İLİTAM sorun çıkarmaya başladı

İlahiyat eğitimi ve İlahiyat Lisans Tamamlama Programları (İLİTAM)'ı değerlendiren Prof. Dr. Atilla Arkan, İlahiyat Fakültelerinin yaygın eğitime açılması, örgün eğitimle aynı haklar verilmesi ile Milli Eğitim Bakanlığı'na geçiş yapan Diyanet mensuplarının öğretmenlik konusunda yeterli olmayıp doğruduğu sakıncaları kaleme aldı.

İLİTAM sorun çıkarmaya başladı

İlahiyat eğitimi ve İlahiyat Lisans Tamamlama Programları (İLİTAM)'ı değerlendiren Prof. Dr. Atilla Arkan, İlahiyat Fakültelerinin yaygın eğitime açılması, örgün eğitimle aynı haklar verilmesi ile Milli Eğitim Bakanlığı'na geçiş yapan Diyanet mensuplarının öğretmenlik konusunda yeterli olmayıp doğruduğu sakıncaları kaleme aldı.

06 Ocak 2019 Pazar 09:31
İLİTAM sorun çıkarmaya başladı
banner310

EDİTÖRÜN NOTU: dinihaber.com olarak Diyanet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi ve bilgi düzeylerinin arttırılması adına İLİTAM konusunda yapılan çalışmaları büyük bir hararetle desteklemiştik. İLİTAM'ın gündeme geldiği günlerde bu projenin olumlu ve olumsuz yönlerini yetkili birimlerle de görüşüp görüşlerimizi doğrudan iletme imkanı da bulmuştuk. Bu projenin gündeme geldiği günden bu güne İlahiyat camiası ve akademik kadro teknik boyutta projenin sakıncalarını dile getirmiş lakin inhirafçı cemaatlerin hedefi olmak, var olan İlahiyat düşmanlığına su taşımamak, toplumsal tepki, siyaset cephesinin hedefi olmak gibi nedenlerden dolayı İLİTAM'ın asıl sakıncasına değinmemişlerdir. Aşağıda Prof. Dr. Atilla Arıkan'ın dile getirdiği konular teknik boyutta sorunlar olmakla birlikte İLİTAM'ın en büyük sakıncası; FETÖ'nün ikiz kardeşi hurafecilerin İlahiyat Fakültesi diploması ve bu diploma üzerinden ulaşacakları ünvanlara kavuşması noktasında bir geçiş güzergahı oluşturmasıdır. Hatta 28 Şubat'ı uygulama imkanı bulan o günün şer güçleri, yaptıkları post modern darbe ile o gün aldıkları kararların ötesinde İLİTAM gibi pek çok projenin de temelini attıkları yeni yeni anlaşılmaktadır. 28 Şubat'ın mimarları İslam toplumunu bölme adına destek verdikleri hurafecilerin dini müesseselerde etkinliğini arttırma adına İLİTAM'ın önünü açma adına adeta Müslümanlara tuzak kurmuşlardır. AK Parti'nin tamamen politik çıkarlar adına konunun uzmanlarına ve özellikle İlahiyat Fakültelerinin değerli akademisyenlerine danışmaksızın önünü açtığı bu proje, bu gün dini hurafeye boğmanın ötesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini sarsacak derecede güvenlik riski oluşturmaktadır. İLİTAM'ın çıkarılmasına öncülük eden sendika başkanının destek verdiği FETÖ'cü başkanın hurafeci geçmişi ve destek aldıkları YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarının geçmişindeki hurafeci çizgiyi görünce İLİTAM'ın neden bu kadar geniş kapsamda çıkarıldığı bu gün daha iyi anlaşılıyor. Milli Güvenlik Kurumu ve Devletin güvenlik organlarının İLİTAM konusunu SİYASETİN insiyatifine bıkrakmaksızın acilen ele alıp bu projeyi durdurması, en azından bu proje kapsamında eğitim alan bireylerin özlük haklarının iyileştirilmesi dışında TERFİ ve ÖĞRETMENLİK GÖREVİ haklarının iptal edilmesi konusunda siyaseti uyarması gerekmektedir. 

