Delil Olarak Vehbi İlim Kullanılabilir mi?

İmamı Rabbani’nin tutarsızlıklarla dolu açıklamalarını yayınladığımız yazılara bir çok okurumuzdan farklı tepkiler geldi.

Delil Olarak Vehbi İlim Kullanılabilir mi?

İmamı Rabbani’nin tutarsızlıklarla dolu açıklamalarını yayınladığımız yazılara bir çok okurumuzdan farklı tepkiler geldi.

26 Aralık 2016 Pazartesi 19:27
Delil Olarak Vehbi İlim Kullanılabilir mi?
banner310

MAHMUT DENiZ / öZEL
DiNiHABERLER.COM 



Ne yazık ki insanımıza mektubattan eleştirdiğimiz bölümleri yalın halde gönderdiğinizde bizimle aynı düşünceleri dile getiriyor. Eleştiriyor hatta bizim eleştirimizin ötesinde aşağılayıcı hakaretamiz ifadelerle ağzına geleni söylüyor. 

Ama bu yazı imamı Rabbani’ye ait denildiğinde akan sular duruyor. Başlıyor tevillere…
Bu görüşlerden bazını hep birlikte irdeleyelim:

Bir okurumuz diyor ki: “İlmi vehbi diye birşey var. Senin bunun kitabta misalini görmen lazim. Arının bal yapması, tavuğun eşinmesi gibi.Hayvanda olan peygamberde olan güzel ahlaklı insanlarda olamaz mı? Şeriatezıt olmayan tarikat hakikattir.”

ALLAH’IN SEMBOLLERİ NEREDE OLURSA OLSUN SAYGIYI HAKEDER

Son cümle "şeriate zıt olmayan tarikat hakikattir” sözüne amenna. Kimsenin buna zaten itiraz etmesi mümkün değil. Sırf tarikata karşı olmak adına tarikattaşeriata uygun olan şeye elbette karşı çıkılmaz. 

Bu konuda, “Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin.” (Maide Suresi, 2.ayet) bizi bağlar. 

Malum Müslüman olmadığı halde Kabe’ye ziyarete gelenlerin can ve mallarına zarar veren Müslümanlara ikazla bu ayet nazil olmuş. Batıl bir dinin içinde Allah’ı temsilen bulunan sembollere saygı duyulması istenirken elbette İslam kültürü içinde yer alan tarikatın şeriata uyan bölümleri, saygı ve hürmeti öncelikle hak eder.

VEHBİ İLİM

VEHBİ İLİM, İSLAM’DA DELİL DEĞİLDİR

Vehbî ilim, insanın kesbî ilimler dediğimiz ilim öğrenmek için çalışma ve gayretin sonunda öğrenilmesi gereken ilimlere tam manası ile vakıf olduktan sonra bununla amel ederek ihlasla ilmin gereğini yerine getirenlere Allah’ın verdiği anlayış ve kalbine ilham ettiği ilimdir.

Maalesef tasavvuf kültüründe bu işin suyu çıkarıldığı için bu ilme özel bir önem verilerek haddinden fazla abartılmıştır. Oysa felsefecisinden fizikçisine, kimyagerinden biyoloğuna insanın istifadesine sunulan her ilmi veri, her buluş Vehbi ilmin sonucudur. Bu gün kullandığımız bilgisayar, buzdolabı, otomobil, tren, uçak, televizyon… Vehbi ilmin bir sonucudur. Bu ilmin bir kutsallığı yoktur. Var olan bilginin değerlendirilmesi ve alternatifsel düşünülmesi, üzerinde kafa yorulması ve zaman ayrılması neticesinde Allah’ın rahman sıfatıyla mü’minkafir ayırt etmeden tüm kullarına sunduğu bir bilgi çeşididir. 

Aynı şekilde pozitif ilimler dışında İslami ilimlerin tamamı da bu Vehbi ilmin bir sonucudur. Kur’an ve sünneti daha geniş kitlelere ulaştırma, saldırılar karşısında ortaya konulan metotlar ve ilimlerin tamamı da Vehbi ilmin sonucudur.

Lakin Vehbi ilim zamanla anlam kaymasına uğrayıp sadece kültürümüzde tasavvuf erbabının ortaya koyduğu bilgilerle eş değer anılmaya başlanınca pozitif ilimlere kesbi ilim denilmiş ve ayrı bir başlıkla bu ilimler sınıflandırılmıştır.

