“Sevdiklerinizle siyaset yapmayınız. siyasiler yollarına devam ederken siz dostlarınızı kaybettiğinizle kalırsınız” SÖZÜ NE DERECE DOĞRUDUR?

Aristo’ya atfedilen bu söz kulağa hoş gelebilir. Lakin Aristo’nun kendisi iyi bir siyasetçidir. Eserleri Siyaset felsefesi üzerinedir. Hatta öğrencilerinin kendi sözlerinden esinlenerek hazırladığı eserin adı da Politika'dır. Şimdi “Sevdikleriyle siyaset yapmayan bir Aristo, gidip konuşma imkanı dahi olmayan düşmanları/muarızlarıyla mı siyaset yaptı sizce?”


Elbette siyaset yapacağız. 

Dostlarımıza da siyasetin bütün inceliklerini anlatacağız. Siyaset, dini tebliğ etmek gibidir. Pazara malınızı sürersiniz ve satışını arttırmak için var gücünüzü kullanırsınız.
 
Dostlarıyla siyaset yapmayan biri pazara mal sürmeyen esnafa benzer. Pazara sürecek malınız yoksa pazardaki beğenmediğiniz malları almak zorunda kalırsınız. 

Şöyle bir düşünün!

Ortada birinin görüşü İslam olup Müslümanlardan yana olan bir parti diğer tarafta ise İslam karşıtı olup Müslüman postuna bürünmüş bir parti olsun.  


Şimdi bu iki partiden biri seçilecek iken biri ortaya çıkıyor ve dahiyane bir şekilde “Aman dostlarınızla siyaset yapmayın. Siyasetçiler yollarına devam eder ama olan sizin dostluğunuza olur” deyip sizi ve sizin gibi bir çok kişiyi susturduğunu varsayalım.

Sizce bu sözden sonra kim susar, kim konuşur?

Ve bu söz sonuçları itibariyle kime ne fayda sağlar?

Veya bu sözün toplumda kabul görmesi sonrasında sizce kim yarışı kazanıp halife olur?
 

Şimdi bunun cevabını hep birlikte arayalım:

Biliyoruz ki küfrün mantığında saldırı vardır. 
İftira vardır. Hokkabazlık, halüsinasyon gösterme, illüzyon ve benzeri hilelerden insana doğruyu eğri, cenneti cehennem, şeytanı rab gösterme gibi pek çok hileler vardır.

 
Yani sonuçta ne derseniz deyin, hangi mantığı kullanırsanız kullanın İslam karşıtlarının taraftarları susmayacak, konuşacak, tüm şeytani mantıklarını kullanarak ikna edebildikleri herkesi ikna edebileceklerdir. 

 Müslümanlar ise fitne korkusu, kul hakkı gibi gerekçelerle her zaman olduğu gibi tatlıya tuzluya karışmamayı erdem sanıp susacak. Kendi adaylarını/partilerini dost kaybetmeme korkusuyla savunmayacaklardır.  

Müslümanların, haklıların, erdemlilerin dost kaybetmeme adına sustuğu bir yerde elbette İslami hassasiyeti olan aday/parti zorunlu olarak kaybedecektir. 

Bu, olayın psikolojik boyutu…

BİR DE OLAYIN SÜNNETULLAH BOYUTU VAR:

Allah, çalışana çalıştığı kadar verdiğine göre haksız da olsa Allah çalışmalarının karşılığı olarak konuşanlara iktidar verecektir. 
Yani İslam karşıtlarının taraftarları dost kaybetme korkusunu düşünmeden konuştukları için sünnetullah gereği yarışı kazanacaklardır. 

OLAYIN DİĞER BOYUTU DA ŞU Kİ,

Bu tür lafları genelde mağluplar, haksızlar, yanlış yerde duranlar kullanmaktadır.

Karşıdaki rakibini alt edemeyeceğini anlayan tekebbür ehli bu tür sözlerle gündem değiştirmek istemektedir.

Konuşacağı sözü olmayanlar, tartışmayı bilmeyenler, ilmi donanıma sahip olmayanlar maalesef bu tür hokkabazlıklarla hak taraftarlarının mücadelesini süfli bir mücadele imiş gibi gösterip susturmak istemişlerdir. 

Rahmetli Erbakan’ın şu sözünü hatırlatmak isterim ki, “Siyasetle uğraşmayan Müslümanı, siyasetle uğraşan Yahudi yönetir.”

Hala susmayı ve dost kaybetmemeyi düşünenlere bu yazıyı ithaf ediyorum.

Ben siyaset yaparım. Hakkı da savunurum. Hakkın yanında duranları da savunmak benim üzerime bir borçtur. Ortada yangın varsa söndürürüm. Söndüren varsa gider yardım ederim. Emri bil maruf nehyi anil münkerin bana farz kılındığı yerde dost dinlemem, dost kaybedeceğimi düşünüp kenarda beklemem.

Anlatırım, yırtınırım bir şekilde muhatabımı ikna ederim. 

Velev ki ben yanlış yaptım veya yanlış siyasetçinin yanında durdum. Konuşmadığım ve benim incineceğimi düşünerek konuşmayanların olduğu bir yerde bu yanlışımı nasıl görebilirim ki… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.