***

Prof. Dr. Atilla Arkan'ın İLİTAM konusundaki görüşleri: 

28 Şubat sürecinde İlahiyat fakültelerinin öğrenci sayısı sınırlandırıldı. Mağduriyetler ve ihtiyaçlar oluştu. Bunu gidermek için 2005 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde İlahiyat Lisans Tamamlama Programı (İLİTAM) başlatıldı. Daha sonra 11 ilahiyat fakültesine yayıldı. Bu programlar her yıl yaklaşık 4000 öğrenci almaktadır. Bugüne kadar ise yaklaşık 30.000 kişi bu uygulamadan faydalanmıştır.

AK Parti hükümetlerinin yükseköğretim atılımı ile birlikte İlahiyat fakültelerinin sayısı 92'ye öğrenci sayısı ise 114.000'e ulaşmıştır. Bu sayılar din eğitimi ve hizmetlerinde insan kaynağı ihtiyacının fazlasıyla karşılandığını göstermektedir.

Türkiye'de bu gelişmeler olurken TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, 25/04/2018 tarihli 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'na eklenen 76 numaralı geçici madde ile "ilahiyat ön-lisans programından mezun olanlara ilahiyat ve aynı programı uygulayan fakültelerde, eşdeğer alanlarda lisans tamamlama eğitimi yaptırılmasını; bu eğitimin usul ve esasları ile her yıl tahsis edilecek kontenjanlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenmesini" kararlaştırmıştır. Gerekçe olarak ise şu ifade edilmektedir: "İlahiyat ön-lisans mezunlarının, bilimsel seviyelerinin yükseltilerek bu sayede topluma hizmet sorumluluklarının daha üst düzeyde yerine getirilmesi ve kamuda çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi" hedeflenmektedir.

Kanun tasarısının çıkarılma gerekçesi olan mevcut çalışan insan kaynağı kalitesinin geliştirme hedefi çok değerli ve önemlidir. Diyanet İşleri Başkanlığının insan kaynağının kalitesinin arttırılması önemli bir ihtiyaçtır. Grafik de görüldüğü gibi personelin yarısından fazlası üniversite mezunu değildir. 19.029 kişi İmam Hatip lisesi mezunu, 50.506 kişi ön lisans ilahiyat (büyük çoğunluğu açık öğretim ilahiyat ön lisans) 7.068 kişi de ilahiyat dışı önlisans programlarından mezun olmuş gözükmektedir. Başkanlığın çalışanlarının üniversite mezunu oranını arttırma hedefi önemlidir.

İLİTAM programına ihtiyaç duyan başkanlığın ön lisans ilahiyat mezunu 50.506 çalışan kişidir.[1] Özlük haklarını ve kişisel gelişimlerini devam ettirmek istemektedirler. Fakat uygulamanın riskleri, zaafları ve sakıncaları da bulunmaktadır.

Öncelikle ilahiyat fakülte ve öğrenci sayısı göz önüne alındığında gelecek din eğitimi ve hizmetlerinde İLİTAM programına ihtiyaç bulunmadığının hatırlanması gerekir.

İkinci olarak hâlihazırda uygulanan İLİTAM programları din eğitimi ve hizmetlerinin gerektirdiği bilgi ve beceri setleri bakımından çok dezavantajlıdır. Örgün ilahiyat eğitiminin sunmuş olduğu kalite imkanlarını sunamamaktadır. Bu programda Arapça hazırlık sınıfı yoktur. Örgün eğitime göre sınırlı sayıda ders ve içerik aktarılabilmektedir. Başarı çoktan seçmeli testlerle ölçülebilmektedir. Bu İlahiyat eğitiminin mahiyeti bakımından zayıf ve çok işlevsel değildir.

Üçüncü olarak İLİTAM programları örgün eğitimin sunduğu sosyalleşme ve iletişim becerilerini geliştirme süreçlerini sunamamaktadır. Yapılan araştırmalar da bu bulguyu desteklemektedir. Halbuki sosyalleşme ve iletişim becerileri din eğitimi ve hizmetlerinde kritik önemdedir.

