Ümmetin bidat vehurafeye bulanıp ayrışmasında uydurma hadislerin rolü inkar edilemez. Uydurma hadislerin toplumda yayılma yolu da şüphesiz "evliyaullah, müceddit, hocaefendi hazretleri, gavs, kutup..." şeklinde isminin ardına uluhiyet sıfatları atfedilen insanlar eliyle gerçekleşiyor.

Peygamberimizin hayatı da dahil günümüze kadar İslam düşmanlarının dini dejenere etme adına yaptığı çalışmaları göz ardı eden müslümanların iyi niyetle hareket etmesi nedeniyle din, bidat ve hurafelerle iç içe geçmiş durumda. Tabi ki her bidat ve hurafe de müslümanların boş tartışmalarla karşı karşıya gelmesine, ayrışmasına neden oluyor.

Tarihin tozlu sayfalarına kaldırılan onlarca İslam devletine ve bu devletlerin ortadan kaldırılmasına neden olan gayri müslimlerin İslam üzerinden yürüttüğü sinsi çalışmalar, bir şekilde ümmetin hafızasından silinir.

(Bu hurafe kitaplar yapılan reklam ve pazarlama teknikleriyle toplumda öylesine yer tutup kabul görür ki, rahmetli Esad Coşan gibi toplumun saydığı sevdiği, Profesörlük ünvanına sahip kimselerin bile uydum hazır olan sürüye kabilinden düşüncesizce reklamını yaptığını görürsünüz.)

Tarihteki yaygın düşman hareket tarzları bilinmesine rağmen müslümanların BOYNUNDA HRİSTİYAN HAÇI, BAŞINDA YAHUDİ KİPPASI beklentisi içinde bir düşman bekleme eğiliminde oldukları görülüyor.

Oysa daha yeni FETÖ denen örgüte şahit olan Müslümanlar, Fetullah Gülen denen şarlatanın vaiz/imam vasfıyla normal bir müslüman görüntüsü altında dini ve Kur'an'ı dahi dejene etme çalışması içinde olduğunu nedense görmek istemiyor.

Müslümanların dinlerini Allah'ın kitabına tashih ettirme zarureti vardır. Çünkü tek mihenk noktamız Allah'ın kitabıdır.

Bazı okurlarımız anında MEALCİ yaftasını yapıştırabilirler. Lakin ALLAH RESULÜ'NÜN KENDİSİ KUR'ANCI İDİ. Günümüz fitne EHLİ SÜNNET MASKELİ harekete göre deyim yerindeyse Allah Resulü MEALCİ idi.

Haham ve papazların kurduğu ve yönlendirdiği Türkiye ve İslam ülkelerindeki EHLİ SÜNNET maskeli cemaat ve tarikatların KUR'ANCI/MEALCİ şeklinde çıkardıkları yaygarının tek nedeni KUR'AN'IN MİHENK NOKTASI OLARAK ALINMASI DURUMUNDA KİRLİ YÜZLERİNİN İFŞA OLACAĞI KORKUSUndan başka bir şey değildir. 

Biz ehli kıbleyi elbette tekfir edecek değiliz. Lakin kılı kırk yarmak zorunda olduğumuz gerçeğini de gözardı edemeyiz.

Bu güne kadar bu dine kastedenler, bu dini dejenere edenler, bu dini bidat ve hurafeye boğanlar hiçbir zaman gayri müslim görüntüsü ile bu şer işleri yapmadılar. İslam'a kastedenlerin tamamı, SIRTINDA CÜBBESİ, BAŞINDA SARIĞI, KOYVERDİĞİ BİR KARIŞ SAKAL ile EN TAKVA GÖRÜNTÜSÜ İÇİNDE müslümanları aldatan haham ve papazlardan başkaları değildi. Bunlar "Evliyaullah, gavs, kutup, müceddit, hocaefendi, mürşit..." gibi vasıflarla adeta Allah tarafından özel seçilip gönderilmiş ve vahiyle kontrol edildiği izlenimi içinde her dediği doğru kabul edilen Allah'ın veli kulu maskesiyle karşımıza çıktılar.

