“Uzak Tanrı” inanışı aracıları, aracılar da şirki beraberinde getirmektedir. Peki, kendisini Allah’a uzak sayan bir kişi nasıl bir mantık yürütmektedir ve neden bir aracıya gereksinim duymaktadır? Allah ile arasına aracı edinen kişiler kendilerini genellikle şöyle savunurlar:

“Allah tıpkı bir şirketin müdürü gibidir. Bizim eksiğimiz ve kusurumuz çok olduğundan doğrudan müdürün huzuruna çıkmaya yüzümüz yoktur, bizim yerimize veliler, nebiler arabuluculuk yaparlar ve şefaat ederler. Mesela müdür ile aramızda santral, güvenlik, yardımcı, bu müdürün eşi vs. vardır. Pat diye müdürün huzuruna çıkılmaz bu yüzden aradaki aracılara zorunlu olarak ihtiyaç vardır. Onların aracılığı ile işlerimiz yürür, ihtiyaçlarımızı onları kullanarak bildirirsek müdür bu kişileri kırmayacağından onların hatırına isteklerimize olumlu cevap verilecektir.”

Aşağı-yukarı tüm aracı edinenler benzeri gerekçeler öne sürerler. Ancak kıyaslama her açıdan yanlıştır. Her şeyden önce Allah işlerini tek başına idare edemeyen bir vali, padişah ya da müdür değildir. Bu yüzden şirket kurmaz ve yapacağı işler için kimseden yardım almaz, her şeye gücü yetmektedir. Yine Allah’ın santrale ihtiyacı yoktur, zaten her şeyi duyar ve kimseden zarar görmesi söz konusu olmadığından güvenliğe ihtiyacı yoktur. Allah hiç kimsenin duygusal baskısı ile karar vermez ya da verdiği kararı değiştirmez. Konu bu derece açıkken âlemlerin Rabbi olan Allah’ı, kendi sıkıntısını bile gideremeyen fani bir varlıkla kıyaslamak, şirk değilse şirk nedir?![1]

“Yaratan, yaratamayana benzer mi? Hiç düşünmüyor musunuz?” (Nahl, 17).

Mahmud Ustaosmanoğlu başkanlığında hazırlanan Ruhul Furkan isimli tefsirde (!) şunlar yazılıdır:

“Eğer sen, bir şeyhe bağlanmadan bin sene kendi başına Allah’a kavuşmak için inleyip dursan, böylece o Mevla Teala’yı bulman mümkün değildir. Sen, o padişahlar padişahı olan Mevla Teala’yı, onun aynası mesabesinde olan kâmil insandan gözet. O kâmil insanın gönlüne girerek, Mevla’ya varan yolu bul. Hemen onlara gönül bağlayıp (rabıta edip) Hakka gidelim.”[2]

Hani Allah bizlere şahdamarımızdan daha yakındı? Siz Allah ile kulları arasına bin yıldan fazla mesafe koyacaksınız ve bunu Kur’an tefsiri diye insanlara aktaracaksınız. Kur’an’a yapılan bu saygısızlık elbette ki Allah tarafından cezasız bırakılmayacaktır. Tek başına Allah’a ulaşamama inancı Hıristiyanlıkta mevcut olup alıntıda görüldüğü gibi Müslümanların arasına hatta tefsirlere sokuşturulmuştur. Hıristiyanlar şöyle derler:

“Azizlere dua edilirse, bu davranışın maksadı, onlara tapınmak değil, bilâkis onların şefaatini dilemektir; demek ki, onlar Allah ile kulları arasında bir nevi arabulucu görevini görürler. Onlar artık Allah'ın yanında bulunurlar, hem de bütün kusurlarından arınmış bir durumdadırlar; bundan dolayı onların niyazları günahkâr olan bizim niyazlarımızdan daha kolayca kabule şayan olmalıdırlar; bu sebepten dolayı ve bu maksatla Hıristiyanlar onlara başvurabilirler; onlar Allah indinde kendileri için şefaatte bulunsunlar diye onlara dua eder ve yalvarırlar.”[3]

Görüldüğü gibi Hıristiyanların Azizlere bakışı ile Müslümanım diyen bazı kimselerin velilere bakışı neredeyse aynıdır. Onlardaki aracılık inancı maalesef bize de bulaşmıştır. Özellikle de tarikatçı çevreler Azizler için icat edilen arabuluculuk-şefaatçilik görevini evliya-veli adı altında Müslümanlar arasında yaymaktadırlar.

