Kadının varlığının tanınmadığı yerde şiddet başlar

Kadına karşı şiddet, zulüm, haksızlık onun kadın olduğu için değil, erkeğe nispetle güçsüz olduğu içindir. O halde fıtrata uygun hukukun adaletin ve onu uygulayacak mekanizmaların bulunmadığı her yerde güçsüz olan şiddet görecek, güçlü ise zorbalaşacaktır. Kontrolsüz güç zulme ve şiddete sebep olur.

Kadının varlığının tanınmadığı yerde şiddet başlar

Kadına karşı şiddet, zulüm, haksızlık onun kadın olduğu için değil, erkeğe nispetle güçsüz olduğu içindir. O halde fıtrata uygun hukukun adaletin ve onu uygulayacak mekanizmaların bulunmadığı her yerde güçsüz olan şiddet görecek, güçlü ise zorbalaşacaktır. Kontrolsüz güç zulme ve şiddete sebep olur.

09 Şubat 2019 Cumartesi 14:25
Kadının varlığının tanınmadığı yerde şiddet başlar
banner310


Şiddet, “karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma, kaba güç, duygu veya davranışta aşırılık” (TDK) diye tanımlanır.

Daha kestirmeden şöyle de diyebiliriz: Şiddet zulüm için birisine maddi ya da manevi güç kullanmaktır. Bunun için onun karşıt görüşte olması gerekmez. Zulüm haksızlıktır ve olmaması gerektiği konusunda bütün akıllar ittifak eder. Zulmün karşıtı adalettir. Adalet ise, her hak sahibine hakkını tastamam vermektir.

O halde aklı başında hiç kimse şiddeti savunamaz. Bu durum tartışmaya bile değmez. İnançlı ya da inançsız, insanın fıtratında, vicdanında adalet duygusu daha ilk yaratılışından vardır. Biz buna Allah’ın adl sıfatının insandaki tecellisi diyebiliriz. Bunda O’nun merhamet sıfatının da tecellisi vardır. Yani insan yaratılırken böyle bir formatla yaratılır. Fıtratı/formatı ve vicdanı bozulmamış olan her insan bu duyguyu içinde hisseder.

Ama burada iki mesele vardır: Biri fıtratın bu ilk formatının bir takım sebeplerle bozulabilir olması. Diğeri, bozulmasa bile sadece vicdani ve ahlaki duygularla adil olunamayacağı meselesi.

O zaman devreye hukuk ve onun yaptırımları girer ve önümüze şöyle yeni bir mesele daha çıkar: Hukuku kim ve nasıl belirleyecek? Belirlendikten sonra bir hukuksuzluğa hangi yaptırım uygulanacak? Çünkü bir yaptırım daha büyük hukuksuzluklara sebep olursa o da ayrı bir zulüm ve şiddet oluşturur.

O halde neden özellikle kadına şiddetten söz edilir? Bu soruya cevap olarak denebilir ki, çünkü en büyük zulmü/şiddeti kadınlar görüyor da ondan. Bunun böyle olmadığını söylememiz mümkün değil. Ama burada da unutulan iki durum vardır:

Kadına karşı şiddet, zulüm, haksızlık onun kadın olduğu için değil, erkeğe nispetle güçsüz olduğu içindir. O halde fıtrata uygun hukukun adaletin ve onu uygulayacak mekanizmaların bulunmadığı her yerde güçsüz olan şiddet görecek, güçlü ise zorbalaşacaktır. Kontrolsüz güç zulme ve şiddete sebep olur.

İkincisi, tarih boyunca kadın göreceli olarak zaten hep şiddet görmüştür. Sevginin ve hukukun sağlanabildiği yerlerde şiddet azalmış, bunların tam sağlanamadığı zamanlarda ise çoğalmıştır. O halde yapılacak iş doğal hukuku ve sevgiyi hâkim kılmaktır.

