İmamı Rabbani'den Allah'a, Peygambere ve Kur'an'a iftira...

İSLAM'IN DEĞİL TASAVVUFUN SÖZDE ALİMLERİNDEN İmamı Rabbani hakkında daha önce bir kaç mektubunu yayınlamış ve tenkit etmiştik. Bu yazımızda 273. mektupta yer alıp Allah'a, peygambere, meleklerine ve Kur'an'a nasıl iftira attığını ele alacağız...

İmamı Rabbani'den Allah'a, Peygambere ve Kur'an'a iftira...

İSLAM'IN DEĞİL TASAVVUFUN SÖZDE ALİMLERİNDEN İmamı Rabbani hakkında daha önce bir kaç mektubunu yayınlamış ve tenkit etmiştik. Bu yazımızda 273. mektupta yer alıp Allah'a, peygambere, meleklerine ve Kur'an'a nasıl iftira attığını ele alacağız...

11 Mart 2019 Pazartesi 22:00
İmamı Rabbani'den Allah'a, Peygambere ve Kur'an'a iftira...
banner310

273. mektubunda İmamı Rabbani rüyada görülen peygamberin gerçek olup olmadığı konusuna “Garanik Kıssası” olarak tarih ve hadis kitaplarında yer bulan İsrailiyyattan örnekle rüyada görülen Peygambere itimat edilmemesi gerektiğini anlatıyor. Buradan rüya ile hayatına yön veren tüm tarikat erbabına da bir hatırlatma yaparak mürşitleri İmamı Rabbani'ye tabiiyyetle rüyalarla amel etmemeleri gerektiğini hatırlatmış olalım.

Tarikat ehli "İmamı Rabbani ne doğru tespitte bulunmuş" deyip fazla sevinmesin! İmamı Rabbani rüyada görülen peygambere itimat edilmemesini ikaz ederken Garanik hadisesiyle ne olursa olsun mürşide bağlılıkta kusur edilmeyip yüceltilmeye, Allah ile kul arasında mürşitlerin aracı kılınmaya devam edilmesini, mürşidin hakikat yolunda olmazsa olmaz kilometre taşı olduğunu hatırlatıyor.  

BU KISSADAN HAREKETLE KUR'AN'A DİL UZATAN SELMAN RÜŞTİ KAFİR İLAN EDİLMİŞTİ

Garanik Kıssası hatırlarsanız Selman Rüşdi’nin “Şeytan ayetleri” kitabına kaynaklık eden baş yapıt…

Selman Rüşdi bu İsrailiyat ile Kur’an’a dil uzatınca İslam aleminde kıyametler kopmuş, İran başına 500 bin dolar ödül koymuştu.

Ama aynı hikayeyi İmamı Rabbani dile getirince bir anda müceddidi elfi sani olup baş tacı ediliveriyor.

Tasavvufun iki yüzlü hallerine en güzel örneklerden biri de bu kıssa olsa gerek…

BU KISSAYI BİR İLAHİYATÇI ANLATSA İDİ…

Şimdi bu kıssayı, tarikatçıların aşağılayıp saydırdığı bir İlahiyatçı veya Diyanet personeli aktarsa kendisine çok görmeyiz.

Neden?

En fazla deriz ki: Adam fazla araştırmadan bir yerlerden bu kıssayı okumuş, üzerinde düşünmeden gelmiş bize aktarıyor. Nihayetinde garibimin gaybı bilmek gibi bir iddiası yok. Arşı âlâ’yı falan da dolaşıp gelmiyor ki orada kendisine Melekler, Peygamberler, Evliyalar(!) olayın aslını anlatsın…

Garanik Kıssası denen İsrailiyatı İmamı Rabbani diyorsa elbette çok görürüz.

Neden?