Bu şarlatanların etrafında bunları gerçekten müslüman bilip yer alanlar olduğu gibi bunların sahte dinine kanıp bu sahte din etrafında İslam savunuculuğu yapan zavallılarda eksik olmadı.

İşte İslamı dejenere edenlerden biri de Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (ö. 1893) ve derlediği Ramuzu'l-eHadis isimli eseridir. Bu eserle ilgili TDV İslam Ansiklopedisindeki bilgileri okuyunca yukarıda söylediğimiz bilgilerin gerçek olduğu daha net anlaşılacaktır.

- Peygamberimizden 1262 sene sonra yaşamış olan Gümüşhanevi, peygamberimizi görmüşçesine hadis rivayet ediyor, tashih ediyor, ravileri ölçüp biçiyor.

- Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi, tasavvuf içerisinde yetişen biridir. Osmanlının son dönem alimi şeklinde müslümanlara yutturulan bu adam da nihayetinde "Osmanlı alimi" adı altında meşrulaştırılan ajanlardandır. Okurlarımız unutmasınlar ki, Gümüşhanevi gibi tarikat alimlerinin ya doğrudan ajan olarak makamları yükseltilir ya da cemaat içi hiyerarşiyi en güzel şekilde benimsemiş, aklını kullanmayan, itiraz etmeyen, sorgulamayan halleriyle en güzel şekilde şeyh ve avanesine kuyruk sallamaları karşılığında kullanışlı kişi olarak alim postuna oturtulurlar. 

- Tasavvuf dininde birine alim deniyorsa dikkat edin! Bu adamlar, Osmanlı medreseleri ve günümüz üniversitelerinde olduğu gibi ehil alimler önünde sınav olunduktan sonra alim ünvanı verilen değil tıpkı Nurcuların içinde yıllarını geçirip sohbet vere vere kendini zamanla alim sanan müsvedde alimcikler gibi cemaat kültü içinde alim ilan edilen tiplerdir.

- Dikkat edin! Hadis uyduran, Gümüşhanevi de bidat ve hurafelerle dini dejenere eden TASAVVUF DİNİNİN bir  tarikat alimidir.

- Gümüşhanevi, hadisleri muteberliğini işaret, istihare, zannı galibe, şahsi kanaate göre tayin ediyor. Yani bu çalışma baştan sona tam bir hadis mühendisliği... Şarlatanlık... Dine rağmen din icat etmek... Peygambere iftira etmekten başka bir şey değil.

- Allah'tan alınmış bir va'd, bir vahiy yokken Gümüşhanevi'nin zannı galibine, istiharesine, işaretine bir müslüman olarak neden güvenelim? Tarih mürşit maskesi altında binleri peşinden sürükleyen lakin öldükten sonra hatıralarından ya da defnedilirken sünnetsizliği ile anlaşılan papazlara şahit olmuşken biz müslümanlar neden Gümüşhanevi'nin zannına itimat edelim ki? Zannı galibinin Vatikan veya İsrail kaynaklı olmadığını kim iddia edebilir ki?

- Gümüşhanevi 125 hadis kaynağından hadisleri derlediğini söylüyor ama eserinde hangi hadisi nereden aldığını söylemiyor. Sadece önsözünde toplu şekilde 33 kaynağın kısaltmasını zikrediyor. Yani kitapta gerçekle yalanlar iç içe geçmiş şekilde sarmaş dolaş yer alıyor. İşin tuhafı 125 hadis kitabı da ne kadar çok hadis uydurulduğunu anlamamız için bize bir işaret veriyor.

- Ramuzu'l-ehadis,  tarikat alimi Cübbeli Ahmet'in "Nakşibendiliğin Halidi kolundansanız sorgusuz sualsiz direk cennetliksiniz" dediği bidat ve hurafelerle örülü din yaşayan İngiliz işbirlikçisi Halidiler aracılığıyla toplumda yaygınlık kazanıp kütüphanelerde kendine yer buldu. Bilindiği gibi Halidilerin İngilizlerle işbirliği yaptığını farkeden ll. Mahmut Medreselerden pozitif bilimleri kaldırıp buradan tarikatçı hainlerin devlete memur olarak sızmasına son vermekle yetinmemiş, Halidi hainleri İstanbul'dan Sivas'a sürmüştür.

