Resul Tosun, İsmail Saymaz, Akif Beki ve son dakikada Ahmet Bulut'ta cemaat ve tarikatların üzerindeki yasakların kaldırılıp denetime tabi tutulmaları konusunda görüş birliğine vardıkları anlaşılıyor.

Ahmet Bulut'un Yeni Akit Gazetesi'nin son aylarda artan İsmailağa hayranlığı ve savunuculuğundan habersiz, gayet iyi niyetle gazetenin yönlendirici soruları karşısında tarikatların değirmenine su taşıdığını düşünüyoruz. Ahmet Bulut'a CEMAATLERİN DENETİMİYLE İLGİLİ ŞU AN MEVCUT MEVZUATTA BİR SORUN OLMADIĞINA dair ilgili yazımızı okumasını tavsiye ediyoruz.

(İLGİLİ YAZI İÇİN RESMİ TIKLAYINIZ...)

YENİ AKİT'İN İKİYÜZLÜ HALİ ŞAŞIRTIYOR

Ahmet Bulut'un Yeni Akit Gazetesi'nin sol/laik kesimin ilahiyat/İmam Hatip aleyhinde yaptığı tezviratta yaman bir hasım kesilip cevap verirken Cübbeli Ahmet ile Ebubekir Sofuoğlu'nun İmam Hatip ve İlahiyat düşmanlığını manşete çekme ikiyüzlülüğüne dikkat etmesini istiyoruz.

Yeni Akit'in imam hatip ve ilahiyat düşmanlığına çanak tutmasının yanında İhsan Şenocak'ın açtığı Anadolu Lisesi'nin reklamına yer vermesi gazetenin içine düştüğü acıklı hali özetlemeye yeter kanaatindeyiz.

AHMET BULUT, 677 SAYILI KANUNU OKURSA..

Son anda cemaatlerin denetlenmesi gerektiği yönünde kanaat bildirenlerin kervanına katılan yazar Ahmet Bulut, “Tarikatler Osmanlı döneminde kurumsal ve denetlenebilir bir yapıdaydı!” gibi tamamen hatalı bir bilgiyle tarikatların ekmeğine yağ sürdü. Ahmet Bulut'un neden tüm cemaatlerin mevcut kanunlar içinde arzu ettiği her icraatı yaparken sadece tarikatlara bu gömleğin dar gelme nedeni üzerinde düşünmesini istiyoruz. 

Ahmet Bulut 677 sayılı kanunu dikkatli bir şekilde okursa tarikatların kaybettikleri "Şeyh, pir, dede, gavs, kutup..." gibi ünvanların peşinde koştuklarını anlamakta gecikmeyecektir. Kitleleri etkileme adına mevcut tarikat liderlerinin bu ünvanlarla yurt içi ve yurt dışında peşinde koşturup sömürdükleri mevcut kitlelerini kat be kat arttıracaklarını anlayabileceğine inanıyoruz. 

Tarikatların sinsice 677 sayılı kanunun kaldırılması adına yürüttüğü kampanyaya birilerini alet ederek kamuoyu oluşturma derdi içinde olduğunu görüyoruz.

Ahmet Bulut ve diğer yazarlarımız unutmasın ki 677 sayılı kanun kaldırıldıktan sonra cemaatin temsil edildiği bina dışında hiçbir mal varlığı demirbaşa kayıtlı olmayıp şahısların üzerinde çalışmasına devam eden bu yapıların ekonomik denetimi imkansızdır.

Eğer denetimden kasıt ehliyet ise cemaatleri meşrulaştırsanız da bu gün tarikatların mevcut yönetimlerinin devletçe denetlenmesi yine imkansızdır.

Cemaatler üzerindeki yasaklar kalktıktan sonra mesela devlet Menzil'e gidip mevcut şeyhi imtihana mı tabi tutmayı düşünüyor?

Diyelim tabi tuttu...

"Hadi bakalım! Sen ilmi olarak bu koltuğun adamı değilsin... Kalk buradan.." diyebilecek mi?

YETKİNLİK konusunda Menzil, İsmailağa, Uşşakiler, Nurcular ve Süleymancılar aynı konumda. Liderlerinin kim ve kimler tarafından hangi kriterlere göre atandığı belirsiz.

Bir de dikkat çeken diğer konu cemaatlerin denetimi her ne zaman gündeme gelse buradan MEŞRULUK şeklinde bir çalışma yapılması fikri ortaya çıkıyor. Piyasaya baktığınızda TARİKATLAR dışında meşruiyyet derdinde olan başka cemaat yok ve hepsi mevcut kanunlar içinde şikayetçi olmadan çalışmasına gayet güzel devam ediyor.

DEMEK Kİ BURADA BİR HİNLİK VAR...

Diyelim 677 sayılı kanun kalktı ve tarikatların önündeki tüm engeller kaldırıldı. "Medreseleri överek ilahiyatlara haddini bildiren, tarikatlara pozitif ayrımcılık gösterip kuruluşlarının açılışına katılan, tüm yanlışlarına rağmen iki tarikatın operasyonuna seyirci kalıp Diyanet'i çakma ehli sünnetçilerin yuvalanmalarına terkeden, İLİTAM gibi bir hilkat garibesi uygulama ile medrese mezunlarının İlahiyat hocalarının eğitiminden geçmeden kendi görüşleri doğrultusunda devlet kadrolarına atanmasının yolunu açan.." Cumhurbaşkanı Erdoğan konusunu ilgili arkadaşlarımızın pek düşünmediği anlaşılıyor.