Tasavvufun piri olarak görülen İmamı Rabbani kendine atfedilen Mektubat’ta ve tarikatçıların dilinde;

  • Müceddidi Elfi Sani (2. bin yılın müceddidi. Yüzyılda bir gelen müceddidi duymuştuk ama bir de 2. bin yılın müceddidi varmış…)
  • Peygamberimizin yazdığı eseri öpüp “Git bu eseri insanlara anlat!” dediği özel taltif görmüş bir alim(!),
  • Arşı âlâ’da dolaşıp gelen evliyanın(!) gezginlerinden,
  • Hazret, llyas ve Hızır ile öyle rüyada falan da değil güpegündüz görüşebilecek kadar makam atlamış uzun engelli parkur koşucusu,
  • Öyle peygamberler gibi Cebrail aracılığıyla falan değil doğrudan Allah’tan vahiy alan Peygamber üstü bir veli(!)
  • Vatandaşın onun sayesinde hidayet bulduğu Gavs,
  • Yağmurların bile izniyle yağdığı Kutup,
  • Mürşitler beyaz atlarıyla müridlerin yatak odalarını gözetleyip zina yapanın odasına daldıklarına göre gaybı da gören/bilen koskacaman bir mürşit(!)…

Şimdi bu kadar üstün vasıflara sahip biri çıkarda İsrailiyatı anlatır; bir de bunu kitabına alırsa ona denilecek tek bir söz kalıyor:

“İslam/Kur'an cahili…”

Neden?

Biri çıksa, “Daha kullandığın hadisin uydurma olup olmadığını bilmeyen sen mi müceddid olacaksın? Din kala kala senin gibi yalancılara, cahillere mi kaldı?” dese ne diyebiliriz?

Hiçbir şey…

Sen müceddid olup “Allah’ın yüzyılda bir yeryüzüne gönderdiği özel vasıflarla yaratılmış, üstüne üstelik Allah tarafından seçip beğenilmiş adı konulmamış haşa peygamber” olacaksın. Ama gelip Allah’ın dinine hurafeler sokuşturacaksın.

Allah’da buna müsaade edecek!

Sen uyduruk bir  şey anlatacaksın ve Arşı âlâ’daki o adını saydığın peygamberler, veliler, melekler sana “Atma İmamı Rabbani! Bu dediğin uyduruk bir olay!” demeyecek öyle mi?

Anlattığın İsrailiyatta peygamberine müdahale eden Allah sana gelince “Buyur! İmamı Rabbani… Din dediğin ne ki elinin kiri… Tepe tepe kullan..” diyecek. Haa!...

TASAVVUF İNANCINDAKİ YAHUDİ/HRİSTİYAN İZLERİ

Muharref İncil’in Yaratılış Bölümü, 3.cümle sonrası "Allah, Adem, Havva ve Şeytan" dörtlüsü arasında gelişen olayları konu edinir. İncil’in Yaratılış bölümündeki Allah tasavvuru, yarattığı alemden habersiz bir Allah tasavvuru olması nedeniyle dikkate değerdir.

Allah, Hz. Adem’i daha sonra “O'nun kaburga kemiklerinden de Havva’yı yaratır” ve "Şu ağaca yaklaşmayın!" der. Şeytan (yılan) bir şekilde Hz. Havva ve Adem’i kandırarak o yasak meyveyi ikisine de yedirir.

Allah, kendi yarattığı insanın, kendi yarattığı bahçede, kendi yarattığı Yılan’ın kandırmasıyla kendi yarattığı meyveyi yediğinden bile habersizdir. Günün serinliğinde bahçede yürüyen Allah, Adem’i ortalıkta göremeyince merak eder. Ve “Neredesin Adem?” der. Adem, yasak meyveyi yemenin karşılığı olarak çıplaklığını farketmiş ve gizlenmiştir. Bu halde iken, “Buradayım, utanıyorum…” der. Olaylardan habersiz Allah, Adem’in “utanıyorum” demesi üzerine ancak yasak meyvenin yenildiğini anlar.

İmamı Rabbani’nin anlattığı kıssada tam İncil ve Tevratlık…

Peygamber Necm Suresi’ni okurken Şeytan vahye müdahele ederek putları övmektedir.

-Bu durumdan Allah habersizdir.

-Cebrail habersizdir.

-Peygamberin kendi habersizdir.

-Sahabe de habersizdir.

-Müşriklerin sevinç çığlıkları üzerine sahabe uyanır.