- Dikkat edin bu TASAVVUF DENEN BATIL DİNİN HER KİTABI TILSIMLARLA KUŞATILMIŞTIR. Kur'an okuduğunuzda YAŞAMADIĞINIZ SÜRECE hiçbir fayda görmezsiniz. Ama tasavvufun yalan kitapları ile onlardan biri olan ramuzu'l-ehadis denen yalanlarla örülü kitabı okuduğunuzda, "Okuyanın Allah, Resûlullah ve sahâbe sevgisiyle rızıklandırılması, tasavvuf büyüklerine muhabbet duyması, duasının kabul edilmesi, dünya ve âhirette her ihtiyacının karşılanması, müslümanlar arasında sevilen bir kişi olması, kötü düşüncelerden kurtulması ve ayıplarının örtülmesi, musibet ânında hatmedilmesi durumunda İslâm düşmanlarına karşı zafer kazanmaya vesile olması gibi faydalarına işaret edilmiş..." bir yığın saçma sapan hayırlara ulaşabilirsiniz.

- Tasavvufçular  bu hurafe eseri/eserleri okuyanları laboratuvar ortamında test etmiş de her okuyanın yukarıda sayılan faydalara muttali olduğunu görmüşçesine utanmadan bir de bu yalanlarla bu eserleri pazarlamaktadırlar. Madem bu eser/eserler bu kadar hayırlara vesile oluyordu da Osmanlı neden tarihe karıştı? Bu eserin var olduğu tekke, dergah ve medreseler neden Atatürk'ün hışmından kurtulamadı? Neden bu eseri okuyan ve okutan mürşitler garibanın elindeki 3-5 kuruş paraya tenezzül edip onların hayırlarıyla hayatını idame ettirir durumdadırlar? 

Buyrun bu yalan kitabla ilgili olarak İslam Ansiklopedisinden ilgili satırları okuyalım:

Hadisi bir eğitim aracı olarak esas alan Gümüşhânevî, tasavvufun toplum üzerindeki gücünü kullanıp son dönemin en çok okunan hadis kitaplarından birini ortaya koymuştur. Eserin ihtiva ettiği 7103 hadisin 6402’si kavlî ve fiilî merfû rivayetlere, 701’i Resûlullah’ın hilye ve şemâiline dairdir. Gümüşhânevî bu eserini dostlarının isteği üzerine yazdığını belirtmekle birlikte onun bu kararında hocası Trablusşam müftüsü Ahmed el-Ervâdî’nin Ayasofya Camii’ndeki hadis derslerinde tasavvufî terbiye vermesi de etkili olmuştur. Rivayetlerin güvenilirliğine dair hadis âlimlerinin kanaatlerini nakletmekle birlikte bazan kendisi de işaret veya istihâre yoluyla hadislerin muteber olup olmadığı konusunda fikir beyan etmiş, bazı hadislere zann-ı gālibe veya şahsî kanaate göre mu‘teber hükmü vermiştir. Âlimlerin mevzû veya zayıf saydığı rivayetler hakkında farklı kanaat taşıyorsa bunu da belirtmiştir (Levâmiʿu’l-ʿuḳūl, I, 30-32). Her hadisin sonunda onun kaynağını ve sahâbî râvilerini zikreden müellif münekkitlerin uydurma dedikleri hadisleri eserine almadığını ve münker rivayetlerden kaçındığını ifade etmiştir.

...Müellif hadisleri 125’ten fazla kaynaktan derlemekle birlikte mukaddimede sadece 33 kaynağın kısaltmasını zikretmiştir. Geç dönem hadis literatüründen faydalanılarak hazırlanan Râmûzü’l-eḥâdîs̱’te Süyûtî’nin el-Câmiʿu’l-kebîr ve el-Câmiʿu’ṣ-ṣaġīr’inden büyük ölçüde yararlanılmıştır. Râmûzü’l-eḥâdîs̱’in muteber kaynaklardan derlendiği ve ihtiva ettiği bütün hadislerin sahih olduğu söylenemez. Kitapta sahih rivayetleri ihtiva eden kaynaklardan faydalanıldığı gibi zayıf hadisleri içeren eserlerden de hadis alınmış olup bunların sıhhati hakkındaki hükümler şahsîdir. Müellif mukaddimede ”م“ harfinin, hadisin sahih rivayetleri ihtiva eden mu‘temed kaynakta, ”غ“ harfinin de, hadisin zayıf rivayetleri ihtiva eden gayri mu‘temed kaynaktan derlendiği anlamına geldiğini kaydetmekle beraber bu bilgilerin önemli bir kısmına eserin çevirilerinde yer verilmemiştir.

