İmamı Rabbani’nin 16. Mektubu’na Reddiye

17 Aralıkla başlayan süreçte Peygamberi kendi süfli arzularına alet eden kardinal Fethullah Gülen toplumdan müthiş bir tepki almıştı. Meğer İmamı Rabbani de yazdığı eserleri Peygamberimize öptürür kutsarmış.

İmamı Rabbani’nin 16. Mektubu’na Reddiye

17 Aralıkla başlayan süreçte Peygamberi kendi süfli arzularına alet eden kardinal Fethullah Gülen toplumdan müthiş bir tepki almıştı. Meğer İmamı Rabbani de yazdığı eserleri Peygamberimize öptürür kutsarmış.

16 Aralık 2016 Cuma 01:18
İmamı Rabbani’nin 16. Mektubu’na Reddiye
banner310

MAHMUT DENİZ / öZEL
DiNiHABERLER.COM


Bu yazımızda İmamı Rabbani’nin 16. Mektubu’nu ele alacağız. Büyülü kelimeler ve yalan yanlış zırvalarla milleti nasıl aldatıp peşlerine milyonları takıp ümmeti parçaladıklarını anlatacağız. 

İmamı Rabbani, bu mektubu mürşidi Muhammed Bakibillah’a yazıyor. Anlaşıldığı kadarıyla kendisinden kendi tarikatlarına girenlerin nasıl davranacaklarına dair bir talep olmuş. Ve kendisi de bu talebe karşılık olarak bir kitap yazma sadedinde diyor ki; 

“…Şimdi, temize çekilmiş olan başka bir kitâb gönderildi. Bu kitâb, dostlarımızdan birkaçının dileği üzerine yazıldı. Bu yolda fâideli olacak nasîhatların yazılmasını istemişlerdi. Buna göre, çalışacağız demişlerdi. Doğrusu, eşi olmayan, çok fâideli bir kitâb oldu. Onu yazdıktan sonra Resûlullah “aleyhissalâtü vesselâmü vettehıyye” hazretlerinin, ümmetinin âlimlerinden birçoğu ile hazır oldukları anlaşıldı. Bu kitabı mubârek eline aldı. Merhameti çok olduğundan, onu öptü, âlimlere göstererek (böyle iman etmek lâzımdır) buyurdular. Bu bilgileri öğrenmekle şereflenenler nûrlu, herkesten yüksek idiler ve çok kıymetli idiler. O serverin “aleyhissalâtü vesselâm” karşısında ayakta idiler. Sözü uzatmayalım, bu hâli herkese bildirmek için bu fakîre emr buyurdular” deyip bir güzel saçmalamış.

HOCASI DA KENDİSİ GİBİ HER SAÇMALIĞA TAMAM DİYOR

Hocası Muhammed Bakibillah’ta İmamı Rabbani gibi aynı zihniyete sahip olduğu için ne kadar hayatın gerçekleri ile bağdaşmayacak bilgi verirse versin itiraz etmiyor. İmamı Rabbani gökte uçuyor. Makamlarda geziniyor. Peygamberlerin ve sahabenin yerini yurdunu bir güzel görüp geliyor ama Bakibillah bir kez olsun İmamı Rabbani’ye, “Saçmalama!” demiyor.

İMAMI RABBANİ, KUR’AN GİBİ BENZERSİZ KİTAP YAZIYOR

Allah Resulü, sahabeye Kur’an dışında hadis yazımını dahi yasaklarken İmamı Rabbani İslam dışında belirledikleri yolun yolunu müritlere tanıtmak için bir eser kaleme alıyor. Hem de öyle sıradan bir eser değil. 

Bu kitap “Görülmemiş-Eşi olmayan bir kitap” imiş. Yani Fussilet Suresi 41.ayette Kur’an için buyrulan, “Kur’an eşi ve benzeri olmayan bir kitaptır” ayetini İmamı Rabbani Müslümanlarla dalga geçercesine kendi yazdığı kitap için aynen kullanıyor.

Hocası Bakibillah’ta, “Otur oturduğun yerde yol belli ki İslam. Kitabımız Kur’an ve Rehberimiz Resulüllah iken neyin yolunu tarif ediyorsun. Bu halimizle ümmetten koparız. Yeni bir yol ve adet ortaya çıkarıp uydurma!” deyip uyarmıyor. 

PEYGAMBERİMİZ KİTABI ÖPÜYOR VE TAVSİYE EDİYOR

Yazılan kitap yeni bir yolun tarifi ki sadece kendileri o yoldan gidiyorlar. İşin ilginç yanı kitap yazılıyor ve “Resulullah ile ümmetin alimlerinin bir çoğu işlerini güçlerini bırakmışlar. İnsan ve cinlerden memlekette kayda değer başka  alim yok ve ölmelerine rağmen hala dünya ile irtibatlı imişçesine o sırada hazır” bir şekilde İmamı Rabbani’nin başını bekliyor olduklarını çok böyük mürşidimiz anlayıveriyor. 

Hem de ne hazır olmak! 

Allah Resulü hazır olmakla da yetinmemiş. İmamı Rabbani’nin yazdığı kitabı mübarek ellerine almış.

Merhametinden bir güzel kitabı öpmüş. Sonra kendisi gibi vefat etmiş, dünya ile iş ve irtibatı kesilmiş kim ne oldukları belirsiz alimlere gösterip “Böyle iman etmek lazımdır” buyurmuş.

Vayy beee!

Demek ki yazılan, tarikatın adap ve usulünden öte yepyeni Kur’an’ın dışında bir “iman kitabı.” 