Dördüncü olarak örgün lisans program öğrencileri ve mezunları uzaktan eğitim yoluyla yürütülen lisans tamamlama programlarının, örgün lisans programları ile diploma düzeyinde eşitlenmesini adaletsizlik olarak görmektedir. Çünkü örgün öğrenciler daha zorlu eleme süreçlerinden geçerek, daha fazla emek ve maliyet ödeyerek mezun olduklarını düşünmektedirler. Haklılık payları da yüksektir. Durum bu iken ön-lisanstan lisans tamamlama programına geçişin sınavsız yapılması sorunu daha da derinleştirebilir. Bu sayının şu anda 114 000'e yaklaştığını hatırlamak faydalı olabilir.

Bu haklı eleştirileri karşılayabilmek için ön lisans programlarından ilahiyat fakültelerine geçişin diğer fakültelerde olduğu gibi sınırlı kontenjan, DGS veya seçici kriterler üzerinden yapılabilmesi çok önemlidir. Ayrıca dünyada din yüksek eğitim ve öğretimi örgün lisans eğitimiyle de yetinilmeyip icra edilecek din hizmet alanı dikkate alınarak yüksek lisans programlarıyla desteklenmektedir. Mesela büyük mabetlerdeki imamlık, irşat veya manevi danışmanlık hizmeti için 2 yıllık uygulamalı yüksek lisans programları veya sertifika programları uygulanabilir. Nitelik ve kalitenin ihmal edildiği bu tür uygulamalarda dini yorumun üretilmesi, temsili ve toplumsal uzlaşının üretilebilmesinde ciddi zaaflar oluşabilir.

Yüksek din eğitim, öğretim ve hizmetlerinde mesleki yeterliliklerin temini ve ölçülmesi en kritik noktadır. İLİTAM programları bu noktada oldukça dezavantajlıdır. Konu büyük ölçüde Diyanet personeli düşünülerek tartışılmaktadır. Halbuki İLİTAM mezunları İlahiyat fakültesi diplomasına sahip olduktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı'na öğretmen olarak geçebilme hakkına sahiptir. Sosyalleşme ve iletişim yetkinlikleri bakımından oldukça dezavantajlı bir grubun öğretmen olabilmesi büyük bir risktir. Öğretmenlik beceri setlerinin kazanılıp kazanılmadığı ölçülmesi gerekmektedir. Ayrıca diğer devlet görevlerine de geçebilmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığının insan kaynaklarının niteliğini arttırması hedefi önemlidir. Fakat bunun için farklı yöntemler geliştirilmesi daha uygundur. Sertifika programları, hizmet içi eğitim programları bunlardan bazılarıdır. Veya Diyanet personelinin ihtiyaçlarına uygun ilahiyat programı da geliştirilebilir. Böylece örgün lisans mezunları tarafından dile getirilen "adaletsiz uygulama" eleştirisinin önüne geçilmiş olur.

Prof. Dr. Atilla Arkan / Fikriyat

Son Güncelleme: 07.01.2019 12:35
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vatandaş 2019-01-06 19:23:32

örgün ilahiyat mezunu olarak bu yazıda anlatılanlara kesinlikle katılmıyorum. asıl istisnalar hariç örgün ilahiyatlar sos veriyor. bir ilahiyat fakültesinde dekan yardımcısına sordum öğrencileriniz arasında düzenli namaz kılma oranı nedir yüzde otuz diye cevap verdi. bilgi dersen yerlerde sürünüyor. ne kuran ne arapça ne tefsir ne de fkıh öğretilebiliyor. diyanet ilahiyat mezunlarını müftülük sınavlarına sokmayıp onlara üç yıllık ihtisas eğitimini ilahiyatlarda islami ilimlerin öğretilememesinden dolayı vermekte deği midir. bu yazıyı gündeme getirenlerin asıl sıkıntısı gerçekten islami ilimleri öğrenmiş ilitam vesilesiylede ilahiyat diploması almış kardeşlerimiz okullarda görev alınca öğrencilerde islami yaşam hususunda bir şuurlanma meydana gelecek olmasıdır. örgün ilahiyat mezunu ve din eğitimi hususunda kafa yoran ve memleketin en büyük meselesinin eğitim, özellikle de din eğitimi olduğuna inanan bir kardeşiniz olarak söylüyorum ilitam din eğitimi için bir nefestir, devam etmelidir

