İstanbul Sözleşmesi toplum ahlakını yozlaştırıyor

Diyanet Bir-Sen İstanbul Bölge Başkanı Mehmet Kumaş, İstanbul Sözleşmesi'nin toplum ahlakını yozlaştırdığını belirterek basın açıklaması yaptı.

İstanbul Sözleşmesi toplum ahlakını yozlaştırıyor

Diyanet Bir-Sen İstanbul Bölge Başkanı Mehmet Kumaş, İstanbul Sözleşmesi'nin toplum ahlakını yozlaştırdığını belirterek basın açıklaması yaptı.

08 Mayıs 2020 Cuma 21:09
İstanbul Sözleşmesi toplum ahlakını yozlaştırıyor
banner310

Diyanet Bir-Sen İstanbul Bölge Başkanı Mehmet Kumaş, imzalandığı ilk günden itibaren aile yapısının bozulmasına, gençlerin ve toplumun ahlaki çöküntüsüne neden İstanbul Sözleşmesi’nin bir an önce feshedilmesi gerektiğini söyleyerek basın açıklaması yaptı.

İstanbul Sözleşmesi’nin olumsuz örnekleriyle adından söz ettirdiğine dikkat çeken Kumaş, küçük bir kitlenin övdüğü, buna karşılık milletimizin tamamına yakınının eleştirerek feshedilmesi yönünde hemfikir olduklarına vurgu yaparak şöyle dedi:

“İstanbul Sözleşmesi yıkıcı tahribatı nedeniyle büyük bir kitle tarafından eleştiriliyor. Tahribat daha ilk maddeyle başlıyor ve ardından gelen maddelerle toplumun ahlaki yapısına öldürücü darbeyi vuruyor. Sözleşmenin birinci maddesinin d fıkrasında kadına şiddet konusu ele alınıyor. Avrupa Konseyinin haçlı zihniyetiyle hazırlamış olduğu bu sözleşme Müslüman kadınları koruyamaz. Müslüman kadınların korunmasına yönelik sosyal düzenleme Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber Efendimizin sünneti seniyelerinde bellidir. Bizim kadınları korumak için takip edeceğimiz yol budur.

“Cinsiyet Eşitliği” Adı Altında Ahlak Yapımızın Temeline Dinamit Konulmuştur

Sözleşmenin 3. ve 4. maddelerindeki “cinsiyet eşitliği” adı altında bir kavmin helak olmasına yol açan ahlaki felaket ile nesillere örnek olan ahlaki yapımızın temeline dinamit konulmuştur. Kadınla kadının, erkekle erkeğin evlenmesinin önü açılmıştır. Bu kapsam da bunların bir araya gelerek dernek kurmaları sağlanmıştır. 8. madde ile cinsiyet eşitliğini destekleyen sivil toplum kuruluşlarına mali destek verileceği taahhüt edilmiştir. Bu kapsamda çalışma yapan LGBTI vb örgütler, milletin alın teriyle kazanıp devlete ödediği vergilerden pay alabilmektedirler. 4. maddenin d fıkrası ile kadının erkeğe her türlü dayatması meşrulaştırılırken, erkeğin kadınından çay istemesi dahi kadına şiddet kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Kadınların ve Erkeklerin Davranış Kalıplarının Değiştirilmesi Hedefleniyor

12. maddenin 1. bendindeki “Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır” ifadesiyle gerekirse dini emirler ile mücadele edileceği güvencesi verilmiştir.  “Kökünden kazımak” ifadesi Ankara Barosu’nun “sesi çağlar öncesinden gelen” ifadeyi çağrıştırmaktadır ve kastedilen İslam dininin insanlığa hayat veren mesajlarıdır.

Sözleşmenin 48. maddesinde, “Taraflar bu Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere, zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerini yasaklamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır” maddesi açık açık, “kardeşinizin arasını düzeltin” diyen İslam’a ve fıtratında uzlaşma bulunan insanlığa meydan okumadır. Hâlbuki İslam ve insanlık tarihin her döneminde arabuluculuğu önemsemiştir.

Sözleşmenin orijinal metninde başlık “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olmasına rağmen Türkçe’ye “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” şeklinde çevrilmesinin iyi niyetli bir sonuç olduğu söylenemez.

Karakollar da ve Mahkemeler de Kadının Beyanı Esas Alınıyor

Ayrıca birbirlerini koruma altına alan İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı kanun kapsamında “Kadının beyanı esas alınır” maddesi gereğince 2019 yılında 553 bin 463 erkek evden uzaklaştırılmış, aile kurumu tamiri mümkün olamayacak tahribatlar almıştır. Hulasa, İstanbul Sözleşmesi, ayrıntılı bir şekilde analiz edildiğinde aile kurumunu ve toplumun ahlaki yapısını çökertecek bir içeriğe sahip olduğu rahatlıkla anlaşılacaktır.

Sözleşme Tek Taraflı Fesh Hakkını Veriyor

 Sözleşmenin 80’inci maddesinde geçen “Taraflardan herhangi biri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle, herhangi bir zaman bu Sözleşmeyi feshedebilir” ibaresi sözleşmenin rahatça feshedilebileceği imkânını vermektedir. Milletimizin tamamına yakınının ciddi tepki göstermesine rağmen Hükümetin kişilerin hala elle tutulur bir adım atmaması kafalarda soru işaretleri bırakmaktadır.

Diyanet Bir-Sen olarak yüksek sesle tekrar ediyoruz: Dinimiz İslam, asil milletimiz ve kutsal kurumumuz aile için hayırlı bir şey yapılmak isteniyorsa İstanbul Sözleşmesi acilen feshedilmelidir.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdi 2020-05-13 00:47:33

İstanbül sözleşmesi istanbulu iktidardan aldı ve yakında Türkiye yi akp den ayıracaktır

Avatar
Tamam 2020-05-16 20:42:50

ya ne alakası var... şeytan var mı var .. şeytanı ortadan kaldırma imkanı var mı yok... o zaman herkes nefsini terbiye edecek ona buna suç atmayın...

Misafir Avatar
pirifani 2020-05-16 22:12:16 @Tamam

bizim buralarda bir genç vardı dövme yaptırmıst bana dovmenşn dşndekş hukmunu sordu.kuranda bu konuda acık bir yasak olmadığını dereken ama demeye varmadan tamam haram değilmiş demeye başladı.oglum sen içki içerken uyuşturucu kullanırken ve satarken karı kız kullanır ve satarken kuranın bunların dini hükmüyle ilgilenmiyordun da simdi dövme için mi fetva soruyorsun.gencler artık çocuklar zina yaparken avrup sozlesmeini mi soruyorlar.samanlıkta bastırılan fadimeler eskiden yok mıydılar.bu ülkede 70 li yıllarda sex filimleri çekilir ve afisleri her yerde asılırdı o zamanlar ne sozlesme ne de kriter vardı.bizim gençliğimizdeki mini etekleri bugun giymek cesaret ister.gundem ve kamu oyu sartlara gore oluşur. insanların ozeline pranga vuramazsınız.isteyen istediği yolu seçer yeter ki oz güveniniz olsun.

Beğenmedim! (0)

banner312

banner298