Şirkin temelinde Allah’ı çok uzaklarda zannetme sapkınlığı vardır.[4] İnsan Allah’ı çok uzak kabul edince araya birilerini sokarak işlerini halletme yoluna gitmektedir. Her ne kadar araya koyduğu kişiye “Bu Allah’tır” demese bile, Allah’a dua edip yalvardığı gibi bu kimselere de dua ettiği için müşrik olmaktadır.

O, merhamet edenlerin en merhametlisi olduğu için kulu ile arasına aracılar edinmez ve bizzat kendisi ilgilenir. Sizin aracı edindiğiniz kişiler de O’nun rahmetine muhtaçtır. O, kimseyi dışlamaz tersine yukarıdaki anlayış Allah’ı dışlamaktır, zira artık kişi için önemli olan Allah’ın değil aracı edindiği şahsın rızasıdır. Bu tür örneklemeler ile aracı şahıs zamanla ilahlaştırılıp Allah’ın yerini almakta ve artık doğrudan ondan medet umulmaktadır. Allah yerine Hz. İsa’ya yalvaranların durumu buna örnektir. Böyle bir örnek vermenin bizzat kendisi, Allah’ı kullara benzettiği için şirktir. Hiç Allah aciz bir müdür ya da vali ile kıyas edilir mi? O, bizi bu konuda şöyle uyarmıştır:

“Allah ile birlikte, onlara göklerden ve yerden verecek hiç rızka sahip olmayan ve vermeye de gücü yetmeyenlere kulluk ediyorlar. Allah hakkında örnekler göstermeyin. Allah elbette bilir fakat siz bilmezsiniz.” (Nahl, 73-74).

İki şey arasında kıyas yapılabilmesi için aralarında birtakım benzerlikler olması şarttır. Kıyaslamayı yapan, her şeyden önce “Allah mı kullarına benziyor yoksa kullar mı Allah’a benziyor?” sorunun cevabını vermek zorundadır. Allah ile kulları arasında bir benzerlik olamayacağına göre, az önce işaret edilen kıyaslamanın da dinde yeri olamaz. Kur’ân bu konuda son derece açık mesaj vermektedir:

"… Kâfirler Rab’lerine (başkalarını) denk tutuyorlar." (En'am, 1).

Şirkin bu türü dindar kesim arasında daha yaygındır. Allah’ı yaratılmış varlıklara benzeten her örnekleme şirktir. Yukarıdaki örnekleme açıkça “şirki, şirk ile delillendirmektir.” Zira kişinin Allah ile arasında aracı kabul etmesi şirktir, onu savunmak için verilen örnek daha açık şirktir. 

Allah hakkında yapılan kıyaslamalar ve akıl yürütmelerin hiçbiri Kur’an temelli değildir. Sadece vehimdir ve kişinin kendi kendisini aldatmak için ürettiği kurgulardır. Allah kendisini tanıtmıştır:

“O'nu kabul ettikten sonra Allah hakkında tartışanların bütün delilleri Rableri katında geçersizdir, boştur. [O'nun] gazabı üzerlerine çökecektir ve onları şiddetli bir azap beklemektedir” (Şura,16).

Görüldüğü gibi Allah kendisi hakkında akıl yürütmeleri değil, yine kendi kitabını delil kabul etmektedir. Allah böyle kıyaslamaları geçersiz sayıyorsa elbette bizim için de hiçbir değeri yoktur. Allah kimse ile arasına mesafe koymaz ve yaklaştırıcılar edinmez. O’nunla kulları arasında “ara” yok ki, aracıya gerek duyulsun. 

 

[1] Muhammed Nasruddin El Bani, Tevessül, s: 187-190, Ahmed Kalkan, Müslümanın Akaidi -İnanç Esaslarımız-, s: 764-765.

[2] Mahmud Ustaosmanoğlu başkanlığında hazırlanan Ruhu'l-Furkan Tefsiri, c: 2, s: 81.

[3] Xavıer Jacob, Sorabilir miyiz? Hristiyanlık Hakkında En Çok Sorulan Sorular, s: 70-71.