-Ve sahabe Peygamberimizi uyarır.

-Peygamber (as) o an vahye şeytanın sözünün karıştığını farkeder.

-Allah hala habersizdir.

-Peygamber üzülür.

-Allah hala habersizdir.

-Peygamberin üzülmesi sonrasında Cebrail “O kelimeler şeytandandır” deyip Necm Suresi’nin ilgili ayetlerini vahyeder.

Her zaman diyoruz ki tasavvufta akıl yoktur. Akıl olmadığı için tekerleme gibi sorgulanmaksızın atalar dini sürer gider. Bu atalar dini Allah’tan mıdır, şeytandan mıdır? sofi dönüp bakmaz bile…

GARANİK KISSASI ZINDIKLARIN YALANLARINDANDIR

Garanik Kıssasının içinde yer aldığı rivâyet, sened yönünden merduttur. Bu hususla alâkalı olarak İbn-i Huzeyme: “Gararik kıssası, zındıkların yalanlarındandır.” demiştir

273. mektupta İmamı Rabbani açık açık şeytanın ayetlere müdahale edebileceğini belirterek Kur'an hakkında kalplere şüphe tohumları atmaktadır. 

Oysa Allah; “O’na (Kur’ân-ı Kerîm’e) ne önünden, ne ardından bâtıl yaklaşamaz. O, bütün kâinâtın övdüğü bir hikmet sâhibi tarafından peyderpey indirilmiştir.” (Fussilet, 42)

“Arkadaşınız (Muhammed) şaşırmadı ve sapıtmadı. O hevâsından konuşmaz. O’nun konuştukları kendisine vahyolunandan başka bir şey değildir.” (Necm 2-4)

Yine Allah kendine iman eden müminler hakkında Şeytan'a hitaben şöyle demektedir: “Benim kullarım üzerinde senin bir yetkin (etkin/zorlaman) yoktur.”(Hıcr, 15/42) Mü'min kulları üzerinde tasarruf/zorlama/etki gücü olmayan şeytanın Allah Resulü ve getirdiği vahiy üzerinde etkisinin olduğunu söylemek ancak zındıklıktır. 

ANLAMI ÇARPITILAN DİĞER AYET

"Senden önce hiçbir resul ve nebî göndermedik ki, o bir temennide bulunduğunda şeytan ille de onun arzularına bir şeyler katmaya kalkışmasın. Fakat Allah şeytanın katmaya çalıştığını iptal eder. Sonra Allah kendi âyetlerini (onun kalbine) sağlam olarak yerleştirir. Allah hakkıyla bilmekte, hikmetle yönetmektedir." (Hac, 52) ayetini İmamı Rabbani'yi savunma sadedinde tarikatçılar kendini teselli edebilir.

Bu konuda Ebû Hayyân el-Endelûsî’nin izahı zikre değerdir. Ona göre burada belirtilen şeytandan maksat “insan şeytanı” olabilir; esasen, bu âyette Resûl-i Ekrem’e herhangi bir göndermede bulunulmamakta, sadece önceki peygamberlerin durumuna işaret edilmektedir. (bk. İsmail Cerrahoğlu, “Garânîk”, DİA, XIII, 365). Yani bu açıklamaya göre İmamı Rabbani gibi "insan şeytanlar" müslüman görünüp uzaktan yakından çaktırmadan dini dejenere etmek isteyeceklerdir. 

Hamr (sarhoşluk verici şeyler) nasıl aklı giderirse tasavvufta aynı şekilde aklı gidermektedir. Aslında Diyanet'in “sigara haramdır” fetvası vermesinden ziyade çıkıp açık açık, “Aklı giderip Müslümanları eşşek yerine koyan Tasavvuf haramdır” demesi gerekir.

