Kasım ayına denk gelen Mevlid-i Şerif ülkemde sessiz sakin gelip geçiverdi. Kutlu doğum haftasında Rasullahın adının anılmasından rahatsız olan münafıklar “Kutlu Doğumu Paralelciler icat etti” gibi saçma bir argüman attılar ortaya, bir deli taş atar, kırk akıllı çıkaramaz misali, münafık ve İslam düşmanları İslam’a ait ne varsa paralelcilere atfederek hem İslami söylemlerden hem kurtulmuş hem halkın tepkisini çekmemiş oldular ve “Kutlu doğum” 23 nisanla eş zamana denk gelmemek kaydı ile oldukça silik bir şekilde, ya anıldı ya anılır gibi yapıldı. Peygamber, paralelcilerin değil, bizim hepimizin peygamberi, bu nasıl bir algı yönetimidir? Okullarda, şairler, yazarlar anılırken neden Müslüman bir ülkede kamu kuruluşlarında hakkı ile peygamber anılmaz? Çocuklarımıza onun adı, onun hadis-i şerifleri, onun naatları ezberletilmez? 

Peygamber hepimizin  en kutsalı,  hepimizin peygamberi, benim peygamberim…  

PEYGAMBERİM…Ey! İki cihanın güneşi! Ey yeryüzü bile sen ayak bastığın için şerefyap olan nebi! Ey insanların en muhteremi, en güzide, en mümtaz en muazzez olanı! Diğer peygamberleri bile geride bırakan Allah’ın “habibim” nidasına mazhar olan bir peygamberim. Ey Öfkesini, secaatini, yerinde kullanan, ey her konuda en itidalli olan, her duygusu, hareketi mutedil olan…  Sevgisi olması gerektiği gibi, kızması olması gerektiği gibi, sevince Hz Aişe’ye dediğin gibi, “kördüğüm” gibi…   Bütün beşeri duygu ve hisleri ifrat ve tefritten muaf tam yerli yerinde… Son  dinin peygamberi… Peygamberim! 

Senden af diliyoruz, seni hakkı ile tanımaktan ne kadar uzağız.  

Kan ağlıyor İslam coğrafyası merhameti unuttuk, senin gibi sevmeyi bilemez olduk, ne olur bizim halimize bakıp bize darılma, ilk kelimesi “ümmettim” olan sana karşı vefasızlığımızı Affet Ya Rasulallah, çekme  himmetini üzerimizden. Ve ahirette bize de “ente minni ente minni”  de … 

Sen ki, kız çocuğumun ‘başına gayri ahlaki bir şey gelirse bu utançla yaşayamam kızımı öldüreyim’ diye kız çocuklarını diri diri toprağa gömdükleri cahiliye döneminde,  kızın Hz. Fatıma’yı omuzuna alıp Mekke sokaklarında dolaşan, lisanı hal ile ‘kızlar babalarının başının tacıdır’ diyen peygambersin. Sen ki, kadınların alınıp satıldığı demde eşinle devlet meselelerini istişare eden,  Hz Aişe annemizle koşu yarışı yapan, “eşleriniz size Allah’ın emaneti” diyen, bir peygambersin. İnsanlığı sömürerek gelişen batı, on okuzuncu yüzyılda bile  “kadın insan mı hayvan mı” diye tartışırken, sen “tarağın dişleri gibi eşitsiniz” diyen peygambersin. Ama ne olur bizi affet seni tanımadan sana saldıran eçhellerin sözlerini duyar oldu kulaklar, sen ki elli iki yaşına kadar kendinden on beş yaş büyük Hz Hatice annemle evli kalıp peygamber olunca “evlatlığın eşi mahremin değildir” hükmü vuzuha kavuşsun diye Allah tarafından bir emirle Zeynep annemle evlenmiş kimi eşinile de, yine devlet meselesi yada fıkıh meseleleri yüzünden evlenmiştin ama gel gör ki aklı behimi duygulardan başka şeye çalışmayan nadanlar sana dil uzatır olmuş keşke ölseydim de duymasaydım sana dil uzatan münafıkların eçhel sözlerini, duymasaydım bir dinin peygamberine hamakat ehlinin söylediği sözleri. Keşke ölseydim de duymasaydım o senin rikkatli kalbini incitecek iftiraları. 

Sen hem devlet adamı, hem ordu komutanı, hem baba, hem eş iken,  dünyalık mevkiiler karşısında dört büklüm olanlar senin sözlerini nasıl kaale almazlar. Can kurban canlar kurban senin sözlerine. Sen dünyalar ötesi emirle geldin sen dünyayı yaratanın elçisi, sen bu dünyadaki hiçbir şeyle ölçülemez bir makamda Allah’ın Rasulusün. Ama özür diliyoruz seni tam tanıyamadığımız için, senin her anını her lafzını, her sözünü  şifayap bir billur ilaç gibi arayıp öğrenip içmemiz gerekirken, gafletle din düşmanlarının hileleri ile boş malayni işlerle uğraşıyor olmamızdan. 

 Ülkemde adı Müslümanlar İslam’a düşman olmuş,  kendi dinine düşman olmuş İslamsız İslam doğmuş. Affet bizi ömrümüz başka şeyler peşinde heba olmuş. İki büklüm utanarak söylüyorum çocuklarımız gençlerimiz seni tanımıyor,  avaz avaz bağıran şarkıcıyı tanıdığı kadar… Tanımıyoruz bilmiyoruz, Hani sen “kişi bilmediğinin düşmanıdır” demiştin ya işte benim ülkemde de seni bilmeden gençleri sana düşman edenler var. Ah bir bilseler bir tanısalar nasılda seni sevecekler. Hz Ömer seni tanımadan önce sana düşmandı, öldürmeye geldiğinde iman edip dönmüştü, seni gören seni tanıyan o ballar balı kristal billur ilim ırmağından içen seni sevmez mi aklı olan bilmez mi, sen dünyanın anahtarını ahiretin muştularını verensin, sen bilimlerin, ilimlerin membaı, sen iki cihanın güneşisin. Sen ya Rasulallah, merhametin zirvesi, secaatin kalesi, bütün güzel huyların en güzel mümessilisin. Binlerce sözünden kaçını ezberledik ki? Binlerce öğüdünden hangisinden haberdar oldu ki? Hayatının her anı bir mesaj iken biz seni tanıyamadan bu dünya durağından ölüm atına binip gideceğiz. Halbuki sen diğer diyarında pusulasını verdin bize biz iki günlük eğlencelere daldık daldık da, ne pusulaya baktık ne sözlerini anladık. Gaflet içinde bir ömür geçirdik, biz senin ümmetin olmayı inan hak etmedik. Sen himmetini esirgeme bizden ya rasul, ya nebii…. 

Esselatü vesselamü aleyke Ya Rasulallah, esselatü vesselamü aleyke ya Habiballah.
Esselatü vesselamü aleyke Ya Rasulallah, esselatü vesselamü aleyke ya nebiyallah.
Esselatü vesselamü aleyke Ya Rasulallah, esselatü vesselamü aleyke ya Habiballah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Furkan 2018-11-27 01:35:09

tam bir şirk sözleri, Allah belanı versin(amin)

banner312