Dilipak, "Böyle Müslümanlar oldukça FETÖ'ye, BÇG'ye, ADD'ye gerek kalmayacak!"

Kemalizmin kişiliksizleştirdiği müslümanlar AK Parti iktidarıyla birlikte ilk kez devletle tanıştılar. İslam'dan ödün vermeyeceğini, Kemalizme alternatif olacağını sandıkları Müslümanlar yaptıkları iş ve söylemlerle umutları boşa çıkarmanın ötesinde büyük bir şaşkınlığa yol açtılar.

Dilipak, "Böyle Müslümanlar oldukça FETÖ'ye, BÇG'ye, ADD'ye gerek kalmayacak!"

Kemalizmin kişiliksizleştirdiği müslümanlar AK Parti iktidarıyla birlikte ilk kez devletle tanıştılar. İslam'dan ödün vermeyeceğini, Kemalizme alternatif olacağını sandıkları Müslümanlar yaptıkları iş ve söylemlerle umutları boşa çıkarmanın ötesinde büyük bir şaşkınlığa yol açtılar.

09 Ocak 2019 Çarşamba 12:03
Dilipak, "Böyle Müslümanlar oldukça FETÖ'ye, BÇG'ye, ADD'ye gerek kalmayacak!"
banner310

EDİTÖRÜN NOTU: Okulda idareciler Resmi Bayramlarda o günleri anarken Kemalistlerden daha beter anma programları gerçekleştirdi. Adliye'de İmam Hatip mezunları ile cemaat mensupları Kemalistlerden daha acımasız kararlarla vatandaşı yıldırdılar. Bürokratlarımız her yeri doldurdu da vatandaşın yüzüne dahi bakmadılar. AK Parti'nin 2009'dan sonra ayaktakımının musallat olduğu, "milletvekili, yetkili sendika, dernek ve vakıflar" üzerinden torpil ile atanan liyakatsiz, beceriksiz, iş bilmez bürokratlar nedeniyle "Müslümanlar, AK Parti sarığı görmektense CHP'nin şapkasını görmeyi" tercih eder hale geldiler. Diyanet'inden emniyetine, Milli Bakanlığından Adalet Bakanlığına her yer sıkıntı ve şikayetten geçilmiyor. 2009 seçimlerinden sonra her seçim puan kaybıyla kapanır, AK Parti dibe vururken Cumhurbaşkanı Erdoğan ise "Mesajı aldık, ders aldık..." deyip olayı geçiştirmek, doğru yanlış, çalışan çalışmayan, istenen istenmeyen her atadığı adamın ardında durmayı maharet göre dursun, AK Parti'de çürüme dışında aslında değişen hiçbir şey yok... 

Cumhurbaşkanı Erdoğan gerçekten yatırımlar ve dış ilişkilerde çok büyük işler yaptı. Ama gelin görün ki atadığı küçük insanlarla bu büyük çalışmaların tamamı gölgede kaldı. AK Parti milletvekili Şamil Tayyar'ın da dediği gibi her alanda başarılı olan AK Parti adam atamada cidden başarısız...

Bu nedenle son aylarda Abdurrahman Dilipak bu çöküşü her fırsatta dile getiriyor lakin duyan ve dinleyen de yok gibi...

İşte Dilipak'ın AK Parti'ye uyarılarla dolu ibretlik yazısı:

AK Parti’nin ve adaylarının dikkat etmesi gereken birkaç konu var.

Yolsuzluk ve ahlaki zaaf üzerinden adayları vurmaya çalışacaklar. Torpil, rüşvet gibi konular hep gündemde olacak.

İş aleminin, esnaf ve vatandaşın ekonomik açıdan sıkıntıları halk arasında en çok konuşulan konular arasında.

Ve tabii gençlik ve aile hayati öneme sahip bir konu. Her iki alanda ciddi bir zafiyet söz konusu. Özellikle de aile ile ilgili konuşulanlar, yaşananlar ciddi bir sıkıntı sebebi.

Aile ile ilgili TBMM’de komisyonda konuşulan konulardan tutun da, Aile bakanlığı ve MEB’deki uygulamalar, (Neyse ki MEB yıllar sonra yanlış bir uygulamaya son verdiğini açıkladı), Aile mahkemelerinde yaşanan rezaletler ve yasalardaki çarpıklıklar ciddi bir problem. 6284’nolu yasa, adeta toplumda felaketin kod numarası gibi anılmaya başladı. Unutmayalım ki, hukuka ve maslahata uygun olmayan yasa suç aletidir!

Bir de başımızın belası “İstanbul Sözleşmesi” var. 11.5.2011’de İstanbul’da imzalanmış. Meclis 14.3.2012’de kabul etmiş aslında. 1 Ağustos 2014’de yürürlüğe girmiş. Şimdi bu sözleşme hükümleri iç hukuka yansıtılmaya çalışılıyor. Bugünkü tartışma aslında geç kalmış, ertelenmiş bir tartışma. Öte yandan da son kavşaktayız. 

Tabii şu “Toplumsal cinsiyet eşitliği” tartışması da, bu tartışmanın bir parçası olarak gündemde. Proje MEB’de ETCEP olarak birkaç yıldan beri uygulanıyordu ve zaten sona gelinmişti. Bizim “Yeşil Laikler” işi bitirmişlerdi. Bu bizim Yeşil Kemalistler, laikler, artık ADD ve ÇYDD’ye gerek bırakmadılar. FETÖ’ye de BÇG’ye de gerek kalmayacak bu gidişle. “Bizimkiler”(!) bu işi daha iyi yapacaklar sanki!

