“Dindarlaşmanın” önünde hiçbir engel yok! 
Herşey tamam!
“Dindar iktidarsa”, dindar iktidar! 
İmam Hatip’se İmam Hatip! 
Kur’an Kursuysa neredeyse her apartmanda var. 
Vakıfsa vakıf.
Envanter/araç gereç, hoca, mürşit, şeyh. şıh, molla… hepsi gani!..

Bunların tarikatçısı, Kur’ancısı, hadisçisi, rivayetçisi, gelenekçisi, yenilikçisi, totoliter eğilimlisi, liberali, kapitalisti, komünist eğilimlisi, cebriyecesi, mutezilesi, Ehli sünnetçisi, "Ehil sünnetçisi", "Fenni sünnetçisi", mahallicisi, evrenselcisi, resmisi, gayri resmisi vs... Ülkede kaç adet eğilim varsa o kadar adet eğitim veren kurum, kuruluş, vakıf ve kişiler var!

Tüm bunlara rağmen yapılan araştırmalarda "dindarlaşan" insan sayısı azalıyor. Ateizme ve deizme kayan, dinden uzaklaşan insan sayısı artıyor. Bunca imkân ve koşulların iyileştirilmesine parelel olarak "dindar nesil" idealine yaklaşılması gerekirken uzaklaşılıyor.

Bunun sebebi, tarikatlara göre kendi dergahlarına uğrayan insan sayısının azalması. Şeyhlerine "Allah tarafından verilen insanüstü özellikleri" Kur'an merkezli düşünen alimlerin, "mealistlerin", "reformistlerin", "Ehli sünnetçilik düşmanı oryantalist uşaklarının" kasıtlı olarak inkâr edip, insanları düşünmeye sevketmesi. Düşünmeye sevkedilen insanın "dindarlaşması" kabil değildir (!)

Diyanete göre "dindarlaşma" günden güne artıyor ve verilen "dindarlaşma hedefi" emrine istinaden insanların dindarlaşması sağlanıyor! Bunun kanıtı, devletin en büyük finansal payı diyanete ayırması ve bu pay ile "dindarlaşma" yolunda mücadele edilmesi, camilerin çoğalması, Kur'an merkezli düşünce sahiplerine ve hurafecilere verilen en üst düzeyden cevaplar, hutbeler, bildiriler, sosyal medyadan ve diğer medyadan verilen cevaplar...

Görece Kur'an merkezli, akılcı, içine biraz Amerikancılık, biraz komünizm, biraz liberalizm, biraz iktidar düşmanlığı, biraz romantizm, çok fazla rasyonalizm katılmış dini anlayış sahipleri için ise, insanların kendilerinin yazdıklarını, söylediklerini sorgulamadan kabul etmemeleri!..

Eğer insanlar, "bu hoca muhteşem konuşuyor! Bu hoca doğruları söylüyor!" dedikten sonra "ama şu konuda da biraz abartmış, biraz kendine yontmuş! Kitaba kendi fikirlerini zorla onaylatmaya kalkmış!" demeseler, "dindarlık" tavan yapıp müslümanlar birden bire uzayda  keşfedilememiş gezegenleri keşfedip oraya koloniler kuracak ve dünyadaki tüm zulümler, enerji sıkıntıları, su sıkıntıları, kıtlık sorunu, Allahsızlık sorunu çözülecek! "Dindarlaşmanın" önündeki en büyük engel gelenek ve kendi fikirlerinin az insan tatafından kabul edilmesi.. Onların da içinden kendilerine "insan olduklarını" hatırlatacak insanların olması!..

Genel olarak sorun şu; Cemaatlerin insanlara; "Gel senin insan yanlarını, düşünen aklını söküp, yerine "din" monte edelim!" çağrısı. 
Akılcı yaklaşım sahiplerinin, "gel kalbini sökelim, yerine batıdan ithal edilmiş bir makina takalım!"

Diyanetin, "Ümmeti dert edinen vicdanını ve sorularını bir kenara bırak, sana yaşadığın devletin dertleriyle sınırlı kolay başedilebilir, parayla, cami imamlarının ve cemaatinin suya sabuna dokunmayan öz deyişleriyle çözülebilecek dertler tasalar enjekte edelim!" diyen duruşlarıdır.

Hasılı, kimse insan olmaya, Allah'ın dinine çağırmıyor.  Özellikle gençleri olduğu gibi kabul etmiyor! 

Herkesin insan gerçeğinden, fıtrattan ve kitapdan kopartılmış birer "dini" var! O yüzden "dindarlaşılamayıp" keşmekeşliğin içinde ucubeleşiliyor! 

Şurdan başlamaya kimsenin bilgisi, bilgeliği, cesareti, tevazuu yok; İnsan olmaya çalış! İnsan olmanın yollarını aramakta samimi olursan mutlaka ama mutlaka Allah'ın yoluna girmekten başka çare olmadığını görecek, koşa koşa gideceksin! Bunun içinde "dindarlaşmana" gerek yok!; Allah'ın dini yeter!" diyemiyorlar!...

O zaman da insanların dini bir diğer "dindaşına" zulüm olabiliyor! Çünkü her "dindar" kendi "dini" içinde buluyor mutluluğun yolunu! Diğer "dindaşından"  sadece mevlid kandillerinde, bayramlarda, cenazelerde, cuma mesajlarında haberdar oluyor. 

Ganimet paylaşılırken "dindarlar" rengârenk olup, bir diğer "dindara" renk olarak ne kadar galebe çalarsa o kadar sevap alıyor! 

Daha bu piyasayı değerlendirecek, içselleştirecek ve kabul edebilecek  kadar kirlenmemiş genç dimağlar ve temiz vicdanlar ise "dindarlaşamayıp" kaçışıyorlar!...

Kimse "dindarlaşıp" dini işgal etmenin tehlikesinden bahsetmiyor! Dinin bir tarafından tutabilen her yapı ve kişiler "dindarlaşan" yanlarıyla tahakküm kurmaya çalışırken Allah'ın dini kitabda öylece duruyor! Kendisine tabi olacak insanları bekliyor! "Dindarları" değil!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.