Vahy ve nedensellik (esbab-ı nüzul)

Prof. Dr. Yasin Aktay, sebebi nüzule dair kaleme aldığı yazısında ayetlerin nedensellik ilkesine bağlı olmadan nazil olduğunu açıkladı. Okurlarımıza bir hatırlatmada bulunarak hadislerin Kur'an'ı açıkladığına dair tarikatçıların iddialarının tamamı asılsızdır. Kur'an ile ilgili rivayetler tüm rivayetler içinde yüzde 5'i bile bulmamaktadır. İlgili olan rivayetlerde ayetlere göre uydurulan hikayelerden ibarettir. Konuyla ilgili olarak yazarımız Ferec Hüdür'ün yazılarının okunmasını tavsiye ediyoruz. Yasin Aktay'ın sebebi nüzule dair yazısıyla okurlarımızı başbaşa bırakıyoruz:

Vahy ve nedensellik (esbab-ı nüzul)

Prof. Dr. Yasin Aktay, sebebi nüzule dair kaleme aldığı yazısında ayetlerin nedensellik ilkesine bağlı olmadan nazil olduğunu açıkladı. Okurlarımıza bir hatırlatmada bulunarak hadislerin Kur'an'ı açıkladığına dair tarikatçıların iddialarının tamamı asılsızdır. Kur'an ile ilgili rivayetler tüm rivayetler içinde yüzde 5'i bile bulmamaktadır. İlgili olan rivayetlerde ayetlere göre uydurulan hikayelerden ibarettir. Konuyla ilgili olarak yazarımız Ferec Hüdür'ün yazılarının okunmasını tavsiye ediyoruz. Yasin Aktay'ın sebebi nüzule dair yazısıyla okurlarımızı başbaşa bırakıyoruz:

18 Mayıs 2020 Pazartesi 17:51
Vahy ve nedensellik (esbab-ı nüzul)
banner310

Kur’an’ın vahyedilişinin 23 yıl gibi uzun bir süre içinde gerçekleşmiş olduğu malum. Bu 23 yıllık süre bir peygamberin inanç mücadelesi verdiği dolu dolu bir bir hayat.

İlk etapta kula kulluk karanlığında, yaratılış amacından uzaklaşarak yoğun bir cahiliye içinde yaşamakta olan, ataları da uyarılmamış bir topluluğu karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere verilen, sıkıntılarla dolu bir mücadele.

Yalanlama, aşağılama, inat ve inkarla karşı karşıya kalan küçük bir inananlar topluluğunun yaşadığı sıkıntılar, işkenceler ve bu yaşanılanlarla önceki nesiller, peygamberlerin yaşadıkları arasında kurulan bağlar ve süreklilikler.

Böylece Mekke’de sonradan da Medine’de yaşanılanlarla o zamana kadarki insanlık tarihi arasında kurulan özdeşlikler. Kendi zamanına, gücüne, aklına, sanatına çokça güvenen, bununla böbürlenen bir topluluğa da tarih içindeki nice toplulukla benzerliği hatırlatılarak sıradanlığının gösterilmesi.

Kur’an’ın Müminlere de inanmayanlara da tarihsel bir süreklilik hissi vermek üzere anlattığı geçmiş peygamberlerin veya insanların kıssalarını Mekkeli müşriklerin kayda değmez, bizimle alakası olmayan “geçmişlerin masalları” (esatiru’l-evvelin) diye nitelemeleri altı çizilmesi gereken önemli bir tepki. O müşriklerin tapındıkları, birer kült haline getirdikleri ve Kabe’de de timsallerini dikmiş oldukları kendi geçmiş kahramanlarını da Kur’an kendilerine bile bir yararı veya zararları dokunmayan kendi isimlendirmelerinden ibaret boş putlar olarak tavsif etmişti.

Geçmişte neyin önemsenip neyin önemsenmeyeceğine ve tarih kılınacağına dair tercihin kuralını ifade eden tipik bir bakış açısıdır bu. Bugün için de, Batı dünyasının Batılı olmayanların tarihini önemsiz sayması, batılı olmayan halkları “tarihsiz insanlar” diye nitelemesinin ardındaki ideolojik saik hakkında son derece aydınlatıcı bir bakış açısı.