Toplumu dönüştürmek için yola çıkanlar, sanki farkında olmadan dönüştürüldüler. Ava gidenler avlandılar! Aslında devleti ele geçirip toplumu dönüştürmek fikri “Jakoben Kemalistler”in fikri idi. Bizimkiler de aynı tuzağa düştüler sanki, farkında olmadan. Onlar da bir bakıma “Metodik Kemalist” oldular. Bunların başlarında hâlâ başörtülüleri var ama, artık o sadece bir aksesuvar ve de o başörtüsünün altındaki beyinleri ve kalpleri sanki bir dönüşüm sisteminde dönüştürülmüş ve yeniden yapılandırılmış gibi.

Adalet, FETÖ davaları ile ilgili yaşanan sorunlar, bazı kripto FETÖ’cüler itibar görürken, suç oluşturmaması gereken eski ve dolaylı ilişkiler bahane edilerek görevden uzaklaştırılan ya da sanık sandalyesine oturtulanlarla ilgili yaşananlar toplumun önemli bir kesiminde ciddi bir rahatsızlık sebebi.

Bir de Yeşil Kemalistlerimiz, Yeşil Kapitalistlerimiz, Yeşil Feministlerimiz var. O kesimlerden oy devşirme uğruna yapılanların götürüsü getirisinden daha fazla. “Bu şekilde dostlarınızı kaçırırsınız, ama aynı zamanda size diş bileyenler de dost olmazlar”. Unutmayın “eldeki bir kuş, daldaki üç kuştan çok daha değerlidir.”

“Şuyuu vukuundan beter söylentiler” dolaşıyor ortalıkta. Söylenti, eğer tatmin edici bir açıklık, şeffaflık ve güven verici bir açıklama ile zamanında önlenemez ise, bazan en tehlikeli “gerçek”ten bile daha tahripkar olabilir.

Şehir bizim evimizdir. Gelenekten gelen kural şu: “Evinizin anahtarını kendine emanet edemeyeceğiniz kişiler”e şehrin anahtarını emanet edemezsiniz! Hangi partinin adayı olursa olsun, adayınız böyle biri ise, dünya ve ahiret açısından sonuç size fayda vermeyecek. Ya siz de öylesiniz, onun gibi birisiniz, ya da cahillik ediyorsunuz. Unutmayın, “Allah cahil ve zalim bir topluluğa, müfsitler topluluğuna yardım etmez.” Onların “üzerine pislik ve bela yağdırır”, “işlerini sarp dağlara sardırır”. Zalimlere herhangi bir şekilde yardım edenler, “zalimleri yakacak ateşin kendilerine de dokunacağını” bilmeleri gerekir..

Şimdi de batmak üzere olan sanayiciyi kurtarmayıp, batık futbol şirketlerinin borçlarını bir kamu bankası üzerinden yapılandırmaya kalkarsanız, bundan ne Allah razı olur ne de yurdum insanı, kanaatime göre. Bu “süper akıl”(!)lar kimin aklı ise.

Adapazarı Arifiye’de kurulu tank palet fabrikasının özel bir şirkete satılacağına dair sosyal mediada çıkan haberlerin anında cevaplandırılması gerek. Bakın geç gelen hakikat hükmünü icradan aciz kalır. Meydan müfsitlere kalır.

Yönetim hem bu haberlerin kaynağını bulmak ve ortaya çıkarmak, hem de eğer bu yönde birtakım girişimlerde bulunanlar varsa, onların kim oldukları, hangi ilişkilerle bu tür tezgahlarda rol aldıklarının ortaya çıkarılması gerek.

Öte yandan; Sağlık ve Gıda Tarımda hâlâ devam eden, çözülemeyen bir sürü şikayet konusu var.

“Ben yaptım oldu” olmaz. Politikacıların ne söyledikleri kadar, toplumda o sözlerin ve işlerin nasıl anlaşıldığının da hesaba katılması ve istismara sebeb olacak söz ve eylemlerden kaçınılması gerek.

Diğer bakanlıklar ile ilgili konular da gündemde, adaylarla ilgili söylentiler ve yerel yönetimlerde hâlâ devam etmekte olan işler de.. Damlaya damlaya göl oluyor, haberiniz olsun. Selâm ve dua ile.

Son Güncelleme: 09.01.2019 14:41
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
isa 2019-01-09 21:59:53

zât-ı âliniz şu gömleğinizin üst düğmesini bi açsa... nerden buluyonuz boyle kendinizce güya dindar elbeseleri... pudrada sur dedim sana nursuz görünüyorsun... ben nası dinleyem seni.. . ak partili olasim geliyor sizin yüzunuzden... ocalan bizim aileden falan diyosun, kendine mitçi susu veriyosun falan... lise cağindaki çocuklara hipnozlar falan, ... ? çok mu derin adamsin.? derin adam oldüğun bellide nerde dalıyorsun belli değil. buyuk okyanusları kuzey ülkecikleri falan da seviyosundur sen şimdi... yok ben sana ingilizci , tapinakcı falan demiyorumda nebileyim gönlume duşüyo... neyse onemli değil sen bu pudra ve gomleğinin ust dugmesini bi duşun...