve çalışmalarından memnunuz ama atadığı adamlar gerçekten kurumları temsil etmiyor. Ve bu başarısız bakan ve bürokratların kızgınlığı AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kesiliyor. Biraz yurt dışı ve ortadoğu'yu bırak da bir aylığına şu yurt içi ve kurumlara bir bak! Milletin nefret ettiği adamları hem atayıp bir de nispet yapar gibi yanında taşıma! Adamın hem kendine faydası yok hem kurumuna faydası yok, bir de yularını tutmaya devam ettikçe sen kaybediyorsun." demesini istiyor. 

Bunu demeyen ya da dedi ise ciddiye alınmayan Hayrettin Karaman'ın tüm yanlışların üzerine bir çizik atıp gelecek zalimi göstermekle halkı sabre davet etmesi üzerine haklı olarak eleştirilerin hedefi oldu. İşte o eleştirilerden biri de Karar'dan Akif Beki'den geldi. Akif Beki'nin o yazısı:

***

Bu da oldu. Yeni Şafak'ta son iki gün, dudak uçuklatacak seçim fetvaları kaleme aldı Prof. Hayrettin Karaman. İnanmayan, dünkü "Doğrucu Davud olmak" ve önceki günkü "Kötüyü ayıklamak" başlıklı yazılarına baksın.

İktidara zarar verecekse doğruları söylemek neden yanlış, hadis yorumları ve menkıbelerle bir güzel gerekçelendiriyor.

Muhalefete yarayacaksa yönetenlerin yanlışlarını dile getirmek dinen ne gibi sakıncalar içeriyor, merak edenler göz atabilir.

Kısa özet geçiyorum; iktidarlar adalet, hakkaniyet, likayat, dürüstlük konularında hataya düşebilir, çürüme ve bozulmalar yaşayabilir, doğruluktan sapabilir. Ama düşmana (siyasi muhalefet oluyor) koz verecekse bunlardan şikayet etmek caiz değil, buna meşrudur diyemezmiş Hoca.

Hangi şartlar altında yalan söylemenin ve gerçeği saklamanın caiz olduğunu da  ayrıntılı açıklıyor bize.

Ha, aklınıza şöyle bir sual gelebilir; iktidarı eleştirilerden korumak için bize doğruyu söylemeyi dinen yasaklayıp yalan söylemeyi dinin emri olarak vaaz ve nasihat ediyor. Bin dereden su getireceğine, din adına millete olmadık yanlışları savunma görevi yükleyeceğine, iktidara bir çift laf etse, doğruluk ve adaletten ayrılmamayı vaaz ve nasihat eylese, eleştirilen taraflarını düzelterek hatalarından dönmeye çağırsa...Daha zahmetsiz, daha isabetli, Allah'ın rızasına daha uygun, milletin memleketin ve dahi ümetin daha hayrına olmaz mıydı?

Ona da cevabı hazır Hoca'nın. Hayır, çünkü zulümle savaştayız ve yanlışa doğruya bakılmaz savaştayken.

Kaşıkçı cinayetinde Veliaht Prens'i suçlayanları Allah'a karşı gelmekle suçlayan, ümmetin lideri olduğu için İslam düşmanlarının saldırısı altında diye bin Selman'a itaati farz kılan Kabe İmamı Sudeysi'ye niye kızdık ki o zaman? Kitabın ortasından çok doğru mu konuşuyormuş, hakkını mı yemişiz!

Ayrıca; imtihan dünyasında bulunduğumuza göre, İslam itikadınca hiç bitmeyecek bir savaş bu. Bütün insanlık hidayete erse bile dünya durdukça şeytanla savaş bitmeyecek, kıyamete dek sürecek. Amenna mı!

Şu halde demez misiniz, Müslüman ne zaman takiye ve harp hileleri yapmaktan kurtulacak öyleyse? İnananların, doğruyu dosdoğru söyleyeceği, haksızlık ve adaletsizliğe karşı çıkacağı gün hiç gelmeyecek mi? Yalan da şeytan işi değil mi, onunla da savaşılmayacak mı?