Tarikatların meşrulaştırılmasını düşünenlerin öncelikle Kutlu Doğum Haftası sürecinde Diyanet Genişletilmiş İstişare Kurulu kararına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kurulu byPass eden Ali Erbaş ataması ve sonrasında Genişletilmiş İstişare Kuruluna katılan alimleri adam yerine koymayıp haftayı iki tarikatçı grubun arzusu doğrultusunda Mevlid Kandili'ne alması üzerinde düşünmelerini salık veririz.

Diyanet ve ilahiyatın değerli alimlerini pas geçen Erdoğan'ı acaba hangi kurul frenler diye tarikatlar lehine gündem oluşturan yazarların tavsiyelerini tekrar tekrar gözden geçirmelerini kendilerine hatırlatıyoruz.

Cemaatleri denetleyen ve kontrol eden bir mekanizmadan önce oy uğruna bu mekanizmayı devre dışı bırakacak Cumhurbaşkanlarını denetleyecek bir kurul üzerinde kafa yormaları İslam ve ülkenin ali menfaatleri açısından zaruret arzediyor.

Mesele cemaatlerin denetlenmesinden ziyade siyasi partilerin organize yapıları oy deposu olarak görmesi...

Bu sadece siyasetin de sorunu değil...

Medyaya da bakıldığında "para kasası tarikat ve cemaatlerin üç beş kuruşluk attığı kemiğe tenezzül etmeyen kaç yayın organı var?" diye bakıldığında bir kaç yayın organı dışında İslamı ve ülke menfaatlerini önceleyen yayın organı gösterme imkanı dahi bulunmuyor.

Maalesef denetim deyince dikkat edilirse akla ilk gelen isim TARİKATLAR...

Nedense hiç kimse 677 sayılı kanunun kaldırılması ile meşruiyet kazanacak olan tarikatların denetiminin nasıl ve ne şekilde yapılacağını, denetimin ekonomik ve ilmi kapsamının ne olacağını, yeterliliği olmayan yönetimlere karşı hangi kurumun, hangi yaptırımları uygulayacağı... gibi konuları tartışmıyor/tartıştırılmıyor.

OSMANLIDA TARİKATLARIN DENETLENDİĞİ YALANI

Tartışmaya bir şekilde dahil edilen yazar Ahmet Bulut'un da Osmanlı'da tarikatların denetlendiği konusunda yanlış bilgi sahibi olduğunu görüyoruz. Osmanlıda tarikatlar maalesef denetlenmiyordu.

Madem tarikatlar denetleniyordu da tasavvufun kontrolünde kazan kaldıran Yeniçeriler neyin nesiydi?

2. Mahmut neden Halidileri İstanbul'dan Sivas'a sürgün etmişti?

Herkes adı gibi biliyor ki tarikatlar denetlenmiyordu. Denetleme imkanı olmadığını gören 2. Mahmut pozitif bilimleri medreselerden çekerek ihanet içinde olan tarikatçıların devlete sızmasının önüne ancak geçebilmişti.

TASAVVUFUN GÜZEL AHLAK OLDUĞU TAMAMEN ALGI OPERASYONU

Diğer taraftan Ahmet Bulut'un tarikatları, Peygamberimizin sünnetini hayata aktaran kurumlar olarak lanse etmesi tamamen yanlış ve eksik bir bilgi. Tarikatlar konusunda fazla malumat sahibi olmadığını anladığımız Ahmet Bulut'un en azından yazarımız Psikiyatrist Hamdi Kalyoncu'nun yazılarına ve cemaatler bölümündeki yazılarımıza bakabildiği takdirde bu yapıların peygamberimizi istismar ederek Kur'an'dan kopuk nesil yetiştirme projesi içinde olduğunu anlayacağı kanaatindeyiz.

İyi tarikat / kötü tarikat konusunda da Ahmet Bulut yanlış düşünmektedir. Bir kaç iyi üzerine inşa edilen koskoca kötülük ümmetin kanını emmenin ötesinde sadece AK Parti iktidarında TARİKATLARIN SUSTURDUĞU ALİMLER gözönüne alındığında ARTAN AHLAKSIZLIKTA EN BÜYÜK PAYIN tarikatlarda olduğu görülecektir.

Tasavvuf/tarikat erbabının hangi eserine bakılacak olsa muamelatın dışında itikadi sorunlar içinde yuvarlandıkları görülecektir. Şeyhinde gördüğü keşf, keramet, seyrü süluk, hakikat arayışı gibi zırvalıkların aynen müridin de kopyalacağı / taklit edeceği aşikarken hangi tarikatın iyi olabileceği konusu tartışmalıdır. Tarikatın iyisini kötüsünü tartışıp zaman kaybetmek yerine Müslümanlar neden tartışmasız kaynak olan Kur'an üzerinde kafa yormadıkları da anlaşılır gibi değil...

Herşeyden öte iyisiyle kötüsüyle geçmiş tarikat erbabı üzerine mevcut yapıların mirasyedi konumda olup güç devşirdiğini görmemek için kör olmak gerekir.

Bu gün nerede tarikat varsa orada yoksulluğun, cahilliğin, sefaletin var olup Amerika ile İsrail'in cirit attığını ve aralarında bir bağlantı olduğunu bu ümmet daha ne zaman görecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.