Râmûzü’l-eḥâdîs̱, Gümüşhânevî’nin şeyhliğini yürüttüğü Nakşibendîliğin Hâlidiyye kolu müntesipleri ve halifeleri sayesinde Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılmıştır. Müellif, hac yolculuğu sırasında Medine’de ve üç yılı aşkın kaldığı Kahire’de yüzlerce kişiye eserini okuttuğu, onlara rivayet icâzeti verdiği, birkaç kişiyi hilâfet ve irşadla görevlendirdiği için eser Arap dünyasında da yaygın biçimde okunmuştur. Gümüşhânevî’ye ait Ġarâʾibü’l-eḥâdîs̱’in kenarında ve Levâmiʿu’l-ʿuḳūl’ün sonunda Râmûzü’l-eḥâdîs̱’in onu okuyan, öğrenen ve öğretenin hüsn-i hâtime ile ölmesi, Allah, Resûlullah ve sahâbe sevgisiyle rızıklandırılması, tasavvuf büyüklerine muhabbet duyması, duasının kabul edilmesi, dünya ve âhirette her ihtiyacının karşılanması, müslümanlar arasında sevilen bir kişi olması, kötü düşüncelerden kurtulması ve ayıplarının örtülmesi, musibet ânında hatmedilmesi durumunda İslâm düşmanlarına karşı zafer kazanmaya vesile olması gibi faydalarına işaret edilmiş, bu ifadeler eserin yaygınlaşmasında etkili olmuştur. (Kaynak: https://islamansiklopedisi.org.tr/ramuzul-ehadis)

(Bu eseri içinde geçen Allah ve Resulü'nün adı hürmetine ayak altına düşürmeyip GERİ DÖNÜŞÜME VERMEKLE ülke ekonomisine katkı verebilir veya uygun bir şekilde YAKARAK imha edebilirsiniz...)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nida 2020-03-25 15:42:32

Bir gün şu mübarek insanlara dil uzatmak tam çarpılırsanız hiç şaşmam nedir bu tasavvuf erbabından alıp veremediğiniz müslümanlarla uğraşacağınıza gidin din düşmanlarıyla uğraşın adamlar biyolojik silah yapıp insan neslini tüketmeye çalışıyorlar küfür durmuyor sizde habire müslümanlarla uğraşın durun bakalım elinize ne geçecek bu dünyanın birde öte tarafı var olmayan meselelere takılmayın herkesin aklı fikri sağlam itikadı var kim ne yoldan gideceğine kendi karar versin tüm müslümanların sesi olup tefrika yapmadan daha verimli yayınlar yapsanız ne kadar güzel olur bu yorumunda yayınlayacağınızıda sanmıyorum gerçi selametle.

Misafir Avatar
pırıfanı 2020-03-27 22:41:41 @Nida

sayın nida tasvvuf erbabından buyuk din düşmanı mı var.butun uydurmaları millete islam diyerk qaqalayacaklar sız de onları alim ve Allah dostu zannedeceksiniz ve sizi uyaranlara saldıracaksınız.biraz okusanız araştırsanız aklınızı kullansanız fena mı olur.okumuyor arastırmıyorsınız bari onunuze hazır olarak konan calısmaları dikkate alın.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Safa 2020-03-26 00:50:09

Doğruya ne denir. Kuran hariç herşeyimiz çürümüş meğer. Anlayın artık.