PEYGAMBERİMİZ KUR’AN’A RAĞMEN “BÖYLE İMAN ETMEK GEREK!” DEMİŞ

Allah Resulü kendi sözlerini dahi Kur’an’ın önüne geçmesin, karışmasın diye yazımını yasaklarken İmamı Rabbani’nin kitabını “Böyle iman etmek gerek” deyip alimlere de tavsiye edecek. 

Kur’an’dan üstün olan kitab öyle bir kitap ki “Bu bilgileri öğrenmekle şereflenenler nûrlu, herkesten yüksek ve çok kıymetli imişler. Peygamberin karşısında da ayakta imişler.”

Şu manzaraya bakar mısınız?

İnsanın gözlerinin dolmaması mümkün mü?

Böyle bir kitap karşısında hangi mü’min Kur’an’ın yüzüne bakabilir. 
Hangi sufi mürşidinin karşısında oturabilir ki?

Ve Peygamber huzur da bulunan İmamı Rabbani’ye döner ve derki “Git bunu herkese anlat!”
Tam bir kafayı yeme hali…

AKIL DIŞI HER HURAFE KEŞF DEYİP İNSANLARA SUNULUYOR

Şimdi bu tarikat erbabı ilim ehline saldırıp “akılcı” falan deyip yaftalarken bu saçmalıklar akıl değil vahiy veya ilham ürünü olacak öyle mi?

Bu saçmalıklara da insanlar inansın diye ismi büyülü “keşf” deyip pazarlayacaklar. İnanmayanları da tasavvuf inkarcısı ilan edecek, sapık, şii, vahhabi deyip toplumda dışlayacaklar. 


Tarikat ehlinin ve yıkıcı cemaatlerin ilim ehlinden akılcılıkla suçladıkları bir alim, yazdığı bir eser için bu şekilde “Peygamber böyle deyip yazdığım eseri öptü tavsiye etti” gibisinden cümle sarfetse emin olunuz ki bu İmamı Rabbaniciler anında o insanı infaz eder, küfürle itham ederler. Ama kendileri Peygamberi her türlü süfli işlerinde kullanmaktan bir an olsun çekinmezler. 

Acaba?! diyor insan. 

Orada gerçekten Allah Resulü olsaydı. O kitabı kutsar mıydı? Yoksa “Ümmeti parçalayacak böyle safsataları yazarak ümmetimi Kur’an’dan uzaklaştırıp boş işlerle meşgul ettin. Yazıklar olsun sana!” deyip o kitabı İmamı Rabbani’ye yedirir miydi?

ÖLMÜŞ BİR PEYGAMBERİ KONUŞTURARAK İNSANLARA HÜKMETMEK PUTPERESTLERİN İŞLERİNDENDİR

Oysa bir Müslümana düşen, “Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.” (Ali İmran Suresi, 144.ayet) ayetince Allah Resulü’nün vefatı sonrasında geriye bıraktığı Kur’an mirasını aynı şekliyle yaşamak ve yaşatmaktır.

“Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ali İmran Suresi, 185) ayetine göre Allah Resulü’de her canlı gibi vefat etmiştir.

Vefat edenler için ise şu ayetin hükmü devreye girer ki peygamberler de dahil tüm insanlar vefatlarıyla birlikte ölü sıfatını alırlar. Ölü ise duymayan, konuşmayan, görmeyen, diriltileceği günü dahi  bilmeyen mahiyeti insana gizli, gaybi bir boyuttur. Yani ölü bir peygamber, İmamı Rabbani’nin kitabını da onaylaması mümkün olmayan bir haldedir. Şu ayette buyrulduğu gibi, “Onların, Allah’ın dışında taptıkları varlıklar hiçbir şey yaratamazlar, onların kendileri yaratılmıştır. Onlar canlı değil ölüdürler; insanların ne zaman diriltileceklerini bilmezler.” (Nahl Suresi, 20-21.ayetler)

Ölülerin halini ifade ile, “Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.” (Şuara Suresi, 80) ayetince ölülerin işitmediğini bir Müslüman bilirken koskoca bir alim denilen İmamı Rabbani’nin bu ayetlerden habersiz olması ancak onun cahilliğini gösterir. 

Bu cahil haliyle İmamı Rabbani müceddit, mürşit, ariflerin göz bebeği ise vay o alimlere ve müritlere.

 Ve dinin tamamlandığına dair, “Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim.” (Maide Suresi, 3) ayetince artık dinin daha iyi anlaşılması ve kitlelere ulaşması açısından açıklayıcı kitap yazımı dışında insanları nur üzerinde tutacak, aydınlatacak, cennetlik edecek eser yazımı yapmak Kur’an’ın eksikliğini iddia ile haddi aşmaktır. 

“Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve:" Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derler.” (En’am Suresi, 93) ayetinde buyrulan tehdit karşısında kim İmamı Rabbani’nin iddia ettiği şekilde bir kitap yazımına girişebilir. Ayet de buyrulan zalim kişinin iddiası ile İmamı Rabbani’nin iddiası birebir örtüşmektedir.

Ne sahabe ve nede tabileri Kur’an ve sahabenin derlediği hadisler dışında iman noktasında yeni bir kitap yazma gereği duymadılar. Aynı şekilde yazdıkları hiçbir eser ve yaptıkları hiçbir işte Allah Resulü ile konuşma, görüşme, rüyada arama soruşturma durumunda kalmadılar ve böyle bir ihtiyaç da hissetmediler.


Not: İlmi olmayan yorumlar yayımlanmayacaktır.

 

Kaynak: DiNiHABER.C0M / Özel İçerik

Son Güncelleme: 14.09.2017 23:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner312