VİP Cuma Namazı İslam'da var mı?

Diyanet'in başkanı ali'nin VİP cuma namazı olarak sosyal medyada yer alan namazına Mehmet Metiner'den sonra Nazif Ay da tepki gösterdi. Emevilerden bu güne ilk kez dinin siyasete alet edildiği günleri yaşıyoruz. İktidarın emir komuta zinciri içinde, tarikatçıların oyunu ardına alma kaygısıyla CHP döneminde dahi yapılmayan bir operasyon, Diyanet'e yapıldı ve Diyanet ilk kez ilimden, temsilden yoksun, geçmişi şaibeli zevata teslim edildi.

VİP Cuma Namazı İslam'da var mı?

Diyanet'in başkanı ali'nin VİP cuma namazı olarak sosyal medyada yer alan namazına Mehmet Metiner'den sonra Nazif Ay da tepki gösterdi. Emevilerden bu güne ilk kez dinin siyasete alet edildiği günleri yaşıyoruz. İktidarın emir komuta zinciri içinde, tarikatçıların oyunu ardına alma kaygısıyla CHP döneminde dahi yapılmayan bir operasyon, Diyanet'e yapıldı ve Diyanet ilk kez ilimden, temsilden yoksun, geçmişi şaibeli zevata teslim edildi.

28 Mart 2020 Cumartesi 14:56
VİP Cuma Namazı İslam'da var mı?
banner310

DİNİHABER.COM / ANALİZ

Sol medyadan bazı yazıları alıntıladığımızda bazı okurlarımızın, "Akıl aldığınız adamlara bak... Dinime küfreden bari müsülman olsa... Solculardan mı akıl alacağız... Kafirlere kadar mı düştünüz..." türünden söylemlerle doğru yanlış demeden her önlerine konana karşı çıktıklarını görüyoruz.

AK Parti döneminde havuz medyasının ihale, abonelik ve sponsorluk kaygısıyla EMRİ BİL MARUF yapıp NEHYİ ANİLMÜNKERİ terkettiğini ve kuyruk sallayan çakala döndüğünü okurlarımıza hatırlatırız.

İyi ki sol medya var da MUHALEFET OLMA ADINA DA OLSA müslüman mahallenin söyleyemediği, görmek istemedikleri, sakladıkları ahlaksızlık ve hukuksuzlukları dile getiriyor. Keşke BİZ MÜSLÜMAN OLABİLSEK DE kendi hatalarımızın üzerine biz gidebilseydik zaten 6 Büyükşehiri kaybetmezdik...

Havuz medyasının görmek istemediği VİP Cuma namazını sağolsun sadece eski AK Partili Vekil Mehmet Metiner eleştirebildi.

Müslümanların Emevi zihniyetiyle "atanana saygı", "makama saygı" türünden yapılan haksızlığa rıza davranışının aksine şu an ümmetin Ömerleri görevini maalesef Sol medya yapıyor. 

Bazı okurlarımız hoş karşılamasa da kendilerine en azından, "Allah münafığı, kafiri de kendi dinine hizmet ettirir" anlayışından hareketle bu tür eleştirilere hoş bakmalarını tavsiye ediyoruz.

Bazı okurlarımızdan "İslam'ın ayakta durduğunu gösterdi Diyanetin başkanı ali... Allah ayetinde bir kısmınız arkada namaza dursun diyor... ali İslam'ın ayakta durduğunu gösterdi..." gibi çocukça yorumları görünce müslümanların dünyanın adaletini ele alıp ayakta tutma noktasında daha çok fırın ekmek yemeleri gerektiği ortaya çıkıyor. 

Bir defa şu an bir savaşta değiliz ve bir kısmınız namaz kılsın emri doğrudan savaş halindeki askerlere yönelik bir emirdir. Şu an tüm dünya ve tüm dinler canının derdine düşmüş durumda iken olayı din savaşına dökmenin bir anlamı yoktur. 

Bu namaz herkes biliyor ki bir şov idi. Emri veren her kim ise emir veren kadar emri uygulayan da yanlış yaptı. Bulaşıcı bir hastalığın olduğu yerde ümmete kötü örnekle camide toplanma kötü örnekliğinde bulunmak "yapmadığınızı niçin öğütlüyorsunuz?" ayetinin muhatabı olmaktır. Bu tür durumda ibadet etmek cihat değil aksine haramdır. Allah, "Aferin kulum, bulaşıcı hastalığa rağmen canını tehlikeye atıp cuma kıldın... buyur cennete" demeyecek... Aksine, Ramazan orucu ve Hacda dahi sıhhat şartını mazeret olarak öneren Allah, "Sen hastalık anında ben senin mazeretini kabul etmişken sen kendi kafana göre bana takvalık mı taslıyorsun.." diyeceğini de hatırda tutmak gerekir. En iyisini Allah bilir diyoruz...

İşte Nazif Ay'ın OdaTV'deki o yazısı:

İslam dünyasında ilk kez bir VIP namazı kılınmış oldu.

Diğer tanımlamayla göstermelik Cuma Namazı din literatürüne girmiş oldu…

VIP Cuma Namazı kılınırken benim aklıma (belki de ilahiyatçı kimliğimden dolayı) bu namaza benzer bir ritüel olarak sadece Miraç gecesi, yani Hz. Muhammed’in göklere yükseldiğine inanılan gecede tüm peygamberlerin yan yana kıldıkları ve imamlığını Hz. Muhammed’in yaptığı söylenen “Peygamberlere özel Miraç namazı” geldi. Fakat Miraç konusunda doğruluğu genel kabul görmeyen birçok meselede olduğu gibi bu rivayet de tartışmalıdır hatta doğru değildir.

