İstanbul Sözleşmesi AK Parti içindeki çatışmayı tetikledi!

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak'ın köşe yazısında kadınlara yönelik "fahişe" tabirini kullanmasının ardından, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Dilipak'ı isim vermeden sert sözlerle eleştirdi. Çelik, "Bir görüşü eleştirmek için kadınların insanlıklarına, şahsiyetlerine, namuslarına saldırmak utanılması gereken bir barbarlıktır" dedi.

İstanbul Sözleşmesi AK Parti içindeki çatışmayı tetikledi!

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak'ın köşe yazısında kadınlara yönelik "fahişe" tabirini kullanmasının ardından, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Dilipak'ı isim vermeden sert sözlerle eleştirdi. Çelik, "Bir görüşü eleştirmek için kadınların insanlıklarına, şahsiyetlerine, namuslarına saldırmak utanılması gereken bir barbarlıktır" dedi.

31 Temmuz 2020 Cuma 16:41
İstanbul Sözleşmesi AK Parti içindeki çatışmayı tetikledi!
banner310

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, köşe yazısında İstanbul Sözleşmesi'ni savunan kadınlara ağır hakaretler eden Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak'ı isim vermeden sert bir dille eleştirdi. Elbette Dilipak'ın sözleri kabul edilebilir değildi. Lakin Dilipak'ın dahi çıldırmasına neden olan AK Parti'nin vurdumduymazlığı karşısında İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırmak yerine Dilipak'a nezaket dersi verilme çalışması hedef saptırmak olarak kamuoyunda algılandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, köşe yazısında İstanbul Sözleşmesi'ni savunan kadınlara ağır hakaretler eden Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak'ı isim vermeden sert bir dille eleştirdi.

Dilipak'ı eleştiren Çelik, açıklamasında "Bir görüşü savunmak için kadına dönük sözel şiddet kullanmak, bir görüşü eleştirmek için kadınların insanlıklarına, şahsiyetlerine, namuslarına saldırmak utanılması gereken bir barbarlıktır" ifadelerini kullandı. 

Twitter hesabından paylaşımda bulunan Çelik şu ifadeleri kullandı:

Herhangi bir sosyal, hukuki ve siyasi tartışmada herkes kendi fikrini doğru, karşısındakini yanlış bulabilir. Bu çok doğaldır. Ama kim ki bir şeyi kadınlara karşı sözel şiddet kullanarak savunuyor ya da kadınlara hakaret ederek eleştiriyor ise, dediği yok hükmündedir.

Bir kişinin kadınlara karşı kullandığı dil, kendi insanlığına verdiği nottur. Hiçbir siyasi, sosyal veya hukuki tartışmada kimse mutlak doğruyu temsil edemez. Sosyal, hukuki ve siyasi konularda kadınların şahsiyetlerini hedef almak utanç vericidir.

Farklı fikirler ancak medeni ortamda birbiriyle rekabet edebilir. Medeni olmayan atmosferde fikir yaşamaz. Özellikle kadınlara karşı medeni olmayan dil kullanılması çok ayıptır ve cehalettir.

Kadınlara karşı kullanılacak tek dil, saygı dilidir. Bunun dışında her yaklaşım barbarlıktır. İnsan vicdanı kadına dönük sözel ve fiziki şiddeti mutlak biçimde reddeder.

Bir görüşü savunmak için kadına dönük sözel şiddet kullanmak, bir görüşü eleştirmek için kadınların insanlıklarına, şahsiyetlerine, namuslarına saldırmak utanılması gereken bir barbarlıktır. İlk ve son sözümüz şudur: Kadınlar insandır, biz de insanoğluyuz... 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Reis Hürdolaş 2020-08-06 10:11:10

Temel amacı bütün dünyada " kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak" üzere yola çıkılarak hazırlanan sözleşmenin İslam etiketi altındaki örgütçü- cemaatçilerin bu kadar bir gürültüye maruz kalması neyi ifade eder? Bunların gerçekten bir gerçek İslam kaygıları mı var yoksa örgütlerinin kadınlara ilgili İslam ile ilgisi olmayan tamamen kendi örgütsel yapıların geçmişin kötü mirası ile sürdürdükleri ipleri pazara mı çıktı da kuyruğu ezilen bir kedi gibi miyavlamaktadırlar? Yoksa sözleşmeyi bu kadar şiddetle ortadan kaldırılmasını istemelerinin altında de kendilerini artık köle gibi kullanabilecekleri kadın bulmakta zorlanacakları ve örgütsel yapılarında rahatça aşağı yukarı çekecek bir kadın paryaya hüküm geçirmekte korktukları içindir mi?

Avatar
ömer 2020-08-08 11:41:02

istanbul sözleşmesi benim yuvamı yıktı ne nezaketi

banner312

banner298