Son günlerde eskiyi yad edip gündem adına Celladına aşık videoda görülen  Müslümanlar ve tweette görüldüğü gibi onları alkışlayan Müslümanlara rastlıyoruz. 


Bu tipler Kafirlerin yanında esas duruşa geçerler, sonra da kardeşliğimiz, dostluğumuz gitti diye yırtınırlar. 


Oysa Nebevi tarihe bakıldığında 3 aşama dikkatimizi çeker: 
1- Bedir Savaşına kadar geçen Mekke Dönemi
2- Mekke’nin Fethine kadar geçen Bedir Savaşı sonrası dönem
3- Mekke’nin Fethi sonrası dönem.

Bu üç merhalenin her biri sosyal, psikolojik, askeri ve ekonomik yönüyle birbirinden tamamıyla farklıdır. Farklı olduğu kadar sonuçları ve ortaya çıkardığı karakter şekliyle de bu dönemler birbirinden çok farklıdır.

Bu dönemlerin her biri, hayatı boyunca BİR KİMSENİN veya BİR TOPLUMUN başından geçebilir. 

Ve müslüman karşılaşacağı bu şartlara göre kendini yenilemek ve hazırlamak zorundadır.

Geçmişi yadedip çözüm üretmemek Müslümanın karakteri değildir. Müslüman karşılaşacağı yeni durumlar karşısında yeni çözümler üretmek zorundadır. 

İflas etmiş tüccarın eski defterleri karıştırdığı gibi eskiyi yad edip yeni durumlar karşısında çözüm üretemediği durumların faturasını ZAMANA, YÖNETİME, ŞU BU PARTİYE VEYA, ONA BUNA kesmek çaresizliktir.

Dün belki de Bedir öncesi dönemdi. 

Bu gün Bedir sonrası dönemi yaşıyoruz. 

Daha şimdiden feryat eden ama çözüm üretmeyen bu tipler Anayasanın değişip tümden Mekke'nin Fethi sonrası döneme denk gelseler ne yapacaklar gerçekten merak ediyoruz. 

Bedir öncesi dönem iyi olsa idi Allah, Peygamberine "Orayı terket, Medine'ye artık hicret et!" demezdi. 

Aynı şekilde arkadan dolap çeviren Yahudilerine ve Hocaefendinin şikayetlendiği günümüz Müslümanlarına benzer Münafıklarının peydahlandığı Medine ortamında ne Allah Resulü ve ne de ashabı asla ve asla serzenişte bulunup bir kez olsun Mekke'nin zorlu ama samimi günlerini yad etmediler.

Bu nasıl mantıktır ki zulmün olduğu günlere Müslüman hasretle bakabiliyor. 

Şahsen ben bu tipleri Fravunun altında kölelik ruhu edinmiş, yokluk içinde mutluluğu erdem sanan yahudilere benzetiyorum. 

Kendilerine özgürlük, mülk edinme hakkı ve devlet bahşeden Musa (as)'e Yahudilerin, “Sen bizi firavunun yanından aldın getirdin buralara. Hiç olmazsa Fravun hayatımızı bağışlamış bize soğan ekmek veriyordu. Sen ise bizi öldürmeye getirdin” itirazında bulunmaları ile bu tiplerin serzenişleri birbirine çok benziyor. 

Laik despot rejimin altında dost ve düşmanın belirsiz olduğu, FETÖ gibi hainlerin dahi dost olarak görülüp denize düşenin yılana sarıldığı gibi sığınıldığı, başörtüsünün okullarda ve kamuda yasaklandığı, Müslüman sermayenin boğulduğu, İslama dair tüm sembollerin aşağılandığı, imam hatip ve kur’an kurslarının yasaklandığı, dava derdi olanların içeri tıkıldığı aksine gayri islami her ne varsa yüceltildiği bir dönemin muhabbetinden dem vurmak başka ne ile izah edilebilir ki…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.