23 yılın içinde yaşanılan olaylarla bir diyalog içinde inen Kur’an ayetleri tam da, bu yüzden ciddi bir esbab-ı nüzul ilminin de konusu olmuştur. Esbab-ı nüzul yani ayetlerin inişine sebep olan Peygamber’in veya etrafındakilerin yaşadıkları.

Malum, tefsir ilminin önemli bir alanı esbab-ı nüzulle ilgilidir. Bazı ayetlerin iniş hikayelerinin bilinmesi ayetlerin tamamının böyle bir iniş sebebi olduğuna dair genel bir kabul oluşturmuştur.

Kur’an’a tarihselci yaklaşımın iddialarını en çok besleyen alan da bu kabul ve esbab-u nüzul rivayetleri olmuştur. Bu iniş sebepleri hikayeleri üzerinden Kur’an kelamının gökten nazil olduğu kadar yerden de yükselen bir vahiy olduğu bile söylenmiştir. Allah’ın vahyi ile insanların yaşadıkları arasında bir diyalog hatta diyalektik resmi çiziliyor bu durumda.

Ancak esbab-ı nüzul ilmiyle ilgili bir sorun, bütün ayetlerin iniş sebebinin bilinmiyor olmasıdır. Ayetlerin iniş tarihi ve zamanı bilinse bile bu ayetlerin inişine sebep olan olayların hepsi bilinmez. Hatta aslında çok az ayetin iniş hikayesi bir “esbab” ilişkisi kurulabilecek kadar biliniyor. Elimizdeki kitap Allah’ın gerçekten de belli bir dönemde yaşamış insanların kendi başlarına veya peygamber ve inananlarıyla yaşadıkları üzerine 23 yıl içinde söylediklerini ve hükmettiklerini içeriyor.

Aslında vahyin inişiyle ilgili esbabın etkili olduğunu düşünmek İmam Gazzali’nin itiraz ederek işaret ettiği nedensellik kuralına müracaat etmeyi de gerektiriyor. Allah’ın vahyini indirmesi için bir sebebe bağlı olduğunu düşünmek gerekmiyor bu düşünceye göre. Hatta vahyin inişi için bir sebebe bağlı olduğunu düşünmek ciddi bir sorun oluşturuyor ki, bir çok müfessir bu itirazı dillendirmiştir.

Allah’ın bu kitabı veya ayetlerini 23 yıl içinde indirmeye karar vermesi insanların insanlık sınırları içinde daha iyi anlamalarını temin etmek üzere bir ilahi lütuf, ancak sebepleri de sonuçlarını da yaratan, önceyi de sonrayı da bilen ve hükmeden Allah’ın kendi vahyini indirmek için bile bir sebebe bağlı olduğunu düşünmek bu düşünceye göre Allah’ı tanımamak anlamına geliyor.

Elbette vahyin iniş bağlamını, ortamını bilmenin ayrı bir değeri ve anlamı vardır. O olaylar ve bağlam iyi anlaşıldığında vahyin konuştuğu dil de daha iyi anlaşılmış olur, böylece kastına da daha fazla yaklaşılmış olur. Vahy hakkında her türlü tarihi, semantik, linguistik bilginin mutlaka bir faydası vardır. Sorun, vahy ile onun nazil olduğu ortam arasında nedensel bir ilişki kurmakta ve bu ilişkide vahyin bir sebebe tabi olduğunu düşünmekte. Böyle olunca, haşa Allah’ın herhangi bir insanın herhangi bir sorusuna göre olumsal olarak, yani o soru (sebep) olmasa olmayacak şekilde, bir tepki vermiş olduğu varsayılmış olur. Bu durumda başka olaylar yaşanmış olsa, elimizdeki Kur’an metni de bambaşka bir içeriğe sahip olurdu, dolayısıyla bu Kitab’ın bu şekilde olması rastgeledir demekten farksızdır.

Bu arada, bir çok ayet veya surenin hiçbir sebep görünmeksizin, tek taraflı ilahi bir kararla indirilmiş olduğuna dair rivayet ve işaretlerin de çok fazla olduğunu kaydetmek gerekiyor. Yani vahy her zaman bir olay üzerine, bir soruya veya olaya cevap olarak inmemiştir, bilakis çoğu kez durduk yerde ilahi takdir ile indirilmiştir. Bir sebep görüntüsü veren olayları ise vahyin kendisiyle bir bütün olarak düşünmek gibi bir inanç yolu vardır ve inanan için bu yol çok daha sağlam ve sağlıklı bir yoldur.

