Karahasanoğlu, "İstanbul Sözleşmesi’ni iptalle başlayacaksın işe!.."

Erkekleri mahkum edip toplumun arsız, yüzsüz kadınlarının önüne atan İstanbul Sözleşmesi ile yılda 20 bin erkeğe taciz davası açılıyor. Bunların ancak 1800'ü gerçek çıkıyor. Bu gerçek çıkanların da ne kadar doğru ihbar bilinmiyor. Kadının iffetli olup olmaması, ruh sağlığı kriterleri dahi göz önüne alınmadan kadının şahitliği ile binlerce erkek işinden aşından ve şerefinden oluyor. Bu sebep ise hukuk ve tüm hayat üzerinde etkisini gösteren İstanbul Sözleşmesi. Ali Karahasanoğlu bu duruma dikkatle İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını isteyen yazı kaleme aldı. İşte o yaz....

Karahasanoğlu, "İstanbul Sözleşmesi’ni iptalle başlayacaksın işe!.."

Erkekleri mahkum edip toplumun arsız, yüzsüz kadınlarının önüne atan İstanbul Sözleşmesi ile yılda 20 bin erkeğe taciz davası açılıyor. Bunların ancak 1800'ü gerçek çıkıyor. Bu gerçek çıkanların da ne kadar doğru ihbar bilinmiyor. Kadının iffetli olup olmaması, ruh sağlığı kriterleri dahi göz önüne alınmadan kadının şahitliği ile binlerce erkek işinden aşından ve şerefinden oluyor. Bu sebep ise hukuk ve tüm hayat üzerinde etkisini gösteren İstanbul Sözleşmesi. Ali Karahasanoğlu bu duruma dikkatle İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını isteyen yazı kaleme aldı. İşte o yaz....

11 Mart 2019 Pazartesi 19:52
Karahasanoğlu, "İstanbul Sözleşmesi’ni iptalle başlayacaksın işe!.."
banner310

Türkiye’yi yönetenlerin oluşturduğu bir Kürt sorunumuz vardı..

Kürtçe müzik yapılamaz, cezaevindeki oğlunu ziyarete giden anne, Kürtçe’den başka dil bilmediği için çocuğu ile konuşamaz, televizyonda Kürtçe yayın yapılmaz bir Türkiye’de yaşıyorduk...

Bir de fazladan..

Bölgede görev yapan bürokratların keyfi işlemleri sebebi ile, Güneydoğuda yaşayan vatandaşlara, ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyordu..

Son yıllardaki düzenlemelerle, bu konudaki yanlış uygulamaların hemen hemen tamamı düzeltildi..

O sorun ortadan kalkarken, yeni bir sorunumuz oldu..

“Kadın sorunu!"

Hiç durduk yerde, düne kadar kamuoyunun gündemine hiç gelmeyen bir kavga, nasıl oldu ise, nerede tezgahlandı ise, her gün bir kadının öldürüldüğü bir fatura ile bizi karşı karşıya bıraktı..

Sadece günlük bir kadın cinayeti ile bitmiyor konu..

Cinayeti işleyenlerin birçoğu, kendisini de öldürüyor..

Çocuklarını öldürüyor..

Bunlar, olayın bir yönü..

Bir de..

Aynı sorunun “Kadınlaştırılan erkekler.. Erkekleştirilen kadınlar” yönü var..

“Toplumsal cinsiyet eşitliği” diyerek masamıza koydukları, ama içeriğini hiç kimsenin bilmediği bir suni sorun ile karşı karşıya getirildik..

Kadın erkek, Türkiye’deki hukuk sisteminde eşit mi?

Eşit..

Hatta eşitten öte..

Nasıl?

Kadınlara ayrıcalıklar var.. 

Erken emeklilik hakkı var, ağır işlerde çalıştırma yasağı var, çeşitli vesilelerle daha fazla izin hakkı var..

Var oğlu var..