Garanik Kıssası’nın mevzuluğu konusunda okuyucularımız araştırma yaparlarsa internette bu konunun neden uydurma olduğuna dair epey bir yazı bulabilecekleri düşüncesiyle bu konuya girmeyerek İmamı Rabbani’nin 273. Mektubunda dile getirdiği o bölümle okuyucularımızı baş başa bırakıyoruz:

İŞTE! PEK MÜCEDDİD İMAMI RABBANİ VE ALLAH’A/PEYGAMBERE/KUR’AN’A ATTIĞI İFTİRA VE KALPLERE SALDIĞI ŞÜPHE TOHUMLARI:

(Okuyacağınız aşağıdaki metin, 273. mektubun Arapça/Farsça/Türkçe metinlerinden kıyasla aynen aktarılmıştır. Tarikatçıların bu kıssayı okuması sonrasında "iftira, yanlış tercüme, imamı rabbani böyle bir şey demez..." gibi palavralarına kimse aldanmasın!")

Burada şöyle bir şey sorulabilir:

— Resulûllah (S.A.) efendimizin görüldüğü rüyalar doğrudur.

Şeytanın dahi mekrinden ve keydinden mahfuzdur. Bir hadis-i şerifte de belirtildiği gibi, “Şeytan O’nun suretine giremez.” Durum böyle olunca, mevzuumuz olan rüya doğrudur ve Şeytan'ın tuzağından mahfuzdur.

Bunun için şu cevabı veririm:

— Fütuhat-ı Mekkiye Sahibi Muhyiddin b. Arabi (Allah sırrının kudsiyetini artırsın.) Bilhassa Medine-i Münevvere'de medfun bulunan Resulûllah (S.A.) efendimizin suretine Şeytanın giremeyeceğini anlatmış ve girememenin o surete mahsus olduğunu söylemiştir.

Mutlak olarak, hangi suret olursa olsun; Şeytan'ın onun suretine giremeyeceği (O olarak görünemeyeceği) hükmüne cevaz vermemiştir.

Kaldı ki: Bu sureti teşhis etmeye imkân yoktur. Onun sahibine salât ve selâm olsun. Bilhassa, onun rüyada teşhisi cidden pek zordur. Bu durumda, nasıl itimada hak kazanır?.

Resulûllah S.A. efendimizin mahsus suretine Şeytan'ın giremeyeceğini kabul etmezsek; amma hangi suret olursa olsun gireceğine de cevaz versek ki: Ulemânın çoğu da bu manaya zahib olmuştur.

Ve Resulûllah (S.A.) efendimizin yüksek şanına dahi bu münasiptir.

Yine de deriz ki:

— Bu suretten hükümleri almak, râzı olunanı ve râzı olunmayanı anlamak müşkil işlerdendir. Zira, mümkündür ki: Şeytan Lâin arada vasıtalık edip vakıanın hilâfını vakıa gibi göstere.. O rüyayı göreni de, iştihaba ve iltibasa düşüre.. Bunu dahi, Resulûllah (S.A.) efendimizin ibare ve işaretini, kendi ibare ve işareti ile karıştıra.. Nitekim, bu mânâ üzerine bir rivayet vardır. Şöyle olmuştu:

— Bir gün, Resulûllah oturmuştu. Ona ve âline salât ve selâm.

Kureyş'in ileri gelenleri ve küfür ehlinin başları da yanında idi. Ashabdan da çokları orada bulunuyordu.

Bu sırada, Resulûllah (S.A.) efendimiz Necm suresini okudu. Onların batıl putlarını anlatmaya gelince; Şeytan, Resulûllah (S.A.) efendimizin kıraatına;  onların batıl putlarının medhi üzerine bazı kelimeler zammetti (ekledi). O şekilde ki: Orada bulunanlar, Resulûllah (S.A.) efendimizin kendi kıraati sandılar. Asla, bir ayırd etme yolu bulamadılar.

Bunun üzerine, kâfirler sevinip şöyle dediler:

— Muhammed bizimle musalaha etti (sulh etti, barıştı); putlarımızı övdü.

Orada bulunan, Müslümanlar buna şaşırdılar.

Resulûllah (S.A.) efendimiz dahi, Şeytan'ın kelâmına muttali olamadı; sordu:

— «Vaki olan nedir?.»

Ashab dahi, durumu kendisine arz etti:

— Şu fıkralar, sizin kelâmınız meyanında zuhur etti.