Kadına şiddetin zirveye çıktığı Sanayi Devrimi’nin ardından Batı bunu feminizmle gidermeye çalışmış ama bilahare feminizm de yeni bir güç oluşturduğu için o da istismar edilmiş ve o da başka bir şiddet aracına dönüşmüştür. Kadının hukukunu savunmak için ortaya çıkan feminizm paradoksal olarak kadın için üç yeni sömürü alanı oluşturmuştur. Birincisi kadının ekonomik açıdan iyi bir pazar olduğu keşfedilmiş ve reklamlarda kullanılarak hem tüketiciliği hem de tükettiriciliği körüklenmiş, zoraki istismarı yerine gönüllü istismarının yolları keşfedilmiş. İkincisi, demokrasi kadına bir insan olduğu için değil, kadın olduğu için ayrı bir ihtimam göstermiş ve ona, yine duygularına hitap ederek erkekten ayrı bir kategori gibi davranmış, sonuçta eşitlik iddiası yine paradoksal olarak ayırımcılığı getirmiş. Onun sırf bir insan olarak seçmesi ve seçilmesi hiçbir zaman sağlanmamıştır ve sağlanamayacaktır. Kadının siyasette nerede ne kadar bulunması gerektiğine yine erkekler ve kendi çıkarları doğrultusunda karar vereceklerdir. Bu hep böyle olmuştur, böyle olacaktır. Üçüncü olarak kadının cinselliğinden her hal ve şartta kolayca yararlanabilmek için kadın görünür bir cazibe objesi haline getirilmiştir. Sonunda feminizm kadının zoraki sömürülmesini gönüllü sömürülmeye evirmiştir o kadar. Yani şu anda feminizmden yararlananlar da kadınlar değil yine erkeklerdir.

Sonuçta bu durum kadınla erkeği birbirini tamamlayan unsurlar olmaktan çıkarıp, düşmanlar hale getirmiş, böylece sadece kadına değil, erkeğe de zarar vermiştir. Çünkü Batı’da aile büyük oranda dağılmış vaziyettedir. Kimsenin öbürünün ‘dırdırını’ çekme tahammülü kalmamıştır. Böyle olunca cinsel temayüller de değişmiş, üçüncü bir cins ortaya çıkmıştır. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dedikleri şey de bunun zeminini hazırlama projesidir. Bu projenin elbette küresel ekonomik boyutu da vardır. Sonuçta mağdur olan sadece kadın değil, aynı zamanda erkektir, hatta bütünüyle insanlıktır, ama kadın daha çok mağdurdur.

Oysa işin esası bir insan olarak insana, hatta bütün bir varlığa bakışla alakalıdır. Meseleyi anlayabilmemiz için ilk aile olarak Hz. Âdem ile Havva’ya kadar gitmemiz ve o birlikteliğin keyfiyetini, metafiziğini, varlık sebebini, birbirlerine hangi tutkalla kaynaştıklarını, aynı hatayı nasıl birlikte yaptıklarını, birlikte cennete girip, birlikte çıktıklarını yeniden öğrenmekle işe başlamalıyız. Rasim Özdenören Ağabey’in tespitiyle, Âdem ile Havva’nın ontolojik, epistemolojik ve aksiyolojik konumlarını yeniden öğrenmeliyiz. Çünkü onlar insanlığın ilk halkası, ilk insan ve ilk örnek ailedirler.

Kısaca kadınla erkeği birbirine düşman eden hiçbir anlayış ya da düzenleme, hiçbirinin lehine olamaz, her ikisi için de şiddet oluşturur.