Beğenmedim! (1)
Misafir Avatar
nida'ya 2020-03-25 17:33:54 @Nida

hayırdır bu papazların mübarek olduğuna dair elinde bir kanıt mı var Allahtan. Allahtan vahiy mi aldınız. senin okuma yazman yok mu kardeşim. vatandaş zanni kanaatine, işaretle cart curt bunu Allah resulü söyledi ya da söylemedi diyor. senin zanni galibin ne acaba. sakın sana şeytan işaret etmesin. ve utanmadan siz de Allah resulüne iftira atan bu şerefsizlere hala mübarek adam diyorsunuz. hayırdır bir de anlamadığım şu ki bu mübarek zatlar neden kanalizasyondan farksız olan tasavvufun papazlarına münhasır... başka alimler neden mübarek olmuyor. bunları cebinden bin kez çıkaracak alimler neden mübaek olmuyor.

Beğenmedim! (3)
Avatar
Murtaza 2020-03-26 11:43:13

çöpe atsan ne olacak bunlar hedefine ulaştı , bu kitapları osmanlı , selçuklu , cumhuriyet yıllarca okuttu , bu zihniyete göre mankurtlar yetiştirdiler , cumhuriyette bunlara çanak tuttu , kıyamete kadar bu zihniyetten kurtulmanın yolu yok , bunların istismarından zevk almaktan başka çare yok gibi ,

Avatar
A 2020-03-25 20:00:11

Peygamberin yaşamadığı bir kur an ancak mealcilikle savunulabilir.

Avatar
şeref aymaz 2020-03-26 00:43:38

müslümanlar ne zaman uyanacak. allah razı olsun dinihaber. bize herşeyi osmanlı alimi, evliyaullah, allah dostu, allahın veli kulu deyip zokayı yediirdiler. bunların tamamı ingiliz köpeği. israil beslemesi. osmanlının ilgasından sonra sadece alfabe değişmedi. soyadı kanunuyla kimse türkleşmedi. sadece bu papazlar resmi olarak müslüman görüntüsüne büründürüldü. tarikatlar ilga edilmedi. resmen destek görüp meşrulaştırıldı. bakmayın siz birilerinin tarikat tekke zaviye düşmanı olduğuna. onlar üzerinden islam dejenere edildi. yazar iyiniyetli yazmış yine. kim bilir belki esad coşan da onlardan biriyydi. bizi hacı hoca şeyhle vurmadılar mı

Avatar
Murtaza 2020-03-26 11:44:56

sorun bu kitaplar değil sorun bu kitaplara inanan mankurt müslümanlara devletin itibar etmesidir ,

Avatar
PAYLAŞIN PAYLAŞIN 2020-03-25 13:54:02

arkadaşlar daha çok kişiye bu yazarın yazılarını ulaştırma adına paylaşın, gönderin.. din hepimizin dini, paylaşarak en azından dinimize hizmet edelim. şu vatikan israil tarikatlarının korkusundan artık sıyrılalım.

Avatar
Mr smith 2020-03-25 17:16:49

Ne güzel kitapların reklamını yapıyorsunuz dayanamadım ilk yorumumu yaptim

Misafir Avatar
Özcan 2020-03-26 22:45:17

Allah sizden razı olsun yüreğinize sağlık. Sizin gibi cesur yazarlar inşAllah islamın özünü, tarikatlar ve tasavvuf dininin müslümanlara ve İslam verdiği zararları daha çok anlatacaklar. Ve bunların maskesini düşürecekler.tarikatların İslamda yeri olmadığı gibi, esas amaçları halife kabul ettikleri İngiliz kraliçesinin islâmı yoketme şubeleri dir.inşAllah sizlerin sayesinde insanlar aynen benim gibi aydınlanacak grçği öğrenecekler.uydurulmuş din gidecek, indirilmiş din gelecek inşAllah. Allahın selamı kuranı okuyup düşünen ve anlayanların üzerine olsun

Beğenmedim! (1)
Avatar
Murtaza 2020-03-27 15:26:49

islamda şu yok bu yok diyerek islamı aklamaya çalışanlar gerçek islamı bilmiyorlar , islam soluduğumuz havanın olduğu her yerde var , sorun islam değil , islam istismarcılarının rağbet görmesidir , baş tacı edilmesidir ,

banner312

banner298