Bunun üzerine, Resulûllah (S.A.) efendimiz mahzun oldu. Akabinde Cebrail geldi; vahiy ile şu beyanı yaptı;

— O kelâm, ilka-i Şeytanî'dir.

Bu suretle şu âyet-i kerimeleri de getirdi:

— «Biz senden evvel hiç bir resul, hiç bir nebi göndermedik ki o, (bir şey) arzu ettiği zaman şeytan onun dileği hakkında ille (bir fitne meydana) atmış olmasın. Nihayet Allah, şeytanın ilka edeceği (o fitneyi) giderir, iptal eder. Yine Allah âyetlerini sabit (ve mahfuz) kılar. Allah (her şeyi) hakkiyle bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.» (22/52)

— «(Allah'ın buna müsaade buyurması) şeytanın (meydana) atacağı (fitneyi) kalblerinde bir maraz bulunanlara, yürekleri katı olanlara bir imtihan (vesilesi) yapmak içindir. Hiç şüphe yok ki o zalimler (haktan) uzak bir ayrılık (ve muhalefet) içindedirler.» (22/698)

— «Bir de bu, kendilerine ilim verilenleri onun (Kur'ân'ın) muhakkak Rabbinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilip de ona (tam) iman etmeleri ve kalblerinde tam bir itminan hâsıl olması îçindir. Şüphesiz ki Allah, (o suretle) iman edenleri doğru bir yola iletir.» (22/54)

— «Küfr (-ü iman) edenler ise kendileri o saat ansızın gelinceye, yahut kısır bir günün azabı çatıncaya kadar ondan (Kur'ân'dan) yana mütemadi bir şey içinde kalırlar.» (22/55) (1)

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

Son Güncelleme: 27.03.2019 01:12
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Türkoğlu 2019-03-16 09:22:14

ehli sünnet kavramı kur'an dışı dibine kadar uydurma bi kavramdır. en çok diyanet(pardon-hıyanet) cemaatler, tarikatlar, menziller, gavslar, şeyhler cübbeliler, zübbeliler, ihsan-ı şeytanlar, sifiller, tifiller, mamutcuklar, masum zibisi ve ahalisi,ismailağacılar ve kör cahil kur'an dışı müslümanlar kullanırlar. çünkü bu ehl-i sünnet kavramı üzerinden çıkar sağlamak, halkı sömürmek, paraları cukkalamak, dini istismar etmek, cahil beyinsiz insanların gözüne girmek, beyinleri yıkamak çooooooook kolaydır. i̇şte müslümanları geri bırakan, süründüren, paramparça eden bu kavramdır. Allahım sen türkleri araplaştırmaktan koru (amin)

Avatar
pirifani 2019-03-16 10:35:57 @Türkoğlu

listeye fetoyu koymayi unutmussiniz.ayrica oktar bey de ehli sunnetten asagi inmezdi.bundan on onbes sene kadar once samanyolunda izlemistim proflari toplamislar niye ehli sunnet olup ehli kuran olmadiklarini savunuyorlardi. zaten onlarin buyukleri kuran muslumanligi denilen bir sapiklik ciktigini haykirmiyor miydi.ehli sunnet de ehli sunnet.talha hakan alp neyse ki ehli sunnet cizgisini biraz daha genis tutup esariligin ucuna selefileri maturidilerin ucuna da mutezileyi takip ehli sunnet cizgisini genisletiyor.yakinda ibadiler ve zeydileri de ehli sunnet yaparsa sasmamak lazim.