Son Güncelleme: 09.02.2019 14:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Enver TAŞTAN 2019-02-11 16:40:59

pirifani sözde bizim yazdığımız yoruma hem cevap hemde beğenmeyerek kendini tescil ettirme derdinde.?eskiden kadınların tanımadığını idda ediyor aslında yanıldığını kendi de biliyor.eskiden bir tanıyan veya uzak akrabalar evlenir yabancılara ulaşım zor olduğundan istisna evlilik olurdu.o evlenen kadınlar da doğal olarak ev işlerinin yanında diğer işleri de yapardı.o işlerden dolayı eleştirenler şimdi başkalarına köle gibi çalıştırılmasına,onların hizmetkarlığı yapmasına tahammül etmeleri de ayrı sorun.ayrıca nikahlısına değil başkaları ile yan yana durması,günün büyük zamanını beraber geçirmesi de ayrı bir vaka değil mi.?insanların iffetini koruduğu eski zamanları şimdinin iffetden ardan,hayadan uzak bir arada olmalarını olumlu görmesi,onlarca insanla gezen,tozan,bir çok olay yaşayanlarla evliliğin sonucu da ortaya çıkan sorunları görmeyenlerin ahirette vebali de ağır olacaktır.şimdi tanıyarak,görerek evlenenlerin sonu ortada kısa zamanda boşanma,katil olma olumsuzluklara neden olmuştu

Avatar
pirifani 2019-02-11 21:27:55 @Enver TAŞTAN

yazmis olmak icin yazmissin.yazinda gercegi aksettirmeyen bircok nokta var. dediklerime cevab vermemeis demediklerime kendince cevab vermissin. mesele onyargilarini yenebilmektedir.kadinlarin ve toplumun durumu eskiden de hic iyi degildi.her donemde kendi olcusunde insanlar kadinlarin genclerin ve digerlerinin halinden sikayet eder olmuslardir.kadin cinsinin ugradigi magduriyetler erkelere nazaran daha farklidir.her iki kesimin magduriyetleri meselemiz olmali ve careler aramaliyiz.dindar ailelerdeki kadina uygulanan siddet diger guruplardan fazla oldugunu gormemek icin kasden kor olmak lazim.sadece kadinlara degil ana babanin cocuklarina uyguladiklari siddette dindar kesimde oldukca yuksek. bu din algisindaki carpikliktan kaynakaniyor olabilir.dindar kesimde otekine karsi olusturulan nefret soylemi ve kendinden olmayan yabancilastirma turk toplumunda diger musluman halklara gore oldukca fazla.

Beğenmedim! (4)
Avatar
Enver TAŞTAN 2019-02-09 16:38:07

bu açıklamayı yapana yazıklar olsun.asırlardır kadının yeri de belliydi,erkeğin de yeri belli değilmiydi.şimdi dünya makam mevki ve şer güçlerin iştediği gibi açıklama yaparak toplumu iyice yıkmaya kalkanlara,bunların sesini duyuranların hesap günü nasıl hesap vereceğini hiç düşünüyorlar mı.? i̇nsanların iffetsizlikleri,hayasızlıkları,arsızlıkları,kişiliksizlikleri,iman yoksunluğu,dini bilmeden yaşamalarının sonucu ve ayrıca cahiliye devrinden beter soyunup her şeyi sokaklarda rahat yapmalarının sonucu gelinen noktada bile kadını öne çıkarmak her konu da erkeği suçlamak da ayrı bir vaka ve dışlamaktır.

Misafir Avatar
kayyım 2019-02-12 12:44:42 @Enver TAŞTAN

rümeysa denen zurnayaya laf yetiştirmeye gerek yok
karı kılığında erkek müsveddesi çünkü

Beğenmedim! (5)
Avatar
pirifani 2019-02-09 20:05:29 @Enver TAŞTAN

evet kadinin yeri belliydi istemedigi hatta tanimadigi biriyle evlendirilir onrunun sonuna kadar surecek kolelik baslardi.dayak da yer kucuk de dusurulur anne bab ve akrabalarini bile goremezdi.evde ahirda tarlada durmadan calisir aslen erkegin yapmasi gereken isleri ve isleri ve cocuk bakma yaninda kadin yapardi. koca calismak icin buyuk sehirlere veya almanyaya filan giderse muhtemelen birini bulurdu.erkek adam karisiz olmazdi.ama kari bekleyecekti.ikinci yengemiz ilkine nazaran kendisine karsi kadin gibi davranilmasi bakimindan iyiydi ta ki peydahlanan gayri mesrularla bas basa birakilana kadar. bosansa nereye gidecek? komusumuz var 16 yasinda evlendirimis.simdi tek cocuguyla sasirmis vaziyette.neyse ki bu sansliydi daha eskiden bu gibi zavallilar gozlerini sogukoluk genelevinde acarlardi.