Pozitif ilimler ile vahyin dışında kalan tasavvuf erbabının ortaya koyduğu bilgi türüne Vehbi ilim denmiştir. Bu noktadan bakıldığında böyle bir ilim çeşidi İslam’da delil değildir. Dinde delil/senet edille-i şeriiyyedir. Bunlar ise Kitap, sünnet, icma, kıyas, istihsan, istinbat..olaraksıralanır. 

Akıl, ilham, rüya dinde senet/delil olarak kabul edilmez. Rüya, ilham, hayal ve vehimlere şeytanın karışma olasılığı vardır. Bu tür bilgiler vahiyle desteklenmedikçe, vahiyle desteklenen ve kontrol altında olan Peygamberlerden sadır olmadıkça delil olarak kabul edilmez. 

Evliyanın ilham ve rüyalarının doğruluğu ile yanlışlığı noktasında hiç kimsenin elinde sağlam bir delil yoktur. Doğruluğu ve yanlışlığını test etmek yine edille-i şeriyyeden geçer. 


VEHBİ İLİM
HAYVANLARA GELEN VAHİY/İLHAM, İÇGÜDÜDÜR

Gelelim arı ve hayvanlara ayetlerde kullanılan ilham ve vahiy kelimelerine…

Bu konuda “Ve Rabbin bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve yapacakları çardaklarda evler/  yuvalar edinmesini,  sonra ‘meyvelerin hepsinden ye de, Rabbinin [sana] kolay kıldığı yollara gir’ diye vahyetti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir içecek çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, kesinlikle bir ayet vardır.” (Nahl Suresi, 68, 69.ayetler)

Burada, “vahyetti” (evhâ) ifadesi, Allah'ın bu küçük kanatlı varlığa verdiği, mükemmel bir geometrik plan içinde şaşmaz oranlara dayalı altıgen, prizmatik balmumu hücrelerinden müteşekkil bal peteğini -o hem mekân, hem de malzeme bakımından son derece ekonomik, dolayısıyla son derece rasyonel mimarlık harikasını- yapma hüner ve insiyakına dikkat çekiyor. Ayetin devamında bahsedilen, bitki özsularının arının gövdesinde bala dönüşmesiyle bütünlenen bu olgu “Sünnetullahın” tabiattaki çarpıcı tezahürlerinden birini teşkil etmektedir. (Muhammed Esed)

Arapça "vahiy" kelimesinin sözlük anlamı, sadece konuşanla dinleyenin anlayabileceği bir tür gizli işarettir. Aynı bağlamda "ilkâ" (bir şeyin kalbe doğması) ve "ilham" (gizli mesaj ve telkin) anlamında kullanılır. 

"Allah emriyle semaya vahyetti ve onlar buna uygun olarak hareket etmeye başladılar." (Fussilet Suresi, 12.ayet)

"O emriyle arza vahyedecek ve arzda haberlerini anlatacaktır." (Zilzal Suresi, 4,5. ayetler)

"Rabbin meleklere vahyediyordu ki..."


Allah, balarısına da vahyeder. Ve onu tüm görevini mükemmel ve içgüdüsel bir şekilde yerine getirmesini sağlayacak özelliklerle donatır. (Nahl Suresi, 68. ayet). Uçmayı öğrenen bir kuş, yüzmeyi öğrenen balık ve emmeyi öğrenen yeni doğmuş bir bebek için de aynı şey geçerlidir. Buradaki vahiy Allah’ın yaratıcı olarak şekillendirdiği varlığa Rab ismiyle terbiye etmesi anlamındadır. 

Allah'ın bir insana birdenbire bir fikir ilham etmesi de vahiydir. “Ve bunun içindir ki, Musa doğduğu zaman annesine, O'nu bir süre emzir diye ilham ettik, ama O'nun başına birşey gelmesinden korktuğun zaman, O'nu nehre bırak ve O'nun için korkma üzülme; çünkü biz O'nu, sana geri döndüreceğiz ve O'nu peygamberlerden kılacağız diye ilhamda bulunduk.” (Kasas Suresi, 7.ayet) 

BÜTÜN KEŞİF VE İCATLAR VAHİYDİR AMA…

Bütün büyük keşifler, icatlar, büyük edebiyat ve sanat eserleri için de durum aynıdır. Vahiy olmasa bunların hiçbirisi söz konusu olamaz. Gerçekte her insan şu veya bu zamanda zihni ve ruhi etkisini bir fikir, bir düşünce veya bir rüya şeklinde duyumsar ve daha sonra yaşanan bir tecrübeyle bunun görülmeyen bir vahiy olduğu ispatlanır.