Avatar
Nurgul 2019-01-06 21:47:02

Doğru sosyallesemiyoruz ilahiyat fakültelerinin bahçelerinde kızlı erkekli sosyallesemiyoruz ihlaslı mumine kız ve erkekleri tenzih ederim

Avatar
Abc 2019-01-06 13:24:02

Sus da seni akıllı zannetsinler fasır fosur Dr atilla, 28 Şubat badurlarının önü açılması zorunuza mu gitti

Misafir Avatar
Metin 2019-01-06 23:22:28

İlitam açık ögretimden çok daha kalitelidir.Aöf mezunlarından kaymakam vali olunuyorsa ilitamdanda ögretmen olabilir.Fatihayı yanlış okuyan nice örgün ilahiytlı var piyasada

Beğenmedim! (4)
Avatar
adem 2019-01-06 23:19:45

bu kadar cahil ve düşmanca yazılmış bir yazı görmedim...

Avatar
Osmanlı 2019-01-06 14:54:20

Lise mezunu önlisans mezunu hafız Arapça fıkıh hadis eğitimi almış o kadar din görevlisi var ki senin gibi birçok Prof u cebinden çıkarır.Lütfen ilitamı küçük görmeyelim

Avatar
İLİTAM 2019-01-06 18:21:22

Bu adam masabaşında,kulaktan dolma bilgilerle bu yazıyı kaleme almıştır...Diyanet-Senin teklifiyle önce Diyanet İşleri Başkanlığımızın,YÖK'un,Miilli Eğitim Bakanlığımız ve Başbakanlığımız ile Cumhurbaşkanımızın talimatiyle tüm yönleriyle ele alınıp incelenerek yururlüğe geçmiştir...İlgili şahıs bilsinki bu konu kapanmış,mesele hallolmuştur....

Avatar
Sosyolog 2019-01-06 15:17:18

Hased ve kininizde boğulun inşaAllah...şunu da iyi bilinki örgün okuyupta hâlâ bilgi seviyesini yükselemeyen çok insan var,okumak azım gayret işidir.Ne insanlar var dışarıdan okuyupta sizin gibilerini kac tanesini cebinden çıkarir ,sosyalleşmeye gelince bırakın bu ağızları , örgün veya açıktan ayrımi yapmayın nice başarı hikayeleri var.insanın kendisini iyi yetiştirmesidir herşey, biz yaptıģımız ıstatistik çalışmalarda bunu yüzlerce kez gördük,bizim alanımızı kullanarak insanları aşağılamayın..