Beğenmedim! (5)
Misafir Avatar
Rümeysa 2019-02-09 19:47:01 @Enver TAŞTAN

mal enver, adamın yazdıklarını okudun mu? salak oğlu salak, kadın soyunsun mu diyor, kadın fuhuş yapsın mı diyor, kadın orasını burasını ifşa etsin mi diyor? ne biçim beynin var, aklınız fikriniz bacak arasında, bu kadar mı kadın gördüğünüz zaman aklınız oraya buraya çalışıyor,? beyinsiz sapık öküz. kesin sen cübbeli. menzil ismailağa,, mahmutustacı, tarikatçı camaatcı pisliğin tekisindir

Beğenmedim! (5)
Avatar
isa 2019-02-09 21:31:03

kadindan 19 derece tehlukelu parlek oğlanlarla ilgili verilen fetvaları napcan.? kurana uyalim hepbirlikte... InşaAllah

Avatar
Arkadaş 2019-02-11 10:55:57

Rümeysa evliysen Allah kocanın yardımcısı olsun. Değilsen Allah sana senin gibi birini versin.

Misafir Avatar
Rümeysa 2019-02-11 16:14:24 @Arkadaş

embesil beyinsiz cemaatcı tarikatçılar

Beğenmedim! (3)
Avatar
Enver TAŞTAN 2019-02-11 16:48:04

rümeysa denen kendini,kişiliğini bilmeyen karektersize önce edebim,kişiliğim el verdiği oranda cevap vereceğim.iffet,haya,kişiliği olmayanların nefsi,arzu ve şeytani davranma,yaşama hakları elbet var.asıl kendisi bizim yazdığımızdan ne anladığı ya da anlamak iştediğini yazsa ne olurdu.?biz din görevlisi değiliz.din herkese aynı görevli olanın sorumluluğu fazla bizim ondan biraz az.?ama iffet yoksunu,haya,ar,kişiliksizlik herkesin ayrı değerleri biri tam yaşar biri de yaşamaz sorun elbet inkar etmiyorsa günahkar,inkar ediyorsa zaten külliyen cehennemlik olur biter.umarın pirfaniye yazdığım cevap yayınlanır her ikinize de belki yeterli cevap olur.ama nefsiniz,arzularınız ve şeytani düşünceleriniz elverirse.?dünyalık,feministlik,kariyercilik uğruna onun bunun hizmetinde olanların cahiliye döneminde diri diri gömülenlerin kurtulduğu,şimdikilerin ise diri diri sokaklarda kendileri gibi koca,ana,babalarını da günahkar ettiğini unutmasınlar.

Misafir Avatar
Rümeysa 2019-02-11 20:55:54 @Enver TAŞTAN

yahu siz ne yeyip ne içiyorsunuz, adam ne demiş sen ne zırvalıyorsun, kendince yazıyla alakası olmayan ahkamlar kesiyorsun, kendince lakırtı yapıyorsun ne adi yaratıklarsınız sizler anlamadım gitti. bir kere olsun adamın yazdıklarını oku, adamın yazdıklarıyla senin alakasız aşağılık yorumlarınla hiç bir alakası yok yahu ben bu kadar beyinsizlik görmedim arkadaş, bütün tarikatçı cemaatciler bu kafada mı olur pes doğrusu.şunu iyi anladım sizin gibiler yüzünden yüzyıllardır islam alemi sürünüyor