[4] Mustafa İslamoğlu, İslam Nedir?, s: 152-153 ve Yaşar Nuri Öztürk, Din Maskeli Allah Düşmanlığı: Şirk, s: 42-46.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kemal 2019-02-28 05:58:17

vAllahi doğru söylemiş, şimdi mezhepsiz vahhabi deyip bu arkadaşa saldıracaklar ama sözleri doğru. gerçekten bu tasavvuf pislik, batıl bir din

Avatar
ali acar 2019-02-28 05:58:52

çok güzel tespit. bu veliler nereye el atmışsa orası israil amerikan işgalinde

Avatar
ebu hureyre 2019-02-28 06:04:45

dinihaberin dediği bir şey var. vatikanın veliler ordusu. şu yazıyı okuyup şu videoyu dinleyince bunların gizli hristiyan misyoneri olduğu ve müslümanları saptırdığını düşündüm

Avatar
Erman 2019-02-28 08:46:20

Yine harika bi yazi fehmi hocam.Allah ilmini arttirsin.

Avatar
Mehmet Ali 2019-02-28 20:33:32

Allah'ı bulmak için Şeyhmi lazımmış....
Bu şeyh diye geçinenler her kimse herhalde Cennette yerleri garantiyemi almışlar...

Direk RABBE BAĞLI OLMAK VARKEN KULA NE GEREK VAR...

Avatar
süleyman hancı 2019-02-28 06:00:13

ali erbaşın dinihaberleri neden kapadığını daha iyi anladım. adam ehli sünnet. tabi dinihaberler ali erbaş pek sevdiği fetö, süleymancılar, menzil ve ismailağayı ortaya çıkarıyor

Avatar
Diyarbekir21 2019-02-28 21:54:13

la bu mamutu sirk maymunu gibi ne ortalıklarda dolaştırıyonuz herifin kafa gidik. üretmiş olduğu paralel din sonucu resmen Allah belasını vermiş yani aklını almış. sana hamd olsun Allahım bu mahmudun belasını verdiğin için

Avatar
pirifani 2019-02-28 07:56:02

evrenesoglunun cilalisi.bilindigi gibi tarikatlarda gizlilik esastir.disardaki cemaate soyledikleri ile kendi baglilarina anlattiklari ayni seyler degildir.baglilarina anlattiklari da derecesine gore degisir.bazi sirlarini yavas yavas alistirarak verirler.mevzubahis cemaat yukarda bahsettigim kurallara uymada diger tarikatlara nazaran biraz lackalasmis vaziyette.anlamamak icin saf olmak lazim.ne demek Allaha ulasmak?muhammed esittir Allah.ruyamda peygamberi gordum tipki bizim efendi hazretleri.ete kemige burundum mahmut olarak gorundum.vahyi perde arkasindan cebraile verende Allah degil peygamberdi.dillerinin altindaki baklayi cikartalarina gerek yok bu kadar sapik sozle de anlatmak istedikleri anlasiliyor. seyhe baglanarak ulasilan Allah degil seyhtir.seyhte Allaha esit olan peygamberin tipkisi olduguna gore ve hatta ete kemige burunmus hali olduguna gore dillerinin altinda geveledikleri ortaya cikiyor.sakin abartiyorsun demeyin isin asli bundan ibarettir.

Avatar
pirifani 2019-02-28 12:42:43 @pirifani

yeri gelmisken yazarin piyasada iki kitabi oldugunu tasavvufla ve geleneksel din anlayisiyla daha sistematik bilgilere bu ve benzeri kitablardan ulasilabilecegini hatirlatirim.bilhassa bu yazinin altina kufur ve hakaretler yazan ve delilsizce Allah dostlarina sovuldugunu idda eden yorumcularin tasavvuf konusunda reddiye literaturunu okumalarini tavsiye ederim.her ne kadar tek tek ayetler yeteriyse de meselenin daha kapsamli anlasilabilmesi icin dogrudan tasavvuf ve tarikatlarin elestirildigi kitablarda detayli bilgi bulabilmek mumkindir.tasavvufi bilgi ruya kesif ve ilhama dayanir.islam ise kuranin mana kapsami icerisindedir ve tamdir yani kesif ruya ve ilhamla tamamlanmaya veya daha iyi hale getirilmeye ihtiyaci kesinlikle yoktur.dualarinda Allaha guvenmeyip araci koyanlarin islami ogrenmekte de kurana guvenmeyip uyduruk kitablara guvenmeleri cok gorulmemelidir.

Beğenmedim! (1)