Emanet, korunacağına güvenerek ve geri alınmak üzere, birine bırakılan şey  demektir.

Dini ıstılah olarak emanet, sorumluluğumuz çerçevesinde bulunan her husus ve bu hususlarda güvenilir olma hali anlamında kullanılır.

Korunmak ve geri alınmak üzere bize bırakılan her şey, emanettir.

Dini sorumluluklarımız, bize emanettir.

Canımız, bize emanettir.

Aklımız ve irademiz, bize emanettir.

Görevimiz, bize emanettir.

Çocuklarımız, bize emanettir.

Eşimiz ve eşimizin şerefi, bize emanettir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobandır ve güttüğü sürüden sorumludur.”[1]

Bu hadis-i şerif, emanet sorumluluğunun ne kadar geniş çaplı olduğunu bize veciz bir şekilde anlatmaktadır:

Peygamberler hakkında vacip olan, yani peygamberlerin Allah’ın takdiriyle zorunlu olarak sahip oldukları sıfatlardan biri de emanettir. Emanet sıfatına sahip olmayan birinin peygamber olarak görevlendirilmesi düşünülemez. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in daha peygamber olmadan önce kavmi tarafından Emin lakabıyla anılması oldukça anlamlıdır. Peygamberler hakkında vacip olan emanet sıfatı, mü’minler için farzdır. Emanete hıyanet büyük bir günahtır.

Emanet ilkesinin, toplumu ayakta tutan en önemli özelliklerinden bir olduğu şu hadis ile bize net olarak bildirmektedir:

Hz. Muhammed (s.a.v.); "Emanet zayi edildi mi kıyameti bekle!" buyurdu. Bunun üzerine, “Emanet nasıl zayi olur? diye sorulunca, Rasulullah (s.a.v.) "İş, ehil olmayana verildi mi kıyameti bekle!" buyurdu.[2]

1.Allah, Emanete İhanet Edilmemesini Emretmektedir:

"Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin."[3]

Hıyanet, emanet teriminin zıddıdır. Emaneti bilerek korumamak, başkasının hakkını yemek, görevinden kaynaklanan sorumlulukları kasten yerine getirmemek hıyanettir.

Bazı Hıyanet Örnekleri:

*Rasulullah (s.a.v.)’in verdiği emirlere aykırı davranıp, şahsi menfaatleri için düşman ile iş birliği yapmak ve her asırda, bu anlamda davranmak.

*Başkalarının haklarını bilerek zayi etmek.

*Başkalarının sırlarını yaymak.

*Kendisine güvenilen hususlarda dürüst olmamak.

2.Allah, Emanetlerin Ehline Verilmesini Emretmektedir:

"Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir."[4]

Kamu düzeninde adaletin sağlanması, emanetin ehline verilmesine bağlıdır. Emaneti almaya ehil olmayanlar, yetkili görevlere atanırlarsa doğal olara bir takım yanlışlar yapıp adaletten saparlar.

Emanetin ehline verilmediği toplumlarda dirlik ve düzen olmaz. Hem ehil olmayanlara ehliyetlerini aşan görevler verilmemeli hem de kimse bilmediği ve başaramayacağı işlere talip olmamalıdır.

Emaneti ehline verip adaletle hükmetme emri, devlet yöneticilerinden başlayarak kademe kademe bütün idarecileri ve dar kapsamlı da olsa sorumlulukları nedeniyle bütün insanları kapsar.

3.Peygamberler Emanet Sıfatına Sahiptirler:

"Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. …"[5]

Peygamberler, peygamberlik görevlerinin gereği olarak Allah’ın inayetiyle emin ve güvenilir kişilerdir; onlardan asla hıyanet sadır olmaz.

4.Mü’minlerin Önemli Özelliklerinden Biri de Emanete Riayet Etmeleridir:

"Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler."[6]

Mü’minler, hem kendilerine teslim edilen emanetlere hem de kulluklarından kaynaklanan emanetlere riayet edip yaptıkları sözleşmelere uyarlar.

"Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir."[7]

Mü’minler, emanete hıyanet etmez, sözlerinde dururlar.

"Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin de yeterlidir. Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. Şahitliği, bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkârdır. Allah yapmakta olduklarınızı bilir."[8]

Borçlanma konusunda bir takım ihtilaflar olamaması için sırayla şu dört hususa uyulmalıdır:

1-Alınan borç adil bir kâtip tarafından yazılmalıdır.

2-Borçlanma işleminde Müslüman olan iki erkek şahit veya bir erkek iki kadın şahit bulunmalıdır.

3-Yolculuk zamanlarında borcun yazdırılma işlemi mümkün olmazsa, borç verenin, verdiğine karşılık bir teminat olmak üzere rehin alması uygun olur.