Beğenmedim! (4)
Avatar
Enver TAŞTAN 2019-02-12 09:18:20

pirnafi yazdığımı okuyabilmiş,ama anlamasın kendince olumsuz olabilir.elbetteki herkes aynı olayları değerlendiremez.kendisine göre bizler bize göre kendisi olayları göremiyor veya değerlendiremiyoruz.bizler ne zaman iman,medrese,din değerlerimizden batıla yöneldiysek orada kaybetmeye başladık.bizim dinimiz hem kadına hemde erkeğe gereken önemi ve değeri vermiştir.ama anlamakta zorlanan,nefsine,arzularına ve şeytani düşünenlere ağır gelebilir.?kadın ev işlerini,evle ilgili işleri yapmakla,erkekde dışarıdan getirmekle mükelleftir.bunların yapılması asla kadına kötü muamele değildir.batılda olduğu gibi kadının başkalarının işini dünyalık karşılığı görmesi,çalışması,nahmahremine hizmet etmesi,onların yanında bulunması bile kadına eziyet olarak yeter.kadına şiddeti de dine zarar verenler ve imanı eksik olanların zafiyeti,eksiliğidir.dinimizde kadın erkeğin emanetidir,emanetin ne olduğunu bilen ona göre davranır.ama batılda olduğu gibi değil dinimiz son din başka din yok.?

Avatar
pirifani 2019-02-12 12:35:08 @Enver TAŞTAN

sayin tastan sahadaki gerceklerle kitablardaki idealler uyusmuyor.islami sucluyor degiliz.ancak tarihte ve gunumuzde yasanan gercekleri gormezden gelemezsiniz. gulpembe bir mazi olmadigi gibi gelecek te olmayacak.hz ademin ve hz nuhun oglundan ve hz nuh ve hz lutun eslerinden alinmasi gereken ibreti alin.kimse kimseyi zorla cennete sokamaz.gecmisteki basarilarin veya basari zannedilenlerin birden cok sebebleri vardir sadece dini degerlere baglilikla aciklamak basitlik olur.

Beğenmedim! (2)
Avatar
Enver TAŞTAN 2019-02-12 09:27:32

masllah rümeysa da aklınca hem dalga geçmeye,hem de kendini aklamaya çalışmış ya da yazdığının farkında değil.?önce kendi nefsini bir kontrol et.?insan yazdığına bakar?biz belki kendisine göre nezaketli olmayabiliriz?demek ki yazdığımı iyi okumadığı belli biz diyanet görevlisi olmadığımızı bir önceki yorumda yazdım ama yine aynı soruyu sormuş,nasıl okuduğu ve anladığı sorduğundan belli oluyor.bizler ümmetiz,ümmet değerlerine göre yaşamak zorundayız.bizim rehberimiz peygamberimiz,sahabiler,evliyalar,halifelerimiz ve alimlerimizdir.ama ne yazık ki onların da bizlere sadece kulaktan kulağa aktarılabilenleri kaldı.kitabımız okuyoruz anlamasını bilmiyoruz,mealleri var her meal farklı manalar içeriyor çünkü eski arapcada ki anlam ve manaları şimdinin batıl uyum,diyaloj,dindar görünen ecnebi artıklarının yazdıkları bizleri yanıltmaya,yanlış anlamamıza sebep oluyor.kendi bildiğin gibi yaşa vebali elbet kendine.?

Avatar
rümeysa'ya 2019-02-11 01:49:18

mübarek fem'inden nezaket akıyor, kalemin de bunu yazıyor zâr, sen şimdi yanlış anlamış ya da öyle anlamak istemiş kişilere böyle mi cevap veriyorsun ve doğruyu ispatlamış oluyorsun, inşAllah din görevlisi değilsindir zira kalbi ile dili arasında orantısız güç olan birinin hakikatleri temsil etme keyfiyeti ne derece başarılı olur malûmdur!