Olmasına itiraz ettiğim için saymıyorum..

Bilinmesi için sayıyorum..

Ama buna rağmen..

2011 yılında AK Parti iktidarına bir ayak oyunu ile kabul ettirilen İstanbul Sözleşmesi’nin uygulaması adı altında..

Aile kurumu direkt hedef seçildi..

Meydan okuyan, tahrikçi bir dil olağanlaştırıldı..

Kadın-erkek kavgası körüklendi..

Hiçbir hukuk sisteminin kabul etmeyeceği şekilde, “Kadının beyanı doğru kabul edilir. Doğruluğunu ispat gerekmez” mavalı üretildi..

Sadece bununla yetinilse, “kaç kişi bu kuralı istismar edebilir ki?” diyebilirdik ama..

Bu kuralın istismar edilmesi için bilinçli bir eğitim süreci başlatıldı..

Kadınları eğitiyoruz adı altında.

Hem de AK Partili bakanlıklar, kamu kurumları ile..

“Kadınlara nasıl yalan söylenilir, bu yalanlarla neler elde edilir”in eğitimi verildi..

Ve geldiğimiz nokta şu:

Geçtiğimiz hafta sonunda, Kadınlar Günü kutlanıyor..

Anneler günü, babalar günü.. Şu gün, bu gün..

Hiçbir kutlamada görmediğimiz bir dil ile karşı karşıya kalıyoruz..

Şu ifadeye bakar mısınız.. Ortada hiçbir şey yok..

Kadınlar Günü’nü kutlamak için, “Toplumun asli unsurlarından birisi de biz kadınlarız” demek için gösteri yapıyorsunuz..

Taşıdığınız pankarta bakın:

“Hadi beyler, gösterin günümüzü!

Nedir bu?

İnsanları, gücü yeten yetene bir kavga içine çekmenin dışında, ne anlamı var?

“Yaktığınız cadıların torunlarıyız” sloganı ile, kime hitap ediyorsunuz?

Batı’nın sorunlarını, Türkiye’ye getirerek, neyi amaçlıyorsunuz?

“Kimsenin namusu değiliz” ile ne demek istiyorsunuz?

Onun bunun değil. Babanızın, kocanızın, abinizin değil.. İlk önce kendi namusunuz değil mi, o değer vermediğiniz?

Kendi namusunuza değer vermiyorsanız, namussuzluğu normalleştirmek istemiş olmuyor musunuz?

Namussuzluk da, sabah akşam karşı çıktığınız o tecavüzlerin, saldırıların ana kaynağı değil mi?

Taşınan pankartlarda yazılı müstehcen ifadeleri buraya aktarmaya hiç gerek yok..

Ama, “insanım” diyen herkesin yüzünü kızartacak sloganlarla, “özgürlük” talebinde bulunmak da nedir?

Adeta toplumun intiharı ile karşı karşıyayız..

Ne yaptığını, niçin yaptığını bilmeyen bir söylemle karşı karşıyayız..

Ve bu söyleme karşı..

İstanbul Sözleşmesi’ni iptal ile yola çıkarak..

“Kadın cinayetleri, bu sözleşme ile birlikte zirve yaptığına göre.. Bu sözleşmede bir sorun var” diyerek..

Sözleşmenin uygulanması derhal askıya alınıp.. Bir kanun değişikliği ile iptal edilmelidir..

İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ile yetinmeyip..

O sözleşmenin ruhu ile geliştirilen söylem terkedilmelidir..

Bu söylemi dillendiren tüm vakıf ve derneklerle, kamu kurumlarının ilişkileri kesilerek..

Bu vakıf ve derneklere verilen tüm destekler sonlandırılarak..

Toplum da bilinçlendirilerek..

Toplumun intiharı önlenmelidir..

Türkiye, üç tane feminist dernek ve vakfın oyuncağı olmamalıdır..

“Kadınlara yönelik şiddet” cezalandırılmalı..