Neticede vahyin cevap verdiği olaylarla bir bütün olarak bugün, niçin indiğine bakma ihtiyacı hissedilmeksizin, bize söyleyeceğini en canlı ve en etkili bir biçimde söylemeye devam ediyor.

Prof. Dr. Yasin Aktay / Yeni Şafak

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murtaza 2020-05-18 20:09:44

çakma pro olmalı , ayetler o günlerin khk gibi inmiştir , sorunları çözmek için inmiştir ,

Avatar
pirifani 2020-05-19 02:17:53

yazıyı tekrar okuyunca ciddi problemlerl dolu olduğu daha iyi anlaşılıyor ancak soru sayın aktayın bunu kasıtlı mı yaptığı yoksa ilmi ve fikri acziyetinin mi bu duruma sebeb olduğudur.simdiye kadar en cok iki uc yazısını okumuş olduğum için ve onları da hatırlamadığım için bu bir tek yazısı üzerinden niyet okuması yapmak mumkun gözükmüyor.simdi yazıdaki problemlere gelelim.batının batılı olmayanların tarihini onemsemedigi yargısı aktayın neyi kasdederek söylediğini bilmesem de gerçek dışı.belki batının kendisi dışındaki toplumlara yaklaşımı farklıdır diyebilirdi.mesela atom bombalarının almanyaya değil de japonyaya atılması tesaduf midir.batı kendisi için psikolojiyi islam alemi ve hint cin için sosyolojiyi afrika g america gibi insan toplulukları için de antropolojiyi uygun gorup geliştirmiştir.mesela bizim tarihi meselelerimizle ilgil ciddi akademik calısmalar bizde mi coktur yoksa her bir emperyal geçmişi olan ulkelerde mi.bu aslında yazıyla ilgisi olayan önemsiz meseleden sonra asl

Misafir Avatar
pirifani 2020-05-19 04:49:00 @pirifani

5-kuran surelerinin nüzul sırası ve nazıl oldukları tarihsel bağlam anlaşılmasına yardımcı olabilir bunun sebebi de uydurma nüzul rivayetleri uydurma tefsir rivayetleriyle herseyin karman corman edilip gerekli bilgilerin belirsizlestirlmis olmasındandır.yani selimiyenin kubbesi tamamlanıncaya kadar iskeleye ihtiyaç vardır kubbe tamamlanınca iskele altından çekilir ve kubbe yüzlerce yıl nice deprem vs doğal felekete dayanır.bu konuda cabirinin tefsirini cok beğendim.bircok yorumuna katılmasam da sureleri kendi butunlukleri içerisinde ele almasi ve yeni bir nüzul sırası için gösterdiği gerekçeler kuran tefsirinde cıgır açabilecek onemdedir yeter ki o metod geliştirilsin.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
pirifani 2020-05-19 04:23:19 @pirifani

4-zanni olduğu bir alim oyle derken oteki başka turlu dediğini herkes farkeder.bu uydurmalar surelerin butunlugunu parçalayıp isin içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir.peygamber döneminde hem muslumanların hem de müşriklerin rahatça anladığı kuranın anlaşılmamasından dolayı cok az soru sorulduğu bunu da peygamberin kalın kafalılık olarak gordugu rivayetçilerin rivayetlerinde vardır.aslında simdiye kadar yazdıklarımdan kuranın her ayetinin bir sebebe dayalı olarak inmediğini savunanların neyi kasdettigi anlaşılmaktadır.tarihselciligi tenkid edeceğim derken kuranın mahluk olmadığı gayrı kurani tezinden yola çıkıp kuranı nüzul ortamının da dışına çıkarmak rivayet geleneğinden beslenen esari ekolunun bir bakıma kendi ayağına sıkmasından ibarettir diyebiliriz.islamda dogma yoktur denir ama kuranın mahluk olmadığı inancı islamın dogmasıdır.ne inanan anlar ne de inkar eden.mahluk olmayan birdir o da Allahtır der sonra kuranda mahluk değildir der.bunun için de sebebsiz nüzulü savunmak mecburi

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
pirifani 2020-05-19 04:13:55 @pirifani