4-Borcu veren kişi, borç verdiği kişiye güvenir de rehin almazsa, borçlu kişi, Rabbi olan Allah’tan korkarak sözünde durup borcunu vermelidir; aksi takdirde emanete hıyanet etmiş olur

5.En Büyük Emanet, Mükellef Olmaktır:

"Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir."[9] 

Allah’ın emaneti yere ve dağlara teklif etmesi ve onların bunu kabul etmemesi hususunda iki görüş vardır: a)Allah yere ve göklere anlayış verip bu teklifte bulunmuş, onlar bu teklifin ağırlığını görerek, iradelerini kabul etmemekten yana kullanmışlardır. b)Bundan maksat emanetin şanını yüceltmek ve onun ağır bir sorumluluk olduğunu vurgulamaktır.[10]

Bizim yoğunlaşmamız gereken husus, teklifin önemini kavramak olmalıdır. Onu insan yüklendi; çünkü yerden ve gökten çok, insanın ona ihtiyacı vardı. Yer ve gök Allah’ın tekvini iradesi çerçevesinde aldıkları hiçbir emri aksatmadan zorunlu olarak yerine getirirler. İnsanların biyolojik işleyişleri de böyledir. Ancak insan, biyolojik işleyişini dışında akıl ve irade sahibi de olduğu için, nasıl davranması konusunda ilahi bilgiye muhtaçtır. İlahi bilgiye muhtaç olmasının nedeni, ayette de vurgulandığı gibi zalim ve cahil olmasıdır. İlahi bilgiden yoksun olan insan, çok hata işleyeceği için zalim tarafı öne geçer. Çünkü ilahi bilgiye mazhar olmayan insanın, neyi nasıl yapması gerektiği hususunda bilmedikleri bildiklerinden daha çoktur, yani cahildir. İşte insan zalim ve cahil olma nitelikleri nedeniyle ilahi vahye ve bu çerçevede oluşacak sorumluluğa muhtaçtır.

Allah’ın emaneti insanlara vermiş olması, büyük bir rahmettir. İlahi vahiy olmadan, insanların zalim ve cahil olma niteliklerini aşıp tam bir hidayet üzere olmaları mümkün olmazdı.

6.Ehl-i Kitaptan Emanete Riayet Etmeyenler, Niçin Böyle Davrandılar?

"Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar."[11]

Yahudilerden bir kısmının emanete hıyanet etmelerinin sebebi, şu düşünceleriydi: “Biz Allah’ın oğulları ve dostlarıyız. Diğer insanlar bizim kölemizdir. Biz kölelerimizin mallarını yersek, kimse bize bir sorumluluk yükleyemez.” “Allah bize dinimize uymayanların mallarını helal kıldı.”[12]

7.Emanete Hıyanet Eden, Kıyamet Günü Yaptığıyla Gelir:

"Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir."[13]

Bir peygamberin emanete hıyanet etmesi asla mümkün değildir. Diğer insanlardan kim hıyanet etmişse, kıyamet gününde hıyanet ettiği şey boynuna asılı olarak gelir, böylece günahı nedeniyle rezil olur. Ardından sorumluluğu nedeniyle yaptığının hesabı sorulur, cezası ne kadarsa o kadar verilir.

8.Allah’ın Yaratmasında, Emaneti Uygun Yere Yerleştirme Prensibi Vardır:

"O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık."[14]

Allah, insanı Hz. Adem’den yaratmıştır, insanların ilk babası Hz. Adem’dir. Hz. Adem’den sonra insanların kaldıkları ilk yer babalarının sulbü, emanet edildikleri ikinci yer ise annelerinin rahmidir. Daha sonra insan yeryüzünde yaşar, ardından kabrinde bekletilir. Ve mahşer ile aktif ahiret hayatı başlar. Allah’ın işleri bir düzen ve tertip iledir. Bütün bunları anlayıp ibret almalıyız.

9.Cennetle Mükâfatlanmak İçin Mü’minlerde Bulunması Gereken Nitelikler Arasında Emanet de Vardır:

Şu on bir ayette Firdevs’te ebedi olarak kalmakla mükâfatlandırılacak mü’minlerin nitelikler sayılmaktadır:

"Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler; Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; Onlar ki, zekâtı verirler; Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler; Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır; (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar."[15]

Görüldüğü gibi, bir mü’minin cennete girmesi için gerekli vasıflardan biri de emanete riayet etmektir.

***

Emanete riayet, bir mü’min için olmazsa olmaz nitelikler arasındadır.

Emanete riayet edip dini sorumluluklarımıza, canımıza, aklımıza, irademize, görevimize, çocuklarımıza ve eşimize sahip çıkmalıyız.

Emanete riayet etmenin Allah’ın bir emri olduğunu hiç unutmamalıyız.

Emaneti ancak ehline vermeliyiz.

Dini teklifin, bize tevdi edilen en büyük emanet olduğunun şuuru içinde olmalıyız.

Cennetle mükâfatlandırılmak istiyorsak, emanete riayet etmeliyiz.

 

[1] Buhârî, Cum`a -11, Ahkâm-1; Müslim, İmâre-20.

[2] Buhari-İlim-2

[3] 8/Enfal-27

[4] 4/Nisa-58

[5] 3/Al-i İmran-161

[6] 23/Mü'minun-8

[7] 70/Mearic-32

[8] 2/Bakara-283

[9] 33/Ahzab-72

[10] Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C:5, S: 110

[11] 3/Al-i İmran-75

[12] Sabuni, Safvetü’t-fasir, C:1, S: 396

[13] 3/Al-i İmran-161

[14] 6/En'am-98

[15] 23/Mü'minun: 1-11

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.