Haberde Diyanet ve ilgili kurum yöneticileri buraları kontrol etmiyorlar mı? Bu kişilerin görevi sadece maaş almak mı?”şeklinde klasik bir eleştiride yapılarak İmam ve Müezzinlerin aldığı maaş da başlarına kakıldı.

İlgili haber sitesi yaklaşımında haksız ama eleştirisinde haklı!

Gerçekten kirli bir cami ve çevresi biz Müslümanlara yakışmayan bir durum.

Ama bu görüntülerde hayatımızın bir gerçeği.

“Diğer kurumlarda hiçbir amir veya memur bulunduğu kurumun temizliğini yapmakla yükümlü değilken neden ilim sahibi, cemaatin önüne imam olarak duran imam ve müezzinler temizlik yapmakla yükümlü olsun? deyip haklı olarak din görevlileri temizliği savsaklamaktalar.

Din görevlileri bu konuda haklı! Ama ya haklarından habersizler ya da kendilerini savunamıyorlar veya müftüler bir şekilde arkalarında durmadığı için temizlik görevi üzerlerine angarya olarak yapışmış kalmış durumda.

DİN GÖREVLİLERİNİN TEMİZLİK GÖREVİ YOKTUR

“Aslında din  görevlilerinin böyle bir görevi yok! Ama bu görev kimin?” sorusu da ortada sallanıp duruyor.

Genel kanaat; camide tek imam varsa imamın görevi olduğu; müezzin varsa da temizlik işlerinin müezzine ait olduğu şeklinde…

Temizlikten sorumlu olmanın ötesinde temizlik işlerinin bizzat cami görevlilerince yapılması gerektiğine dair cemaat arasında hakim bir görüş var.

Hatta cemaatten gelip imam ve müezzine “neden tuvaletleri temizlemediği ve pis bıraktığına” dair  sataşan, çıkışan, müftülükte soluğu alanlar da az değil.

Cemaati bırakın temizlik işlerinden dolayı aynı camide görev yapan imam ve müezzinlerin kavgasına şahit olmayan yoktur.

Aralarında görev tanımı dışında hiç bir fark olmamasına rağmen gururla salınıp müezzine emir buyuran imamlarda eksik değil.

Evet!

Cami ve ekipmanlarının temizliğinden kim, ne kadar, ne şekilde sorumlu?

İşte Dinihaberler.com olarak tüm yönleriyle bu sorunun cevabını sizin için araştırdık:

17 Haziran 2014 tarih, 29033 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Diyanet İşleri Başkanlığı Görev Ve Çalışma Yönetmeliği”nde;

Cami temizliği konusu, İmam-Hatipler’in görevlerini açıklayan madde 40’ın (g) bendi ile Müezzin-Kayyımların görevlerini açıklayan madde 43 (d) bendinde; “Cami ve çevresinin bakım ve temizliğini sağlamak ve bunun için gerekli tedbirleri almak; şadırvan, abdest alma yeri ve tuvalet gibi yerlerin temizliğinin vakıf, dernek, köy tüzel kişiliği, belediye veya ilgililer tarafından yapılmasını sağlamak”şeklinde tanımlar.

CAMİ VE ÇEVRESİNİN TEMİZLİĞİNDEN İMAM VE MÜEZZİN EŞİT OLARAK SORUMLUDUR

Yani cami ve ekipmanlarının temizliğinden hem imam hem de müezzin eşit olarak sorumludurlar. Bu konuda kimsenin kimseye emir buyurma ya da hesap sormak gibi bir ayrıcalığı bulunmuyor.

Bu madde de cami ve çevresinin bakım ve temizliğini “sağlamak” denildiğine göre şöyle bir soru hatıra haklı olarak geliyor, “Bu maddeye göre Caminin temizliğini imam ile müezzin; geri kalan abdest alma yeri, tuvaletler ve şadırvan gibi yerleri duruma göre vakıf, dernek, belediye… gibi kurumlar mı yapmalı?”

Kafa karışıklığına neden olan yer ortaya konulan “(;)noktalı virgül”…

Noktalı virgül(;)’ün dilbilgisinde kullanıldığı birçok yer bulunuyor. Ama bu maddeyi açıklama sadedinde bize lazım olan görev tanımı şu; “Noktalı virgül, içerisinde birden fazla virgül kullanılmış cümlelerde öznenin kendinden hemen sonra gelen öğelere karışmamasını sağlamak için kullanılır.”