VEHBİ İLİM
Ayetlerde Allah’ın hayvanlara yaptığı vahiy/ilham iç güdü; insanlara yapılan vahiy/ilham bilgi, yeni bir buluş, yeni bir icat/keşif; cansız varlıklara yapılan vahiy/ilham ise emir, çekidüzen verme anlamındadır. Burada kelimenin kullanımından ziyade içerdiği anlama dikkat etmek gerekir.

PEYGAMBERLERE GELEN VAHİY FARKLIDIR

Oysa peygamberlere gelen vahiy insan ve hayvanlara gelen vahiy/ilhamdan farklı olarak Allah’ın seçtiği ve kendisine uymamızı emrettiği türden farklı bir iletişim türüdür. Bu konuda Allah, diğer varlıklara sunulan vahiyden farklı olarak insanlar içinden seçtiği Peygamberlere diğer insanlardan farklı bir bilgi indirdiğini belirtir. Ve Peygamberlere gelen vahyin farklı bir vahiy türü olduğunu Allah bizzat vurgular:
“Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.” (Nahl Suresi, 43.ayet) 

İMAMI RABBANİ’NİN KENDİSİ DE VEHBİ İLMİ DELİLDEN SAYMAZ

Peygamberler dışında diğer varlıklara gelen ilhamın senet/delil olmayacağına dair alimler de ittifak halindedir. O görüşlerden biri Hadimi’dir:
“İlham ile dinimizin hükümleri anlaşılamaz. Yani, Allahüteâlânın, evliyanın kalblerine verdiği bilgiler, helal ve haramlar için delil, senet olamaz. Resulullah efendimizin mübarek kalbine gelen ilham, her Müslüman için senettir. Her Müslümanın bunlara uyması gerekir. Evliyanın ilhamı İslamiyet’e uygun ise, yalnız kendisine senettir. Başkalarına senet olamaz. Buhari’deki hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu. Marifet(tanımak, işin özüne vakıf olmak) ise ilham ile hasıl olur. İlim, ilham ile hasıl olmaz. İlmin kaynağı Kur'an-ı kerim ve hadis-i şeriflerdir. (Hadimi, el-Berika s.385)

İmamı Rabbani 272 mektubunda bu gerçeği dile getirir ama kendi ilhamlarının eleştirileceğini bilircesine evliyanın ilhamlarına sitem edilmemesi gerektiğini belirtir. “Kıyâs ve ictihâd, islâmiyyetin dört temelinden birisidir. Buna uymağa emrolunduk, evliyânınkeşf ve ilhâmları, böyle değildir. Bunlara uymağa emrolunmadık. İlhâm, yalnız sâhibi için delîldir, hüccettir, senettir. Başkaları için senet değildir. İctihâd ise, her Müslümân için hüccettir, senettir. Bunun için müçtehid olan âlimlere uymak lâzımdır. Dînin temellerini, bu âlimlerin bildirdiklerine uygun olarak öğrenmelidir. Tasavvufçuların, bu âlimlerin bildirdiklerine uygun olmayan sözlerine ve işlerine uymamak lâzımdır. Bununla berâber onlara iyi gözle bakarak dil uzatmamalı, şu’ûrsuz olan sözlerinden saymalıdır.”


Maalesef bunu diyen İmamı Rabbani’nin kendisi edille-i şer’iyyeye aykırı bir şekilde keşfler yapar ve bunları da gerçekmiş gibi kendisine tabi olanlara dikte eder. İşte yanlış olan burasıdır. Madem kimektubattaanlatılanlar edilleişer’iyye’ye uymamaktadır bize de bu yanlışları ortaya koymak ve okurları uyarmak düşüyor. 


 

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

Son Güncelleme: 09.06.2017 17:26

banner312