CUMA NAMAZI NE ZAMAN KILINIR, NE ZAMAN KILINMAZ

Cuma, cemaat, cami, cemevi, içtima veya dergi anlamında kullanılan mecmua…

Bu sözcüklerin hepsi; “Toplanılan, toplama, toplantı, derleyip toparlama, bir araya gelme/getirme vb” anlamlarını taşıyan birçok kavrama, “topladı” manasına gelen “Cemea” sözcüğü kaynaklık etmektedir.

Cuma namazı, öğle namazı vaktinde kılınan bir ibadettir.

Cuma namazı, samimi olarak bir araya gelme ritüelidir.

Cuma namazı halkın sınıfsızlığını haykıran bir toplantıdır. Halka açık olması gereken, sınıf farkını ortadan kaldıran ve resmi kurumlarca seçilip cemaat ayarlanmasına izin vermeyen Cuma namazı, İtalya Milano’daki opera ve tiyatro arenası La Skala’nın locasından izlenen bir gösteri sanatı değildir ve olamaz.

Cuma namazının en büyük özelliği, bağımsızlığı, sınıfsızlığı ve tüm engellerden uzak olmayı sembolleştirmesidir. Bir başka ulusun boyunduruğunda bulunup istiklâlini kaybeden, tutsak olup hapiste tutulan, toplumda izole edilip ayrımcılık uygulanan, yolculuk eden ve sağlığı yerinde olmayan kişiler Cuma namazını kılamazlar. İstiklâl savaşında Gaziantep ilinde Sütçü İmam’ı ve Cuma namazı kılarken namazı bırakıp silaha sarılan Türk milletini harekete geçiren itici motivasyon “bir daha vatan toprağında Cuma namazının kılınamayacak” oluşuna ilişkin öfkeydi.

Yani Diyanet İşleri Başkanlığı’nın iddia ettiği gibi Cuma namazı İslam toplumunun değil, özgürlüğün şiarıdır.

Cuma namazı hapisteki kişilere farz değildir, çünkü özgürlükleri kısıtlıdır.

Cuma namazını yolculuk eden (seferi olan) kişilerin de kılması gerekmez, çünkü yolculuk şartları ağırdır.

Cuma namazını köleliğin olağan karşılandığı Müslüman toplumlarda kölelerin kılması da gerekli görülmüyordu, çünkü iradeleri ellerinden alınmıştı.

Ayrıca Cuma namazını sağlık yönünden sakınca oluştuğu takdirde hem kişiler hem de kamu düzenini sağlayanlar kılamaz veya kıldıramaz. Aksi halde salgın gibi bir belanın sorumlusu olurlar. Böylesi bir vebalin karşılığına pozitif hukukta “Kamu sağlığını bozmak ve genel kuralları ihlal” denilirken, din kaynaklarında ise “kul hakkı” adı verilmektedir. Sözgelimi, Cumhurbaşkanlığı Sarayının camiinde kılınan VIP namazda bütün önlemlere rağmen herhangi bir kişiye koronavirüs sirayet etse bunun sorumluluğu kime ait olacaktır ve dünyaya bu nasıl izah edilecektir.

Şimdi konunun başka boyutlarına ve sorularına göz atalım…

VIP Cuma namazı niçin kültür mirası olan bir büyük camide, mesela selatin adı verilen tarihi bir mekânda değil de, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yanı başındaki bir yapı içinde kılındı sorusu mühimdir. Sorunun yanıtı herhalde, Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı yönetim şeklinin bir nevi dinsel temalara yaslandığı algısının yerleştirilmesi için olsa gerek.

Üstelik şimdi bu namaz sonrası nasıl davranacağız?

VIP ya da Göstermelik namaz kılanlara hangi ifadeyle mukabele edeceğiz?

Allah’ın, yani İslam’ın getirdiği kurallar içerisinde böyle bir ibadet şekli olmadığı belliyken yeni tür Cuma namazı bitiminden sonra cemaate katılanlara ne şekilde iyi dileklerimizi sunacağız?

Allah kabul etsin mi diyeceğiz?

Yoksa “Diyanet İşlerini bu namaz için görevlendirenler kabul etsin!” mi, diyeceğiz?

Son bir not…

Göstermelik VIP Cuma Namazını kıldıran Diyanet İşleri Başkanı ali erbaş’ın “Allah yanında din İslam’dır (inne’d dine indallahil İslam) ayetini yanlış okumasını fazla büyütmeye gerek yok, insani bir şeydir. Ancak bu tarz bir namaza denk gelmesi oldukça manidar gözüküyor. Öyle ya, Allah için geçerli olan din İslam’dır ama “iktidarların isteğine göre kuralları değiştirilen bir ibadetin İslam’da yeri var mıdır?” sorusu akıllara gelmektedir…

Nazif Ay / Odatv

Son Güncelleme: 28.03.2020 15:36
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Safa 2020-03-29 13:17:58

Bu neyin aklı merak ediyorum. Sayın Ali ESBAŞ bey daha fazla Diyaneti yıpratmayın.Kibarca ayrılın.

Avatar
Ömer 2020-03-30 01:55:30

Neden olmasin genclik merkezinde kadinlar erkeklere mevlit okuyorda neden reise vip cuma kilinmasin ne sakincasi var ki

banner312

banner298