Yani burada imam ve müezzinlere ayrı vakıf, dernek, belediyeye ayrı bir görev tanımlaması yapılmıyor.  İmam ile müezzin bir şekilde kafa kafaya verecek şadırvan, abdest alma yeri ve tuvaletler dahil tüm cami ve ekipmanlarının temizliğini vakıf, dernek, köy tüzel kişiliği, belediye veya ilgililer tarafından yapılmasını sağlayacaklar. Kendileri asla ve asla temizlemeyeceklerdir.

“Olur mu, öyle şey?!” diyenler olabilir.

Veya “Caminin temizliğini yapmayıp ilgili dernek, muhtarlık… yapması gerektiği, imam ve müezzinin böyle görevi olmadığını söyleyip temizlik yapmadığım için bu konuda müftüden azar işittim, murakıpça kulağım çekildi veya soruşturma geçirdim” deyip itiraz edenler çıkacaktır.

Madde 40-g/43-d bentlerinde imam ve müezzinlerin temizlikle ilgili görev tanımında kullanılan kelime,“sağlamak” olarak geçmektedir.

DİN GÖREVLİSİ, TEMİZLİĞİN YAPILMASINI TAKİP ETMEKLE MES’UL

“sağlamak” kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde, “1- -i Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek 2- Elde etmek, sahip olmak” anlamında kullanılmaktadır.

İlgili madde de “yapmak” kelimesi geçmiş olsaydı, temizlik işlerinden imam ve müezzinler sorumlu olacaktı ama yönetmeliği hazırlayanlar imam ve müezzinlerin meslek itibarlarını koruma ve taşıdıkları ilmi meziyetlerinden dolayı mesleğin önemiyle bağdaşmayacak böyle bir görevle kendilerini mes’ul tutmamış, temizlik işinin bir şekilde “yaptırılmasını” sağlamak, takip etmekle mes’ul tutmuştur.


http://dinihaberler.com/diyanet-haber/imam-ve-muezzine-cami-ve-tuvalet-temizletilir-mi-h92089.html

Bu arada yönetmelik, İl ve İlçe Müftülerinin görev ve çalışma alanlarını düzenleyen Madde 30’un (ı) bendi ise; “Camilerin temizlik, bakım, onarım, çevre tanzimi ve benzeri iş ve işlemlerini yürütmek”şeklinde yaptığı tanım ile müftüleri, temizlik iş ve işlemlerinin yapılmasını sağlamak-takip etmekle yükümlü tutmuştur.

Bu aşamadan sonra teammülleri, alışkanlıkları, yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıp imam ve müezzinlerin el ele vermesi ve bu yanlışa dur demesi gerekiyor.

Duruma göre imam ve müezzinin veya murakıbın veya müftünün devreye girip cami ile ilgisi olan dernek, vakıf, muhtarlık, belediye ile iletişime geçerek,  “Biz bu güne kadar imam ve müzzinlerin temizlik yapmasına sükut ettik. Ama bu uygulama yanlış. İmam ve müezzin gibi cemaatin önüne geçen ilim sahibi birinin temizlik yapması zaten abes. Bundan sonra bu temizlik işinden siz mes’ulsünüz”deyip işi cemaate ve ilgili kurumlara yaptırmak durumundadırlar.

Aslında iş, basit!

Büyütmeye de gerek yok!  

En kötü ihtimalle caminin onarım ve bakımı için toplanan gelirlerden, haftalık camilerin büyüklüğüne göre temizlik için ayrılacak küçük bir meblağ bu sorunu çözülebilir. 

Yeter ki sorun, garez kaynaklı kör döğüşüne dönüşmesin. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
resul 2016-03-30 21:55:34

Diyanet çocuk dergisine kayıt olmamıştım ilk fırsatta olacağım,peygamberimizin Hadisini çocuklara anlatan aşılayan Diyanet benim diyanetimdir.

Avatar
Gamze 2016-03-31 13:37:11

Diyanetin personelin den korkmayın resmi hocalari fahrilerle uğraşmaktan iş yapmiyorlar fahrilerede müftülüklere şikayet olur korkusuyla bu zulme ses cikarmitorlar