Hem... Haksızlığa, adaletsizliğe sessiz kalan dilsiz şeytanken haksızlık ve adaletsizliği din gereği savunmayı önermek, zulümle savaşmadaki ilahi maksada aykırı ve gayriahlaki bir teklif olmuyor mu?

Kadı fetvasında bile bu kadar tutarsızlık olur diye düşünmüş olmalı ki, yukarıdaki açmaz ve çelişkilere değinmiyor bile Hoca.

Şöyle bir mantıksal tutarsızlığı daha var; yanlış yapmak düşmana koz vermiyor da o yanlışları eleştirmek mi koz veriyor? Mesele düşmana koz vermemekse, dinen  hayati önemdeyse, o yanlışları yapmanın Allah indinde de vebali ağır diye uyarmak icap etmez mi? Uyaranları susturmaya çalışmak yerine bilakis desteklemek, teşvik etmek dinin de emri olmaz mı? Ne ki Hoca'nın gündeminde bu da yok.

Hepsi bir yana...Sormazlar mı; dünyevi iktidar mücadelesini din mücadelesi, siyasi rakibi din düşmanı, muhalefeti küffar ordusu ve seçimi din savaşı gibi görmek ve göstermek caiz midir diye? Bu muydu cihat? Siyasi hassasiyetleri din hassasiyeti olarak sunmanın dindeki yeri ve hükmü nedir?

"Kendinizin, anne babanızın veya akrabalarınızın aleyhine de olsa, Allah için doğru söyleyen şahitler olun; dürüstlükten, adaletten ve hakkaniyetten ayrılmayın" mealindeki (Nisa 135) ayete nasıl uydurulacak sonra bu yalan fetvası?

Dün Taha Akyol, Hayrettin Hoca'nın "Ana Hatlarıyla İslam Hukuku" kitabından bir alıntı kullandı.

Aşağıda yaptığı tespit, son siyasi fetvasıyla bağdaşıyor mu Hoca'nın:

“...En önemli sebebi, Hz. Peygamber’den otuz yıl sonra başlamış olan saltanat ve istibdadın, bu bahisleri serbestçe işlemek, gerçeği çekinmeden söyleyip yazmak için gerekli fikir hürriyetine meydan vermemiş olmasıdır. Birçok İslam bilgininin yalnızca fiili muhalefetleri yahut zalim sultanlara karşı tarafsızlıklarını muhafaza etmek istemeleri karşısında çektikleri işkenceler, bu baskı rejiminin bir başka delilini teşkil etmektedir.” 

Bu sonuç, nasıl oluyor da gerçeğin sesini kısan, bastıran bir fetvayı doğuruyor peki? Hayrettin Hoca, hayret ettirmeye devam ediyor.

Akif Beki / Karar

Son Güncelleme: 19.06.2019 00:14
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bilal 2019-06-19 05:55:48

Hayrettin Karaman bildiğim kadarıyla İslam Hukukçusu ve bazen kişisel Siyasal yorumlar yapıp yayınlanabiliyor yani kendi görüşleri katılanda katılmayan da olacak görüşlerine benim ise Karar gazetesi Yazarı Akif Beki bula bula bu yorum atası mı gelmiş bazen bu yazara takip ediyorum Ak Partiye ve Ak Partinin yanlışı söyliyecem diye yanlış cümleler ve kelimeler kullanıyor şu da bir gerçek olarak asla bakmıyorlar Ak Partinin yanlışları olsa da hala daha Muhalefetin kendi bilmez toplumla kaynaşmayan aymaz seçmenleri olduğu müddetçe Ak Parti hala daha popüler nereye kadar mı söyliyeyim abi Chp ve taraftarları akıllanacak o zaman tam İmana dönmeleri lazım :)