3-eger yazıda kızılderili eskimo gibi yazısı olmayan kavimlerden bahsediliyorsa yazısı olmayan toplulukların tarihi kulaktan duyma söylenceler seklinde aktarılır ki batılılar afrikadaki en ufak kabileyle bile ciddi olarak ilgileniyorlar. otuzun ustunde dil bilen cok sayıda insan olduğunu biliyoruz.aslında aktayın yazısındaki asıl konu islam tarihinde mihne olarak gecen olayla ilgilidir.yazıda da bahsettigi imam gazalinin safi esari olması meseleyi anlamak için gereken ip ucunu veriyor.kuranın sebebsiz inen tek bir ayeti bile yoktur ancak nüzul rivayetleri gerçek nüzul sebeblerini örtmek kuranı anlaşılmaz hale getirmek rivayetlere muhtaç etmek için uydurulmusturlar.esbabı nüzul ve de tefsir rivayeti kolleksiyonlarını okuyanlar kuranı anlamak için hic bir faydası olmadıklarını rahatça görürler.rivayetlerin apaçık olan yetleri nasılceliskili gostedigini.kuranı yamalı bohça gibi orada burada nazil edildiği mekki surelerde medeni medeni surelerde mekki ayetler ihtiva ettiğini bunların ise

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
pirifani 2020-05-19 04:04:09 @pirifani

2-asıl meseleye geçmeden batının batılı olmayanların tarihini önemsiz sayma safsatasını biraz daha irdeleyelim.ben turkiye ozelinde ele alacağım siz butun dünya çapında genelleyin.mesele bizdeki eski medeniyetlerle ilgili calısmalar batıda mı başlamıştır yoksa bizde mi.o medeniyetlerin unutulmuş dillerini bulunan tabletlerin yardımıyla okuyanlar batılılar mıdır biz miyiz.turkiyedeki azınlıklarla ilgili mesela zaza yezidi nusayri gibi topluluklarla ilgili calısmalar bızde mi coktur batıda mı.batıda olan turkoloji kürsülerinin karsılıgı bizde var mı batıoloji hindolji cinoloji gibi.batılı seyyahların tüccarların ve misyonerlerin bizimle ilgili calısmalrına benzer batıyla ilgili bizde kac ciddi calısma varbazıları diyebilir cunku o zamanlar osmanlı veya gucluydu dünyanın gozu bideydi.peki simdi batıyı bizden öğrenmek mi daha otantik yoksa bizi batıdan ogrnmek mi daha otantik bilgi sağlar.analasılan aktay karsı oryantalizm yapmaya calısmıs ama bunu da başaramamış.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Murtaza 2020-05-19 10:55:27

madem ayetlerde nedensellik yok , o zaman bize neden dayatıyorsunuz , ayuetler bize yol gösteriyor , dikkat edin diyor , yoksa helak olursunuz diyor , ayetler otomatik sigorta gibidir , vb .

Misafir Avatar
pirifani 2020-05-19 15:23:22 @Murtaza

yazı fecaat derecesinde neresinden tutarsan dokuluyor.nuzul ortamının nedenselliğini gözden dusurmeye çalışırken ıkı asır sonraki hristiyanların zorlamasıyla baslıyanmıhne tartışmaları ekseninde kuran tanımı yapmaya calıssıyor.bununla da tarihselcilere gol attığını vehmediyor.elbet kuran vahyedildigi gografya ve donemin dili ve kültürel algısı ortamında herkesin anlayacağı sekilde indirildi.kuranda müşriklerin itirazlarına bakarsak anlamamaktan deil kabul etmemekten kaynaklandığını goruruz.bu noktada tarihselcilige sapmadan tarihselcilerin çalışmalarından ve kuran tefsirlerinden faydalanacağız.tefsir tarihini incelersek iki tur tefsir goruruz cagdas ve modern tefsirler ve bunları taklid edenler. razi taberi kurtubi zimahseri elmallı ebu suud gibi tefsirler cagdas ve modern tefsirlerdir bir de zaman geçtiği halde eskiyen modernleri taklid eden tefsirler vardır. herke kendi zamanının moderni olmalı bu arada kuranın nüzul ortamını goz ardı etmeden anlamaya çalışmalıdır.

Beğenmedim! (0)
Avatar
vatandaş 2020-05-19 20:25:15

ağzı olan konuşuyor

Misafir Avatar
pirifani 2020-05-19 22:21:18 @vatandaş

sen nerenle konuştun.

Beğenmedim! (0)

banner312

banner298