Avatar
İsmail.. 2019-01-07 14:57:16

Üstadım!.. Dediklerinizin bazısı doğru,bazusı yanlış...Mesleki sınavka üniversiteler öğrenci almalı fikriniz tamam..Ancak, halen görevli arkadaşlar için bu imkanı kısıtlıyorsunuz..Hatta diğer branşlarda ıkuyan milyonlarca brokrat,me.ur,öğretmen, gerçek dinini hizmet içinden,taraflı değil,bizzatihi bu konuda bapımsız düşünen öğretim görevlilerinden bu dersleri almaktadır .Meseka ben, Milli Eğitimde öğretmenim..Şimdi uzaktan olmasaydı ben nasıl okuyacaktım...İKL lere zulmedildiğinden,Meslek okullarının önünü bu nedenle kestiklerinden civata dan anlamayan mühendisler türettiniz...Mesleki eğitim sadece kendi branşıyla Yüksek okul ve fakültelerin açacağı bizzatihi sunavlarına girmeliöer..Mesleki epitim böyle gelişir.....Ayrıca yaygın eğitimden bahsetmişsiniz..Beyefendi,uzaktan epitim yaygın eğitim araçları ile yapılır,ama yaygın değildir..Burası açık üniversite değildir..Dersler bi zatihi dinlenmekte,isteyen soru sormakta ve bi zatihi okullarda sınavlara girilmektedir..Kur'an Eğitimi dahil...Yaygın Eğitim,halıcılık,çinicilik vs.sertifika iindir,hizmet içi eğitim bile değil...Hiçbir hafız,alim,din adamı erkek ve hanım efendi,sosyalleşeyim diye, sizin tavernalarınızı geçmiş eğitimden uzak üniversitelerinizde sosyalleşemz..Çoğu öğrencilerimiz buralarda ızdırap çekmekte,aileler perişan olmaktadır..Din eğitimi alan birileri evet sosyaldirler..Camide halk ile, Kur'an Kurslarında öğrenci ve veliler ile, evde mahallede,pazarda aileler ile , halj ile...Şimdi bu kozmopolit toplum, örgün eğitimi yok sayamaz..Zaren bu ihtiyaçtan hasıl oldu...Şimdi, Açık öğretimden mezun olan binlerce şnsan devlet kademesinde ve devket yönetiyorlar..Ana sını mezunları son yıla kadar buradan mezun oldu ve şu anda çoğu öyle..Açık öpretimden mezun olup,kpss ve eğitim sınavına giren bir çok öğretmen var..Bunlar, bir hafız,arapça medrese ve hitabet görmüş imam,Kur'an Kursu Öğretmeni kadar dahi bilgili ve toplumdan anlayan değil.....Yani,demem o ki sayın profösörüm, Allah'tan korkunuz ve hamile kadın Kur'an Kursu öğretmenlerimizi ve Yıllarca Arapça,fıkıh okuyan,belki bu sahada üniversitede ders verecek adamlarıda bi zatihi okula gitmek zorunda tutmanızın bi faydası yoktur..Alacağı bilgileri muhakkak surette üniversitede örgün olarak zaten almaktadır....İşte bu nedenle, bahsettiğiniz bu konu iyice düşünerek söylenmiş bir açıklama,yazı olmamıştır..Sadece bir tutarlı kelime şudur ki, İHL Mezunu olanlar, Üniversitelere bi zatihi meslek sunavı ile alınsın....Ama,belkide ben öyle anladım....Örgün eğitim asla kaldırılamaz..Aksi halde diğer açık öğretim fakülteleri emsal gösterilir ve ikinci üniversite okuyan sınavsız AÖF ye girenlerin diplomaları boşa çıkar..10 soru dahi yapmadan açık üniversiteye giden, şu anda piyasada binlerce mali müşaviri bi değerlendirirseniz,bürokratları ele alursanız, lise mezunu vekilleri ele alırsanız, bi ara bakan olan Ahmet Tan'ı konu edinirseniz çok iyi olacaktır...Bu örgün eğitim yaoan herkes çok çalışmakta ve sınavlara girmişlerdir..Ayrıca puanları,not ortalamalarına göre İLİTAM'a veya başka bir üst sunıda geçmektedirler..Bunlar tamamen meşru ve kanunidir,jendi alanlarını ilgilendiren konularda derinleşmedir....İki tane türkçe ve mantık sorusunu çözüp, böyle apır bir konuya,temelsiz gelen binlerce insan var,onlara bi değinmenizi tavsiye ederim.....Din epitiminde aydınlaşma, ciddi dini bilginlerin özgür ve akıllı açıklama ve fetvalarıyla ancak gelilecektir..By aydınlanma sancılı olmaktan azade depildir..Zırdur ve rahammül ister..Ama bunun için örgün epitimin kaldırılması fikri çok anlamsuz ve yersizdir..Oxfort' da kps,ygs,dgs yoktur..Mesleki başarın,ıkul ortalaman ve okulun bi zatihi sınavı vardır ve sürekli araştırma ve konu hazırlama ve sunmadır..Daima öpretmenin kıçında bulunma değildir...Sizden, bu fikirlerinizi biraz daha gözden geçirerek ,tahlil etmenizi,talil etmenizi ve öylece yeniden jaleme almanızı rica ediyorum..Selam ve saygıyla...