Ama..

“Ekonomik şiddet.. Psikolojik şiddet.. Bilmem ne şiddet” diyerek, işin suyunu çıkartanlara da meydan terk edilmemelidir..

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Enver TAŞTAN 2019-03-12 09:06:54

i̇nsanlar ve idareciler bir olayı gördüğü alandan değerlendirirken olayı öneren,üretenler binleri planlayıp önce uyuyor sonra da öne çıkıp gerekli işlemleri hızlandırıyor.her gelişen ve değişen teknoloji,kanunlar insanlığın hayrına değil elbet şerli işlere de sebep olduğu anlasılana kadar atı alan üsküdarı geçmiş oluyor,atın geri dönüşü de zorlaşıyor.asıl sorun medyatörlerin sözde ileri görüşcülerin oyuna alet olmalarıdır.sebep olanların vebali ahirette karşısına çıkacak elbet.susanların da çıkacaktır.cahiliye döneminden beter cahil duruma düşüldüğünü söhretli olmamız mı gerekiyor ki sesimiz duyurulsun.her dağılan yuva,cinayetine sebep olunan kadın,boşanan nesil,yapılan zinanın sebebi olmuştur istanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa ve diğer uygulamalar.bugüne kadar susan,dillendirmeyenlerin ateşi iyice görünce bile yazması kalkan bor pazarını yeniden kurulmasını talep etmek gibi bir durum değil mi.?

Avatar
Enver TAŞTAN 2019-03-14 09:28:48

bir köse yazısında okudum;sarı öküz hikayesinin benzerini filistindeki arsa,ev satışları ile siyonistlerin ortadoğuya nasıl yerleştiği yazılmış.yüzlerce ümmetin tecrübesini öğrenmeyen ümmet nesli ne yazık ki batılın,sömürgecilerin,siyonistlerin ve ümmet düşmanı haçlıların her zaman oyuncağı,kuklası olmaya mahkumdur.önceliğimiz ümmeti temsil eden halifeliği ihya edilmesi,tüm batıl uyumdan vaz geçilmesi,önder,öncü ve rehber son nebi ve ashabı alınmalıdır.tüm batıl uygulamalar,düzenlemeler,sistemler iptal edilip aslımıza,özümüze dönmediğimiz sürece onlara yem olacaktır nesillerimiz.

Avatar
pirifani 2019-03-11 22:46:02

eski dunyada yasamiyoruz artik kulturel sinirlar kalkti.dunyada her birkac kisiden biri bildigi ingilizceyle dunyanin her tarafini takip edebiliyor.daha once filozoflarin aklinin ucundan gecmeyen fikirler sloganik cumlelerle sosyal medya vasitasiyla her tip her yas her cins insanin zihnine giriyor.artik cocuklar okula baslamadan cinselligin en sapik cesitlerini gorup ogreniyorlar. yetiskin insanlarin bile alabora olacagi meselerde kucuk zihinler nasil etkileniyordur?artik ergenlik cagina gelen gencler hangi cinsiyeti seceyimi tartisiyorlar.eskiden batidaki yenilik ve degisimler yuzlerce sene sonra gelirdi matba gibi ancak artik bir nesil bile surmuyor.cagi dogru okuyup gerkli onlemleri almak herkesin biresyel sorumlulugudur.devlete gelince hangi konuda vatandaslarina suni magduriyetler cikartmiyor ki?yukardaki konuda cikartmasin?ticaretten bankaciliga adliyeden emniyete trafikten sagliga imardan bilmemneye olmasi gerektigi gibi olan hic bir sey yok memlekette!!!

Avatar
Arkadaş 2019-03-11 22:52:38

Bunları oy verdiğiniz Tayyip yaptı. Yani siz kendi ellerinizle yaptınız. Ve 31 martta yine gidip aileyi yıkacaksınız

Avatar
Doğrular 2019-03-12 07:13:10

Elinize yureginize saglik.