Beğenmedim! (1)
Avatar
pirifani 2019-03-12 07:56:20

garanik hadistir.garanik rivayetini tenkid edenleri hadis inkarcisi hadis dusmani ilan edenlerin,peygambersiz din olur mi? diyerek salya sumuk saldiranlarin dininin kutsal kitablarinin bir parcasidir.o pestemallilar ki hadis alimlerinin hadis zannedilmemesi icin yazdiklari mevzu hadis kitablarindaki sozleri kendi fikirlerini destekledigi icin hadis diye rivayet ettiklerini biliyoruz.iste bu hadis sersemleri iste bu hadis zibidileri,iste bu hadis hergeleleri imami rabbaniyi yere goge sigdiramazlar.ancak tecdidi olmayan bu muceddid bile peygamberin gercek suretini bilmeyenlerin ruyalarinda seytan tarafindan aldatilabliecegini ifade ediyor.yani kisacasi sadece peygamberi gozleriyle gorenler seytan tarafindan aldatilamazlar.zira diger insanlar peygamberin suretini bilmedikleri icin seytan herhangi bir surete girip kendisinin peygamber oldugunu ifade edebilir.hz isa suretine girip milleti dinden cikardigi tarzinda cok rivayet de var.iste kurandan baska rehber arayanlarin hali.

Avatar
pirifani 2019-03-12 09:58:49

yukarda ve imami rabbani soz konusu olunca dile getirilen ikinci binin mucedditligi meselesini acalim.her bin yilda ululazm bir peygamber geldigi fakat son resulden sonra peygamber gelmeyecegi icin imami rabbani ikinci binin muceddid olarak adlandirilir.ulul azm peygamberlerin arasinda ulul azm olmayan peygamberler oldugu gibi imami rabbani den once ve sonra da gelen mucedditler yuz yil muceddididriler.idda bu.ancak ne ulul azm peygamberlerin arasinda bin sene vardir ne imami rabbani disindaki mucedditlerin kimligi belllidir ne de yaptiklari tecdid nedir dogru durust bir bilgi yoktur.ancak her tarikatin baglilarinca sorgulanmaksizin kabul edilen kendi tarikat buyuklerinin diger tarikatlarin buyukleriyle celisen iddda ve ifadeleri vardir.birakin imami rabbaniyi kabul etmeyenleri kabul edenler bile birbirleriyle uyusmazlar ancak murit bizimkilerin dedigi dogrudur dedikce seyhler de rahat eder ta ki sapitanin da saptiranin da hesaba cekilecegi gune kadar.

Avatar
Ali 2019-03-12 17:19:23

Cenabi hak butun ehlisunnet velcemaat mezhebi mensubunu imami rabbani muceddidi elfisani ahmedi faruki serhemdi h.zlerinin şefaatine nail eylesin.
Geri kalan ehlisunnet dusmanlarinida kahruperisan eylesin

Avatar
İmameyn 2019-03-12 09:12:29

Çok güzel bir yazı olmuş iyi ki varsınız. Allah daim etsin

Avatar
pirifani 2019-03-12 19:36:56

madem konu acilmis konuyla ilgili birkac kitabi tanitayim. 1-tarikatta naksibendilik ve rabita yazar ferit aydin maruf yayinlari 376 sayfa.bu kitabin ilk baskisini okumustum eksikleri olmakla beraber guzel bir calisma.2-serhendli rabbaninin delaletini red yazan mehmet emin koc icmal yay 392 sayfa 3-naksibendilik yazan mehmet emin koc ve emre polat icmal yay 386 sayfa 4-naksibendiligin olusum tarihi yazan rauf memmedof icmal yay 352 sayfa icmal yainlarinda cikan bu uc kitabi okumus degilim hacimli calismalar olmakla beraber fiyatlari hacimlerinin cok ustunde oldugu icin cok kitab okumayanlara tavsiye edilebilir.her ne kadar yayinevinin ait oldugu cemaat da karsi ciktiklari naqsilik gibi saibeliyse de okudugunu tartabilen kisilere fazlasiyla faydali olacaklari kanaatindeyim. muhtemelen omer ongutun bazi cemaatlerle ilgili kitabciklarinin cok ustunde bir seviyeye sahibdirler.burada elimden geldigince tasavvufla ilgili calismalarin tanitimini yapacagim. ayrica bumudin nokta blogspot nokta

Avatar
İmam sü 2019-03-13 14:17:31

İyi ki varsınız tasavvufçuların tarıkatçıların maskeleri sayenızde bir bir düşüyor onların feryadları bu son çırpınışlarıdır diyanette keşke böyle çalışsa

Avatar
LA MEDRİ 2019-03-13 14:09:58

halt etmi̇ş si̇ni̇z