Kur’an, Allah’ın var olduğunu ispat etmek için indirilmemiştir, böyle bir amacı yoktur. Kur’an’da “Allah var mı, yok mu?” tartışmaları yer almadığı gibi bu sorulara cevap da aranmaz. Ateistlerle tartışma yapan hiçbir elçi kıssası yoktur. Ne Muhammed (as) ne de diğer nebilerden hiçbirisinin böyle bir tartışma yaptığına dair bir bilgiye ve rivayete sahip değiliz.

Kur’an’dan hareketle Allah’ın varlığını ispat etmeye çalışmak zararlı ve yanıltıcı bir girişim olur. Bütün insanlar Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmeye kodlanmış olarak yaratıldıklarından, hiç kimsenin O’nun varlığını inkâr etmeye gücü yetmez. İnsanlar ve diğer bütün varlıklar Allah'ın varlığını, birliğini ve en yüce olduğunu kesin olarak bilirler.

Allah şöyle buyurur: “O halde sen yüzünü, bir hanîf olarak dine, Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah'ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar.” (Rum, 30)

Hiç kimse yeryüzüne ateist olarak gelmemiştir. Ateizm Allah'ın varlığına inanmamak değil, O'na güvenmemek ve hayatını O'nun istediği gibi sürdürmemektir. Ateist hayatına vahyi taşımayan Allahsız yaşayan kimsedir. Kur’an Allah’ın varlığı konusunu işlemez,  O’ndan başka ilah olmadığı gerçeği üzerinde durur. “Allah yoktur, yaratıcı yoktur” vs sözler insanın fıtratından sapması ve Allah’a yabancılaşması/yabancılaştırılması sonucunda ortaya çıkar.

Kur’an şu soruyu sorar: "Gökleri ve yeri yaratan, Allah hakkında da şüphe mi var?” (İbrahim, 10).

İnsanları ateist anlayışa/Allahsız-vahiysiz yaşantıya sürükleyen nedenler üzerinde durmak daha gerçekçidir. Din diye anlatılan hurafeler, dinci terör ve sömürü şebekeleri, siyasi emelleri için dini kavramları kullananlar, toplumdaki adaletsizlikleri Allah’ın takdiri diye gösterenler ve diğer başka gerekçeler insanı dinden soğutur ve dine düşman hale getirir. Din karşıtı olan insanların en korkunç yanılgıları dini kullananlara değil de dinin kendisine düşman olmalarıdır.

Yüce Allah bize kitabında şirk koşan toplumların özelliklerini belirtmiş ve müşrik toplumlar hakkında bilgi vermiştir. Geçmişte var olan ancak zamanla tarih sahnesinden silinen kavimlerin haberleri Kur’an’da mevcuttur. Ancak iki toplum vardır ki ya zihniyetleri ya da kendileri hala aramızdadır. Bunlardan fiilen aramızda olanlar ehl-i kitap (Yahudiler ve Hıristiyanlar), zihniyet olarak varlığını sürdürenler ise Mekke Müşrikleridir. Her iki toplum da kıyamete kadar oluşabilecek sapma türlerini içinde barındırdığından incelenmesi son derece zaruridir. Bahsettiğimiz her iki toplumu tanımak sakınmamız açısından ve şirkin nasıl bir yapı oluşturduğunu görmemiz noktasında önemlidir.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.