Yeni Zellandadaki Camide yapılan katliam hakkında vatandaş diyor ki:

"Bir terörist bile müslümanları katlederken ayırım yapmıyor bu şu cemaatten şuda bu tarikatten demeden öldürürken müslümanların bir terörist kadar aklı çalışmıyor ve kendi aralarında tefrikalar çıkararak birlik  kardeşlik ve cihadtan uzak duruyorlar.

 İşte buna çok üzülmek lazım.”

Bu tür olayların ertesi günü en çok dile getirilen temenniler bu şekilde dile getirilir. Ve bu sözü etmekle vatandaş Hüsnü çok büyük bir laf ettiğini sanır. Bu tür sözlerde niyet hak olsa da yapılan kıyas yanlıştır.

Bir defa savaş mutlak değil dünya şartları içinde gerçekleşen alelade olaylardandır.

Savaş, kıtlık, terör, hastalık anları ancak birlikte bir program dahilinde topluca hareket etmeyi gerektirir lakin herkesin fikirlerini bir kenara bırakarak bir araya gelmesini gerektirmez.

Bu olayı tersinden okuyacak olursak. Biz Müslümanlar da Hristiyanlarla girdiğimiz bir savaşta karşımızda bulunan askerlerin “Protestan, Katolik, Ortodosk” mezheplerine bakmayacağımız gibi dinsiz veya içlerinde bulunan Müslüman askerleri de ayırt etmeden öldürürüz. Bizim onları topluca öldürmemiz onların kendi ideallerini bir kenara bırakarak bir araya gelmelerini gerektirmiyor.

Ya da diyelim geldiler. Hangi mezhep üzere…

Veya şöyle düşünelim.

Diyelim bir araya geldik. Şimdi tüm yanlışına, haset ve düşmanlığına rağmen bir hurafeciye nasıl güvenip sırtımızı döneceğiz. Tersinden bakacak olursak bir hurafeci ömrünü “mealci” deyip suçladığı ve tekfir ettiği birine nasıl güvenip sırtını dönecek.

Hadi burayı da geçtik. Güvendik, arkamızı döndük. Konu komutaya geldiğinde herkes liderliğe oynamak ipi elinde tutmak ister. Bilen, adil ve merhamet sahibi olanlar asla bilmeyenlere; Hakkı hakk nazarıyla bilmeyenlerin adalet ve merhametten yoksun olduğunu bile bile onlara tabi olmayacağına yakinen şahit olmuşken onlara liderliği vermez, tabi olmaz ve her halükarda savaşta da olsa kavga çıkar.

Hz. Ali, Hasan ve Hüseyin’in mücadeleleri bu meyandadır.

Düşmana karşı birlik olmada devlet müstesnadır.

Devlet çarkı farklı görüşte olanları bir araya toplar. Başlarına bir komutan atar. Farklı görüşte ve hatta farklı dinde olanları dahi toplu olarak bir noktaya hedefler ve yürütür.

Bu nihayetinde tevhit değil organize harekettir. Tıpkı Uhud’ta münafıklarla birlikte müşriklere; Yahudi ve münafıklarla birlikte Hendek’te müşriklere karşı savaşıldığı gibi… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
pirifani 2019-03-17 19:59:26

endulus orneginde bunu cokca gorduk musuman devletler hristiyanlardan yardim alarak muslumanlarla savastiklari gibi hristiyan devletler de muslumanlardan yardim alarak hristiyan devletlerle savasiyorlardi.zellandadaki saldiriyi cok detayli dusunmeli ve cok dikkatli yorumlamaliyiz.mesele hilal hac catismasini musluman korkusu ve nefretini barindirmlkla beraber bunlari cok ashan yonleri vardir.